Kişisel Blog Yazıları #246: Çekirge paniği

Balkanlardan gelen ve şu ana kadar 21 ilde gözüken çekirgeler, millette tedirgin yarattı. İnstagram’da bu çekirgeler ile karşılaşanların bir sürü videoları var. Boyutları biraz büyük. 10 ile 25 cm aralığında. Uzmanlar açıklama yapmış. Korkulacak bir şey yokmuş. Diğer böcekleri yiyerek tarım ve ekosisteme katkı yapıyorlarmış. İnsanlara saldırmazlarmış.

DÜNYA ŞAMPİYONU: İSPANYA…

Dünya Şampiyonu, İspanya oldu. Zaten beklenen buydu. Ama biraz olsun Arjantin’in top oynamasını bekliyordum. Top falan oynamadılar. Buna rağmen maç uzatmaya gitti. Uzatmada 1-0 yendi İspanya. Bu İspanyolları yenmek çok zor.

OĞUZHAN UĞUR DA TUTUKLANDI…

Oğuzhan Uğur tutuklanmış ve cezaevine gönderilmiş. Senden beklemiyordum be Oğuzhan. Babası, “Ekşi yemedik ki midemiz ağrısın” demişti. Bu tutuklamadan sonra ne açıklama yapacak bakalım?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #245: Bu gidişle Niçe değil, ben ağlayacağım

Kişisel Blog Yazıları #245: Bu gidişle Niçe değil, ben ağlayacağım

Sözde bugün Niçe Ağladığında kitabını bitirmeyi planlıyordum ama olmadı. Kaldı yeni haftaya. Bu gidişle Niçe yerine ben ağlayacağım. Bir türlü kitabı bitiremedim.

DÜNYA KUPASI FİNALİ…

Şu anda Dünya Kupası final maçı oynanıyor. Dakika 29. İspanya ve Arjantin arasında. Bence İspanya kazanır. Bizim belediye dev ekran kurmuş maç için ve çay da ücretsizmiş. Ama ben gitmedim ya. Yarın iş var zaten. Gece 12’ye kadar dışarıda vakit geçirip, kendimi yoramam.

YENİ GENÇLİK DİZİLERİ YAPILIR MI?

Kanal D’de, Daha 17 dizisini izliyor bizimkiler. Bu dizi tuttu ya. Bakalım başka gençlik dizileri de gelecek mi?

ODYSSEY FİLMİ, HASILAT REKORU İLE BAŞLAMIŞ…

Christopher Nolan’ın son filmi Odyssey, eleştirmenlerden büyük beğeni toplamış ve vizyona girer girmez de hasılat rekoru kırmış. Bizim Blogger arkadaşlardan izleyen olursa bir yorumlarına bakarız. Daha İnstagram’da da denk gelmedim filmi izleyenlerin yorumlarına.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #244: Özgürlüğe giden durak

Kişisel Blog Yazıları #244: Özgürlüğe giden durak

Otobüs tıka basa doluydu. Hava da sıcaktı. Ter kokuları ve ten kokuları birbirine karışmış, kimyasal bir karışım gibi kokuyordu. 

İşte bu ortam içinde ben de hayata tutunmaya çalışıyordum. 

Böyle bir ortamda anksiyetemin tutmaması içten bile değildi. 

Kendimi devamlı, “Sakin ol, sakin ol, derin nefesler al” diye telkin ediyordum. 

Ne derin nefesler alması. Ne yapıyordum ulan ben? Ortalıkta kimyasal bir gaz gibi bir koku varken ne derin nefesler alması. Ağzımdan nefes alıp veriyordum. 

Hayatım gözümün önünden geçiyordu. Ter kokuları arasında bu dünyadan göçmek istemiyordum. 

Buradan kurtulmamın tek yolu, otobüsten bir an önce inmemdi. 

Birkaç durak önce iner ve yürürdüm. Zaten hava da güzeldi. 

İnecek var düğmesine bastım. Otobüs ilk durakta durdu. 

İnsan selini yara yara ve hala ağzımdan nefes alarak otobüsün kapısından indim ve özgürlüğüme kavuştum.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #243: Bir kahve, bir mesaj ve can sıkıntısı   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #245: Bu gidişle Niçe değil, ben ağlayacağım

Kişisel Blog Yazıları #243: Bir kahve, bir mesaj ve can sıkıntısı

Marketteki kahve makinesinden kahvemi aldım ve kasaya geldim. 

Amerikano için 40 lira verdim. Daha doğrusu karttan çektirdim. 

Genelde kapiçino içerdim ama bu sefer amerikano içeyim dedim. 

Marketten çıktım. Oturacak bir yer aradım. Yürüyerek kahve içemem ben. 

Gölgelik bir bank buldum ve oturdum. 

Yolun kenarında bir banktı bu. Gelen geçen arabaları izledim. 

Kahvemden yudumladım ara ara. Amerikano çok acıymış. Benlik bir kahve değil. Benim için en iyisi kapiçino ya. 

Yıllardır benimle görüşmeyen bir kız arkadaş İnstagram’dan yazdı ve para istedi. Boşanmış ve bir çocuğu varmış. 

Pazartesiye kadar 30 bin lira lazımmış. 

“Bu aralar ben de sıkışığım” dedim. 

Sıkıldım. Kalktım ve yürümeye başladım. 

İlk denk geldiğim çöpe de yarısı içilmiş amerikano kahvemi attım. 

Her sıkıldığımda, hangi ortam olursa olursan, “Ben gidiyorum ya sıkıldım diyebilir miyim?” diye düşündüm. 

Bunu ilk fırsatta denemeye karar verdim.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #242: Taytlı valinin, Taş Fırın Haluk gibi bir arkadaşı olsaydı      

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #244: Özgürlüğe giden durak

Kişisel Blog Yazıları #242: Taytlı valinin, Taş Fırın Haluk gibi bir arkadaşı olsaydı

İddialara göre Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, bisiklet sürerken tayt giymesi nedeniyle görevinden alınmış. Tamam da kanka, ne alaka?

Demek ki valimiz taytı giyerken, “Ben bunu giyiyorum ama başıma bir şey gelir mi?” diye kendisine sormamış.

Bu şekilde de taytlı vali olarak tarihe geçmiş oldu kendisi.

Valinin yanında Çocuklar Duymasın’daki Taş Fırın Erkeği Haluk gibi bir arkadaşı olsaydı böyle olmazdı işte.

“Erkek adam tayt giyer mi?” derdi ve valiyi uyarırdı.

Bana göre de tayt, erkek adamın giyeceği bir şey değil. Kadına has bir giysi gibi geliyor bana.

Ama sırf bu nedenle valiyi görevden almak da ancak bizim ülkenin yapabileceği bir şeydi. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #241: Oğuzhan Uğur, Yeni Parti ve birkaç not

 

 

Kişisel Blog Yazıları #241: Oğuzhan Uğur, Yeni Parti ve birkaç not

*Oğuzhan Uğur’u da, Ahbap soruşturması nedeniyle gözaltına almışlar. Oğuzhan, sen de sahtekar çıkma be. Sen de insanlara güvenimizi yıkma be.

*Özgür Özel, yeni bir parti kurma kararı almış. Partinin adı da, Yeni Parti olacakmış. Ya arkadaş başka isim mi bulamadınız. İstiklal koy, Anadolu koy, anlamlı bir şey koy yani. Yeni Parti ne abi?

*Dondurmayı buzluktan çıkarır çıkarmaz hemen yemeğe başlamayın diyordu bu akşam kanal D ana haberde. Biraz bekleyip, öyle yemeliymişiz. Boğazlarımız şişermiş. Bu da başka rahatsızlıklara sebep olurmuş.

*Tepkikolik’in bu bölümünde Japonya’nın en acı atıştırmalıklarına tepki verdiler. Bu acı olayına karşıyım abi ben ya. Bu acı olayı şakaya gelmez. Böyle denemelerin bazıları hastanede son buluyor.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #240: Yaşı 35 olmuş bir kız arkadaşım dedi ki   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #242: Taytlı valinin, Taş Fırın Haluk gibi bir arkadaşı olsaydı

Kişisel Blog Yazıları #240: Yaşı 35 olmuş bir kız arkadaşım dedi ki

*Yaşı 35 olmuş bir kız arkadaşım, “Eskiden çok enerjiktim. Şimdi hiç dışarıya çıkmak istemiyorum.” dedi. Bir başka arkadaşım da öyle deyince, “Yakında romatizmam, şekerim, kolesterolüm de çok yüksek diye de bahsedersiniz” dedim. Galiba artık daha da erken yaşlılık psikolojisine giriyoruz.

*Kabak yemeği ve kabak kızartması vardı masada. Kabak yemeğini sevmem. Ama kabak kızartmasına hayır diyemem. Hatta baya da sevdiğimi söyleyebilirim. Yoğurtlu da baya güzel olur bak.

*Kanal D’de, Örümcek Adam filmi vardı. Biraz onu izledik. Örümceğin, Pitir’ı ısırması ve Pitir’ın yaşadığı değişim. Bu film bir efsane ve her zaman denk geldiğimde izlerim.

*Hafta sonu iş arkadaşlarıyla dışarıda buluşalım çay/kahve içelim dedim. Biri, düğüne gidecekmiş. Birine, usta gelecekmiş. Biri öyle dedi, biri böyle dedi. Yok arkadaş, sizinle buluşma falan olmaz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #239: Yapay zekaya efsanevi isim önerileri   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #241: Oğuzhan Uğur, Yeni Parti ve birkaç not