Evet, bugün Ramazan ayının dördüncü günü. Dördüncü iftarımız da yaptık. Bazen iftarda fazla kaçırıyorum. Buna dikkat etmem lazım. İftardan sonra çay ve tatlı da güzel gidiyor şimdi.
Star’da,
Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin yeni bölümü vardı. Biraz onu izledik. Ortalama
komiklikte skeçlerdi işte.
Düş
Kesiği kitabına devam ettim. İftara bir saat falan vardı. Birkaç sayfa okudum. Uyku
bastı. İftara kadar vurdum kafayı yattım.
YouTube’da,
9-5’ten nasıl çıkılır? Hem de istifa etmeden başlıklı bir video izledim. İlgi alanınıza
göre paylaşımlar yapın diyor sosyal medyada. Tam olarak ilgi alanınızı
belirledikten sonra o konuda insanlara yardımcı olmaya başlayın, kendinize bir
ağ kurun ve sonra da bir ürün ortaya koyun diyor. Evet, mantıklı da. İlgi alanından
bir ürün ortaya çıkartabilir misin, o sorun.
İftardan
sonra soğuk baklava çok iyi gitti. Sütlü ve çok hafif olması da harika ya. Ağır
tatlı hemen kendini belli ediyor ve insanı rahatsız ediyor. Ama bu tip hafif
tatlılar hem zevkle yeniyor hem de ağırlık yapmıyor insanda.
Gün
içerisinde işte yorulmuş oluyorsun. İftardan sonra da insana bir ağırlık
çöküyor. Saat 22.00 gibi yatağa atmak istiyorum kendimi. Ne dizi izleme, ne
kitap okuma, ne de gelişim falan. İnsanın gözü hiçbir şey görmüyor yorgunluktan
başka.
Kişisel
blog yazıları serisi Ramazan ayında da devam ediyor. Tabi akşam yorgunluktan
uyuyup, kalmazsam.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #120: Küçük mutluluk