Kişisel Blog Yazıları #125: İnsan, sıkılan bir varlık...

Birkaç gündür durduk yerde anksiyetem tutuyor. Ortamda beni geren bir şey de yok halbuki. Belki de düşündüğüm şeylerden farkında olmadan geriliyorum.

Bugün yeni bir kitaba başlamayı düşünüyordum ama olmadı. Artık yarına.

Now’da yeni başlayan Doktor: Başka Hayatta dizisini izledik. Ortalama bir dizi yani. Tutar mı, bilemedim. Ama şu bir gerçek ki: Millet olarak doktor dizilerini seviyoruz. Biraz, Hekimoğlu havası var dizide.

Babamla YouTube’tan futbol programlarını izledik. Sonra siyasi içerikli programa baktık. “Buna bak bak, insan sıkılıyor” dedi babam. “Aynen öyle baba. İnsan sıkılıyor işte” dedim. Bir an çalışmadığımı ve sabahtan akşam YouTube izlediğimi düşündüm. Sıkıntıdan patlardım. Bir noktadan sonra YouTube falan kesmiyor. İnsan her şeyden sıkılıyor. İnsan, sıkılan bir varlık.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #124: Pazar sabahı yazısı, maç, kitap ve Kadınlar Günü.

Kişisel Blog Yazıları #124: Pazar sabahı yazısı, maç, kitap ve Kadınlar Günü...

Pazar sabahından merhaba. Saat 09:18 geçiyor. Hava güzel. Aydınlık ve güneşli. Tam gezilecek bir hava. Sabahın bu saatinde ne işim var? Hem de pazar pazar. Uyku tutmadı. İş günü olsa uykudan gözlerimi açamazdım. Hepsi psikolojik şeyler işte. Çünkü işe başlamak istemiyoruz falan. Bilindik şeyler.

Dün akşam Galatasaray deplasmanda Beşiktaş’ı, Osimhen’in golüyle 1-0 yendi. Bu sene de şampiyon olmaya çok yakınız.

En sonunda Düş Kesiği kitabını bitirdim. Bir aydan fazla oldu. O yüzden okuyun veya okumayın diyemem. Beğendim mi? Bilmiyorum. Bu kitabı bitirmek bir gurur meselesi haline gelmişti benim için. Ne gereği varsa.

Bugün 8 Mart. Dünya Kadınlar Günü. Başta kadın blog arkadaşlarım olmak üzere tüm kadınların, Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #123: Bir çocuk hayali ve işi bırakan arkadaşım…    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #125: İnsan, sıkılan bir varlık

Kişisel Blog Yazıları #123: Bir çocuk hayali ve işi bırakan arkadaşım...

İş yeri grubuna mesaj attım. “Kanal D’de Arka Sokaklar’ı izliyorum. Besle büyüt, seni öldürsün.” diye. Bir tane kız arkadaş da, “Çocuk iyidir. Karamsar olmayın” dedi. Ondan böyle bir cevap beklemezdim. Meğer içinde anne olma isteği varmış. Daha evli de değil. Birisi de yok hayatında. Umarım gönlüne göre birisini bulur da evlenir diye konuştuk diğer kız arkadaşla. İşte böyle. İnsanların içinde kim bilir ne arzuları, ne hayalleri var bilemiyorsun.

Bir arkadaşım işi bıraktı. “Evde sıkıldığım için işe başlamıştım ama işte daha çok sıkıldım” dedi. Gerçekten çağrı merkezi genelde yoğun ve stresli bir meslek. Dışarıdan göründüğü gibi kolay değil. Güle güle E. Bundan sonra hayatın gönlünce olsun.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #122: Cumartesi akşamı, maç, diziler ve finansal özgürlük düşüncesi…  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #124: Pazar sabahı yazısı, maç, kitap ve Kadınlar Günü

 

Kişisel Blog Yazıları #122: Cumartesi akşamı, maç, diziler ve finansal özgürlük düşüncesi...

Bir cumartesi gününden yazıyorum bu yazıyı. Akşam 18:11 geçiyor.

Bu akşam Beşiktaş-Galatasaray maçı var. Bakalım ne olacak?

Kanal D’de, Güller ve Günahlar dizisi var. Serhat sonunda Zeynep’a aşkını açıklayacak.

X’de, başlayan Türkiye ve İspanya dostluğu var. Sosyal medya böyle hayırlı işlere de vesile oluyor işte.

Aylık gelir getirecek yatırım yapmak lazım. Finansal özgür olmak lazım. YouTube’da bunun üzerine videolar izliyorum. Bakarsınız finansal özgür olmanın bilmem kaç yolu diye yazılar yazarım blogda.

Veliaht dizisi de final yapacakmış. Aslında iyi başlamıştı ama sonradan senaryo pek de iyi gitmedi.

Bir tanesi altın zengin etmez demiş. Finansal özgür olsak yeter be.

Televizyonlarda bayram reklamları dönmeye başladı. Ramazan daha yeni başlamıştı halbuki. Günler işte, geçiyor.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #121: İftar Sonrası Düşünceler: Tatlı, TV ve Kendi Yolunu Bulmak       

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #123: Bir çocuk hayali ve işi bırakan arkadaşım...

Kızılcık Şerbeti, mayıs ayında final yapacak iddiası...

Kızılcık Şerbeti’nin, mayıs ayında final yapacağı iddia ediliyor. Ama ben buna pek ihtimal vermiyorum. Şu anda dizinin reytingleri iyi gidiyor. Hem de bu kadar oyuncu diziden ayrılmışken. Ayrıca dizinin senaryosunda da bir tıkanıklık yok. En son bölümünü biraz izledim. Hikayede herhangi bir zorlama gözükmüyor. Dizi akıyor. Normalde olsa bence de final yapılmalı derdim. Ama şu an için finali gerektirecek bir durum yok bence.

Sabahın karanlığından, akşamın karanlığına çalışıyoruz...

*Bir tane reklamda duydum: “Sabahın karanlığından, akşamın karanlığına çalışıyoruz” diye. Evet, çalışıyoruz. Yine kendime her zaman sorduğum soruyu soruyorum: Dünya, çalışmaktan mı ibaret? Biz dünyaya, çalışmaya mı geldik?

*Kendinizi başkalarıyla kıyaslıyor musunuz? Evet, ben zaman zaman kıyaslıyorum. Evet, bu doğru bir şey değil. Kendime bu konuda engel olmaya çalışıyorum. “Sen kendine bak, başkasına bakma” diyorum. Bazen kibre düşüyorum. “Kendine gel Cem” diyorum.

*Birkaç gündür hızlı okuma üzerine videolar izliyorum YouTube’da. Yok ya, yapamıyorum. Anlamıyorum. İlk başta anlamayabilirsiniz diyor şimdi anlatanlar haklarını yiyemem. Ama ben o kadar uğraşamam. Yavaş yavaş okumaya devam ben. Alın size benden yavaş okuma tekniği: Kelime kelime okuyun. Çünkü ben öyle yapıyorum.

Her haber kanalının bir astroloğu olur mu?

*Bir tane kanalda İran-İsrail savaşının başlamasından sonra astrolog çıkarmışlar. Gelecekte ne olur diye. Bu gidişle her haber kanalının bir astroloğu olur.

*Çok Güzel Hareketler 2’de bir skeçte, Yerinde Dur şarkısından Ramazan manisi yapmışlar. Çok güzel olmuş.

*YouTube’da denk geldim. Bir yazar, başka bir yazarı konuk ediyor. Ama hem konuk edeni, hem konuk olan yazarları tanımıyorum. 4-5 kitapları varmış birde. Konuk eden yazarın ismi: Adora Yağmur. Konuk olan yazarın ismi: Büşra Nur.

*Yavaş yavaş bayram için planlar yapılmaya başlanmış. Daha durun Ramazan ayının ortasına bile gelmedik.

*Now’da, Doktor:Başka Hayatta adında yeni bir dizi başlayacakmış. Türk milleti olarak doktor dizilerini severiz. Bakalım bu dizi tutacak mı?