Kişisel Blog Yazıları #283

Bugün gün boyu yağmur yağdı ve hala da yağmaya devam ediyor. Bir hafta böyle yağmurlu gidecek deniyor. Öyle bir yağmur yağıyor ki sanki kara çevirecek gibi. Eylül ayında kar yağarsa biz şok oluruz tabi.

Atv’de, Türkiye-İtalya futbol maçını izliyoruz. 4-1 yenik durumdayız. Kesin yeneriz diye düşünüyorduk dört yedik. Kalktım geldim blog yazımı yazmaya.

Fon skandalı konusunda hala tartışmalar devam ediyor. Önce ödemeler hangi mağdurlara yapılacak? Bu işin içinde başka tanınmış isimler var mı? Çarşı karışık yani.

Komedyen Deniz Göktaş tahliye oldu. 80-90 gün cezaevinde kaldı. Akıllarda iki soru: Bundan sonraki gösterilerinde cezaevi günlerinden bahsedecek mi? İkinci olarak da artık suya sabuna dokunmadan mı mizah yapacak?

Kişisel Blog Yazıları #282

*Tuzlu Kahve dizisinde bu sefer de Kavak Yelleri dizisinin nostaljisi yapılacak. Aslı ve Efe, diziye konuk olacak. Bu eski dizilere gönderme işi nereye kadar devam edecek bakalım?

*Trump, yapay zekaya artık süper zeka denmesini istemiş. Gerçekten dünyada dengeleri değiştirecek bir adım olmuş bu. Korona zamanı da çamaşır suyu için falan diyordu. Bir gün başkanlığı bıraktığı zaman akıllarda hep bu açıklamalarıyla kalacak Trump.

*Bir tane yazıda- nerede gördüm hatırlamıyorum- kafeye gidip oturun ve insanların ne yaptıklarını yazın diyordu. İnsanlar yanlış falan anlar ondan sonra al başına sorunu. Gerçi birkaç blog yazımda kafede otururken hissettiğim duygular ve gözlemler hakkında yazmıştım. Buradan okuyabilirsin.

Kişisel Blog Yazıları #281

*Now’da yeni başlayan Anne Yarısı dizisinin ilk bölümünü izledim. Diziyi beğendim.

*Google, 28 yıl önce bugün kurulmuş. Google olmasa ne yapardık biz?

*90 yaşında vücut geliştirmeci Japon bir abimiz varmış. Haftanın altı günü antrenman yapıp, şampiyonluktan şampiyonluğa koşuyormuş. Et ve balık da tüketmiyormuş. Nasıl olur ya? Et girmeyen eve dert girerdi hani.

*Saat 17:26 geçiyor. Çay içiyor ve yazımı yazıyorum. Pazartesi sendromu da basmaya başladı.

*Yine bir gezegenden gelen radyo sinyalleri tespit edilmiş. Artık sıradan bir haber halini almaya başladı bu. Tamam, sinyal geliyor. Peki ya sonra? Sonrası yok.

*Yarın akşam Türkiye- İtalya futbol maçı var. Sanki yenecekmişiz gibi geliyor bana. Yarın akşam 21:45’te başlayacak maç ve Atv yayınlayacak.

Kişisel Blog Yazıları #280

Çocukken takvim yapraklarını çok okurdu. Hem de her gün. Ama şimdi nerede. Yazacak konu arıyordu. Belki aradığı konuyu takvim yapraklarında bulurdu. Birkaç takvim yaprağını okudu. Ama yazmak için bir konu bulamadı. Sadece nostalji yapmış oldu. Biraz camdan dışarıyı izledi. Biraz kitap okudu. Birkaç köşe yazısı okudu. Biraz da YouTube’da takıldı. Ama yok. Bir türlü yazacak bir konu bulamıyordu. Kafasını boşaltmak için biraz müzik dinledi. Yatağa uzandı ve gözlerini kapadı. Müzik dinlerken ve yazacak konu düşünürken uykuya geçmişti. Uyandığında saate baktı. Bir saattir uyuyordu. Uykusunda rüya görmüş olsaydı onu yazacaktı. Ama annesi her zaman, “Gördüğünüz rüyayı herkese anlatmayın” derdi. Rüya görmüş olsa da rüyasını yazamazdı yani. Annesinin öğüdünü dinlerdi. Bilgisayarın başına geçti ve yazısının başlığını attı: Annesinin öğüdünü dinleyen çocuk.

Kişisel Blog Yazıları #279

*Avcı- toplayıcı döneminde ne güzelmiş ya. Hayvan avla, karnını doyur ve günün geri kalanı senin. Ne istersen onu yap. Fatura derdi yok, kariyer derdi yok. Tamamen yokları oynuyorsun. Ama pozitif anlamda yokları oynamak bu.

*Now TV’de, Ömür Usta adında yeni bir dizi başlayacak. Nurgül Yeşilçay oynuyor Ömür Usta’yı. Lotoda her zaman aynı rakamları oynuyor dizide. Bir gün tutacak diyor. Çevremde de birkaç kişi var böyle. Yıllardır aynı rakamları oynuyorlar. Ama daha büyük ikramiyeyi yakalayan olmadı aralarından.

*Kişisel gelişim için son dönemde devamlı tekrar edilen bir şey var: Olaylar senin elinde değil ama olaylara vereceğin tepki senin elinde. Asıl güç, vereceğin tepkiyi kontrol etmende. Baya mantıklı. Ama ya bunu hayata geçirebilmek. Kırk fırın ekmek yemek lazım.

 

 

Kişisel Blog Yazıları #278

*Kanal D’de, Kuralsız Sokaklar programını izledik biraz. Fransa’nın Marsilya şehrindeydi. Sonra Atv’ye geçtik. Mercan Köşk dizisinin tekrarı vardı. O bitti ve Türkiye- Fransa maçı başladı. 1-0 yenildik. 5-6 gol yemeyelim diye maçtan önce konuşuyorduk. Maçın sonunda neredeyse beraberliği yakalıyorduk ama olmadı.

*Halk TV’de, sabah haberlerini bir süredir Deniz Bayramoğlu sunuyor. Nasıl sunuyor bakalım diye izlerken şunu fark ettim: Hiç fanatikçe sunmuyor haberleri. Sadece haber sunuyor, spikerlik yapıyor. Keyifle izliyorum.

*ABD Başkanı Trump, basına sansür uygulamış. Televizyonlar da Trump’a sansür uygulamış. Trump ekranda konuşuyor ama sesi duyulmuyor. Televizyonlar özellikle böyle yayın yapmışlar. Protesto yani. Trump da sinirlenmiş. Kendine televizyon kurmaya karar vermiş. Trump TV olur adı da herhalde.

Kişisel Blog Yazıları #277

*Ömer Hayyam’ın hayatını anlatan bir YouTube videosu izledim. Şairliğinin yanında hem matematikçi hem de astronommuş. Daha önce okumadıysanız rubailerini okumanızı öneririm. Benim için Ömer Hayyam demek, rubaileri demek.

*Bizim belediye anons yapıyor devamlı. Akçakocadan taze palamut gelmiş bizim buradaki balıkçıya. İsteyen alabilirmiş. Bedava değil yani parasıyla. Benim için balık demek, hamsi demektir. Palamutu sevemedim birkaç kere denememe rağmen.

*Akşam markete gidip geldim. 19.30’da çıktım evden. Çoktan hava kararmıştı. Ee, artık geceler uzun. Geçen gün kahve ve patates böreği alıp, parasını ödemeyi unutmuştum. Hem alışveriş yaptım hem de onların parasını ödedim.

*Daha önce çağrı merkezinde çalışan bir arkadaş vardı. Çağrı merkezinden ayrılıp bir markette çalışmaya başlamıştı. Geçen gün marketin olduğu yerde bir işim vardı. Gelmişken arkadaşı da göreyim dedim ama yokmuş. İzinliymiş herhalde. Arasaydın dedi. “Yok, sürpriz yapacaktım” dedim. Artık başka sefere.