Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bıraktı?

Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bırakmıştı? Yaşar Kemal, gazeteci Oral Çalışlar’a, “Nazım Hikmet bana ‘Yaşar şiiri bıraktığına üzüldüm, bu zengin dilde büyük şiir yapılabilir’ demişti. Gazeteci Oral Çalışlar da bunun üzerine, “O zaman niye şiir yazmayı bıraktınız?” diye sorunca, Yaşar Kemal, “Nazım’ı okuduktan sonra” demiş ve devam etmiş, “Nazım beni çarpmış, büyülemişti, onu okuduktan sonra şiir yazmamaya karar verdim. Ondan sonra şiir yazmak içimden gelmedi.”

Yarıda bıraktığım iki Yaşar Kemal kitabı...

Yaşar Kemal’in iki kitabını okuyup yarıda bırakmıştım. Ama denemelerini çok sevmiştim Yaşar Kemal’in. Yarıda bıraktığım iki kitabı ise: Yer Demir Gök Bakır ve Deniz Küstü kitaplarıydı. Yaşar Kemal deyince akla ilk gelen kitap olan İnce Memed’i ise daha okuma fırsatı bulamadım.

BEKLENTİSİZLİK, MUTLU MU EDER?

Az önce İnstagram’da, John Steinbeck’in sözüne denk geldim. “Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk” diyordu. İnsan denen varlıklar olarak bizler, hiçbir beklenti içinde olmadan nasıl yaşayabiliriz ki? İnsanın doğasına ters değil mi durum?

GÜLDÜREYİM DERKEN SAÇMALAMAK…

Yeni nesil komedyenler var. YouTube, İnstagram ya da X’de, elbet denk gelmişsinizdir. Dün akşam bunlardan birini izledim. Komedi yapmak uğruna çok saçma şeyler konuşabiliyorlar. En az bi 20 dakika izledim. Bu 20 dakikalık bölümde birkaç falsosuna denk geldim.

Yaşar Kemal: "Çağımız kahramanlığının babası, Galileo'dur"

Yaşar Kemal, kahramanlık, Galileo, okuduklarım

   Yaşar Kemal, kahramanlar üzerine ne düşünüyor? Bugün, bu konu hakkında, kendi kaleminden çıkmış bir yazıyı okudum. O, Don Kişot’u seviyor. Ona göre bizler, kahramanları tanrılaştırıyormuşuz. Ama tam da bu noktada Don Kişot’un, aklımızda oluşan bu kalıpları yıktığını söylüyor. Çünkü Don Kişot, kahramanları somutlaştırdı. Onların da bizim gibi birileri olduğunu gösterdiğini söylüyor. Böyle düşünüyor diye, onu kahramanlık karşıtı sanmayın. Aksine saygısı vardır. Tüm insanlar gibi. Don Kişot’tan sonra, yazarların kahramanlığa bakış açısında bir farklılaşma olmuş. Kahramanları daha bir insanı şekilde ele almışlar. Ama bizler? Kahramanları yine tanrılaştırmışız. Biz insanoğlu kahramansız duramıyoruz çünkü. O kahramanın peşinden, oradan oraya sürüklenmeyi istiyoruz.
                                       
                                           KAHRAMAN, GALİLEO’DUR
     Yaşar Kemal, kahramanlık hakkındaki düşüncelerini dile getirmeye devam ediyor. Eski çağlara gidiyoruz bu sefer. O çağlardan bu çağda kahraman saydıklarımız yok mu? Olmaz mı? İnsanın olduğu yerde güzellik de vardır, iğrençlikte. Bu güzelliğe örnek Spartaküs verilebilir. Spartaküs köleliğe karşı çıkmış. Hatta bu yolda canını bile vermiş. İşte o Spartaküs’ün, insanlar arasında tanrı bir kahraman olarak değil, canlı-kanlı bir insan kahraman olarak anılacağını söylüyor. Ona göre çağımız kahramanlığının babası Galileo’dur. Neden Galileo peki? Çünkü o düşüncesini ortaya koymuş biri. Çünkü düşüncesi uğruna ölümü göze almış biri. Ama bunu yaptı diye de, Galileo’nun tanrılaştırılmasına karşıdır. Doğal bir davranış olarak görülmesinden yanadır. Çünkü çağımızda insanlık anlayışı böyledir ona göre.
                                           İNSAN OLMANIN İKİ ŞARTI
     İnsan olmanın iki şartı olduğunu öne sürer. Bunlardan birincisi: İnsanın bir düşüncesi olmalı. İkincisi ise: O düşünce için gerekirse ölümü göze alması. Burada bir kez daha vurguluyor, bunun kahramanlık sayılmaması gerektiğini. Doğal bir olay olarak bakılması gerektiği kanısında, ısrarcıdır. Romanlarında, ülkemizdeki yoksulluğa yer verdiğini söylüyor. Bu romanların ilk yayınladığı sıralarda onun için, “Yiğitçe yoksulluktan söz ediyor” diyorlarmış. Ama artık bunun yiğitlikle bir alakası olmadığını söylüyor. Bunun bir yiğtlik, bir kahramanlık değil, ona göre bir ödevdir. Bir yazar, eğer ülkesinin içinde bulunduğu yoksulluktan söz etmezse, o yazarın kınanması gerektiğini dile getiriyor. Hatta daha da ileri giderek, iyi bir insan olmadığının yüzüne söylenmesi gerektiğini vurgular Yaşar Kemal.

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/silhouette-man-person-stars-12567/
     

Yaşar Kemal'e göre yazar nasıl olunur?

     Yaşar Kemal diye bir yazarımız olmayabilirdi. Onun yerine, köylerde destancımız olabilirdi. Yaşar Kemal’in çocukluğunda devamlı köylerine destancılar gelirmiş. Az çok, Yaşar Kemal’in hayatını okuyanlar bilirler bunu. Destancıları çok sevmiş. Aşıkları da unutmayalım tabi. Onlar da köylerine uğrarmış Yaşar Kemal’in. Destancı ya da aşık, hangisi olursa olsun köye geldiklerinde Yaşar Kemal, hemen yanlarında bitermiş. Onları dinlermiş can kulağıyla. Onlar gibi kendisi de şiir söylemeye başlamış. Kırlarda, bayırlarda. Masal gibi bir çocukluk. Bıyıklarının terlemeye başladığı genç delikanlılık dönemlerinde, ufaktan girmiş işin içine. On altı veya on yedi yaşlarındadır, masallar ve destanlar derlediğinde. Destan ve masal derlemekle kalmamış. Tekerleme ve folklor da  derlemiş.
yaşamdan yazılar

                                                     OKUMAYA AŞIK BİR YAZAR
     Modern edebiyat hayatına girmeseydi, bugün, yazar Yaşar Kemal’den bahsetmiyor olacaktık. Kendi ifadesiyle, “Destancı olurdum” diyor. Yaşar Kemal’i, Yaşar Kemal yapan en önemli olaylardan bir tanesi de Ramazanoğlu Kütüphanesinde çalışmasıdır. Kütüphane, ona okumanın kapılarını açmıştır. Şunu da bilmek gerekir ki. Her kütüphanede çalışan, okumayı çok sever diye bir durum yok. Yaşar Kemal’de kütüphanede çalışan, sıradan biri olabilirdi. Ama o, okuma aşığıydı. Devamlı okuyordu. Kütüphaneye devamlı dünya klasikleri geliyordu. Gelen bu klasiklerin çevirilerini, cumhuriyet sanatçıları Tercüme Bürosu yapıyordu. Ne geliyorsa okuyordu, ayrım yapmıyordu. Klasiklerin yanında, dünya romanları ve son yıllarda yeni yeni popüler olmaya başlayan tarih kitapları.
                                YAŞAR KEMAL’E GÖRE BİR YAZAR NELERİ OKUMALI?
     Yaşar Kemal nerden beslenmiştir? Onca birikimi nasıl elde etmiştir? Yaşar Kemal, “Ustalarım” ve “Kaynaklarım” diyerek, ikiye ayırır beslendiği pınarları. “Ustalarım” diyerek anlatmak istediği, çocukluğunun destanları, masalları, tekerlemeleri, folklorları yani sözlü edebiyattır. “Kaynaklarım” dediği ise, büyük, dünya edebiyatına damga vurmuş yazarlardır. Kimdir bunlar? Bunlar: Savaş ve Barış’ın yazarı Tolstoy’dur mesela. Sonra Ölü Canlar’ın yazarı Gogol’dur. Stendhal’dır, Dickens’dir. Tam bu noktada, yazar nasıl olunur sorusuna da cevap veriyor Yaşar Kemal. Ona göre bir yazar hem Doğu, hem de Batı edebiyatını süzgecinden geçirmeli. Hatmetmiş olmalı. Bir yazar adayına, “Kafka” dendiğinde, alık alık bakmamalı. Şimdiki yazar adaylarına sormak lazım. Batı edebiyatının temel taşlarını oluşturan kitapları okudunuz mu? Ya, Türk edebiyatı? Orhan Kemal’den Yaşar Kemal’e, okunmadık kitap bıraktınız mı?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Röportaj yapan yazarlarımız: Yaşar Kemal ve Sait Faik...

     Bir yazarın yaptığı işler, her zaman farklılık gösterir. Çünkü yazar, olayları en ufak noktasına, detayına kadar inceler ve hayata bu yönden bakar. Bu nedenle, yazarların kitap yazmak dışındaki işleri de beni meraklandırır. Bunlardan biri, röportaj yapmaları mesela. Bir gazetecinin yapacağı röportajla, bir yazarın yapacağı röportaj, bana göre farklılık gösterir. Bir yazarın başka bir yazarla röportaj yaptığını düşünsenize. Bir yazarın halinden, en iyi başka bir meslekdaşı, yani başka bir yazar anlar. Bu yönden bakılırsa, o röportajı okumaya doyamayız diyorum. Gazeteci, sadece gazeteci gözlüğüyle röportaj yapacakken bir yazar ise, başka bir yazar arkadaşının daha karanlık noktalarına nüfuz edebilir. Onları deşebilir. Bize daha iyi gösterir, o yazarın iç dünyasını.
röportaj yapan yazarlar

                                                     RÖPORTAJ YAPAN YAZARLARIMIZ
     Şimdilerde yazarlarımız arasından var mı röportaj yapanlar bilmiyorum. Ama yapsalar bir heyecan dalgası yaşatacağı kesin. Edebiyatımıza baktığımızda röportaj yapan yazarlar olarak Yaşar Kemal ve Sait Faik’i gösterebiliriz. Bu yazarlarımız, aynı zamanda röportajda yapıyorlardı. Mesela Yaşar Kemal, Sait Faik ile yapmış. Uzun değil. Ben okudum. Hem de zevkle okudum. Yaşar Kemal sanki röportajı da, bir hikaye yazar gibi yapmış. Röportaj mı okuyorsunuz yoksa hikaye mi, belli değil. Günümüzde röportaj nasıldır? Gazeteci devamlı soru sorar. Karşıdaki yanıtlar. Bu kadar. Ama Yaşar Kemal’de öyle mi? Tamam, o da sorular soruyor. Ama o röportajın içine yediriyor.
ÖNERİ YAZI:KİTAP OKUYACAK VAKİT BULAMIYOR MUSUNUZ?
                                   BUGÜNÜN YAZARLARINDAN KİMLER RÖPORTAJ YAPAR?
     Sonra Sait Faik. Yıl 1947’de röportaj yapmış. Kiminle? Orhan Veli ile. Bu nasıl bir iştir? Röportajı yapan, Türk edebiyatına damga vurmuş hikayeci Sait Faik. Röportajı yapılan ise, Türk şiirine Garip akımıyla damga vurmuş Orhan Veli. Tam bir edebiyat sarhoşluğu. Soran bir değer. Cevaplayan bir başka değer. Şimdilerde yazarlarımız böyle birbirleriyle röportaj yapsalar diye düşündüm. Mesela Ahmet Ümit. Şimdi beraber program yaptıkları için aklıma geldi. İskender Pala ile bir röportaj yapamaz mı? Bundan yıllar yıllar sonra da o röportajı okuyan bir başkası, “Vayy be! İki büyük yazar röportaj yapmış. Ne güzel, ne de iyi yapmışlar?” demez mi? Bugünün yazarları arasında sizce kimler röportaj yapmalılar? Artık söz sizde.
ÖNERİ ÜRÜN:KENDİ BLOG SİTENİ KENDİN YAPABİLİRSİN

Foto kaynak:pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Yaşar Kemal bilinmeyenler...

            Bir büyük usta, Yaşar Kemal hayata gözlerini yumdu. Ama sanat adamları ölmezler. Eserleriyle hep yaşarlar. Yaşar Kemal’de böyle olacak. Artık aramızda eserleriyle yaşayacak,nefes alacak. Yaşar Kemal deyince benim aklıma İnce Memed romanı gelir. Artık o romanla özdeşleşmiştir. Peki Yaşar Kemal deyince bunun dışında aklımıza ne gelmesi gerekiyor? İşte onları da sizler için derledim.

            1)Yazarın gerçek adı Yaşar Kemal değildir. Bunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Sanki gerçek isminin Yaşar Kemal olduğundan yüzde yüz eminmişim gibi. Kemal Sadık Göğçeli gerçek ismi. Ne kadar da yabancı geliyor değil mi?
            2)Yaşar Kemal neden büyük yazar? Hani çok kullandığımız o umut kelimesi var ya. İşte onu Türkçe’ye kazandıran kişi olduğu için. Türkçe’ye kalıcı bir şekilde imzasını attığı için.
            3)Yaşar Kemal’in Teneke adında bir romanı olduğunu yeni öğrendim. İlk fırsatta okuyacağım. Ve işte o Teneke isimli roman operaya uyarlanmış. Fabbio Vacchi yapmış bu işi. La Scalada galanın yapıldığı yer olarak tarihe geçmiş. Tarihe geçen bir başka ayrıntı ise, Yaşar Kemal’in o sahnede büyük alkış alması.
            4)Sizi anlayacak biri ya da birilerinin olması gerçekten önemlidir. Onların yanında kendimizi huzurlu hissederiz. Bu dünyada Yaşar Kemal’i de anlayan kişi de, Nihal Atsız’mış.
            5)Aslında Orhan Pamuk’tan önce Nobel’i kendisi alacakmış. Ama bir türlü kısmet olmamış. Ama Nobel’le de adı çok anılmış. Bu kadar çok adının Nobel’le anılıp, Nobel’i alamamasından sonra bu durumuyla da tanınır olmuş.
            Bu yazıyla amacım, Yaşar Kemal’i biraz daha yakından tanımanızdı. Umarım başarılı olabilmişimdir.

            Foto kaynak:http://www.sitebuilderreport.com/stock-up#q=book&page=2

            
           Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com