4 Aralık 2021 Cumartesi

Senin dilin ne söylir Elon Musk...

     Elon Musk, Matrix gibi bir simülasyonda yaşadığımızı açıklamış. Dünyanın düz olduğundan, Piramitleri uzaylıların yaptığına dair bir çok iddiadan sonra bu da hiç şaşırtıcı değil aslında. İpe sapa gelmez şeyler olsa bile dikkatimizi çekiyor işte.

İKİNCİ MÜDAHALE VE BUNA TEPKİ…

     Dolar ve Euro aralarında, “Ben seni geçeceğim”, “Yok, ben seni geçeceğim” tartışması yaparken Merkez Bankası, ikinci kez piyasaya müdahale etti. Prof. Dr. Özgür Demirtaş ise, “Rezerv satmayın” dedi.

TÜİK, “YASSAH” DEDİ…

     CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜİK’e alınmadı. Bu olaydan sonra TÜİK, Twitter hesabını yorumlara kapatmış.

GAZETE OKUMAYI ÖZLEMEK…

     Geçen hafta gazete almıştım. Ancak fırsat bulup da okuyabildim. Hafta sonu ekleri güzel oluyor gazetelerin. Gazete okumayı özlemişim.

Share:

2 Aralık 2021 Perşembe

Üç öğün pizza yemek...

      Show TV’de bir tane dizi vardı. Yerli Malı’ydı galiba ismi.

     Sabah akşam yemekte pizza yiyorlardı. Ben de o aile gibi sabah akşam pizza yemeyi deneyimlemek isterdim.

     Eskiden pizzaya karşı böyle bir sevgim yoktu. Ama nedense son zamanlarda çok sever oldum.

     Ve günde üç öğün pizza yiyebilirmişim gibi hissediyorum. Tabi bu, sadece bir his.

     Sonuçta ne olursa olsun, insan bıkar yediği şeyden. Farklı tatlar arar.

     Bu arada aklıma şu geldi yazıyı yazarken: Belki çoktan bir YouTube kanalı pizza yemenin videosunu yapmıştır.

     Bir gün, sadece pizza yedim gibi başlığı olan bir video mesela.

KAPANAN BİR DERGİ…

     Mekan Dergi diye bir dergi vardı. Az önce resmi İnstagram hesaplarında gördüm. 12’inci sayıları ile veda ediyorlarmış.

     Bu habere üzüldüm. Galiba bu dergiciliğin kaderinde olan bir şey. Gün gelip kapanmak.

     Çok ünlü yazarların bile dergileri kapanmış. Ama her şeye rağmen bir şeyler yapmışlar. 12 sayı çıkarmışlar. Denemişler.

     Bu bile çok güzel bir şey. Dışardan gördüğüm kadarıyla, isim yapmış dergileri çok takip eden var.

     Masa, Kafa, Kafka Okur gibi dergiler, en azından kendilerini geçindirecek kadar kazanıyorlardır diye düşünüyorum.

     Umarım yanlış düşünmüyorumdur. Yeter ki kazansınlar ve böylece edebiyat ateşi hiç sönmesin.

BİZİ 4 BİN LİRA KESER Mİ?

     Asgari ücret görüşmeleri başladı. 2022 yılı için asgari ücret 3750 lira düşünülüyormuş.

     Bugün medyaya yansıyan haber böyleydi. Bence bunu 4 bin liraya bağlarlar. Net elimize 4 bin lira geçer. Ama bu rakam bizi kurtarmaz.

     Paranın değeri her gün düşüyor. Her ay ya da 2-3 ayda bir, asgari ücrete zam yapılması gerekir ki, asgari ücretli ezilmesin.

     Bu da mümkün olmadığına göre. Bu haberlere eskisi gibi sevinmiyorum artık.

KENDİ HALİNDE KOMEDYENLER…

     Kendi halinde komedyenler var ya. Komedi kulüpleri falan var. Belli bir kitleleri olan. Belki Türkiye tanımıyor onları.

     Ama kendi çaplarında sevdikleri işi yapıyorlar. Kazançları da en azından kendi kendilerini geçindirecek kadarsa, ne güzel.

     İnsan mesleğinde zirvelere gelmek için elinden geleni yapmalı. Ama olmuyorsa da bunu kafaya takmamalı.

     Hayatı kendine zindan etmemeli. Kendi yağında kavrulup hayatına devam etmeli.

KEDİ SEKTER…

     Bu aralar Ahmet Hakan’ın kedisi Sekter medyada çok meşhur. Bülent Arınç ile atışıyor Ahmet Hakan.

     Bu atışmada konu bir anda Sekter’e geldi. Ahmet Hakan’ın kedisini daha önce gördünüz mü?

     Hangi kedi türü olduğunu bilmiyorum. Ama bakışları sert, kendisi sert. Sevmeye çekinirim ben.

     Yanına yaklaşmaya mangal gibi yürek ister.

TARİH VERMENİN CAZİBESİ…

     Süre vermenin bir cazibesi var, bilmem farkında mısınız? Birine bir şey söylersin. Hemen sana, “Ne zaman?” der.

     Süre verirsen rahatlar. Ve hemen kendini süre bitimine kurar. Resmen bir çalar saat gibi. O süreyi bekler.

     Ve süre sonunda da dediğin şeyi yapamazsan, bağırır çağırır.

     O yüzden bizim siyasette olsun ya da normal hayatta olsun, birine, “Şu kadar sürede işin görülecek dersen” ikna olur.

BEKARLIĞIN GÜZEL YANLARI…

     İnstagram’da gezerken bir hesapta, bekarlığın güzel yanları diye bir paylaşım yapılmış. Garibime gitti.

     Çünkü hiç daha önce böyle bir paylaşımla karşılaşmamıştım. Genelde evlilik ön plana çıkarılır. Güzel yanları anlatılır.  

     Yaşadığımız dönem biz de de bekar kalmak isteyenlerin sayısını yükseltecek gibi.

     Artık yalnız yaşamaya daha çok özeniyoruz ya da özendiriliyoruz gibi.

SESSİZ İNSANLAR, İYİ İNSAN MI OLURLAR?

     Sessiz/sakin görülen insanlar hiç de öyle olmayabilirler.

     Genelde bu tip insanlar için, aynı zamanda iyi olduklarını düşünürüm.

     Sessiz ve sakin insanlar, otomatik olarak iyidirler gibi bir düşünce olmuşmuş ben de nedense. Ama işin aslı öyle değil tabi.

     Birkaç gün önce yaşadığım olay, bana bunu öğretti. Ben o kişi ya da kişilerin iyi birer insan olduklarını düşünürken, içlerinden birer canavar çıktı.

     Ne kötü düşünceler barındırıyorlarmış içlerinde. Meğer neler düşünürlermiş. İnsan, bilinmez bir kutu.

     Bu kutudan bana da sürpriz çıktı.

BOŞ MUHABBETLER DÖNEN UYGULAMA…

     Clubhouse’a bayadır girmiyordum. Odalara bir göz attım neler konuşuluyor diye. Boş muhabbetler çoğunlukta.

     Nedense son dönemde bu uygulama bana çok itici geliyor. İlk başlarda çok parlak bir fikir gibi gelmişti oysa.

     Uygulamayı aslında çoktan kaldıracaktım. Ama gün gelir lazım olur diye kaldırmıyorum.

     Toplumsal bir olayla ilgili, sıcağı sıcağına görüşleri dinlemek güzel oluyor.

     Onun dışında da belki arkadaşlarla falan bir şeyler yaparız düşüncesi var. O yüzden, “Dursun bir kenarda” diyorum.

    

    

Share:

1 Aralık 2021 Çarşamba

Yazmaya nereden başlamalıyım sorusuyla yazarları darlamanın bir anlamı var mı?

      Her yazara sorulan klasik sorulardan biri vardır. “Yazmaya nereden başlamalıyım?” diye.

     Bu soruyu soran, sadece soru sormak için sormuş olan biridir. Ne çok soru kelimesi geçti öyle.

     Bu çağda, internetten her istediğini bulabildiğin çağda, bu da soru mu kardeşim? Kaç tane yazarın röportajı var.

     Bunun üzerine yazılmış yazılar var. Eğer sen yazmak istiyorsan ve nereden başlayacağını öğrenmek istiyorsan kaynak çok.

     Bu soru artık bana çok abes geliyor. Sizce çok mu katı düşünüyorum?

     Yazıyla ilgilenen herkese, bu soruyu sormak, insanları darlamak hoş bir şey değil bence.

     Bu durum sadece yazarlık için değil. Her meslek için geçerli bu arada.

BİRAZ OLSUN MÜTEVAZİ OLMAK…

     Bu akşam YouTube’da bir video izledim. Videoda bir yazar konuktu.

     Kitapları, yazma serüvenine nasıl başladığı gibi her zaman ki standart sorular soruldu falan.

     Hemen bir not: Sorular ne kadar standart olursa olsun, cevaplar her zaman ilgimi çekmiştir.

     Kadın yazarımıza soru yönelten erkek sunucumuzu biraz havalı buldum.

     “Ben de yazarım. Oradan biliyorum” diye yorum yapmalar.

     “Bir zaman müzik yapmıştım. Müzikte de şöyledir falan” gibi konuşması, kendisini soğuttu benden.

     Tamam, bir şeyleri biliyor olabilirsin. Ama kardeşim bunu da gözümüze sokma. Biraz mütevazi ol. Böyle kasılmalar falan.

     Ellerinde yüzükler. Kendisine yazar havası vermeye çalışmış. Çokça görmeye başladığım tarza benzemiş.

     Önemli olan başkalarına benzemek değil, kendin olmak.  

BANKACILIĞI BIRAKIP YAZAR OLMAK…

     Az önce yukarıda bahsettiğim kadın yazarımız Müjde Alganer’di. Kendisine İnstagram’dan denk geldim.

     Ve takip etmeye başladım. Kitapları var. Hikayeler yazıyor. Kendisi daha önce bankacıymış. Mesleğini bırakıp yazarlığa başlamış.

     Şimdi, o bir yazar. Ben böyle cesaretli insanları seviyorum. Bankacılığı yani işini bırakıp, hayallerinin peşinden gitmiş.

     Şimdi de hayallerini yaşıyor.

     Hasan Can Kaya, YouTube’daki bir röportajında, “Hayallerin için part time çalışarak bir yere varamazsın. Ne işim gücüm varsa bıraktım ve sadece hayallerime odaklandım” demişti.

     Bankacılığı bırakıp direk yazarlığa yöneldiğini duyduğumda, aklıma hemen Hasan Can Kaya’nın söyledikleri geldi.

     Darısı bize yani, tüm Blogger’ların başına.

     Blog dünyasında da böyle başarı hikayeleri var. Peki yeni hikayeler neden olmasın.

     Belki bu yıl, o başarı hikayelerinin yazılacağı yıl olur.

YENİ YIL YAZILARI VE VİDEOLARI BAŞLAR ARTIK…

          2022’ye son bir ay kala ilk defa yeni yıl ifadesini kullandım.

     Şimdi bu son 30 günde kim bilir kaç yazı yazılacak bunun üzerine.

     Bilmem kaç tane de video çekilecek.

     Eğer bu yazılara denk gelirsem, okuyacağım. Eğer bu videolara denk gelirsem, izleyeceğim.

     Ne kadar pandemi tam olarak bitmese de. Ne kadar ekonomik sıkıntılar olsa da. Yeni bir yıl, yeni umutlar demek.

     Ve insanı yaşatan umutları. Belki yeni bir iş. Belki bir eş.

     Belki de bu sene hayallerine kavuşacak olmanın umudu. O senenin, bu sene olma umudu.

YETENEK SİZSİNİZ’Lİ YILLAR GÜZELDİ…

     O Ses Türkiye’ye katılan bir yarışmacı, meğerse yıllar önce Yetenek Sizsiniz Türkiye’ye katılmış. 10-12 yaşlarında.

     O yarışmanın görüntülerini gösterdiler. O programı hatırladım. Bir zamanlar ortalığı kasıp kavuruyordu Yetenek Sizsiniz.

     İşte o zamanların yarışmacılarından biriymiş. Şimdi yıllar sonra O Ses Türkiye’ye katıldı ve jürileri döndürmeyi başardı.

     Kimleri döndürdüğünü hatırlamıyorum şimdi. Yetenek Sizsiniz’in popüler olduğu günler, güzel günlerdi.

     Hatırlıyorum, Tarık ve annesi gelmişti oturmaya. Biz de televizyonda o programı izliyorduk.

     Sonra hep beraber izlemeye başladık. Yarışmacılar hakkında yorumlar falan yaptık.

     Sonradan o programın da tadı tuzu kalmadı. Sonradan yayından da kalktı zaten.

 

    

    

Share:

30 Kasım 2021 Salı

Blog yazma aşkıyla, yanıp tutuşmak...

     Durmadan çalışan biri olmak isterdim. Çalışma aşkıyla yanıp tutuşan. Ama istediğim meslekte. Blog yazmada mesela.

DAHA DA KÖTÜ…   

     Camdaki Kız’ın yazarına sormuşlar, “Bu nasıl bir hayat?” diye. “Aslında dizide gördüğünüzden daha kötü” demiş. Ne hayatlar var yahu.

BEN FERAHLADIM…

     Yargı dizisinde Engin, saçlarını kestirmiş. Adamın yerine ben rahatladım. Neydi o saçlar öyle.

İYİ YEMEK NEREDE YENİR BİLEN ARKADAŞ…

     Erman Toroğlu, nerede iyi yemek yapılan mekanlar var hepsini bilirmiş. Öyle büyük büyük restoranlar gelmesin aklınıza. Sadece onlar değil. Küçük küçük dükkanlar ve seyyar satış yapanları da. Köfteci, kokoreçci falan. Onunla takılan herkes çok lezzet alıyormuş bu durumdan. Şimdi gel de, böyle bir arkadaşa imrenme.

SABAHA KAR GÖRMEYELİM…

     Rüzgardan geçilmiyor burası. Akşam saatlerinde yağmur da başladı. Kara çevirir mi acep? Sabah bizi beyaz bir örtü karşılar mı?

RÜZGAR İSTERSE…

     Rüzgar karşısında ne kadar aciz kalıyoruz. İstese tüm dünyayı haritadan siler.

BLOGGER’A LOTODAN PARA ÇIKARSA…

     Blogger’lardan birine para çıksa bizler için de bir şeyler yapar mı? Herkese en profesyonelinden tema. Herkese bilmem kaç yıllık domain. Yok mu artıran?

ÖZENDİĞİM ŞEY…

     Durmadan çalışanlarda en çok özendiğim şeylerden biri: İnsanlar çalışırken acıktıklarının bile farkına varmıyorlar. Yemeklerini bile işlerini yapmaya devam ederken yiyorlar. İşte o sahnelerin hastasıyım.

HASTA OLDUĞUM ŞEY…

     Bir de hasta olduğum başka bir şey daha var: Hani çok ünlü bir kitabı bilmem kaç tane yayınevi reddeder. Ama yazar yine pes etmez. Sonra o kitap, klasik olur çıkar. İşte buna da hastayım.

ONCA OLMAZA RAĞMEN OLAN İŞLER…

     Mesela bu ret olayıyla ilgili bir örnek vereyim. Hasan Can Kaya’nın, şimdilerde çok izlenen Konuşanlar programı. Tam 11 yerden ret almış. Bir de şimdiki haline bakın. Seviyorum böyle başarı hikayelerini.

TARİHİ KARAKTERLER BİRBİRİNE GİRDİ…

     Tarihi diziler ben de hep birbirine karıştı. Kaç tane tarihi dizi var arkadaşım? Kuruluş var, Barbaros var. Barbaros daha önce Ertuğrul’du zaten. Error verdim şu an.

İZLEMEDİĞİM KLASİK FİLMLER VAR BENİM…

     Klasik olmuş filmlerden hala izlemediklerim var. Bir ara onları da izlemem lazım. Uzaylı filmlerinden de var birkaç tane.

KAFEİN, ENERJİMİZİ TÜKETİYOR MU?

     Kafein de çok sık tüketildiğinde insanın enerjisini de tüketiyormuş. İzlediğim bir videoda adam bunu denemiş. İçtikten sonra birkaç saat enerjik hissediyormuş sonra etkisi geçince enerjisi yerlerde oluyormuş. Devamlı kahve içenler ne dersiniz buna?

EKMEKTEN KÖFTE…

     İnstagram’da bir videoda gördüm. Adam, ekmek içinden köfte yapmış. Bir de iştahlı iştahlı yiyor. Canım istedi öyle yerken.

KURYELERE LODOS YASAĞI…

     Yarın İstanbul’da lodostan dolayı akşam 18:00’e kadar kuryeler çalışmayacakmış. Çok güzel karar almışlar ama bazı kuryeler buna uymayabilir. Adam, “Ekmeğimden olamam ben” diyebilir.

MİLLET İZLEMEYE GİDER Mİ?

     3 Aralık’ta, Aykut Enişte 2 filmi vizyona girecek. Ne kadar gişe yapacak merak ediyorum. Millet sinemaya gitmeye başladı mı tekrar? Aranızdan gidenler var mı?

ÇOCUKLAR DUYMASIN İMDADA YETİŞTİ…

     Sabah kahvaltıda, A2’de, Çocuklar Duymasın vardı. İlaç gibi geldi. Sabah haberlerindeki iç karartıcı haberlerden çok çok iyidir.

OĞUZHAN KOÇ SÖZÜ…

     “Baharları zor gülerim ben” Bir şarkıda denk geldim bu söze ve çok hoşuma gitti. Küçük bir not. Şarkıyı yazan: Oğuzhan Koç.

ARDA’NIN MUTFAĞI’NDAN GÜZEL BİR SÖZ…

     Hoşuma giden başka bir söz daha. Bu söz ise Arda’nın Mutfağı’ndan. Bu hafta ünlü konuk, Yargı dizisindeki Engin’di. Adamın ismini bilmiyorum. Engin deyip geçiyorum. Saç kesilmesinden konu açılınca Arda, “Oyuncunun saçı/sakalı kendisine ait değildir derler” dedi.

 

    

    

Share:

28 Kasım 2021 Pazar

Yağmurlu havada daha çok mu yazarsın?

      İnstagram’da takip ettiğim hesaplardan biri, “Hava yağmurluyken daha çok yazma isteğim oluyor, daha çok üretken oluyorum. Size yağmurun böyle bir etkisi oluyor mu?” demiş.

     Kendim için hiç buna dikkat etmemişim ben. Ama şunu söyleyebilirim: Benim için yağmurlu havalar, kapalı havalar, karlı havalar evde oturup bir şeyler izlemelik, kitap okumalık havalardır.

DOKTOR DİZİLERDEKİ UYGULAMALAR DOĞRU MU?

     Tepkikolik kanalında, gerçek doktorların, doktor dizilerindeki sahnelere verdikleri tepkileri izledim. Hem de zevkle izledim.

     Doktor dizilerinde yapılan müdahalelerin çoğu yanlışmış. Diziler arasında efsane dizi Doktorlar, Mucize Doktor ve Kurtlar Vadisi de vardı.

OTOBÜSLERE ZAM…

     Aralık ayı itibariyle buradaki otobüslere zam geliyor. Şu anda bir kişi 5 lira. Aralık ayı ile beraber bir kişi 6 lira olacak.

     Buradaki fırınlardan ikisi de böyle giderse kapatabileceklerini söylemiş. Ya kapatacaklar ya da ekmeklere zam yapacaklar.

DOLAR EN FAZLA KAÇ LİRAYA KADAR ARTAR?

     Dolar artıyor tamam, anladık. Ama biri de demiyor ki, “Dolar en fazla şu rakama kadar artabilir”

     Muhalif kesimden de böyle bir açıklama duymadım. Program sunucularının hiç aklına böyle bir soru gelmez mi?

     Ya da ben mi kaçırdım? Kaça kadar yükselebilir bu dolar daha? 20 mi, 40 mı ya da 50 mi?

YAVAŞ KONUŞANLARA TAHAMMÜLSÜZÜM…

     Yavaş konuşanlara tahammül edemiyorum. Bir tane felsefe kanalında denk geldim. Adam çok yavaş konuşuyor.

     Bazıları vardır. Önce çok yavaş konuşmaya başlarlar. Sonradan açılırlar, ritmi bulurlar.

     Böyle olacak mı diye bekledim. Yok, olmadı. Ben de kapattım videoyu.

BAŞKA BİR YATIRIM ŞEKLİ…

     Doların artmasıyla beraber, millet bankadan kredi çekip dolar alıyormuş.

     Sonra dolardan kazandığıyla kara geçip, kredisini kapatıyormuş. Bunu da bir yatırım aracına dönüştürmüşler resmen.

ORİJİNAL BİR ŞEY BEKLERDİM…

     Beyhan Budak da defter çıkaracakmış. Kişisel gelişim defteri. Daha önce Başak Kablan çıkarmıştı. Ondan kopya olmuş.

     Beyhan Budak’ı severim. Ama daha önce yapılmış bir şeyi şimdi kendisinin yapması hoşuma gitmedi.

     “Ne var ki bunda?” diyebilirsiniz. Ben orijinal şeylerden hoşlanan biriyim.

     Daha önce yapılmış bir şeyin yapılmasından pek hoşlanmıyorum. Daha farklı bir şey beklerdim Beyhan Budak’tan.

ASGARİ ÜCRET 3500 LİRA OLSA NE YAZAR…

     Bir tane sendikanın başkan yardımcısı açıklama yapmış. Asgari ücretin yüzde 30 da artsa bu şartlarda beklenen etkiyi yapamayacağını söylemiş.

     Önemli olanın hayat pahalılığının önüne geçilmesi olduğunu vurgulamış. Doğru söylemiş.

     Asgari ücreti arttırmak sonuçlarla uğraşmak oluyor. İşin asıl kaynağına inmek lazım. O da, hayat pahalılığı.

     Yani doların artışı. Yani doların artışının fiyatlara yansıması.

     Yani paramızın alım gücünün düşmesi. 4 bin lira olsa bile asgari ücret, bizim derdimize yine derman olmayacak.

TELEFON YENİLEME HAYALİ TUZLA BUZ…

     İphone’un yeni modelleri 30 bin liraya satılacakmış. Bu haberi görünce kardeşim, “Abi sen üç yıl dolunca telefonu değiştiririm diyordun ya. O iş yatar” dedi.

TEPKİKOLİK’İN FAVORİ TEPKİLERİ…

     Tepkikolik kanalında yemeğe tepki bölümlerini beğenmiyorum. Videolara verdikleri tepkiler hoşuma gidiyor benim.

     Mesela aylık viral olan videolara verdikleri tepkiler favorim. Ondan sonra da şarkılara ve kliplere verdikleri tepkiler gelir.

36 SAATTEN FAZLA NÖBET NE DEMEK?

     Gerçek doktorların, doktor dizilerine verdikleri tepkiden bahsetmiştim.

     İşte o videoda, Doktorlar dizisinde bir sahnede 36 saat nöbetten bahsediliyor.

     İşte tam o sırada doktorlardan biri araya girdi, “36 saati geçen nöbetler de oluyor” dedi. Bu nasıl bir çalışma şeklidir.

     Hadi 24 saati anladık. 36 saat ne? Onu bırak. 36 saati geçen nöbet ne? O insandan nasıl bir performans bekleyebilirsiniz ki?

    

    

Share:

27 Kasım 2021 Cumartesi

Hayallerine ulaşmak için çabalayanlar...

     Hedefleri peşinde koşanları, vazgeçmeyenleri, tırmalayanları seviyorum. Hedeflerine ulaşamasalar bile, bana göre başarılılar.

     Çünkü tüm güçleriyle, her şeyleriyle bir şeyleri başarmaya çalışıyorlar. Onlardan biri de Hasan Can Kaya.

     Konuşanlar tutuncaya kadar ne başarısızlıklardan geçmiş. Ama yılmamış. Ve sonunda başarmış.

     Onun gibi kaç kişi hayal ediyor kim bilir başarmayı, ünlü olmayı. Ama dediğim gibi olay, düşünmek değil.

     Hayallerinden peşinden koşmak. Hedeflerinize hiç ulaşamasanız bile.    

ARTIK ELEŞTİRMEM ONLARI…

     Bir zamanlar yurt dışındaki yaşam kıyasıya eleştirilirdi. “Aile kurmuyorlar. Kedi/köpekle yaşıyorlar” diye.

     Ben de bunları gördükçe, “İnsan evlenmeden, aile kurmadan, sadece kedi/köpekle yaşar mı?” derdim. Ama yaşadığımız olaylar, bu insanlara hak vermeye itti beni.

     Tamam, aile kurmak güzel bir şey. Ama aile kurmayanları ve sadece hayvanıyla- aslında hayvan demekte doğru değil, kedisiyle/köpeğiyle demek daha doğru- yaşayanları da eleştirmem artık.

KARA DELİKLERİN GİZEMİ BİR GÜN ÇÖZÜLÜR MÜ?

     Gün gelip de şu kara deliğin içinde ne olduğunu öğrenebilecek miyiz? Şu an için imkansız.

     Uzay karşısında o kadar aciz bir durumdayız ki. Bizi çok çok aşan şeyler bunlar.

     Kıyamete kadar kara deliklerin gizemi çözülebilir mi peki sizce?

HABER GLOBAL’İN İLGİ ÇEKEN KISA VİDEOLARI…

     Haber Global’in kısa kısa haber videoları var. Bunlar çok ilgi çekici oluyor. YouTube’dan takip ediyorum ben kanalı.

     Sık sık da önüme düşüyor bu videolar. Mesela son gördüğüm video: NASA, dünyayı kurtaracakmış.

     Duy da inanma haberlerinden biri aslında. Ama yine de insanın ilgisini çekiyor işte.

     2 dakikalık bu video tam 73 bin kez izlenmiş.

KENDİNİ AŞMANI SAĞLAYACAK EYLEM NE?

     Kişisel gelişim videolarında gördüğümüz, “Şunları yaparsanız, kendinizi aşarsınız” diye bir durum var ya.

     İşte o, herkes için geçerli değil. Bazı temel kurallar var, evet. Ama onların dışındakiler sizinle ilgili.

     Sizin hayatınızdaki, yaptığınızda kendinizi aşacağınız eylem ne?

     Olay burada. Kendi hayatımda o eylemi arıyorum bu aralar.

BELKİ ÜSTÜMÜZDEN BİR KUŞ GEÇER…     

     Belki üstümüzden bir kuş geçer şarkısını bilir misiniz? Yüksek Sadakat’in şarkısıdır. Slow Türk’te denk geldim.

     Beni yıllarca önceye götürdü. Bir arkadaşın evine gitmiştik. Orada bilgisayardan açmıştı. “Bak bu senin şarkın” demişti.

     “Benim şarkım değil ama severim” demiştim. Benim favori şarkılarımdan biri sanmıştı.

     Belki de başkasıyla karıştırmıştı. Ama böyle düşünmesi hoşuma gitmişti.

     O zamanlar ben de o gruplardakiler gibi sakal bırakıyordum. O gruplardaki uçarı tipler gibi olmaya çalışıyordum.

     Ama karakterimle hiç alakası yoktu. Sessiz/sakin içine kapanık bir gençtim ben.

SLOW TÜRK DİNLİYORUZ…

     Bu aralar Slow Türk radyosunu dinliyoruz. Özellikle geceleri. Yatarken. Şarkıları dinleyerek uykuya geçiyoruz.

     Birkaç gün önce şarkı dinleyerek uykuya geçmenin zararlı olduğuna dair bir şeyler duymuştum.

