Kişisel Blog Yazıları #256: Celal Şengör, Odyssey filmi hakkında ne dedi?

Celal Şengör, Odyssey filmi hakkında ne dedi? Bugün İnstagram’da en çok paylaşılan gönderilerden biriydi bu. Daha önce İnterstellar filmi hakkında, “Zırva” demişti. Bakalım bu filme de mi, “Zırva” demiş diye haberi okudum. Christopher Nolan’a verip veriştirmiş. “Çok kötü bir film. Kardeşim, sen Helen’i zenci yaparsan olmaz bu iş. Çünkü Helen’in Homeros’ta tasviri var, sen bunu yapamazsın” demiş. Peki böyle açık bir tasvir varken Nolan neden siyahi bir kadını oynatmış? Bunun hakkında Nolan bir açıklama yapmamış. İnternette de bunun üzerine tahminler yürütülüyor sadece. Oscar ödülü almak için oynattı iddiaları var. anladığım kadarıyla Oscar Jürisi bu olaya önem veriyor. Sonuçta bir destan, o kadar da takmayın diyen de var. Yani ortada net bir şey yok anlayacağınız. Benim görüşüme gelirsek: Madem ki destan da tasviri yapılmış. O zaman siyahi bir kadını oynatmak saçma. Yani Celal Hoca’dan yana oyumu kullanıyorum.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #255: Behzat Ç. Amirim de gözaltında

Kişisel Blog Yazıları #255: Behzat Ç. Amirim de gözaltında

*Güne, Ankara, Etimesgut Belediyesi’ne yapılan operasyon ile uyandık. Bu sefer gözaltına alınan belediye başkanı Erdal Beşikçioğlu’ydu. Yani bilinen adıyla Behzat Ç. amirim. Yıllarca polisi oynadı. Şimdi ise bildiği mekanlarda, bu sefer oyuncu olarak değil, sanık olarak bulunuyor. İddiaya göre yolsuzluk yapmış. Bekleyip, göreceğiz.

*Emrah Safa Gürkan’ın, YouTube kanalında bir videoya denk geldim. Konu: Yakup Kadri ve romanı Yaban’dı. O romanda, Yakup Kadri’nin, Anadolu köylüsünü şeytanlaştırdığı, videonun başlığıydı. Başkaları olsa hemen buna şöyle yorumlarlardı: İşte CHP zihniyeti.

*MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkcı, evinde ölü bulunmuştu. Ufak bir kızı varmış kendisinin. Babacığını hayal meyal hatırlayacak. Ne üzücü değil mi? Hayat işte. Acun da açıklama yapmış. Eren’in yavrusu için bundan sonra elinden geleni yapacağını söylemiş. Senden de bu beklenirdi be Acun.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #254: Niçe’yi bile ağlatan bu dünya, sana bana neler yapmaz be

Kişisel Blog Yazıları #254: Niçe'yi bile ağlatan bu dünya, sana bana neler yapmaz be

*Niçe Ağladığında kitabını sonunda bitirdim. Niçe’yi bile ağlatan dünya, sana bana ne yapmaz be? İşin şakası bir yana: Kitaptaki dostluk çok güzeldi. Hayatın sorgulanması, hayatta yaptığımız seçimlerin sorgulanması ilgi çekiciydi. İlk başlarda bu hikaye nereye varacak diyordum ama sabır edip okuduğuma değdi. Niçe deyince aklıma sadece o pos bıyıkları değil, bu kitaptaki Niçe de gelecek artık.

*Özge Ulusoy, YouTube’da bir programa konuk olmuş. Nerede Arka Sokaklar’da oynayan Özge Ulusoy, nerede şimdiki? Çok fazla estetik yaptırmış.

*MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı, evinde ölü bulunmuş. Ölüm nedeni otopsiden sonra belli olacakmış. Evinde ölü bulunma olayı eskiden bu kadar çok fazla mıydı ya?

*Yeni Parti’nin logosu değişecekmiş. Logo mu logo işte. Logoyu boşverin. Siz insanlara ne vaat ediyorsunuz onu anlatın bence.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #253: Polisler aradıkları şeyi bulmuşlardı     

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #255: Behzat Ç. Amirim de gözaltında

 

Kişisel Blog Yazıları #253: Polisler aradıkları şeyi bulmuşlardı

-Arama iznimiz var. Evinizde arama yapacağız.

-Tabi, buyrun, arayabilirsiniz.

-Siz ikiniz yukarı, siz de diğer odaları kontrol edin.

-Komiserim bulduk.

-Evet, burada bulacağımızı tahmin ediyorduk. Bunu nasıl açıklayacaksınız Hakan Bey?

-Açıklayacak bir şey yok komiser bey. Ben bir bağımlıyım ve bundan vazgeçemiyorum.

-Açık açık itiraf ediyorsunuz demek.

-Evet, komiser bey. Artık inkar etmenin bir manası kalmadı.

-Alın bunu. Gerisi mahkemenin işi.

-Evinde bulmuşlar bunu. İnkar da etmemişsin. Hala inkar etmeyecek misin?

-Hayır, hakim bey, inkar etmeyeceğim? Ben bir bağımlıyım. Suçum neyse de çekmeye razıyım.

-Peki o zaman. Karar. Sanığın suçunu açıkça itiraf etmesi nedeniyle 5 yıl hapis cezasına çarptırılmasına.

-Kardeş, senin suçun neydi?

-Diyetteyken pizza yemek.

Yazarın Notu: Verilen 5 yıl hapis cezası, sanığın iyi hali göz önünde bulundurularak dışarıdan 5 yıl boyunca yemek sipariş yasağına çevrilmiştir.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #252: YouTube daha sonra izle bölümü kaydetmiyor    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #254: Niçe'yi bile ağlatan bu dünya, sana bana neler yapmaz be 

Kişisel Blog Yazıları #252: YouTube daha sonra izle bölümü kaydetmiyor

YouTube’da denk geldiğim ve ilgimi çeken videolardan birini daha sonra izle listesine ekle dedim. Ama bana YouTube uyarı verdi. Maksimum oynatma listesi boyutu aşıldı diye bir uyarı. “Nasıl yani ya? Koskoca YouTube’da da sınır mı olurmuş?” dedim. Birkaç kere deneyip aynı hatayı alınca ben de diğer oynatma listesine kaydetmeye başladım videoları. Sevdiğim müzikler diye bir oynatma listem var. Daha sonra izlemek için ona kaydediyorum artık videoları. Bugün aklıma takıldı bu konu. İnternetten araştırdım bu konuyu. Sınır varmış mı diye. Evet, varmış. 5 bin video sınırı varmış. “Benim o kadar olmuş mu ya?” dedim. Baktım video sayısına. Hakikaten 5 bin videoya ulaşmışım ya. Daha sonra izle bölümü resmen çöplük olmuş yani.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #251: Erkenden uyandırıldım      

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #253: Polisler aradıkları şeyi bulmuşlardı

Kişisel Blog Yazıları #251: Erkenden uyandırıldım

25 Temmuz gününden yazıyorum bu yazıyı. Ama şu an dışarıda yağmur yağıyor, hava soğuk. Sanki kışa giriyormuşuz gibi bir hava var. Whatsapp’tan yazdım mahalle grubuna. “Sanki kışa girdik” diye. Bir tanesi de, “Ne güzel işte” demiş. Kışçılar hemen belli ediyor kendini. Normalde her mevsimi severim ben. Ama son yıllarda galiba yaz ayını çok da sevmemeye başladım. Sıcak çekilmiyor çünkü. Bizimkiler işe gideceğim diye sabah erkenden uyandırdılar beni. “Ne işi. Bugün iş yok ki” dedim. Ama onlar çalışacağımı zannediyorlarmış. Madem uyandım. Kahvaltı da hazır. “O zaman kahvaltı yapalım” dedim. Cumartesi gününe böyle başlamış oldum. Arkadaşla buluşacaktım. Kendisine tatlı sözüm vardı. Ama yağmur dolayısıyla erteledik. Şimdilik böyle işte. Görüşürüz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #250: Türk filmleri arasında zap yaptık            

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #252: YouTube daha sonra izle bölümü kaydetmiyor

Kişisel Blog Yazıları #250: Türk filmleri arasında zap yaptık

Evet, bir cuma gününe daha ulaşmanın mutluluğu içindeyiz çalışanlar olarak. İşte yine geldi hafta sonu. Hiç bitmeyen hafta sonları olsa keşke. Gün gelip zengin olursak neden olmasın değil mi? Ondan sonra her gün hafta sonu olur bizim için. Bu da deliye her gün bayram der gibi oldu. Siz anladınız ne demek istediğimi işte. Bu akşam Star’da Yalancı Yarim, Now’da da Postacı adlı Türk filmleri vardı. Bir parça ondan, bir parça ondan izledik. Onlar bitti. Zap yapıp durduk. Bir şey de bulamadık. Özgür Özel’in Yeni Parti’si kuruldu. Partinin logosundaki N harfi Netflix’in logusuna benzetildi. Daha önce dikkat etmemiştim. Şöyle dikkatlice bir baktım. Gerçekten de benziyor. Saat 23:19 geçiyor. Yavaş yavaş uyku da bastırmaya başladı. Ben kaçar. İyi geceler millet.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #249: Gece, deniz ve bir kedi          

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #251: Erkenden uyandırıldım