darbe girişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
darbe girişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gazeteci tutuklandı, basın özgürlüğü yok yaygarası...

     15 Temmuz darbe girişiminden sonra, paralel yapıyı çökertmek için operasyonlar yapılıyor. Gözaltına alınan ve tutuklananlar arasında gazetecilerde var. Sosyal medyada bu gazetecilerle alakalı yorumlar okuyorum. Siz de okuyorsunuzdur. Neymiş efendim? “Gazeteciler gözaltına alınamazmış, tutuklanamazmış. Bu basın özgürlüğüne aykırıymış”. Özellikle dışardan bu yönde eleştiriler geliyor. Kusura bakmayın da. Gazetecilerin ne özelliği var. Oda her vatandaş gibi, yaptıklarından sorumlu. Eğer bir gazeteci bir suç işlediyse, FETÖ denen örgüt ile bir bağlantısı varsa, hak ettiği cezayı alacaktır. Gözaltına da alınacak. Tutuklanacak da. Cezaevine konulacak da. Suç işleyen kim olursa olsun. Cezasını çeker. Kimsenin ayrıcalığı yok. Bu ne feryat figan anlamıyorum.
gazeteci tutuklandı, basın özgürlüğü yok yaygarası

                                           AVRUPA’NIN ÇIKARINA GÖRE DEMOKRASİSİ
     Öyle bir hava yaratıyorlar ki. Gazeteciler gözaltına alınınca ya da tutuklanınca, demokrasi sanki batıyor. Yahu ne alakası var. Adam suç işlemiş suç. Şimdi suç işlemiş bir gazeteciyi tutuklayınca da, basın özgürlüğü sorunu var denilebilir mi bir ülke için. Hele dışardakiler, yaygarayı basıyorlar. Hiç, bu gazeteci suçlu mu, değil mi diye sorgulamak yok. Onlar, at gözlüğü takmışlar gibi. Bir gazeteci tutuklanıyorsa, bu basın özgürlüğü olmadığının göstergesidir kafasındalar. Türkiye’yi böyle baskı altına almaya çalışıyorlar. Nedense, Avrupa’nın bu demokratlıkları, bize gelince işlemiyor. Bize gelince demokratlık anlayışları, kesere dönüyor. Hep kendilerine yontuyorlar. Yani hak için, hukuk için konuşmak yok. Hep kendi çıkarları için konuşmak var.
                                                 YAŞIN YANINDA KURU DA YANMASIN
     Şimdi sen böyle yaparsan. Benim bir Türk vatandaşı olarak, senin söylediklerine ve söyleyeceklerine, hiç güvenim kalır mı? Bakın. Haklı endişeleri anlayabilirim. Bu zaten, her akşam tartışma programlarında dile getiriliyor. Hem de köşe yazılarında. Hani, yaşın yanında kuru da yanmasın meselesi. Çünkü bu Balyoz ve Ergenekon davalarında böyle şeyler yaşandı. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, bu sefer bu konularda dikkat edildiğine dair emareler var. Daha dün haberlerde izledim. Sekiz yüz küsür er, serbest bırakılmış. Bu er meselesi, o akşamdan beri herkesin dilinde olan bir konuydu. Tatbikat bahanesiyle dışarıya çıkarılan erlerin, herhangi bir ceza almaması konusunda, toplumda büyük bir hassasiyet vardı. İşte o erler, tekrar sorgulandı. Ve bu işle bağlantısı olmayanlar tespit edilip, serbest bırakıldı. O yüzden, gazeteci tutuklandı diye kimse yaygara yapmasın. Bir gazeteci suçluysa yargılamadan kaçamaz. Ve gazeteci olması da bir şeyi değiştirmez.

Foto kaynak:pixabay.com

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

     

Darbe girişimine dair sorduğum iç sızlatıcı sorular...

     Bu darbe girişiminden sonra ülke olarak ne tadımız kaldı, ne tuzumuz. Hiçbir şeyden zevk almaz olduk. Ben bile ne okumaktan zevk alıyorum, ne de yazmaktan. Devamlı aklımda o gece ve yaşananlar var. Askerin halkına ateş açması geliyor aklıma. Tankla vatandaşının üzerinden geçmesi geliyor aklıma. Helikopterden halkına bomba yağdırması geliyor aklıma. Bu milletimiz için bir travmadır. Ve hiç unutulmayacak bu yaşananlar. Hala o akşama dair görüntüleri izleyince, o geceyi tekrar yaşıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Her şeyin olduğu gibi bu durumun ilacı da zaman. Bunun yanında darbecilerin hepsinin yakalanıp, cezaevine konması. Büyük bir operasyon başlatıldı zaten. Kim var kim yok hepsi yakalanıp adalete teslim ediliyor.
darbe girişimi, genelkurmay başkanı

                                                  AKLIMDA DEVAMLI AYNI SORU
     Yapılan bu operasyonlar endişemizi hafifletiyor. Bu noktadan sonra bir daha, böyle bir şeye kalkışacak hallerinin kalmadığını düşünüyorum. Bir daha millete böyle bir şey yaşatamayacaklar. Gün boyu haberlerde o akşama dair yeni yeni görüntüler paylaşılıyor. İnsan gördüklerine inanmakta zorlanıyor. “Bu ne vicdansızlıktır” demeden duramıyor insan. Köprüde, gelen vatandaşların üzerine ateş açarken ki görüntüler vardı. Elinizdeki silahlar kuru sıkı değil. Bildiğin gerçek mermi. Nasıl gözünüzü kırpmadan halkın üzerine ateş açabildiniz? Artık o akşama dair, bu iç sızlatıcı görüntüleri izlemeye gönlüm el vermiyor. Yüreğim daralıyor o görüntüleri izledikçe. Defalarca soruyorum kendime, “Bir asker bunu halkına nasıl yapar?” diye.
                                                               BÜYÜK İHANET
     Yine ilk defa yayınlanan görüntülerde gördüm. Vatandaşlar Genelkurmay’a girmişler. Cep telefonuyla kameraya almışlar kendilerini. Darbecilerin elinde olan Genelkurmay Başkanı’nı arıyorlar oda oda. Normalde o Genelkurmay binasına bırakın içeri girmeyi, kapısına yaklaşabilir miydi hiç kimse? Durum o kadar vahim ki. Kimsecikler yok ortada. Bu bile ne kadar büyük bir olay yaşadığımızın göstergesi. Bir de Genelkurmay Başkanı’nı düşünsenize. En yakınınızdaki insanlar darbeci çıkıyor. Emireri, yaveri. Onları görünce beyninden vurulmuşa dönmüştür. İlk yalnız kaldığı anda çok düşünmüştür bunu. Belki de, “Onları nasıl anlayamadım?” diye sormuştur kendine. Bu noktadan sonra kolay kolay kime güvenebilir Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar. Millet olarak büyük bir olay atlattık. Milletimize tekrar geçmiş olsun.

Foto kaynak:Pixabay.com

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

     

Millet ile mehmetçiği karşı karşıya geldi...

     Dün gece Tüm Türkiye gibi bende uyumadım. Sabaha kadar pür dikkat televizyonu izledim. Gördüklerime, duyduklarıma inanamıyordum. “Neler oluyor?” diye kaç defa sormuşumdur kendime. İlk köprüler kapandığı haberi geldiğinde, bir terör saldırısı şüphesiyle böyle bir şeyin yapılmış olduğunu düşünüyordum. Ama Twitter’a düşen bir videoda bir askerin, “Darbe oldu” demesiyle şoke uğradım. Ama hala inanamıyordum. Ne zamanki Başbakan Binali Yıldırım, Ntv’ye telefonla bağlanıp, “Bu bir kalkışmadır” dedi, işte o zaman bu acı gerçekle yüzleştim. “Yine mi ülkem yıllarca geriye gidecek” dedim. Twitter’da bir yazar bir paylaşım yapmış, “En kötü siyasi iktidar, darbeden yüz kat iyidir” diye. “Aynen düşündüğüm bu” dedim, o tweeti okuduğumda.

15 Temmuz darbe girişimi
foto kaynak: unsplash.com

NE YÜREK DAĞLAYAN GÖRÜNTÜLERDİ AMA
     Sanırım benim gibi hiç kimse, darbe gibi bir olayı beklemiyordu. Çünkü ortamda darbelik bir durum yoktu. İktidar ile asker arasında bir gerginlik yoktu. Aksine uyumlu bir çalışma vardı. Böyle bir ortamda asker, niye darbe yapsın ki diye düşündüm. Ama ilerleyen dakikalarla beraber olayın aslı anlaşıldı. Bu kalkışma, emir-komuta zinciri altında yapılmamış. Yani Genelkurmay Başkanı’nından başlamak üzere, tüm askeriye tarafından yapılan bir girişim değil. Askerin içinden bir grubun yaptığı bir girişimmiş. Malum paralel yapının. Sonra inanılmaz görüntüler izlemeye başladık. Kendi helikopterin, kendi savaş uçağın ve yine sözde kendi evlatların tarafından vurulmak. Bu ne acıdır. Meclis’e, Genelkurmay’a bomba atılması.

                                     MEHMETİMİZ İLE ARAMIZA SOĞUKLUK GİRMESİN
     Vatandaşlarına uçaktan ateş açılması. Tankların vatandaşlarının üstüne sürülmesi. Yine askerler tarafından vatandaşına ateş edilmesi. Kabus gibi bir geceydi. İlk defa millet ile askeri, mehmetçiği karşı karşıya geliyordu. İlk defa mehmetçik kendi vatandaşlarına ateş ediyordu. Bunlar ne acı tablolardı. Sonra vatandaşın mehmetçiği linç etmek istemesi. Bu askerler nasıl böyle bir şeye kalkışabildiler? Nasıl vatandaşlarına ateş etmeyi içlerine sindirebildiler? Dilerim bu yaşananlardan dolayı, millet ile mehmetçiği arasına bir soğukluk girmez. Tankta kalan bir askeri, polis kurtarıyor. 

     İşte istediğimiz asker-polis birlikteliği. Ama böyle bir ortamda mı olmalıydı? Ve başka bir sahne. Polisler, askerleri gözaltına almış götürüyorlar. Bir evin penceresinden bir kadın, “Aman evladım askeri dövmeyin” diyor. Polis de karşılık olarak, “Olur mu öyle şey teyzecim. O benim kardeşim” diyor. Dilerim bir daha böyle olaylar yaşamayız. Ve bir olmalıyız, beraber olmalıyız. Bu ülkenin askeri-polisi ile. Tüm vatandaşları ile. Ve askerin içindeki çürük elmalar nedeniyle, asla askerle millet arasına bir soğukluk girmemeli.




Blog linki:yasamdanyazilarblog.com