Caddede gitar çalan bir adamı görüyorum.
Bizim
buralarda pek gitar çalan kişilere rastlayamazsınız.
Hatta
yetişkinlere hiç rastlayamazsınız.
Genelde
çocuklar flüt falan çalar.
Ya
da mızıka.
Ya
da akordiyon.
O
yüzden bu yaşlı başlı amcayı gitar çalarken görünce şaşırdım.
Muhtemelen
buranın yerlisi değil.
Önünde
de gitarın kutusu.
Gitar
kutusunun bir yanı boş, diğer yanı ise küçük bez bebeklerle dolu.
Hem
şarkı söylüyor hem de bez bebek satıyor.
Şarkı
söylemek yeterli gelmiyor ki ek şeyler satma ihtiyacı duymuş demek ki.
Kalabalık
toplanmış.
Kalabalığın
yanına yaklaştım, durdum ve yaşlı amcayı ben de izledim ve dinledim.
Şarkısı
bitince hep beraber alkışladık.
Ellerimde
Çiçekler şarkısını söylemişti.
Kalabalıktan
biri, “Siz buralı değilsiniz galiba” dedi.
Gitarcı
amca, “Evet, değilim. Gitar çala çala yurdu gezmeye çıktım. Birkaç gün kalıp
sonra yola devam edeceğim” dedi.
Bisikletle
yurdu gezeni gördüm, otostopla yurdu gezeni gördüm.
Ama
her gittiği yerde sokak sanatçılığı yapıp, para kazanıp, yurdu gezeni de ilk
defa gördüm.
Benim
böyle bir arkadaşım olsaydı, yurdu gezerken ona eşlik edebilirdim aslında.
Tüm
illerin en popüler sokaklarında gitar çalmak, gezip/görmek ve her ilin insanı
nasılmış birebir görmek.
Güzel
bir deneyim olurdu.
Peki
siz böyle bir şeye ne derdiniz?