     Ne kadar doğru, bilmiyorum tabi.

    

 

    

 

Share:

24 Kasım 2021 Çarşamba

Her gün rekor kıran dolar...

     Dolardaki artışın gıda fiyatlarına yansıması ancak 6 ay sonra olacakmış. Yani asıl zor günler daha başlamadı bile. Dolar güne 12 ile başlamışken bir ara 13 oldu. Sonra tekrar 12’ye indi. Döviz kurları serbest düşüşte. Ver her gün yeni bir rekor tazeliyorlar. Allah sonumuzu hayretsin. 

HER BÖLÜMÜNDE ŞAŞIRTAN DİZİ…  

     Kardeşim, Yargı dizisi için, “Meğer olayın aslı başkaymış” dedi ve izlediği bölümdeki yaşananlardan bahsetti. Ona da söyledim. Ve daha önce de yazdım bunu. Yargı dizisi bana, Şahsiyet dizisini hatırlatıyor.

     Onda da her bölümde, olayın aslının çok başka olduğu, yeni yeni şeyler çıkardı ortaya. Bu arada Şahsiyet dizisini izlemeyenler varsa hala izlemenizi öneririm. Zaten sadece 12 bölüm. Hani şu Haluk Bilginer’in başrolünde oynayıp ödül aldığı dizi.

SALI GÜNLERİMİZ BOŞ…

          Televizyonda salı akşamlarımız boş. Star’da, Sana Söz dizisini izliyorlardı bizimkiler bir ara. Sonra tekrar baktığımda bu sefer de Masumlar Apartmanı’nı izlediklerini gördüm. Reklamlarda tartışma programı açtım ben de. Her şeyden azar azar izleyip, tamamladığımız bir gece oldu.

EVKUR, KEFİLSİZ SATIŞ YAPIYORMUŞ…

     Evkur’dan alışveriş yapmaya gittik kardeşimle. Alacağımız şeyi aslında benim üzerime alacaktık. Çalışan olduğum için. Ama artık ürünü alacak kişi, çalışan olmasa bile satış yapıyorlarmış. Daha önceleri kefilsiz ürün satmazdı Evkur. Kırmızı çizgisiydi bu hatta. Ama nedense politika değişikliğine gitmişler.

SİNİR KRİZİNE SOKAN BANKA ATMSİ…

     Evkur’dan çıktıktan sonra banka atmsine gittik. Dokunmatik ekranda işlem yapmaya çalışıyoruz olmuyor. A harfine basıyorsun yanındaki e harfi çıkıyor ekranda. Silme tuşuna basıyorsun, bir türlü algılayıp silmiyor. Belki sadece o atmye özel bir durumdur deyip diğer atmye geçtik.

     Onda da aynı sorun. İnsanı sinir krizine sokar. Biz de sinir krizine girmeden işlem yapmaktan vazgeçtik. Kardeşim bir banka ismini söyledi. Banka ismini hatırlamıyorum şimdi. O bankada tuşluymuş. “Böyle sorun olmuyor” dedi.

İKTİSATI SEVMİŞTİM OKURKEN…

     Dün akşam izlediğim tartışma programında doların artışı üzerine konuşuluyordu. Programa katılan konuşmacılardan biri resmen iktisat dersi anlatır gibi anlattı. “Bu adamın benim hocam olmasını isterdim” dedim.

     O kadar güzel ve anlaşılır anlatıyordu ki. Açık Öğretim’de okudum ben üniversiteyi. Ve ilk yıl iktisat dersimiz vardı. O zamanki hocamız da güzel anlatırdı. Severdim iktisat dersini. Bölüm olarak iktisatı okusaydım yine de sever miydim bilmiyorum.

     “Hem açıktan okuyorsun hem de ders alıyorsun. Nasıl oluyor bu?” diye sorarsanız. Her hafta pazar günü, en önemli üç dersin eğitimi verilirdi. O zamanlar giderdim derslere. Şimdilerde aynı sistem devam ediyor mu bilmiyorum.

Share: