akşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #170

Yine akşam oluyor işte. Hava biraz yağmurlu. Adımlarımı daha hızlı atıyorum. Daha fazla ıslanmak istemiyorum. Tıpkı şarkıdaki gibi evlerin ışıkları bir bir yanmakta. İçim huzurla doluyor bu sahneyi görünce. Eve geldim. Bizimkiler evde yok. Hemen üstümü değiştiriyorum. Bir kahve yapıyorum. Kahvemi alıp camın önündeki koltuğa oturuyorum. Dışarda ıslanmak güzel değil ama ıslanmadan elinde kahve ile yağmuru izlemek güzel. Birden gözyaşlarım, yağmur damlalarına karışıyor. Belli bir nedeni yok. Sadece damlalar dökülüyor gözlerimden. Ama hala dışarıyı, yağan yağmuru izliyorum. Kahvemden bir yudum alıyorum. Gün gelecek ve bu dünyada olmayacağım. Sevdiklerimden uzakta. Bir mezarda yatıyor olacağım. Yine yağmurlar yağacak. Dünya devam edecek. Kişisel blog yazıları serisi devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #169   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #171

Kişisel Blog Yazıları #103: Peynirli ekmek, çay ve bir akşam

Ekmeğin içine peynir ve zeytin koydu. Bir an ekmeğe baktı ve, “Çocukken de böyle yapardık” dedi. Yanındaki arkadaşı, “Bırak şimdi nostaljiyi. Aç karnını doyur. Durma hadi ye” dedi. “Arkamızdan koşturan mı var be mübarek, yiyoruz işte” dedi. Bir yandan da maça bakıyorlardı iki arkadaş. Çay da yapmışlardı. Bir yandan yiyor, bir yandan çay içiyorlar, bir yandan da maçı izleyip yorumlarda bulunuyorlardı. Mutlu olduğunu hissetti bir an. Şimdi arkadaşına mutlu hissediyorum dese, “Moruk, sen de bu akşam ne duygusal takıldın be” diyecekti. İçinde kötülük yoktu biliyordu da ama yine de böyle derse içi burkulurdu. O yüzden o topa hiç girmedi. Sadece içinde bulunduğu anın tadını çıkarmaya baktı.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #102: Hayata dair bir pazar günü     

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #104: Bugünden notlar ve istikrar mucizedir sözü

Akşam olurken yağan yağmur...

     Hava kararmaya başlamış ve hafiften yağmur yağmaya başlamıştı. Komşunun kiremitlerinin üzerinden yağmur suları akıyordu. Akşamın güzel hallerinden birisiydi.

İNSANIN KEYFİ YERİNDE OLMAYINCA…

     İnsanın keyfi yerinde olmayınca en keyif aldığı şeyden bile keyif almaz oluyor. O zaman anlıyorsun sağlığın, huzurun değerini. “Gerisi boşmuş” diyorsun.

GÜZEL HAVADA YÜRÜMEK…

     Bugün öğlenleyin bir güzel güneş açtı. Bizim de içimiz açıldı tabi. O güzel havada yürümek de güzel oldu benim açımdan. İnsana yaşama sevinci veren aktivitelerden biridir diyebilirim.

HERKES HASTA YA DA DEĞİL…

     Hastanenin içine girdiğinizde sanki dünyadaki herkes hasta zannediyorsunuz. O kadar kalabalık. Hastaneden uzaklaştıkça ise dünyada hiç hasta insan yok zannediyorsunuz. Çünkü dışarıdaki hayat öyle.

Okunan akşam ezanı, çocukların sesleri ve biten yaz...

     Akşam ezanı okunuyor yine. Bir akşam daha oluyor. Sokaktan çocukların sesleri geliyor. Adım adım yaz ayının sonuna geliyoruz.

BÖYLE İNSANLARA HAYRANIM…

     Hiçbir zaman hayallerinden vazgeçmeyen insanlara hayranım. Umutlarını kaybetmeyip, yine yola devam edenlere hayranım.

BÖYLE İNSANLARI DA SEVMİYORUM…

     Başkaları hakkında bana gelip dedikodu yapan insanları sevemiyorum. Ve o tür insanlara asla kendim hakkında bir şey söylemiyorum. Başkaları hakkındaki düşüncelerimi de söylemiyorum tabi. Benden alıp onlara satar bu sefer de.

BENİM İÇİN MAKARNA, ÇUBUK MAKARNADIR…

     Kardeşim çubuk makarna yapmış. Çok da güzel olmuş. En sevdiğim makarnadır çubuk makarna.

YENİLİKLER İSTİYORUM AMA…

     Hayatımda yeni şeyler istiyorum. Belki de yeni bir iş. Sadece söylemekle olmuyor tabi. Şu sıralar başka bir işe girme gibi şansım yok.

ÇÖP TENEKESİ NEREDE DURACAK TARTIŞMASI…

     Bir tane komşu, almış çöp tenekesini koymuş mahallenin öteki ucuna. Ondan sonra başkası gidip aynı yerine getirecek. Yıllardır çöp tenekesi sorunu bitmedi gitti.

ROMANDAN ÖNCE HİKAYELERDEN GEÇMİŞ YAZARLAR…

     Romancı olarak bildiğimiz yazarların yolu hikayelerden geçmiş hep. Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Kemal Tahir ve daha bir çokları. Eğer bir gün kurgu yazarsam, hikaye yazabilirim gibime geliyor. Roman yazmak çok büyük bir iş.

SADECE HAYATTAN YAZMAK…

     Bazen güncel olaylardan kaçmak istiyorum. Ne duymak, ne de onların üzerine yazmak istiyorum. Bazen sadece hayattan yazmak istiyorum. Tıpkı bu yazıda olduğu gibi.

Güzel akşam koşturmaları...

     Akşama doğru kardeşim Pınar ile birlikte markete gittik.Akşamın o saatlerini çok seviyorum.Bana çok moral veriyor.Herkes fırından ekmeğini alıyor.Marketten alışverişini yapıyor.Arabası olan arabasıyla,olmayan yürüyerek evine gidiyor.Güzel bir akşam geçirmek için.Havanın soğuk olması nedeniyle adımlar biraz daha hızlı atılıyor.Hem sıcak bir aile ortamına,hem de sıcacık bir odaya gidiliyor.

     Akşam olunca bir sevinç oluyor herkeste.Eve gideceği için.Ailesine kavuşacağı için.İşte, akşamları böyle alışveriş yapanları görünce aklıma bunlar geliyor.Fırından ekmek alan birini gördüğümde.”O ekmek ailenin tüm üyelerinin sofrada olduğu bir ortamda bölünecek herkese”diyorum.Dağıtılan o her ekmek dilimiyle beraber aslında o ortamdaki aile sıcaklığından da bir parça verilmiş olur herkese.
      Ne zaman akşamları dışarıda olsam hep bunlara dikkat ederim.Herkesin bir an önce eve gitmek için koşuşturmaları sıcak bir duygu oluşturur bende.Günün bütün yaşananlarından sıyrılarak nefes almak için koşulur eve.Gün boyu iş stresinden harap düşülür.Akşamları ailemizle beraber adeta pansuman yaparız kendimize.Moralimiz yerine gelir.Motivasyonumuz artar.Her akşam olduğunda her evde yanan ışıkların altında mutlu aile tablolarının olduğunu bilmek çok güzel.


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com