*Kişisel blog yazıları serisinde yeni bir yazı, farklı konular ve hepsi kısa kısa. O zaman başlayalım.
*Ali
Congun, Düzce’ye geliyormuş. Belki gideriz. Mahşer-i Cümbüş ise neredeyse iki
ayda bir Düzce’de. Bir kere gitmiştik geldiklerinde. Her zaman her zaman da
gidilmez. Sıkılırım ben.
*Her
zaman gidilmez demişken. Ne zaman bir arkadaşın yanına sık sık gitmeye başlasam
hemen bizimkiler, “Fazla muhabbet tez ayrılık getirir” demeye başlarlardı.
*Bir
ara pikniğe gitmiştik. Kardeşim pikniğe giderken coco pops da getirmiş yanında.
Diğerleri hemen dalga geçtiler, “Piknikte coco pops ne alaka?” diye. O da, “Bunlar
iri taneli. Atıştırmalık çok güzel gidiyor” demişti. Hala aramızda konusu döner.
*Bir
arkadaşım, “Michael” filmine gidip gitmediğimi sordu. Gitmediğimi söyledim. Hem
gitsem bile tek sarmayacağını söyledim. O zaman o da, daha önce izlemesine
rağmen, “Seninle gelirim” dedi. Çünkü kendisi Michael Jackson hayranı. “Eğer
kendisini seviyorsan sıkılmazsın” dedi. O zaman şöyle bir durdum. Çünkü
fanatiği değilim. Sevmeme ihtimalin yüksekti. O yüzden gitmedim filme.
*Kişisel
blog yazıları serisinden bugünlük de bu kadar. Yeni yazılar da gelecek. Yolda.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #167