Son 3-4 gündür iş çok yoğun. Nefes almadan konuşuyoruz resmen. Akşam iş bittiğinde haşatımız çıkmış oluyor. Yemekten sonra ister istemez de insanın üstüne bir ağırlık çöküyor. Tam televizyon karşısında bir şey izlerken uykuya geçmelik bir yorgunluk bu.
Atv’de,
ABİ dizisini izledik. Bölümler ilerledikçe dizi daha da bir yerine oturuyor
gibi. İlk başlarda Afra Saraçoğlu’nu pek yakıştıramamıştım ama o da bölümler
ilerledikçe kendini kabul ettirdi bana.
Bu
arada dizide Çağla karakteri vuruluyor. İyileşme sürecinde kelle paça çorbası
yapıyorlar kıza. Hiç sevmem kelle paçayı. Canan Karatay, doğal kolajen diye
söyler durur. Ama benlik değil hocam. Ne olur iç diye zorlama.
Birkaç
gündür yine kitap okuyamıyorum. Elimdeki kitaba başladığım bir ay olmuştur.
Hala bitecek. Aslında hiç sevmediğim bir durumdur bu. Bir romanı, bir ayda
bitirememem.
YouTube’da
bir videoda denk geldim. Sözü söyleyen kişiyi hatırlamıyorum şimdi. Ama
söylediği söz, duyduğum andan beri aklımda dönüp duruyor. “İstikrar mucizedir. En
küçük şey olsa bile, istikrarlı bir şekilde tekrar ediyorsanız onun sonu
mucizeye varır, onun kaçarı kurtuluşu yok” dedi.
İstikrar,
her şey işte. Bu söz, başka bir sözü daha hatırlattı bana. Taşı delen suyun
gücü değil, damlaların sürekliliğidir diye. Bu sözü de çok severim. Bu tür
başarı üzerine söylenen sözleri her zaman sevmişimdir. Kim sevmez ki zaten.