Kişisel Blog Yazıları #212: Dünya Kupası hayal kırıklığı

Sabah 06:00’da kalktık. Türkiye- Paraguay maçı için. Ne yazık ki 1-0 yenildik ve Dünya Kupası’na veda ettik. Maç bittikten sonra birkaç dakika durdum ve inanamadım. “Şimdi biz gerçekten Dünya Kupası’ndan elendik mi?” diye sordum kendime. En azından gruptan çıkmayı, çeyrek final falan oynamayı hayal ediyordum. Maçın son yarım saatini de bilgisayardan izlemek zorunda kaldık. Sağ olsun TRT 1’in normal yayını da takılmaya başladı. HD yayını zaten yoktu. Son maçı da kalkıp izlemem artık. Bu elenmenin ardından Montella için ayrılan sürenin de sonuna gelmiş olduk bence. Montella gönderildikten sonra takımın başına kim gelir bilemiyorum. Kim derdi ki Dünya Kupası bizim için tam bir kriz olacak diye?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #211

 

Kişisel Blog Yazıları #211

*Yarın sabah 06.00’da milli maç vardı. Türkiye- Paraguay maçı. Meydanda dev ekrandan izleyecektim. İçişleri Bakanlığı yasaklamış. Sınav varmış. Öğrenci psikolojisini korumak için. Simt ve çay da dağıtacaklardı, onlar da gitti.

*Akşam eve geldiğimde bizimkiler 360 kanalında, Turist Ömer filmini izliyorlardı. Onlarla beraber biraz ben de izledim.

*Tavır gazetesi diye yeni bir gazete çıkmış. Sözcü grubuna bağlı bir gazeteymiş. 20 liraymış. Sözcü gibi bir gazete varken başka bir gazete çıkarmaya ne gerek vardı anlamadım.

*Bugün hava baya bir serinledi. Söz de bugün 20 Haziran. Bir tane arkadaşım, “Hava dediğin zaten böyle olacak” dedi. Tam bir kışçı. Ben her mevsimi severim. Mevsim ayrımı yapmam.

*Arkadaşla ekmek almaya gittim. Bir tane ekmek aldım. Arkadaş da maden suyu aldım. Ödemeye kalktı. Engel oldum. Karttan ödedim. Bakkal sahibi kadın, normalde güler yüzlü olurdu. Ama bu sefer suratı duvar gibiydi. Vardır onun da bir derdi.

*Tarih Obası YouTube kanalı sahibi Ceren, İhsan Oktay Anar hayranıymış. İlber Ortaylı ve Celal Şengör’ü beğenmezken, kolay kolay kimseyi beğenmeyeceğini düşünürdüm.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #210

Kişisel Blog Yazıları #210

Cumadan önceki son çıkış. yani perşembe günü de bitti. Kemerlerinizi sıkı bağlayın. Hafta sonuna giriyoruz.

Akşam Atv’de Var Mısın Yok Musun’u izledik. Yarışmacılar yaşadıkları güçlükleri anlatırken alttan da müzik veriyorlar ya. O anlarda yarışma programı, dönüyor sana Esra Erol’un her akşamki programlarına. Arkadaş müzik de koymayıverin bari.

Elon Musk, “Yatıyorum, kalkıyorum, çalışıyorum sonra tekrar yatıyorum, tekrar kalkıyorum ve tekrar çalışıyorum” demiş. Bu kadar parayı ne yapacaksın? Öteki tarafa mı götüreceksin diye soramıyorum. Çünkü sen paraya değer vermezsin. Eline para geçince hemen yeni bir işe yatırırsın. Adamın yaşam biçimi olmuş artık.

Birine hayır diyorum ya. Üzülüyorum. Sevdiğim insanlar için bu üzülmem. Keşke hayır demeseydim diye kendi kendimi yiyorum sonra. Hayırı uzatıyorum ve nedenleri sıralıyorum. Bundan da olabilir. İlk başta net ve kesin bir dille hayır demeliyim.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #209  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #211

Kişisel Blog Yazıları #209

Bu akşam Atv’de, Var Mısın Yok Musun’u izledik. O bitti. Show TV’de, Güldür Güldür’ün tekrarını izledik.

Hala A Milli Takımın Avustralya’ya 2-0 yenilmesinin yankıları sürüyor. Cumartesi sabah saat 06:00’daki Paraguay maçına kitlendik hepimiz.

Fatih Terim’in yaptığı, “Hesap sorarız” açıklaması da çok konuşuluyor. Daha yenilgi tartışmaları devam ederken bir anda gündemi bu açıklama sarstı. Biz millet olarak kaosu seviyoruz ya. Kaostan besleniyoruz resmen.

Bugün yine İnstagram’da, Karamazov Kardeşler kitabına denk geldim. Tuğla gibi bir kitap. Severim böyle kitapları. Bir türlü okuma fırsatı bulamadım bu kitabı. Eğer imkan bulup da okuyabilirsem çok seveceğime dair bir his var içimde.

İnsan bazen güçlü olmaktan yoruluyor. Ya da güçlü gibi görünmekten. Ya da dışarıdan bakıldığında hiçbir şeyi takmayan biri gibi görülmekten. Galiba ben son maddeye giriyorum. Hiçbir şeyi takmayan bir yapım varmış gibi görünebilir. Ama öyle ince detayları kafaya takıyorum ki.

Bizimkiler, pakette keçi boynuzu almışlar. “Ulan bunu da mı pakete soktular?” dedim. Zamanında aktarlardan alınırdı. Özlemişim ama. Çocukluğuma gittim. Bir de keçi boynuzu pekmezi için çok sağlıklı derler. Öve öve bitiremezler. Galiba bugüne kadar hiç keçi boynuzu pekmezi yemedim.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #208   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #210

Kişisel Blog Yazıları #208

Bizimkiler bezelye yapmışlar. Ben bezelye sevmem. Birkaç suyuna bandım, birkaç da bezelyesinden aldım, o kadar. Bamya da da böyle yaparım. Çünkü bamyayı da sevmem.

Dünya Kupası başladı ya. TRT, yine yaptı yapacağını. TRT 1’in HD yayını yok. Sinyal yok uyarısı çıkıyor biz de. Böyle hata alan var mı aranızda? Cumartesi sabahına kadar düzelir umarım. Türkiye- Paraguay maçı var çünkü cumartesi sabahı.

Akşam Atv’de, Var Mısın Yok Musun’u izledik. İzleyecek başka bir şey yoktu çünkü.

Yarışmanın yeni bölümü başlayıncaya kadar Now’da, Şahan Gökbakar’ın başrolünü oynadığı Osman Pazarlama filmini izledik. Bazı yerleri komikti ama bazı yerleri de saçma. Kız istemeye gidiyorlar. Kızın babası Osman’a, “Aylık ne kadar kazanıyorsun sen?” diye soruyor. Osman da gülerek, “Şimdilik para kazanmıyorum” diyor. Gerçek hayatta böyle bir şey olabilir mi ya?

Ekrem İmamoğlu, CHP’de kurultay olmazsa yeni bir parti kurabileceğinin sinyalini vermiş. Bu gidişle de olacağı o zaten.

İnstagram’da denk geldim. Bir tane doktor, market yoğurtlarının sağlıksız olmadığını ve tüketebileceğimizi söylüyordu. Ama nasıl olur? Bize hep tersi söylendi. Kime inanacağımızı şaşırdık ya.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #207   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #209

 

Kişisel Blog Yazıları #207

*Fatih Terim, YouTube kanalı açmış. Fatih Hocam, senin ne işin var YouTube’larda ya? Kanalımı takip edin ve beğenmeyi unutmayın mı diyeceksin hocam?

*Türkiye- Avustralya milli maçında forvette oynayan Kerem Aktürkoğlu’nun halini görmüşsünüzdür. Avustralya savunma oyuncularının yanında küçücük kalıyor. Ya biz Türkler neden hep böyle ufak boyluyuz? Neden boylu poslu bir millet değiliz?

*Elon Musk’ın serveti Tüm Türkiye’ye dağıtılsa kişi başına 500 bin TL düşüyormuş. “İyi paraymış” dedim. Bir arkadaş da, “O kadar büyük bir para değil, abartma” diyor. Boşuna demiyorlar zenginin parası fakirin çenesini yorar diye. Biz de boş boş konuştuk işte.

*Steven Spielberg’in yeni filmi, “İfşa Günü” hakkında çok iyi şeyler söyleniyor. O kadar çok film çekildi ki bu konu hakkında. Artık hiçbir uzaylı filmi beni şaşırtamazmış gibime geliyor. Hadi şaşırt beni Spielberg.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #206  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #208

Kişisel Blog Yazıları #206

Sabah 07.00’deki Türkiye- Avustralya, Dünya Kupası maçına kalktık.

Hava biraz yağmurlu gibiydi.

O yüzden dev ekranda maçı izlemeye gitmedim.

Ama bizim belediye de hava yağmurlu diye kapalı pazar yerine kurmuş dev ekranı.

Simit, poğaça ve çay da ücretsiz dağıtılmış.

Maçı TRT 1’de izledik. 2-0 yenildik. Ama iyi oldu. Böyle şok mağlubiyetler takımı kendine getirir.

Bir sonraki maç cumartesi günü, sabah 06.00’da, Paraguay ile. Bol gollü bir galibiyet bekliyorum ben o maçta.

Akşam kanal D’de, Daha 17 dizisini izledik. İlk bölümdeki o hızlı tempo yok.

Ama yine de izliyoruz işte. Başka da doğru dürüst izlenecek bir şey yok.

Gezmekten dönerken arabada satış yapan kirazcıya denk geldik.

Kilosu 100 liraymış.

Üç arkadaşın hepsi aldı. Ben de aldım onlar almışken. Gruptaki herkes alıp da sen almayınca olmuyor.

Arkadaşın fındık dükkanına gitmiştim. Baktım kapalı. Aradım.

Köye gitmiş. “Sonra görüşürüz o zaman” dedim.

Aslında telefon açmayabilirdim.

Dükkan kapalıysa çekip gidebilirdim.

Ama aradım ki, geldiğimi bilsin.

“Bu çocuk da ne zamandır beni ziyarete gelmiyor” demesin.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #205  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #207