*Kişisel blog yazıları yazmak ya da yazmamak. İşte bütün mesele bu. Şaka şaka. Yazmamak gibi bir durum yok. Bütün meselemiz sadece yazmak. O zaman yazalım.
*Kardeşim,
lahmacun almış gelmiş. Lahmacunun içi, sanki pideye konulması gereken iç
gibiydi. Ama yine de öyle böyle yedik. Yine de iyi gitti. Yanında da ayran.
*Bizimkiler
solunum testine gitmişler. Testi yapan kadın söylenip duruyormuş. “Bugün ne
yoğunluk var böyle. Bir dinlenemedim” diye. Kabul edelim, kendi işlerimizde
çalışırken bizler de böyle söyleniyoruz.
*Bizim
bir kız arkadaş var. Her sabah işe, “Bugün istifa edeceğim” diye başlıyor. Böyle
demesine bakmayın. İki yıl oldu işe başlayalı ama hala çalışıyor. Böyle söylenenler
de hep uzun süreli çalışıyorlar nedense. Ters etki mi yapıyor nedir?
*Geçen
haberlerde gördüm. Türlünün içine katılan malzemeler ne kadar pahalandı diye
haber yapmışlar. Patlıcan, patates falan. Haberi izlerken fark ettim ki bayadır
biz de türlü yemiyoruz. Bizimkilere söyleyeyim de yapsınlar da yiyelim.
*Kişisel
blog yazıları bu akşamlık da bitti. Ama biliyorsunuz ki, devam edecek.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #165