Bizim burada yeni açılan Dmall AVM’ye gittik. Baya büyük yapmışlar. GS Store’a baktık. Her şey çok pahalı. Hamburger yedik. Özlemiştim, bayadır yemiyordum. Hele yanındaki buz gibi kolası bu sıcak havalarda harika gidiyor. Akşam kanal D’de, Daha 17 dizisini izledik. Diziyi izlerken, “Dünyada neler dönüyor be” dedim. Babam da, “İşin içine para girerse her şey olur oğlum” dedi. Doğru dedi. Bu devirde tek gerçek var: O da para. Yarın pazartesi ve yine iş var. Daha geçen hafta işe gitmedik mi yav. Her hafta, her hafta iş mi olurmuş? Bu hafta sonu Niçe Ağladığında kitabına başlayacaktım ama yalan oldu. Bizim bir arkadaş gelecekte imkanı olursa ormanın içine ev yapmak istiyor. “İnsanlardan ne kadar uzak, o kadar iyi” diyor.
Kişisel Blog Yazıları #216: İnsanlardan ne kadar uzak, o kadar iyi
Kişisel Blog Yazıları #215: Dilenci robot
*Sosyal medyada bir paylaşım gördüm. Dünya Kupası’ndan ikinci maçlar sonunda elendik. Ama hala televizyonda milli takım reklamları dönüyor. Bu reklamlar için paylaşımda, “Sinirimi bozuyor” denmiş. Benim de öyle. Elenmişiz. Daha neyin reklamı?
*Çin’de,
insansı bir robot, elektrik parasına ihtiyacı olduğunu söyleyerek dilenmeye
başlamış. Ulan bizim burada olacak var ya. Çoktan çalarlardı onu. Hurdacılar
hemen okuturdu. Bizim buralarda öyle reklam yapmaya gelmez.
*Bir
öğrenci YKS’ye, 5 litrelik su şişesiyle gelmiş. Görevliler ne yapacağını
bilememiş. Alsak mı, almasak mı ikilemi yaşamışlar. Araştırılmış edilmiş. Sorun
yaratmayacağı anlaşılmış. Öğrenci, 5 litrelik su şişesi ile sınava girmiş.
Kimin aklına gelir ki 5 litrelik su şişesi ile sınava girmek?
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #214: Blog Forum ile yeni yayınlanan blogyazılarından 3 dakika içerisinde haberdar olma
Kişisel Blog Yazıları #214: Blog Forum ile yeni yayınlanan blog yazılarından 3 dakika içerisinde haberdar olma
BlogForum, yani sahibi ve yöneticisi Sinan kardeşim yine çok güzel bir işe imza attı. Günlerdir Blogger okuma listesinde yeni yazıları göremiyoruz. Bu sorun çözülmedi gitti. Sinan da baktı ki sorun çözülmeyecek işe kendi el attı. Bir takım teknik bir şeyler yapmış. O konulara peki hakim değilim. Yazının linkini en başa koydum. Oradan okursunuz. Artık Blog Forum’a üyelikleri bulunan blog yazarları yeni bir yazı yayınladıklarında 3 dakika içerisinde site içerisindeki güncel bloglar listesinde, listenin en başında kendi yazılarını görebilecekler. Tabi blog okuyucuları olarak bizler de. Bu harika bir şey. Eğer listede bloğunuz yoksa hemen kaydetmenizi öneririm. Ayrıca en güncel blog yazılarına da buradan ulaşabileceksiniz. Unutmayın: Sadece 3 dakika içerisinde yeni yazılan blog yazısını listede göreceksiniz.
Not:
Bu reklam yazısı değildir. Sadece böyle güzel bir uygulamadan tüm bloglar
haberdar olsun. Derdim bu.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #213: Mısır’daki dededen miras kalma konusu
Kişisel Blog Yazıları #213: Mısır'daki dededen miras kalma konusu
Evde bizimkilerle konuşurken konu bir anda Mısır’daki dededen miras kalma konusuna geldi. “Ana, Mısır’da dedemiz var mı bizim?” dedim. Bir anda sorunca o da şaşırdı, “Bilmem” dedi. Yokmuş, yokmuş. Kesin bilgi, yayalım. İşin şakası bir yana da. Bizim kültürümüze nereden gelmiş acaba bu Mısır’daki dededen miras kalma konusu? Kafamda deli sorular. Hazır bu soruyu sormuşken Google’dan arattım konuyu. Ekşi Sözlük’te Oyvind adlı bir kullanıcı şöyle yazmış: “Türk senaristlerinin, filmimizin kahramanının tam paraya ihtiyacı olduğu bir anda zengin olmasını sağlamak için sürekli kullandıkları can simidi” demiş. Bunu okuyunca hemen aklıma Ediz Hun ve Filiz Akın’ın oynadığı bir film geldi. Filiz Akın, yaralı yüzlü eski kocasının yani Ediz Hun’un ameliyat olması için, Ediz Hun’un arkadaşına Mısır’daki dedesinden miras kalmış gibi para göndertiyordu bir avukat aracılığıyla. Şehir efsanesi diyen var, dolandırıcıların kullandıkları bir yöntemmiş ve kaynağı belirsiz paralar zamanında böyle açıklanırmış falan. Benim bulduklarım bunlar millet. Alın şimdi bu bilgiyi ne yaparsanız yapın.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #212: Dünya Kupası hayal kırıklığı
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #214: Blog Forum ile yeni yayınlanan blog yazılarından 3 dakika içerisinde haberdar olma
Kişisel Blog Yazıları #212: Dünya Kupası hayal kırıklığı
Sabah
06:00’da kalktık. Türkiye- Paraguay maçı için. Ne yazık ki 1-0 yenildik ve
Dünya Kupası’na veda ettik. Maç bittikten sonra birkaç dakika durdum ve inanamadım.
“Şimdi biz gerçekten Dünya Kupası’ndan elendik mi?” diye sordum kendime. En
azından gruptan çıkmayı, çeyrek final falan oynamayı hayal ediyordum. Maçın son
yarım saatini de bilgisayardan izlemek zorunda kaldık. Sağ olsun TRT 1’in
normal yayını da takılmaya başladı. HD yayını zaten yoktu. Son maçı da kalkıp
izlemem artık. Bu elenmenin ardından Montella için ayrılan sürenin de sonuna
gelmiş olduk bence. Montella gönderildikten sonra takımın başına kim gelir
bilemiyorum. Kim derdi ki Dünya Kupası bizim için tam bir kriz olacak diye?
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #211
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #213: Mısır'daki dededen miras kalma konusu
Kişisel Blog Yazıları #211
*Yarın sabah 06.00’da milli maç vardı. Türkiye- Paraguay maçı. Meydanda dev ekrandan izleyecektim. İçişleri Bakanlığı yasaklamış. Sınav varmış. Öğrenci psikolojisini korumak için. Simt ve çay da dağıtacaklardı, onlar da gitti.
*Akşam
eve geldiğimde bizimkiler 360 kanalında, Turist Ömer filmini izliyorlardı.
Onlarla beraber biraz ben de izledim.
*Tavır
gazetesi diye yeni bir gazete çıkmış. Sözcü grubuna bağlı bir gazeteymiş. 20
liraymış. Sözcü gibi bir gazete varken başka bir gazete çıkarmaya ne gerek
vardı anlamadım.
*Bugün
hava baya bir serinledi. Söz de bugün 20 Haziran. Bir tane arkadaşım, “Hava
dediğin zaten böyle olacak” dedi. Tam bir kışçı. Ben her mevsimi severim.
Mevsim ayrımı yapmam.
*Arkadaşla
ekmek almaya gittim. Bir tane ekmek aldım. Arkadaş da maden suyu aldım. Ödemeye
kalktı. Engel oldum. Karttan ödedim. Bakkal sahibi kadın, normalde güler yüzlü
olurdu. Ama bu sefer suratı duvar gibiydi. Vardır onun da bir derdi.
*Tarih
Obası YouTube kanalı sahibi Ceren, İhsan Oktay Anar hayranıymış. İlber Ortaylı
ve Celal Şengör’ü beğenmezken, kolay kolay kimseyi beğenmeyeceğini düşünürdüm.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #210
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #212: Dünya Kupası Hayal Kırıklığı
Kişisel Blog Yazıları #210
Cumadan önceki son çıkış. yani perşembe günü de bitti. Kemerlerinizi sıkı bağlayın. Hafta sonuna giriyoruz.
Akşam
Atv’de Var Mısın Yok Musun’u izledik. Yarışmacılar yaşadıkları güçlükleri
anlatırken alttan da müzik veriyorlar ya. O anlarda yarışma programı, dönüyor
sana Esra Erol’un her akşamki programlarına. Arkadaş müzik de koymayıverin
bari.
Elon
Musk, “Yatıyorum, kalkıyorum, çalışıyorum sonra tekrar yatıyorum, tekrar kalkıyorum
ve tekrar çalışıyorum” demiş. Bu kadar parayı ne yapacaksın? Öteki tarafa mı
götüreceksin diye soramıyorum. Çünkü sen paraya değer vermezsin. Eline para
geçince hemen yeni bir işe yatırırsın. Adamın yaşam biçimi olmuş artık.
Birine
hayır diyorum ya. Üzülüyorum. Sevdiğim insanlar için bu üzülmem. Keşke hayır
demeseydim diye kendi kendimi yiyorum sonra. Hayırı uzatıyorum ve nedenleri
sıralıyorum. Bundan da olabilir. İlk başta net ve kesin bir dille hayır
demeliyim.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #209
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #211