Yayınlar

Kasım, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BENİM DÜŞÜNCEM: Lavaşı da Ermenistan kaptı...

BENİM DÜŞÜNCEM: Lavaşı da Ermenistan kaptı... :         Lavaş ekmeğini Ermenistan tescil ettirmiş.Bu kaçıncı?Değerlerimize olan bu vurdumduymazlığımız daha ne kadar devam edecek? Kültür ...

Lavaşı da Ermenistan kaptı...

        Lavaş ekmeğini Ermenistan tescil ettirmiş.Bu kaçıncı?Değerlerimize olan bu vurdumduymazlığımız daha ne kadar devam edecek? Kültür Bakanlığı’nın görev tanımı içerisinde bu değerleri takip etme ve uluslararası alanda bizim adımıza tescil ettirme gibi bir görevi yok mu?Böyle haberleri duydukça…İster istemez üzülüyor insan.Hangimiz üzülmeyiz ki?Kültür Bakanlığı bu gibi işler için bir özel ekip kurmalı.Bu ekibin görevi sadece bize ait değerlerimizi Unesco’da tescil ettirmek olmalı.Yine de haklarını yemeyelim.Kültür Bakanlığı Unesco’ya bu konuda başvuruda bulunacakmış ama.Ne kadar sonuç alırız varın siz düşünün.Önemli olan testi kırılmadan bir şeyler yapmak değil midir?         Daha önce baklava ile ilgili yine buna benzer bir durum yaşanmıştı. Bu örneklerden ders çıkararak bu konularda gevşek bir tutum sergilemeyi artık bırakmalıyız. Her yıl artan turizm gelirlerimizden bahsediyoruz.Övünüyoruz doğal olarak.Göğsümüz kabarıyor.Daha da fazla turizm geliri hedefliyorsak…Ki hedefliyo

Ntv'de Akp'yi kayirmis...

       Koskoca Ntv’ye bu yakışmadı.Biz Ntv’yi böyle görmeye alışmadık. Bu akşam saat 17:00 haberlerini beklerken.Ntv’de bir yazı çıktı.Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yayınlarında adaylardan Recep Tayyip Erdoğan’ı kayırmış.Bunun için yayını beş kez süreyle durdurulmuş.Koskoca Ntv’de bu gibi bir yazıyı görünce üzüldüm açıkçası.Türkiye’nin ilk haber kanalından böyle bir şeyi hiç beklemezdim.          Ntv’yi sevmemizin nedeni yayınlarındaki tarafsızlığıdır. Bugüne kadar ayakta kalmasının tek sebebi de budur.Ntv’yi Ntv yapan bu tarafsızlığıdır.Bugüne kadar Ntv çok sevilen programlarını yayından kaldırmasına rağmen hala ayakta ise bunu tarafsızlığına borçludur.Nedense Ntv artık bir klasik haline gelmiş(Klasik olmasını da kendisi sağlamıştır)programları yayından kaldırdı.90 Dakika programı.Futbol programında bir çığır açmıştır.Futbol programından çok bir spor programıydı.Tenis,Basketbol,voleybol vs.Spora dair her şey konuşulurdu.İşte böyle bir programı yayından kaldırdı Ntv.         

Osmanlı'nın doğuşu:Merhaba Söğüt

Resim
         Osmanlı tarihini çok sevenler için bir kitap önerim olacak.Merhaba Söğüt.Yazarı Yavuz Bahadıroğlu .Kitabı yeni bitirdim.Bu kitap Yavuz Bahadıroğlu’nun okuduğum ilk kitabıydı ayrıca.Kütüphanede kitap bakarken denk geldi.Bu kadar ismini duymuşken okumamak olmaz diye düşündüm.Kitabın adına baktım.Merhaba Söğüt.Tam istediğim gibi Osmanlı ile ilgiliydi.”Beğenmesem bile.Hiç olmazsa Osmanlı’nın kuruluş dönemine dair bilgi edinirim” diye düşündüm.İyi ki de öyle düşünmüşüm.Bu kitabı okumamış olsaydım.Gerçekten üzülürdüm.Bir Osmanlı tarihi seveni olarak.         Kitap,Kayı Han boyu beyi Gündüz Alp ile başlıyor.Ve oğlu Ertuğrul Gazi ile bitiyor.Ta ki,Söğüt ve Domaniç çevresine yerleşene kadar olan dönemi anlatıyor.Adından da anlaşılacağı gibi.Tarih romanı yazmak kolay değildir.Normal romana göre daha bir maharet ister.Yazar yazacağı tarihi çok iyi bilmeli.Özümsemeli.Anlattığı tarihteki devletin gelenek ve göreneklerini iyi bilmeli.Romanında bunları aşağılayacak bir tavır takınmamalı.

Prandelli'nin hala teknik direktörümüz olmasından utanıyorum...

          Galatasaray’ımızda ne olup bittiğini bilen ya da anlayan var mı? Ben bu zamana kadar böyle keşmekeşlik içinde bir yönetim görmemiştim.Yönetim de yanlış oldu.Daha doğrusu yönetimsizlik.Sözde GS’da başkan var.Ama var mı yok mu belli değil.Varlığıyla yokluğuyla bir derler ya o şekil.Duygun Yarsuvat Başkanın akil adam görünüşü var.Bende şahsen böyle bir intiba bıraktı.”Bir büyük ne de olsa.Bu dönemi evirir çevirir GS için faydalı bir dönem yapar”demiştim seçildiğinde.Ama öyle olmadı.Gelen gideni aratır derler ya.Ünal Aysal Başkanı arar olduk.Hiç olmazsa yapılanlar ne kadar yanlış olsa da her yapılanın altında onun imzasına olan inancımız tamdı.Ama şimdi öyle mi? Duygun Yarsuvat Başkan sadece başkanlık koltuğunda oturuyor.O kadar.Fakat yönetim işini başkaları yapıyor. Ve maalesef yönetimden anlamayan kişiler yapıyor.Galatasaray’ımıza yazık ediyorlar.Farkında değiller.           Şu anda GS’ı yönetmeye çalışan kişi olarak Abdürrahim Albayrak görünüyor. Albayrak’ın GS’lılığından

Osmanlı Devleti'nde ekonomik hayat...(1)

         Osmanlı’da ekonominin ana damarı tarımdı. Bu nedenle mahsül alınan toprak her yönden en iyi şekilde değerlendirilmeliydi.Üretime katılmamış bir toprak parçası kalmaması için titiz bir çalışma yürütülüyordu.Bunun yanında toprağın üretime katılmasıyla süreç bitmiyordu.Bir de o toprağın iyi işlenmesi,topraktan en iyi şekilde verim alınması gerekiyordu.Toprağın iyi işlenmesi daha fazla mahsul ve doğal olarak daha fazla vergi demekti.Fazladan vergilendirme yapılmaması içinde çıkan mahsülün net olarak tespit edilmesi sağlanırdı.Zincir bu şekilde birbirine bağlanmıştı.          Osmanlı’da ekonomik dünyada tek şey amaçlanmıştı.Halkın kimseye muhtaç olmadan yaşaması. Bu nedenle üretim yapılırken dikkat edilen şey ne kadar ihtiyaç olduğuydu.İhtiyaca göre üretim dengesi gözetiliyordu.Eksik üretim gibi bir durum söz konusu olduğu durumlarda ise ithalat yapılıyordu.Osmanlı Devleti’nin ekonomi politikası argo deyimle kendi yağıyla kavrulmaydı.18.yüzyıla kadar kendi yağıyla kavruldu.Hiç

Osmanlı'da Lale Devri...(2)

        Lale Devri’ni anlatmaya devam ediyoruz.Lale Devri’nde hiç iyi bir şeyler olmadı mı onları anlatıyorduk en son.Matbaadan bahsetmiştik.En son Nedim’de kalmıştık. Nedim ,Osmanlı edebiyatına yaptığı çevirilerle katkıda bulundu.Bu işi kendinin başkanı olduğu bir kurul vasıtasıyla yaptı.Yaptıkları çeviriler batı ve doğu dillerindendi.         Kitap demek kağıt demek.Bir kağıt fabrikası gerekiyordu.hemen İzmit’te fabrika çalışmalarına başlandı.Lale Devri’nde yangınlardan İstanbul başını alamazdı.Artık buna bir tedbir alınmalıydı.Bunun için o zamanlarda itfaiyeciler diyebileceğimiz tulumbacılık diye bir teşkilat kuruldu.Lale Devri’nde olan İstanbul’a olmuştu.Eğlenceye dalıp gitmişlerdi.Bu durum sadece İstanbul ile sınırlı kaldı.Anadolu ve Rumeli’yi etkilemedi.Oralardaki yaşam Lale Devri’ndekinden öncesi gibi aynen devam etti.          3.Ahmet yaptığı bazı uygulamalar halkın yaşamını daha da zorlaştırdı.Bunlardan biri paranın değerini düşürmesiydi.Bir başkası da iltizam usulü (ve

Lale devri...(1)

         Bugünkü konumuz Lale Devri .Bu devir 1718 ile 1730 yılları arasındaki dönemdir.12 yıl gibi kısa bir süre olmasına rağmen Osmanlı dönemine damga vurmuştur.Batıya benzemeye çalışmanın ilk adımları bu dönemde atıldı.İlk batılılaşma hareketidir.Zevk ve sefa bu dönemi tanımlamak için kullanılan kelimelerdir.İsim lale çiçeğinden gelir.O zamanda lale çiçekleri her yeri sarmış.Ve gün gelmiş.Bu çiçeklerin ünü dünyayı sarmış.          Lale Devri’nin ana karakteri Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. 1718’de Sadrazamlığa getirilmiştir.Padişah koltuğunda 3.Selim oturmaktadır.Yaptığı ilk iş Pasarofça antlaşmasını imzalamak oldu.Bu anlaşma 1714’ten beri Avusturya ve Venedik ile yapılan savaşın bittiğinin resmiyet kazanmış bir belgesiydi.Avrupa ülkelerinin büyük devlet olma yolunda adımlar attığını İbrahim Paşa görmüştü.Ve bir çıkış yolu arıyordu.Bu çıkış yolunu Avrupada ne yapılıyor onu öğrenmek ve kendi ülkesinde aynısını tatbik etmekte görmüştü.          Avrupayı yakından tan

Osmanlı sosyal hayatı...(3)

        Osmanlı sosyal hayatını anlatmaya devam ediyoruz.Kahvehane İstanbul’da açılmış.Tarihler 1554’ü gösterdiğinde.Kahvehaneler açılır açılmaz şimdiki gibi sohbet yeri olmamış.Belli bir zamandan sonra bildiğimiz kahvehane şeklini almış.İşyerleri hem üretim hem satış yeri olarak kullanıyorlar.Akşamdan sonra açık iş yeri kalmıyor.O noktadan sonra gece bekçileri ortaya çıkardı.İşyerleri artık bekçilere emanet edilirdi.         Osmanlı zamanında evlilik nasıl yapılıyordu onu da anlatalım. Öncelikle Osmanlı ailesinin kuruluşunda ve devam etmesinde iki önemli etken vardı.Bunlar;İslam hukuku ve Türk töresidir.Buna göre evlenmek isteyenler kadıya giderler.Böylelikle evlilik için ilk adım atılmış olurdu.Bugünkü gibi yine aynı şekilde nikah kıyılırdı.Her iki tarafında şahiti de törende hazır bulunurdu.Bu evlilik kadı defterine kaydedilir.Böylelikle işlem tamamlanmış olurdu.Köylerde kadının yerini imam alırdı ve imam nikahı kıyılırdı.           Kadın-erkek eşitliği Osmanlı’da nasıl yankı

Osmanlı sosyal hayatı...(2)

         Kaldığımız yerden Osmanlı sosyal hayatını anlatmaya devam ediyoruz. Osmanlı döneminde evler nasıldı? Bu konuda da size bilgi vermek isterim.Ahşap evler Osmanlı’nın geneline yayılmıştı.Evlerin bahçelerinin olması göze çarpan bir ayrıntıdır.Kiralar,kiracıları maddi yönden zorlamayacak şekilde azdır.Zaten fazla kiracı da yoktur. Genelde herkesin evi vardır.         Osmanlı evlerinde fazla eşya göze çarpmaz.Ayrıca bu eşyalar da lüksten uzaktır .Haremlik ve selamlık gibi bölümler ancak büyük evlerde ve konaklarda söz konusudur.Osmanlı evlerinin bir başka özelliği de çok temiz olmalarıdır.Eve ayakkabı ile girme gibi bir durum söz konusu değildir.         O dönemki aile kurumu ile ilgili olarak da birkaç şey söylemek isterim .Zina gibi ahlaka aykırı ilişkiler ailelerde görülmez.Akrabalık ilişkileri o kadar üst seviyededir ki.Hayatta kimsesi kalmamış,anne ve babası ölmüş çocuklar akrabalarının yanında hayata yeniden tutunmaya çalışırlar.Akrabaları bu gibi çocuklara kucak açar.Ah

Osmanlı sosyal hayatı...(1)

       Osmanlı’da sosyal hayat nasıldır merak eder dururdum.Ben de araştırdım,Öğrendim.Bu bilgileri sizinle de paylaşmak istiyorum. Osmanlı sosyal hayatının şekillenmesinde iki öğe var.Bunlar sizinde tahmin edebileceğiniz gibi din ve gelenekler.Bana göre Osmanlı’yı Osmanlı yapan dindir.Bunu sosyal hayatı incelediğinizde görebiliyorsunuz.Yani sana ya da bana göre durumunu ortadan kaldırıyor.        O zamanlar mahalleler nasılmış ilk onu merak ettim ve inceledim.O zamanlar muhtar diye bir şey yok.Bildiğimiz anlamda muhtar Osmanlı’ya 2.Mahmut ile gelmiş.Muhtar yerine o zamanlar din büyükleri bakıyormuş.Mahalle ve köylerde camiler merkez kabul edilirmiş.Ve evler kıbleye göre yapılırmış.        Tabi o zamanlar Osmanlı’nın mahallelerinde ve köylerinde komşuluk ilişkileri,insan ilişkileri çok üst düzeydi.Yapılanlara baktığımızda bugün için hayal gibi görülüyor.Nasıl mı?Mahallede kavgalı olanlar varsa onları barıştırmak için mahalleli uğraşıp dururmuş.Düşünsenize etrafınızda devamlı bö

Güldür Güldür komedi dünyasına ne kattı?

         Güldür Güldür programı komedi dünyasına ne kattı bugün ona biraz bakalım diyorum.Bu işin başlangıcını biliyorsunuz ki Çok Güzel Hareketler yapmıştı.Ondan sonra bu skeç programları aldı yürüdü.Bu işi analiz ederken doğal olarak o programı baz alıp değerlendirmede bulunacağım.          Hareketlerde skeç ortasında oyunun durması gibi bir durum yoktu.Skeçle ilgili her şey skeç bittikten sonra söyleniyordu.Ama Güldür Güldür skeç oynanırken durdurma gibi bir durum icat etti.Çok da güzel yaptılar.Onların dışında başkaları yapsa bu kadar güzel olur mu?Onu bilmiyorum.Skeçi durdurma oynanan skeçin kalitesini düşüreceğine aksine bir kaldıraç görevi görüyor.Tabi burada Ali Sunal’ı kutlamak gerekiyor.Nerede durduracağını ve ne söyleyeceğini çok iyi biliyor.          Yine Ali Sunal ile ilgili bir şey söyleyeceğim.Seyircilerle yaptığı sohbetler de skeçler kadar komik geçiyor.Ali Sunal o konuşmaları o kadar iyi yönlendiriyor ki.Nereden ne çıkaracağını çok iyi biliyor.Bu gerçekten bir ye

Sabaha kadar oturduğum geceler...

         Sabahın 06:30’u.Ve ben bu saate kadar hiç uyumadım.Sabah kalkıp gidecek bir işim yok ki.Onun için oturabildiğim kadar oturuyorum.Yıllar öncesinde de böyle otururdum sabahlara kadar.O zamanlar yine çalışmıyordum.Gece NBA maçları olurdu.Onları izlerdim.Olmadı tartışma programları.Futbol tartışma programlarını da izlerdim ama genelde siyasi tartışmaları izlerdim.Çünkü her gece futbol tartışma programı olmazdı.Gerçi şimdi de olmuyor.         Çay yapardım kendime.1-2 bardaklık.Benim içeceğim kadar.Geçerdim televizyonun karşısına.Oh keyfime diyecek yoktu.Televizyonumuzun tam karşısında bir koltuğumuz vardı.Kurulurdum ona.Bazen ayaklarımı uzatırdım.Kafamı da koltuğun kulpuna koyardım.Sanki koltukta değil de bir bahçedeki hamakta yatarmışım gibiydi o halim.         Bazı geceler babam eşlik ederdi bana.Bazen de kardeşim.Ama genelde babam olurdu yanımda.Çok seyrekte üçümüz beraber olurduk.Bir de futbol tartışma programı açmışsak.Ev tam bir kahvehane gibi olurdu.Futbol sohbeti gırl

Ebola hakkinda merak edilenler

Her telden yazılar bunlar: Neymiş bu ebola?..