Bugün bir işim için Düzce’deydim. Hava yandı resmen. Akşam eve geldim. Boynum yanmış. Varın sıcaklığın boyutunu buradan anlayın. Kafamda şapka da vardı. Yanımda da suyum. Bu yaz çok zor geçecek Ali Rıza Bey. Hazır olun. Eğer gerçekten zorunlu bir işiniz yoksa dışarı çıkmayın derim. Bu sıcak havada yolda giderken bir kediye denk geldim. Gölgelik bir yer bulmuş, uzanmış uyuyordu. Pisi pisi diye seveyim dedim. Gözlerini az bir aralar gibi oldu sonra tekrar uykuya daldı. Ben de daha fazla rahatsız etmedim onu. Arkadaşı çağırdım. İşi varmış gelmedi. Ben de kendim kafeye gittim. Saat 14:00 gibiydi. Sakindi. Normalde masa bulunmaz. Ama hafta içi ya, ondandır. İstediğim masaya geçtim oturdum. Özgürce, istediğim masayı seçebilmek büyük bir ayrıcalıktı. Kapiçino söyledim. Yanına da magnolya. Günlük kahve ve tatlı ihtiyacımı gidermiş olarak mutlu mesut bir şekilde eve döndüm.
*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #225: Bir soru, bir soruşturma ve bir şarkı