Kayıtlar

Ocak, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gülse Birsel, Engin Günaydın ile yeniden aynı dizide...

Resim
     Bomba gibi bir haber ile karşınızdayım. Gülse Birsel ile Engin Günaydın, bir mekandan çıkarken görüntülenmişler. Çıkışta açıklama yapmışlar. Bu muhteşem ikili ekranlara dönüyormuş. Bir Avrupa Yakası fanatiği olarak, ben bu habere çok sevindim. Ama inşallah, yine Yalan Dünya gibi bir dizi yazmaz Gülse Birsel. Engin Günaydın’ı da, öyle iyi olmayan bir projede harcamasını istemem. Yalan Dünya’yı sevmiş olanlar olabilir tabi. Ama bana sorarsanız, Avrupa Yakası’nın yanından bile geçemez. Burhan Altıntop’u özlemişim bu arada ya. İlk başlarda hiç hoşlanmıyordum Burhan karakterinden. Sonradan çok sevdim. İsterim ki Gülse Birsel, yine Burhan Altıntop gibi, Engin Günaydın’ın oyunculuk yeteneğini ortaya çıkaracak bir rol yazar ona. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/curve-industry-photography-vintage-65128/

Sosyal fenomen Nusret olayı...

Resim
     Şu sosyal medya dediğimiz alemde neyin bir anda popüler olacağı belli olmuyor. Son olay şu Nusret   meselesi. Adam ete değişik tarzda tuz döküyor diye meşhur olup gitti. Şimdi o hareketin ne ilgi çekici yanı var? Bence anlamsızca bir hareket. Ama şu tarafı hoşuma gitti ki: Bir Türk’ün dünyada popüler olması ve tüm dünyanın bu hareketi yapması 😉 Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/food-dinner-steak-fork-7592/

Adı Efsane dizisi beni sarmadı pek...

Resim
     Adı Efsane dizisi dün akşam başladı. Başrollerinde Erdal Beşikçioğlu ve Gökçe Bahadır var. Cumartesi akşamları bir şey olmadığı için ve fragmanı hoşuma gittiği için izledim. Ama beklediğimi bulamadım. Bir zamanlar Trt 1’de Koçum Benim dizisi vardı. Ona benziyor. Ben ilk bölümden ısınamadım. Belki ilerleyen bölümlerde dizi kendisini toparlar. Ama ilk bölüm için, “Beni sarmadı” diyebilirim.       Murat Boz’un annesi kalp rahatsızlığından dolayı hastaneye kaldırılmış. Hastaneden açıklama yapılmış. Şu anda durumu iyiymiş. Murat Boz sevdiğim bir sanatçıdır. Hem de duygusal bir adam. O Ses Türkiye’de ne kadar duygusal birisi olduğunu gösteriyor.  Annesinin bu rahatsızlığı yıkmıştır onu. Dilerim en kısa süre içerisinde annesi sağlığına kavuşur.      İngiltere Başbakanı ile Başbakan Binali Yıldırım’ın basın toplantısında esprili dakikalar yaşanmış. Bir gazeteci Başbakan May’e, “AB’den çıkan bir ülke olarak AB’ye girmek isteyen Türkiye’ye ne mesajınız olur?” demiş. Tam o anda B

Evet ya da hayır diyenleri linç etme...

Resim
     Yine bir referandum, yine bir evet-hayır tartışmaları. Artık bunları yazmaktan, konuşmaktan sıkıldık ama maalesef değişmiyor. Hayır diyen kendine, evet diyen kendine. Birini hayır dedi diye şucu yapmayın. Birini evet dedi diye ocu demeyin. Ama bunlar boş laf. Dibine kadar ocu-bucu deniyor yine. Murat Boz , “Evet” dedi diye, bilmem CHP’nin Zonguldak neycisi, “O bizim evladımız değil” demiş. Ne alakası var aga. Saçma sapan bir açıklama işte. Toplumda saflar keskinleşti. Bizde oyunun kuralları böyle. Birlik falan hikaye. Bizde böyle bir toplumuz işte. Bizden olmayanı yerin dibine sokar, vatan haini ilan ederiz. Bunlar bizim için basit işlerdir. Ayrıştırmak genlerimize işlemiş bizim.

Sabahattin Ali'nin, elinden düşürmediği kitaplar...

Resim
     En çok okunan kitaplar sıralamasında hep onu görüyoruz. Kürk Mantolu Madonna kitabı ile Sabahattin Ali’yi. Peki Sabahattin Ali kimleri okurdu? O kimlerden feyz alırdı? Kendisi 1935 yılında açıklamış. Ama bu söylediği kitaplar bir kere okuyup geçtiği kitaplar değil. Devamlı okuduğu kitapları sıralamış. Yücel dergisinde yazmış bu devamlı okuduğu kitapları. 19’uncu sayısında. İlk sırada Dostoyevski’den Budala var. Ben şahsen Budala’yı okumadım. Gelelim ikinci kitaba. Yazarı Şolohov. Bu ismi daha önce duymamıştım. Kitabının ismi: Ve Durgun Akardı Don. Üçüncü sırada da adını ilk defa duyduğum bir yazar var: Andre Malraux. Kitabının ismi: İnsanlık Durumu. Dördüncü sırada ismini çoğumuzun duyduğu Gorki var. Klim Samgin’in Yaşamı kitabı ile. Beşinci ve son sırada bir Türk şairimiz var: Nazım Hikmet. Taranta Babu’ya Mektuplar kitabını birkaç kere duyduğumu hatırlıyorum. Bu kitaplardan Budala ve Taranta Babu’ya Mektuplar’ı ilk etapta okumak isterim.  

Yaz ayını özleyenler el kaldırsın...

Resim
     Sağlık Bakanlığı, bilinçsiz antibiyotik kullanımına karşı kampanya başlattı. Haberleri izleme fırsatınız olduysa görmüşsünüzdür. Haberlerde denk gelmemişseniz bile, kamu spotuna denk gelmişsinizdir. Kamu spotunda iki şeye dikkat çekilmiş. Birincisi, hemen bir boğaz ağrısında ya da gripte antibiyotik kullanımından kaçınmamız öğütleniyor. Bunun dışında da antibiyotiği doktor yazarsa kullanmamız gerektiği söyleniyor. Birde, “Doktorlara baskı yapmayın” deniyor. Biz millet olarak şartlanmışız, “Abi antibiyotik içmezsem bu hastalık geçmeyecek” diye. Ondan sonra doktora, “İllaki yaz yaz” diye diretiyoruz. Adam da mecburen yazmak durumunda kalıyor. Ayrıca bir bilgi de vereyim. Ülke olarak Avrupa’nın en çok antibiyotik kullanan ülkesiymişiz. Sağlık Bakanlığının bu uygulamasını çok yerinde buluyorum.                                                                 YAZ AYI, GEL BE      Yaz ayını özledik be. Özellikle neden mi özledim? Sabahları işe gitmek için kalkıyorsun ya. Odanın i

Sen beni ölsen unutamazsın...

Resim
Geçtiğimiz günlerde haberlerde izledim. Belki siz de denk gelmişsinizdir. Bir postacının emekliliğine çok az kalmış. Oda emekliliğine az kalan bu dönemde, her namaz çıkışı, cami cemaatine tatlı dağıtıyormuş. Böyle yapmasının nedeni ise: Helallik almak. “Bunca yıldır insanlara iyi ya da kötü haberler getirdim. Kalbini kırdıklarımız olmuştur. O yüzden bende böyle bir şey düşündüm. Cami çıkışı cemaate tatlı dağıtıyorum. Onlardan helallik istiyorum” diyor. Bu arada şu bilgiyi de vereyim. Bu postacı abimiz, 30 yıldır aynı çevrede postacılık yapıyormuş. Ben insanımızın, bu huyunu seviyorum ya. Helallik almak kavramı çok önemli. Birde şu helallik almak kavramı, ömrümüzün sonuna doğru değil de her zaman aklımızda olsa. Yanlış anlaşılmasın. Ben Postacı abiyi eleştirmiyorum. Zaten adamın halinden, tavrından belli. Öyle reklam kokan bir hareket değil yaptığı. Hepimiz şu helallik alma kavramı üzerinden yaşamaya çalışsak, yaşadığımız bunca sıkıntılar, ruhen doyumsuzluklar geride kalır diye düşünü

İşinin, sevebileceğin bir yanını bul...

Resim
     Ntv’de Arka Koltuk diye bir program var. Bu programda, her hafta, iş dünyasında başarılı olmuş kişiler konuk ediliyor. Programın sunucusu, Berfu Güven. Programın bu haftaki konuğu, Opet’in kurucusu Nurten Öztürk’tü. Bu programı her hafta takip ettiğimi söyleyemem. Ama denk gelirsem, izlerim. Bu hafta da denk geldim, izledim. Her zaman, başarıya giden yolda neler yapmış insanlar, hep merak etmişimdir. O yüzden, bu program ilgimi çekiyor. Öyle süresi fazla uzun da değil. Yarım saatlik bir program. Bu yazımın konusu, bu programda öğrendiklerimden oluşacak. Konu döndü dolaştı, her zamanki klasik tartışmaya geldi. Sevdiğin işi yapmak muhabbeti. “Bakalım Nurten Öztürk’ün bu konuya bakışı nasılmış?” dedim.                                                                                                        SEVDİĞİN İŞİ YAP SÖYLEMİ      Aynen şöyle dedi: “Ya sevdiğiniz işi yapacaksınız. Eğer ki sevdiğiniz işi yapamıyorsanız, yaptığınız işte seveceğiniz bir yan bulacaksınız

Ece Evren, beni Satır Arası mim #3'e mimlemiş...

Resim
         Uzunnn bir zamandır, mim yazısı yazmamıştım. Sonunda mim perhizine, sevgili Ece Evren’in sayesinde son veriyorum. Emre Bektaş kardeşim, bir mim başlatmış. Mimin adı: Kendi blog ismi, yani Satır Arası. Emre Bektaş’ın bloğuna, buradan bakabilirsiniz. Ece Evren’in ilgili mim yazısına da, buradan bakabilirsiniz. Mim, 3 sorudan oluşuyor. Ece Evren, sorulara kısa ve öz cevaplar vermiş. Hemen bir solukta okudum mim yazısını. Şimdi gelelim sorulara ve benim vereceğim cevaplara.                 1)      Bugüne kadar bloğuna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan ya da çok mutlu eden) yorumu paylaşır mısın?          Blog yazmaya ilk başladığım zamanlarda hiç yorum gelmezdi. Her fırsatta bakardım bloğuma, yorum gelmiş mi diye. O ne heyecandı öyle. Gelen ilk yorumumu hatırlıyordum da. O kadar çok mutlu olmuştum ki. Ama yine hatırladığım kadarıyla, öyle çok iyi bir yorum değildi. Beni çok mutlu eden de, hayal kırıklığına uğratan da bir yorum var. Ama o kada

Çocuk olup, karne almak vardı...

Resim
      Bugün karne günüymüş. Karne günü olduğunu öğrendiğimde, “Şimdi çocuk olmak vardı. O karne heyecanını yaşamak. En önemlisi çocuk olmak. Büyük olmamak, üzerinde hiçbir sorumluluk olmaması ve hayatın en temiz halini görmek vardı” dedim. Büyüyünce bütün büyü bozuluyor be. Kötülükleri, iğrençlikleri görüyorsun. Öyle insanlarla karşılaşıyorsun ki. Kötü, dedikoducu, hırsı gözünü kör etmiş, menfaati için her şeyi yapabilecek insanlarla. Ve sen bu tip insanlarla beraber, yaşam savaşının içine giriyorsun. Ekmek kavgasına giriyorsun. Hayatla uğraşmak yetmiyor, birde böyle tiplerle uğraşmak durumunda kalıyorsun. İşte böyle yaşayıp giderken, aynı şarkıdaki gibi, “Ben yoruldum hayat, gelme üstüme” diyorsun. Şaka maka hayat beni de yormuş be.                                                                                                   SLOV ŞARKILAR OLMADAN OLMAZ      Yalın, katıldığı Beyaz Show programında söylemişti. “Ben şarkı yazarken televizyon açık olacak. Ben öyle şarkı y

Şahan Gökbakar'dan samimi bir hareket...

Resim
     Geçtiğimiz günlerde Şahan Gökbakar , Recep İvedik 5’in fragmanını yayınladı. Ve ortalık karıştı. Peki ama neden? Aslında olayı bu akşama kadar bende bilmiyordum. Birkaç gündür bununla ilgili her yerde konuşuluyordu. “Azerbaycan’dan fragmana tepki var” diye. “Ne Azerbaycan’ı, ne Recep İvedik’i? Ne alakası var?” deyip, sordum durdum kendime. Sonunda bu akşam haberlerde işin aslı astarını öğrendim. Recep İvedik, olimpiyatlara katılıyor. Boks maçına çıkıyor. Karşısındaki rakip de Azerbaycan’lı boksör. Recep İvedik bir yumruk atıyor. Azerbaycan’lı boksör uçuyor, ringin direğine çarpıyor. Bir tane kadın konuştu bu konu hakkında. Sanırım Azerbaycan’lı bir milletvekiliydi. “Azerbaycan forması olan bir boksörün havada uçması ve yere düşmesi hiç hoş değil” diyordu.                                                                                                                   YA BİR TÜRK BOKSÖR OLSAYDI      Sanırım millet olarak Azerbaycan’ı bu yüzden çok seviyoruz. Bir an ke

Notlarım #3...

Resim
     Şu anda Poyraz Karayel’i izliyorum. İzlediğim sahnede, Nevra ile hapisten kaçırılan Savaş, küçük bir çalışma odasında ,karşılıklı oturup konuşuyorlar. Kamera, Savaş’ı kestiğinde, karşıdaki camdan, karın pala pala yağdığı görülüyor. Burdan da anlaşılıyor ki, dizinin bu sahnesi, o İstanbul’un kardan felç olduğu günlerde çekilmiş. Odada, yerden tavana doğru bir kitaplık var. Tüm kitapseverlerin istediği bir oda tarzı, bu oda. Bende bir kitapsever olarak, böyle bir kitaplığımın olmasını isterim. Nevra’yı oynayan Ayda Aksel’den, ben böyle bir performans beklemezdim. Özellikle Zengin Kız Fakir Oğlan’daki o rolünden sonra. Orada, kendi halinde bir ev hanımıydı. Burada, hırsı uğruna her şeyi yapabilecek, psikopat bir kadın. “Oyunculuk, oyunculuk” diyorlar ya. Gerçekten, oyunculuk bu olsa gerek.                                                                                                   AHMET HAKAN NEDEN ASABİ?      Poyraz Karayel reklama girdi. Bende Cnn Türk’teki Tarafs

Ahmet Hakan, haber sunuculuğunda başarılı olabilir mi?

Resim
       AhmetHakan , kanal D ana haberi sunmaya başladı bugün. Açıkçası, Ahmet Hakan doğru seçim mi, kafamda soru işaretleri var. Bunu zaman gösterecek tabi. Birde bu akşam, haber sitelerini gezerken haberim oldu. Ahmet Hakan, “Haberleri sunarken kravat takayım mı, takmayım mı?” diye sormuş. Sonuç: Kravat takması yönünde çıkmış. Başka bir sunucu olsa, kravat takıp takmaması, sorun olabilir. Ama Ahmet Hakan’da olmaması lazımdı. Yahu, bu adam yıllardır, Tarafsız Bölge programını kravatsız sunuyor. Artık onu kravatsız görmeye alışmışız. Artık adamın tarzı bu olmuş. Bu nedenle, ana haberi kravatsız sunması, bence seyirciye bir saygısızlık olmazdı. Bence insan tavrından, tarzından ödün vermemeli. Ahmet Hakan’ı, Ahmet Hakan yapan faktörlerden biri de, kravat takmamasıdır. Bence haberleri kravatlı sunarak, tarzından ödün vermiştir. En başta, “Kravat takayım mı, takmayım mı?” diye anket yapması hata zaten. Neden anket yapıyorsun? Sen yine kravatsız çık. Bunca yıldır adamı kravatlı görmeye

Hafta sonu okul mu olur arkadaş?

Resim
     Bilmem nerenin belediyesi yine ağaç kesmiş. Nedeni ise yol genişletmeymiş. Ben zaten hayret ediyorum. Her gördüğün ağacı kesip apartman dikmeyi amaç edinmiş bir zihniyetle, bugüne kadar yine iyi ormanlarımız kalmış. Tabi bu ağaç kesme haberlerinin hepsi anlatıldığı gibi olmayabiliyor. Bazen gerçekten makul sebepler dolayısıyla kesilmesi gerekiyor. Ama çoğunlukla kesilen ağaçlar biliyoruz ki rant için. Yakında hiç mi hiç orman bırakmayacağız. Ağaçları sadece nerede göreceğiz biliyor musunuz? Hani yol kenarlarına dikiyorlar ya ağaçları. Bir onlar kalacak. Gerçi zamanı gelince onları da kaldırmak için bir mana bulurlar. Öyle çöl gibi bir ülke olup kalabiliriz yani. Şimdilik bu söylediğim çöl olayı ütopik olabilir ama böyle giderse o günleri torunlarımızın torunları görebilir.                                                          HAFTA SONU NE OKULU?      Öğrenciler cumartesi günü kalkıyor okula gidiyorlar. Niye? Kurs için. Ne kursu? Sınavlar için. Öğrencileri sınav ma

Turkcell'den yine duygusal bir reklam...

Resim
Turkcell, ne harika bir reklam yapmış öyle. Reklamda, gözleri görmeyen bir kızımız var. Bu kızımız, annesinin yaklaşan doğum günü için, ona bir hediye hazırlıyor. Ona farkettirmeden fotoğrafını çekiyor telefonla. Sonra onun bilgisayardan çıktısını alıyor. Annesinin resmini yapacak. Arkasından yaklaşıp, annesinin gözlerini kapatıp, “Ben kimim?” diye soruyor. Annesi, oyun yaptığını sanıyor ve “Elif” diyor. Ama o Elif, oyun manasıyla, annesinin yüz hatlarını inceliyor. Sonra saçlarına dokunuyor bir aralık. “Anne, sen saçlarını mı kestirdin?” diyor. Yine bu manayla, annesinin saçlarının boyunu öğreniyor. Ve o kızcağız görmeden, annesinin portresini yapıyor. Annesi, hediyesini bir açıp, bakıyor ki, kendi resmi. Hem de kendisine baya da benziyor. Resmin altına da, “Anneme” yazmış.                                                     TEKNOLOJİ SINIFLARI PROJESİ      Turkcell, engelsiz eğitim projesi kapsamında,  80 okula, böyle Elif gibi gözleri görmeyen çocuklarımız için, teknoloj

Kim Milyoner Olmak İster'in yeni sunucusu kim oldu?

Resim
     Kim Milyoner Olmak İster’de  Selçuk Yöntem, sunuculuğu bırakıyormuş. Onun yerine Murat Yıldırım gelecekmiş. Bence, hiç mi hiç doğru bir seçim değil. O koltuğa Kenan Işık’tan sonra Selçuk Yöntem oturdu. Kenan Işık ve Selçuk Yöntem’in ortak noktaları ne peki? İkisi de mesleklerinde belli bir yere gelmişler. Hem de yaşlarını başlarını almışlar. Bu tip bir bilgi yarışmasını sunacak kişinin, bu saydığım özelliklere sahip olması gerekir. Peki Murat Yıldırım’da bunlar var mı? Bakın şunu açık açık söyleyeyim: Ben Murat Yıldırım’ı beğenmiyorum. Adamı nedense antipatik buluyorum. Ama buna rağmen tarafsız olarak değerlendiriyorum. Buna emin olun. Haa, ben böyle yazdım. Adam çok da başarılı olur, orası ayrı. Ama bana göre, o yarışmaya sunucu olarak, Murat Yıldırım olmaz be.                                                                   NEDEN BIRAKMIŞ?      Ulan, daha bu konu hakkında geçen günlerde yazmıştım. Ama yine yazıyorum. Neden bahsediyorum ben? Az önce size verdiğim hab

Türkiye'nin yeni Zeki ile Metin'i...

Resim
     Haber kanallarını izleyenler varsa farkındalardır. Trt Haber ile Trt Türk, ortak yayın yapıyor. Şimdi Trt izliyorum diye de kimse beni, “Yandaş” diye yaftalamasın. Ben yandaş olsun olmasın, tüm haber kanallarını takip etmeye çalışırım. Ntv’den, Cnn Türk’e, Habertürk’ten, Trt Haber’e kadar. Ama Trt Türk’ün yeri bir başkaydı. Hep kültürel programlar yapardı. Televizyonda bir şey bulamadığımda, açtığım kanallardan biri olurdu Trt Türk. Bir kültür kanalıydı. Kitap üzerine, sinema üzerine. Bu nedenle devamlı takip ettiğim kanallar arasındaydı. Ama ne olduysa oldu, Trt Haber ile Trt Türk, ortak yayın yapmaya başladılar. Hadi 15 Temmuz sürecinde anladık. O hayat memat meselesiydi, bu ülke için. Zaten o zamanlar bu darbe girişiminin dışında haber yoktu. Yani, iki kanalın da ortak yayın yapması normaldi. Ama şükür, o günleri atlattık. Her şey düzene girdi. Ama hala bu iki kanal, niye ortak yayın yapıyorlar? Trt Türk, bir kültür kanalıydı. Niye yeniden eskisi gibi sadece kültürel yayınlar

Onedio testleri bir harika dostum...

Resim
      Şu son zamanlarda, popüler olan şeylerden biri de,  Amerikan dublaj denilen olay. İlk gördüğümde, eğlenceli bir şey herhalde deyip, birini açtım videonun. Keşke açmaz olaydım.  Ben, Çiçek Abbas’ın o müthiş atışma sahnesini izledim. Yine Türkçe konuşuyorlar. Ama Amerika’lının konuşacağı tarzda. Tek kelime ile çok kötü, çok kötü. 15-20 saniye baktıktan sonra, hemen kapattım. Bir daha ne açarım, ne de kimseye öneririm. Amerikan dublaj dendiğinde, benim aklıma şöyle bir şey gelmişti: Çiçek Abbas’taki o sahnede, Amerikan filmlerinden alınmış replikleri konuşturacaklar zannettim adamlara. “Nasıl yani?” diyecek olursanız. Mesela Yüzüklerin Efendisi’nden iki karakterin konuşması alınıp, o sahneye eklenebilirdi. Bir zamanlar Beyaz Show’da yapılıyordu bu. Hem de baya iyi yapılıyordu. Gerçi Beyaz’ın ekibi yapmıyordu o işi. İnternette meşhur olmuş bir gruptan alıyordu Beyaz’da. Ama onların kim olduğunu da belirtiyordu. Beyaz’daki sistem farklıydı. Mesela eski popüler olan Amerikan dizile

Televizyon gören masum köylü...

Resim
     İlk televizyonunuzu hatırlıyor musunuz? Bizimkisi, 35 ekran kadar bir şeydi. Dışı beyazdı. Sağa tarafında üst bölümünde hoparlör, hemen onun altında da düğmeler vardı. Hele bir tane düğmesi vardı, kocaman. Peki, televizyonla ilk karşılaşanların tepkileri nasıl olmuştur acaba? Hep bunu merak etmişimdir. Ne de olsa, biz televizyonun içine doğduk. Ama ya televizyonu ömründe ilk defa görenler. Onlar nasıl tepki verdiler? Bir tane Laz, televizyon bakıyormuş. Bakmış televizyondakiler ateş ediyor. Oda, “Herhalde bunlar beni de vuracak deyip, çekmiş silahı televizyona ateş etmiş. Alın başka bir, ilk televizyon tecrübesi daha. Yaşlı bir teyze banyo yapacakmış. Herhalde kızı yaptıracak. Orayı tam hatırlamıyorum. O arada televizyon açık ve bir film oynuyor. Yaşlı teyzem, filmdeki adamları görünce, “Bu adamlar varken soyunmam. Beni görürler, ayıp” demiş. İşte, televizyonla ilgili ilk deneyimlerimiz böyle. Bizim köyde televizyonu, köyün en zenginlerinden biri almış. Her akşam millet, o eve

Sneijder'in annesine insafsız eleştiri...

Resim
     Sneijder’in annesi açıklama yapmış. Son bu Reina saldırısından sonra, artık oğlunun İstanbul’da kalmaması gerektiğini ve futbol hayatına başka bir yerde devam ettirmesi gerektiğini söylemiş.  Sözde muhafazakar olan bir gazete ise, bu açıklama için şöyle bir başlık atmış: “Sneijder’in annesi saçmaladı” diye. Kadın niye saçmalamış olsun. Kadın bir anne olarak, telaş etmiş. Hem de o gece, Sneijder ve eşinin orada olma gibi bir durumları da varmış. Sonradan başka yerde yeni yıla girmeye karar vermişler. Kadının duyduğu telaş senin, benim, hepimizin annesinin duyabileceği gibi bir endişe. Birde duruma tersten bakalım. Ya yurt dışında bir futbolcumuz olsaydı. Ve bu patlama orada olsaydı. Ve o futbolcumuzun annesi de, “Oğlumun artık orda kalmasını istemiyorum. Onun için korkuyorum. Ülkesine dönsün istiyorum” deseydi. Yine aynı gazete, o anne için de, “Saçmaladı” diye başlık atar mıydı? Biraz empati yapın ya empati. Eğer bunu diyen bir Türk annesi olsaydı, o gazete şimdi çoktan o anne

Reina, acının merkezi oldu...

Resim
     Şimdi bazıları eleştiri yapıyorlar, “Her terör saldırısından sonra hükümet yetkililerinden aynı açıklama geliyor. Terör bizi yıkamaz. Birlik ve beraberliğimizi bozamayacak. Hep aynı sözler, aynı sözler” diyorlar. İyi de güzel kardeşim, ne desin adamlar? “Teröre yenileyeceğiz” mi desin? Onlar da bu ülkenin insanı. Onlar da bu durumun farkındalar. Ama bu ülkenin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olarak, bu açıklamaları yapmaları çok yerindedir. Hem de hemen yapmaları yerindedir. Millet, 15 Temmuz gecesi ne yaptı? Baştaki lideri, Cumhurbaşkanı ne dediyse onu. Millet bakacak, görecek. “Hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakan, bak dimdik konuşuyorlar. Kendilerinden eminler” diyecek. Kendini yönetenlerin bu halini görüp, oda moralini üst seviyede tutacak.                                               BEKLENMEDİK YERDEN VURULDUK      Gece boyunca yeni yıl için o kadar iyi dileklerde bulunduk, güldük, eğlendik. Ama yeni yılı bize zehir ettiler. Reina’ya saldırı oldu ve 39 kişi hayatını kay