Sabahın karanlığından, akşamın karanlığına çalışıyoruz...

*Bir tane reklamda duydum: “Sabahın karanlığından, akşamın karanlığına çalışıyoruz” diye. Evet, çalışıyoruz. Yine kendime her zaman sorduğum soruyu soruyorum: Dünya, çalışmaktan mı ibaret? Biz dünyaya, çalışmaya mı geldik?

*Kendinizi başkalarıyla kıyaslıyor musunuz? Evet, ben zaman zaman kıyaslıyorum. Evet, bu doğru bir şey değil. Kendime bu konuda engel olmaya çalışıyorum. “Sen kendine bak, başkasına bakma” diyorum. Bazen kibre düşüyorum. “Kendine gel Cem” diyorum.

*Birkaç gündür hızlı okuma üzerine videolar izliyorum YouTube’da. Yok ya, yapamıyorum. Anlamıyorum. İlk başta anlamayabilirsiniz diyor şimdi anlatanlar haklarını yiyemem. Ama ben o kadar uğraşamam. Yavaş yavaş okumaya devam ben. Alın size benden yavaş okuma tekniği: Kelime kelime okuyun. Çünkü ben öyle yapıyorum.

Her haber kanalının bir astroloğu olur mu?

*Bir tane kanalda İran-İsrail savaşının başlamasından sonra astrolog çıkarmışlar. Gelecekte ne olur diye. Bu gidişle her haber kanalının bir astroloğu olur.

*Çok Güzel Hareketler 2’de bir skeçte, Yerinde Dur şarkısından Ramazan manisi yapmışlar. Çok güzel olmuş.

*YouTube’da denk geldim. Bir yazar, başka bir yazarı konuk ediyor. Ama hem konuk edeni, hem konuk olan yazarları tanımıyorum. 4-5 kitapları varmış birde. Konuk eden yazarın ismi: Adora Yağmur. Konuk olan yazarın ismi: Büşra Nur.

*Yavaş yavaş bayram için planlar yapılmaya başlanmış. Daha durun Ramazan ayının ortasına bile gelmedik.

*Now’da, Doktor:Başka Hayatta adında yeni bir dizi başlayacakmış. Türk milleti olarak doktor dizilerini severiz. Bakalım bu dizi tutacak mı?

ABİ dizisinden sevdiğim replikler...

ABİ dizisinden sevdiğim repliklerin sahibi Berdan. En başta, “Nerden çıktı bu adam” dememe rağmen sonradan replikleri hoşuma gitti. Doğan’a, “Cunyır Hanciogliii” demesi. Çağla’ya da, “Çağla gızı”, “Çağla gız” demesi. Sinan’a da, “Sino” demesi ve telefonuna Sinan’ı, “Yılan” diye kaydetmesi. Gerçekten bu adam rolünün hakkını veriyor. Oyuncunun ismi: Diren Polatoğulları. Kendisini sima olarak biliyorum ama ismine hiç bakmamıştım. Ta ki bu yazıya kadar.

*Önceki yazı: Masumiyet Müzesi’nde Kemal’in, Füsun’un evinden eşya araklaması…

Masumiyet Müzesi'nde Kemal'in, Füsun'un evinden eşya araklaması...

Masumiyet Müzesi kitabında Kemal’in, Füsun’un evinden devamlı eşya araklamasının komik videolarını yapmışlar İnstagram’da. Çok komik olanları vardı. En beğendiğimi şuradan izleyebilirsin. Türk milleti olarak hemen işin mizahını çıkarmak için hazırda bekliyoruz adeta. Bu dizi, Orhan Pamuk’un kitabından uyarlama. Kitabını yakın zamanda okumuştum. Daha diziyi izlemedim. Galiba izlemem de. Kitaptaki sahnelerin aynılarını görecek olmak hiç cezbetmiyor beni.

*Önceki yazı: Pelin Dilara Koçak da havadan sudan canlı yayınlara başlamış...

Pelin Dilara Koçak da, havadan sudan canlı yayınlara başlamış...

Pelin Dilara Koçak yani bilinen adıyla Dilozof da havadan sudan diyerek canlı yayınlara başlamış. Normalde onun tarzı bu değildir. O, video yapar ve yayınlardı. Anlaşılan o ki Dilozof, farklı bir yayıncılık anlayışına geçiyor. Video başlığında havadan sudan dışında Masumiyet Müzesi de yazıyordu. Havadan Sudan dediğine göre Masumiyet Müzesi dışında da farklı konulara da değindi herhalde. Boş bir vakitte izleyeceğim. Bakalım havadan sudan diyerek hangi konulardan bahsetmiş?

*Sonraki yazı: Masumiyet Müzesi'nde Kemal'in, Füsun'un evinden eşya araklaması...

Kişisel Blog Yazıları #121: İftar Sonrası Düşünceler: Tatlı, TV ve Kendi Yolunu Bulmak

Evet, bugün Ramazan ayının dördüncü günü. Dördüncü iftarımız da yaptık. Bazen iftarda fazla kaçırıyorum. Buna dikkat etmem lazım. İftardan sonra çay ve tatlı da güzel gidiyor şimdi.

Star’da, Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin yeni bölümü vardı. Biraz onu izledik. Ortalama komiklikte skeçlerdi işte.

Düş Kesiği kitabına devam ettim. İftara bir saat falan vardı. Birkaç sayfa okudum. Uyku bastı. İftara kadar vurdum kafayı yattım.

YouTube’da, 9-5’ten nasıl çıkılır? Hem de istifa etmeden başlıklı bir video izledim. İlgi alanınıza göre paylaşımlar yapın diyor sosyal medyada. Tam olarak ilgi alanınızı belirledikten sonra o konuda insanlara yardımcı olmaya başlayın, kendinize bir ağ kurun ve sonra da bir ürün ortaya koyun diyor. Evet, mantıklı da. İlgi alanından bir ürün ortaya çıkartabilir misin, o sorun.

İftardan sonra soğuk baklava çok iyi gitti. Sütlü ve çok hafif olması da harika ya. Ağır tatlı hemen kendini belli ediyor ve insanı rahatsız ediyor. Ama bu tip hafif tatlılar hem zevkle yeniyor hem de ağırlık yapmıyor insanda.

Gün içerisinde işte yorulmuş oluyorsun. İftardan sonra da insana bir ağırlık çöküyor. Saat 22.00 gibi yatağa atmak istiyorum kendimi. Ne dizi izleme, ne kitap okuma, ne de gelişim falan. İnsanın gözü hiçbir şey görmüyor yorgunluktan başka.

Kişisel blog yazıları serisi Ramazan ayında da devam ediyor. Tabi akşam yorgunluktan uyuyup, kalmazsam.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #120: Küçük mutluluk

 

Kişisel Blog Yazıları #120: Küçük mutluluk

Ramazan ayının ilk iftarını da yaptık. Ezanın okunmasını beklemek, topun patlamasını duymak- evet, biz de hala top patlıyor- sonra orucunu açmak. Özlemişiz. İftardan sonra içilen çay da bir başka oluyor hani. Hele de dışarda iftar açtıysanız. Yapılan çay servislerinin ardı arkasının kesilmediğini görüyorsunuz. Seviyorum o hengameyi. Çay tepsilerinde dumanı tüten çayların, çay severlere yetiştirilmesi. Al sana küçük mutluluk.  

Ramazan aylarında şunu fark ediyorum bir de: Normal zamanlarda yemek için çok zaman harcıyoruz. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği. Aslında iki öğün de yetiyor işte. Zaten bazı uzmanlar da günde iki kez yemenin sağlıklı olduğunu savunuyorlar.

Star’da, Sevdiğim Sensin dizisini izledik. İkinci bölümüydü. Konu olarak bence güzel başladı. Ama önemli olan devamı. Yani senaryo. Eğer ki ellerinde güzel bir senaryo yoksa birkaç bölüme patlar bu dizi ve final yapar. Göreceğiz bakalım nasıl devam edecek dizi.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #119: İlk sahur- 2026    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #121: İftar Sonrası Düşünceler: Tatlı, TV ve Kendi Yolunu Bulmak