Bu akşam Haysiyet, ABİ ve Tuzlu Kahve dizileri var. Hangisini izleyeceğiz? Resmen bereketli salı. Ama biz Haysiyet dizisini izleriz. Yeni favorimiz o. Tuzlu Kahve dizisini de yıllar sonra Doktorlar dizisindeki Levent ve Eda’nın yeniden karşılaşması için izlemek istiyorum. Gerçi fragmanda göreceğimizi gördük. Harika bir fragmandı. Doktorlar dizisine harika bir göndermeydi. Yıllar sonra Ela, Levent’ten intikamını aldı yorumları yapıldı. Ama ayrılırken Ela’nın gözünden yaşlar dökülüyordu yine. Ya bu işler böyle. Eğer bir şekilde kavuşamadıysan, o aşk yarım kaldıysa, içinde her zaman bir ukde kalıyor. Yıllar önce Zerda dizisi vardı. Orada deli mi veli mi olduğu belli olmayan bir adam var. Kavuşamazsan sevda olur derdi. Gerçekten öyle. İnsanın aklı her zaman kavuşamadığında kalıyor. Ona da sevda deniyor.
Yıllar sonra Ela ve Levent'in tekrar karşılaşması
İçtiğim kahvenin parasını ödemeyi unuttum
Bugün bizim buradaki Şok markete alışverişe gittim. İçtiğim kahve ile yediğim patatesli böreğin parasını vermeyi unutmuşum. Markette kahve makinesi var. Sütlü çikolata yaptım ve bir tane patatesli börek aldım. Ama aldığın bu şeylerin kaydı kuydu olmuyor. Kasaya gidince söylüyorsun. Ama kasada söylemeyi unuttum. Elimde poşetlerle eve dönerken aklıma geldi. Tekrar geri dönmedim. Çünkü yorulmuştum. Neyse yarın akşam iş dönüşü hallederim.
Orhan Pamuk'un babası da yazar olmak istiyormuş
Orhan Pamuk bir gün ben yazar olacağım dediği zaman arkadaşları ve hatta annesi bile şüpheyle bakmışlar kendisine. Bir tek babası anlamış oğlunu. Çünkü o da bir yazar olmak istiyormuş ama olamamış. Bir bavul dolusu şiiri varmış. Onu Orhan’a vermiş, “Yazar ol ve bir gün bu bavuldaki şiirleri de yayınla” demiş. Hala yayınlamamış Orhan Pamuk bu şiirleri. “Benim sorumluluğumda babamın şiirleri” diyor. Yayınlayacakmış. Nobel’deki Babamın Bavulu konuşması da buradan çıkmış işte.
Kişisel Blog Yazıları #271
*Sıkıldım dediğin yer, tam da başaracağın yer olabilir. Buna benzer bir söz okudum. Bunun üzerine düşüneceğim.
*Birkaç
gecedir iyi uyuyamıyorum yine. Şöyle deliksiz bir uykuya hasretim.
*Kendine
verdiğin sözü tut diyordu bir yazıda. Evet, ben kendime verdiğim bazı sözleri
tutamıyorum. Peki ya sen?
*İş
arkadaşlarımdan Özlem’in, tam bir kitap kurdu olduğunu öğrendim ve çok
sevindim. Kitaplar üzerine konuşabileceğim bir arkadaşım daha oldu. İş
arkadaşımdı şimdi de kitap arkadaşım olacak.
*Evet,
bu yılın kombi açılışını yaptık ve kombiyi açtık. İyi soğuk vardı bugün.
Üşümeyi ve kapalı havaları özlemişim. Kombiyi erkenden açmak bizim işimiz.
*Borsada
yine devre kesiciler devreye girmiş. Yatırım fonları ile ilgili alavere
dalavere falan mı ne olmuş. Birkaç video izledim ama pek bir şey anlamadım.
*Kurtlar
Vadisi hakkında da Fetö soruşturması başlatılmış. Büyük çaplı iddialar var.
Bakalım sonu nereye varacak?
Kişisel Blog Yazıları #270
*Bir insan, işinde çok iyi olabilir. Sırf bu yüzden o kişinin, hayranı olabilirsin. Ama özel hayatında nasıl biri olduğunu bilsen, tanısan belki de nefret edeceksin. Şarkıcı, futbolcu veya yazar. Her neyse işte. İnsanları değerlendirirken bunu da göz önünde bulunduralım derim. Her insan dört dörtlük olacak diye bir kaide yok sonuçta.
*Ahmet
Ümit’in yeni kitabı çıkıyormuş. Roma’nın Beş Günü, yeni kitabının adı. İşte
böyle çalışkan yazarlara hayranım ya. Durmadan kitap çıkartıyor. Kim bilir
kaçıncı kitabı olmuştur. Düşünüyorum da: Ahmet Ümit, öteki tarafta ne yapacak? Yazmaya
aşık olan bu adam, öteki tarafta da yazma imkanı bulabilecek mi? Bu duygusunu
nasıl tatmin edecek?
Kişisel Blog Yazıları #269
*Gecenin bir yarısı telefonla uyanmak gibi endişe verici bir durum yoktur. Çünkü gecenin üçünde, dördünde gelen telefon genelde hayırlı bir şey için gelmez. O nedenle gecenin bir yarısı gelen telefondan her zaman çekinirim. Öyle bir telefon gelmişti geçtiğimiz senelerde. Telefondaki ses, yengemin hayatını kaybettiğini söylüyordu.
*Serhat
Kılıç. Ergun Plak yani. Ölüme yalnız gitti. Evinde, tek başına. Koltukta oturmuş
halde buldu sevgilisi onu. Acaba son anlarında ne hissetti, neler gördü? Korktu
mu, huzurlu mu gitti? Evde tek başına ölümlerden sonra da artık evde yalnız
yaşamanın eskisi gibi popüler olmayacağını düşünüyorum. Çünkü kimse ölümü
düşünmüyordu. Yalnız yaşamak, özgürlük demekti. Yalnız yaşamak, ölümü de yalnız
karşılamak demektir. Peki buna cesaretiniz var mı?
Kişisel Blog Yazıları #268
*Nasıl biri olmak istiyorsan öyle davran diyorlar da. Evet, kulağa hoş geliyor da. Yapması zor ya. Anlamsız geliyor bazen de.
*Tepkikolik’te
Burak söylemişti galiba. Salamın üstüne çikolata sürüp öyle yiyormuş.
Bayılıyormuş. Hiçbir zaman bir araya
gelmesi düşünülemez iki şey. Ama denemeyi düşünüyorum. Nasıl bir tat ortaya
çıkıyor bakalım. Ya bir de ben yeni tatlara açık değilim. Hiç aklıma gelmez.
Hevesim de yoktur. “Şu iki şeyi karıştırayım da bakalım ortaya nasıl bir şey
çıkacak?” diye de düşünmem.
*Babam
da MasterChef jürisine hayran. “Adamlar ne bulursa yiyorlar. Bunu yemeyiz, şunu
yemeyiz demiyorlar” diyor. “Eee, şef olmak bunu gerektirir baba” diyorum. Ben
de o adamların işlerine olan tutkularına hayranım.