Çay güzel olmuş. Bir bardak daha istedim ev sahibinden. Bayram ziyaretinde sohbetin yanına çay da güzel gitti. Kişisel blog yazıları için yazacak konu çıkmıştı işte. Karşı evden çoluk çocuk sesleri geliyordu. Az sonra arabalarına binip gittiler. Herhalde onlar da bayram ziyaretine gidiyorlardı. İçimizden biri, “Ohh be, kafamız dinlendi çocuklar gidince” dedi. Arada hiç birimiz konuşmazken komşuların birinden gelen oynak oyun havalarını duyuyorduk. Tam bayramlık müziklerdi işte. Masadakiler kurban eti doğramaktan yorgun düşmüşlerdi. Gözlerinden uyku akıyordu. Bir tanesi, “Üzerime et kokusu sindi, çıkmıyor” dedi. Bir yandan da ana/kız kıyafet bakıyorlardı telefondan. Üniversite mezuniyet töreni için. Aşağı kattan diğer komşunun sesi geliyordu. “Demek ayakkabıları kaçıran sendin” diyerek köpekten ayakkabısını aldı. Gerçekten bu köpeklerin ayakkabı merakı nedir ya? İçimizden biri, “Ona oynayabileceği bir oyuncak al” dedi. Bu öneriye küfür etmese bari dedim içimden. Ama neyse ki bir şey demedi. Hayat, böyle sıradan anların içindeydi işte. İkinci bardak çayımı bitirirken aklımdan geçen buydu. Kişisel blog yazıları, hayatın içinden yazılarla devam edecek.
*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #185