Kişisel Blog Yazıları #186

Çay güzel olmuş. Bir bardak daha istedim ev sahibinden. Bayram ziyaretinde sohbetin yanına çay da güzel gitti. Kişisel blog yazıları için yazacak konu çıkmıştı işte. Karşı evden çoluk çocuk sesleri geliyordu. Az sonra arabalarına binip gittiler. Herhalde onlar da bayram ziyaretine gidiyorlardı. İçimizden biri, “Ohh be, kafamız dinlendi çocuklar gidince” dedi. Arada hiç birimiz konuşmazken komşuların birinden gelen oynak oyun havalarını duyuyorduk. Tam bayramlık müziklerdi işte. Masadakiler kurban eti doğramaktan yorgun düşmüşlerdi. Gözlerinden uyku akıyordu. Bir tanesi, “Üzerime et kokusu sindi, çıkmıyor” dedi. Bir yandan da ana/kız kıyafet bakıyorlardı telefondan. Üniversite mezuniyet töreni için. Aşağı kattan diğer komşunun sesi geliyordu. “Demek ayakkabıları kaçıran sendin” diyerek köpekten ayakkabısını aldı. Gerçekten bu köpeklerin ayakkabı merakı nedir ya? İçimizden biri, “Ona oynayabileceği bir oyuncak al” dedi. Bu öneriye küfür etmese bari dedim içimden. Ama neyse ki bir şey demedi. Hayat, böyle sıradan anların içindeydi işte. İkinci bardak çayımı bitirirken aklımdan geçen buydu. Kişisel blog yazıları, hayatın içinden yazılarla devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #185

Kişisel Blog Yazıları #185

Akşam 21.30 gibi yatmıştım. Uyandığımda saat 00.30’u gösteriyordu. Kalktım. Biraz televizyona baktım. Kılıçdaroğlu demokrasiden bahsediyordu. Sinirden güldüm ve televizyonu kapattım. En iyisi kişisel blog yazıları serisine yeni bir yazmak dedim. Bugün Kurban Bayramı. Bayramımız mübarek olsun. Kurban kesenlerimiz varsa aramızda Allah kabul etsin. Sabah herkese bayram mesajı attım. Arkadaşlardan biri, “Uygun vakitte bir araya gelelim. Eskileri yad edelim” demiş. Yaşlılar gibi konuşmuş. Tamam, yaşımız 40 olabilir ama daha yaşlanmadık. Ama yine de eski tarz konuşmaları severim böyle. “Çoluk çocuk nasıllar mirim?” derlerdi ya. Hoşuma gider bu tarz muhabbetler. Ben zaten genel olarak eskileri severim. Bir zamanlar Beyoğlu’na takım elbisesiz çıkılmazmış ya. Bu tür adetleri severim. Evde herkes uyuyor ve bir ben ayaktayım. Bak şimdi bu durumu da severim. Herkes uyurken ayakta olmayı. Bu kadar ayakta olmak yeter o zaman. Şimdi benim için de yatma vakti. Kişisel blog yazıları serisi yeni yazılarıyla kısmetse bayramda da devam edecek efenim.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #184  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #186

Kişisel Blog Yazıları #184

*Teyzeoğulları bize oturmaya geldiler. Gelirken de pasta ve kurabiye getirmişler. Çayın yanında iyi gitti.

*Disiplin üzerine bir söz okudum. O sözden kendim bir söz ürettim. “Disiplinli olmak bir anda başarı getirmez ama bir gün getirir”

*ABD’nin ordu ufo ihbarcısı ölümünden önce bir uzaylı ile telepatik bağlantısı olduğunu iddia etmiş. Ben de bunu İnstagram’da paylaştım. Arkadaşlardan biri yorum olarak, “Ama kafamız nasıl güzel” demiş. Çok iyi ve mizahi bir yorumdu gerçekten.

*Özgür Özel, yüzde 60 ile seçimleri kazanabileceklerini iddia etmiş. Evet, kendisine güvenmesi güzel. Ama ben katılmıyorum. Kazansa bile ucu ucuna kazanır.

*YouTube’da, İlayda Bilek’in bir videosunu izledim. Videoda, “Başarmak için kendine deli gibi inan” diyordu. Kendisi her şeyi böyle başarmış çünkü. Düşündüm ben de, “Bir insan kendine deli gibi inanabilir mi? Ben de bunu yapabilir miyim?” diye. Hemen cevap veremedim. Bunun üzerine düşünmem, kafa yormam lazım biraz. Peki ya siz? Kendinize deli gibi inanabilir misiniz?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #183

Kişisel Blog Yazıları #183

*Kişisel blog yazıları serisi tüm hızıyla devam ediyor. Siz okumaya devam ettikçe de seri devam edecek. Seri hakkındaki görüş ve önerilerinize her zaman açığım millet.

*Güne patates kızartması ile başladım. Yanında da çay. İyi gitti. Gece vardiyasındayım. Gece saat 12 olur mu millet?

*Bir arkadaşım dün otobüs yolculuğu yapmış ve kek vermişler. “Hani kek kalkmıştı?” dedim. Yok, kalkmamış. Keki yiyince keyfi yerine gelmiş bizim arkadaşın. Verdiği paranın karşılığını aldığını hissetmiş. Otobüste kek, gelenektir abi, ben anlamam. Her zaman verilmeli vatandaşa.

*Kemal Kılıçdaroğlu, CHP genel merkezinde yaşananlardan dolayı çok üzgünmüş. Muhakkak öyledir. İnandık, inandık.

*Pilli Bebek diye bir müzik grubu varmış. Zehirli Velvet’in yazısında okudum. Sakarya adlı enstrümantal şarkılarını dinledim. Hoşuma gitti.

*Bilgi Üniversitesi kapatılmıştı. Birkaç gün sonra tekrar açılmış. Niye kapanmıştı, niye açıldı? Kafamda deli sorular.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu yazısı için son not: Bir tane dondurmacı da gördüm. El açması baklava siparişi alınır diyor bayram için. Sizce güvenilir olur mu?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #182  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #184

 

Kişisel Blog Yazıları #182

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını neden gecenin on ikisine bıraktım da gün içerisinde yazmadım ben ya. Neyse hemen başlayayım yazıya. Arkadaş bizi kahveye çağırdı. “Biz geç kahvaltı yapıyoruz, brunch, gelemiyoruz, size afiyet olsun” diyerek bu teklifi geri çevirmek zorunda kaldım. Çünkü geç uyandık. Yoksa bedava olan bir kahveyi asla kaçırmazdım. Bedava olan bir kahveyi kaçırmak ya da kaçırmamak, işte bütün mesele bu sevgili dostlar. Bu seferlik kaçırdım işte. Ülke olarak da dengeyi, ayarı, ölçüyü –nasıl adlandırırsanız artık- kaçırdık. Zorla CHP genel merkezine girildi, kapılar kırıldı falan. Genel merkez savaş alanına döndü. Bu görüntüler bu güzel ülkeme yakışmadı. Ne pazarın tadı kaldı, ne de yaklaşan bayramın. Tekrar kendi gündemime dönüyorum: Geç kahvaltımızı yaparken Atv’de, ABİ dizisinin tekrarı başladı. İzleyememiştim ben. Yeni bölümün yayınlandığı akşam 19 Mayıs için düzenlenen fener alayına gitmiştik. Dizinin başından beri var olan tüm soruların cevapları ortaya çıktı. Peki şimdi dizi nasıl devam edecek? Merakla gelecek bölümü bekliyorum. Kişisel blog yazıları serisinde bir gün daha bitti.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #181  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #183

Kişisel Blog Yazıları #181

Kişisel blog yazıları için yeni bir yazı yazmadan kesinlikle güne başlayamam. Şaka şaka. Nerede o günler? İş/güç var. Ancak akşamları yazabiliyorum yazıları. Sabah kahvaltıda beni bir sürpriz bekliyordu. Bizimkiler acuka yapmış. Bu sefer, güzel de olmuş. Çünkü her zaman tadı tutmayabiliyor. Çayın yanında da iyi gitti. Kardeşim Star’da, İstanbullu Gelin dizisinin tekrarını açmış. Sabah sabah hiç de bu diziyi çekemem. Diğer kanallara baktım. İzlenecek bir şey de yok. Sabahları hayat kurtaracak bir program, dizi, film falan bir şey lazım. Bizim çocukluğumuzda böyle miydi be? Çizgi filmler olurdu her kanalda. Seç beğen al. O zamanlar böyle çizgi film kanalları da yoktu. Kanal D, Show falan çizgi film yayınlarlardı. Hey gidi günler. İşe başladık. Sessiz sakin gidiyordu. Herhalde bugün rahat geçecek derken çağrılar bir gelmeye başladı. Çayımı içemedim, çayım soğudu. Sıcak çay, benim kırmızı çizgimdir. Çay soğuduğu zaman bir şeye benzemez. Çay gurusu gibi konuştum ama değil mi? Burası Türkiye. Bu ülkede yaşayıp da çay gurusu olmayan insan var mı ya? Gerçi son birkaç yılda kahve de baya atak yaptı şimdi inkar edemem. Adım başı kahveci açıldı neredeyse. Nusret bile kapiçino deyip sosyal medyadan paylaştı. Tamam da bu yazıyı nereye bağlayacağız şimdi? Hah, buldum. Siz hangi kahveyi seviyorsunuz? Benim tercihim kapiçino. Nusret dedi diye değil, yanlış anlaşılmasın. Kişisel blog yazıları serisinin bu yazılık da sonuna geldik ama benim de canım kahve çekti. Hadi kahve içmeye o zaman. 

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #180  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #182

 

Kişisel Blog Yazıları #180

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısı için herkes toplandı mı? Tamamsak başlıyorum o zaman. Evet, bugün cumartesi olabilir ama ben çalıştım. Hem de baya güzel çalıştım. Hem de baya yoğun çalıştım. Hem de o kadar çok konuştum ki boğazım bile ağrıdı. Cumartesi gününün sonuna geldik ama bir de bana sorun. Küçük Emrah’a bağladım resmen. İşin şakası bir yana bugün gerçekten yoğundu. Akşam yemeğinde bizimkiler makarna yapmışlar. Güzel olmuş. Yanında yoğurt ile beraber güzel gitti. Haberler desen her zaman ki gibi moral bozucu. CHP’nin başına tekrar Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçeceğini kim bilebilirdi ki? Hayat resmen sürprizlerle dolu. Not: Sürprizler her zaman sevindirici olmayabilir. Kesin bilgi, yayabilirsiniz. Bizim burada yeni bir avm açılmış bugün. Millet akın akın gitmiş yeni açılan avm’ye. Daha tam kapasite değilmiş. Daha inşaat halinde olan yerler varmış. Bizim arkadaşın biri gitmiş, görmüş ve bana söyledi. Olay yerinden bildirdi yani. Yeni bir yer açılmaya görsün hemen izdiham oluyor. Milletimiz yeni açılan mekanları, avm’leri, kafeleri vs. seviyor. Yarın pazar ve fena planlarım var. Mesela doya doya uyumak. Böyle dediğime bakmayın. Uyunmuyor. Yarın arkadaşla buluşur, çay/kahve içeriz belki. Kişisel blog yazıları burada bitmiştir. Tabi ki devamı gelecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #179  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #181