Kayıtlar

Ağustos, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ben de fenomen olabilir miyim diye düşünmek...

      Ben de fenomen olma potansiyeli yok. Aslında fenomen olma isteğiyle yanıp tutuşmuyorum. Ama hayatın zorlukları kolay yoldan para kazanma üzerine düşündürtüyor insanı. PİŞTİĞİMİZ BİR GÜN…      Ağustos’un 29’undayız ama hava acayip sıcak. Bugün piştik resmen evde. Nefes almak bile zordu. BU FERYADA YÜREK DAYANMIYOR…      ABD polisi bu sefer de bir basketbolcuya şiddet uygulamış. O da bu şiddet sırasında, “Nefes alamıyorum” demiş. ROMAN DIŞINDA KİTAP OKUMAK…      Sadece roman okumamam lazım. Başka tarz kitaplara da göz atmam lazım. Kütüphaneye ilk gittiğime roman dışında bir kitap alacağım. İŞTAHSIZ OSMAN…      Osman, birkaç gündür iştahsız gibi. Aile olarak kedimizin iştah durumunu takipteyiz. KEDİLERİN YATIŞ TARZI…      Kedilerin kafalarını patilerinin üstüne ya da herhangi biraz yüksek bir yere koyup uyumaları çok hoşuma gidiyor.

Ali Yazar Veli Bozar...

      Sabah sabah dilime Barış Manço’nun, “Ali Yazar Veli Bozar” şarkısı takıldı. Benden duyan kardeşim de söylemeye başladı. Sonunda YouTube’dan açıp dinledik şarkıyı. BU HİSSİ SEVİYORUM…      Yine günde 1000 kelime yazmak hakkında yazı okudum. Ve içimde 1000 kelime yazma isteği doğdu. Yazamasam da bu hissi seviyorum. ARTIK LEZZETLİ YAPIYORLAR…      Bizim buradaki pideci ilk başlarda iyi pide ve lahmacun yapamıyordu. Ama zaman geçtikçe bu işin hakkından gelmeye başladılar. Artık güzel oluyor pide ve lahmacunları. SONUNDA TEKRAR DÖNEBİLDİM KİTAP OKUMAYA…      15 gün ya da daha fazla bir günden sonra tekrar kitap okumaya döndüm. Yalancı Tanıklar Kahvesi kitabına kaldığım yerden devam ettim. Beklediğim kadar sıkılmadım kitabı okurken.       

Neşet Ertaş, filminin çekilmesiyle ilgili nasıl bir vasiyette bulundu?

      Mustafa Uslu, Neşet Ertaş’ın filminin çekileceğini açıklamasından sonra Ertaş ailesinden buna itiraz geldi. Mustafa Uslu, hangi akla hizmet olduğu bilinmez ama aileyle görüşmeden film hazırlıklarına başlamış. Ailenin itirazının sorulması üzerine de, aileyle görüşme yapacaklarını söylemiş. Bunu daha önce yapman gerekmiyor muydu kardeşim? AİLE FİLMİNİN ÇEKİLMESİNE NEDEN İTİRAZ EDİYOR?      Ailenin bu filme itiraz etme nedenlerinden biri de Neşet Ertaş’ın kendisi yaşarken, hayatının film yapılması için tekliflere, “Hayır” demesi. Ayrıca öldükten sonra filminin çekilmemesi için de vasiyet etmiş. Böyle büyük bir insan, filminin neden çekilmesini istememiş? Elbette eminim buna da kendi açısından çok güzel bir cevabı olmuştur. Ailesi bunu da açıklar umarım.

İyi bir yazar olabilmek için 10 bin saat çalışmak yeterli mi?

      Bir işte uzmanlaşmak için en az 10 bin saat çalışmış olmak gerekiyormuş. Mesela Mozart, 10 bin saat çalışmış. Ama 10 bin saat çalışınca kesin başarılı olma garantisi yok. Ama başarılı olan kişiler incelendiğinde de 10 bin saat çalıştıkları görülmüş. Yani iyi bir yazar olabilmek için kesinlikle 10 bin saat çalışmanız/çalışmam gerekiyor. YAPILAN DENEYİN SONUÇLARI…      Bununla ilgili bir deneyde yapmışlar. Bir müzik okulunda keman çalan öğrencileri üç gruba ayırmışlar. Geleceğe damga vurabilecek, ismini duyurabilecek potansiyelde olan grup incelendiğinde 10 bin saatlik bir pratik yaptıklarını tespit etmişler. Ne yaparsanız yapın, ne olmak istiyorsanız isteyin, hedefinize ulaşmanın yolunun 10 bin saatlik bir çalışmadan geçtiğini unutmayın.          

O iki şarkıdan eski tadı alamadım...

      Ben Fero ve Ezhel’in bir zamanlar beğenerek dinlediğim şarkılarını yeniden dinledim. Ama ilk zamanlardaki gibi zevk almadım. Artık o şarkılara doymuşum. Halbuki ilk çıktıkları zamanlar keyifle dinler ve eşlik ederdim o şarkılara. Bahsettiğim şarkılar: 321 ve Lolo. ŞARKI DİNLETME HALA MODA MI?     Bugün bir arkadaşımı aradım. Telefonun çalma sesi olarak şarkı koymuş. “Hala böyle yapılıyor mu ya?” dedim. Bir zamanlar çok modaydı. Hala moda mı, yoksa arkadaşım çalma sesi yerine şarkı konması durumunu yeni mi keşfetmiş, bilemedim. YARIŞ İÇİNDEKİ İKİ DİZİ…      Youtube üzerinde Baht Oyunu ve Aşk Mantık İntikam dizileri arasında çekişme var. Trendlerde bir onun fragmanları, bir diğerinin fragmanları hep üstlerde oluyor. Reytinglere bakarsak, Aşk Mantık İntikam dizisi çok önde tabi.       

Aşı karşıtı mı olacağım yoksa aşı yanlısı mı? Ne olacağımı şaşırdım...

      Aşılarla ilgili bir çok şey söyleniyor. Aşı yanlılarını dinliyorum. “Aşı olmaktan başka çare yok. Millet koşa koşa aşı olmaya gitmeli” diyorum. Aşı karşıtlarını dinliyorum. “Aşı olarak yanlış mı yaptım yoksa?” diyorum. Kafam karma karışık. Neye inanacağımı şaşırdım. HAŞMET’SİZ HINCAL…          Haşmet Babaoğlu ile Hıncal Uluç’un arası bozukmuş. Yıllardır bu ikilinin programlarıyla büyümüş biri olarak buna üzüldüm. İnsan işte. Durmadan değişiyor. Fikirleri farklılaşıyor. Bugün çok sıkı fıkı olduğunuz biriyle, yarın Allah’ın bir selamını bile kesebiliyorsunuz. ASKERİMİZ DÖNÜYOR…      Türk askeri, askerimiz Afganistan’dan geri dönüyormuş. Taliban ülkenin yönetimini tekrar ele aldıktan sonra bizim orada kalmamızın bir anlamı da kalmamıştı zaten. Birinin bile burnu kanamadan ülkemize dönsünler inşallah. ARADA KAÇAKLIK YAPIYORUM…      Arada, çok taze ekmeğe denk gelirsem ya da ekmek olmadan yiyemeyeceğim yemekler olursa kaçaklık yapıyorum. Ekmek yiyorum. Daha tam olarak ek

Psikolojim o filmi kaldıracak durumda değildi...

      Bu akşam TRT 1’de, Müslüm filmi vardı. Ama ben filmi izleyecek psikolojide değildim. Bizimkiler izledi. Evet, şimdiye kadar bir kere olsun izlemedim bu filmi. Ne zaman yine televizyonda denk gelirsem ve psikolojim uygun olursa, o zaman izlerim. BAMYA…      Bizimkiler bamya yapmışlar. Hiç aram olmamasına rağmen birkaç tane aldım göz hakkı olarak. Patates ve patlıcanlarından da alıyorum bak. Türlü gibi yapıyor onu bizimkiler. AZİMLİ BİR ÖĞRETMENİN HİKAYESİ…      Geçtiğimiz günlerde yine TRT 1’de Hıçkırık adında bir Hint filmi vardır. Devamlı hıçkıran bir öğretmenin filmi. Onu izleyememiştim. İlk fırsatta onu izlemeyi düşünüyorum. Her zaman azimli insanları sevmişimdir. Böyle filmleri izlemek de yaşama sevinci veriyor insana.

Daha kaç doz aşı olmamız gerekecek?

      Korona için aşı olmada üçüncü doz aşıdan bahsedilirken şimdi de dördüncü doz aşı çıktı. Daha kaç aşı olmamız gerekecek? CILKI ÇIKAN BİR DİZİ DAHA…      Atv’deki Kalp Yarası dizisinin iyice cılkını çıkardılar. Artık sarmıyor bu dizi beni. GÜNE, YAZMAK ÜZERİNE SOHBET İLE BAŞLAMAK…      Sabah kahvaltıda, TRT 2’de Yılmaz Erdoğan’ın Öğrence programını izledim. Sabah sabah yazı üzerine bir şeyler dinlemek çok iyi geldi. FIRLATACAKTIM KALEMİ…      Kalemle acil bir not almak gerekti. Kalem de tam o sırada yazmadı. Kalemi fırlatasım geldi. ÖLÜMCÜL HATA DEĞİL Mİ BU ŞİMDİ?      Kardeşim pide almış ama yanına ayran almayı unutmuş. Ölümcül hata. GICIK OLDUĞUM PROGRAMLAR…      Yemekli sohbet programlarına biraz gıcık oluyorum. Adam muhabbet mi etsin yoksa yemeğini mi yesin bilemiyor.       

Kendi kendine içini dökmek...

      YouTube’da, “Kimsenin bilmesini istemeyeceğiniz şarkılar” başlıkla bir videoya denk geldim. İlk defa duyduğum bu slov şarkılar çok güzeldi. Odanın ışığını kapattım. Uzandım. Ve kendimi bu şarkıların bana yaşattığı duygulara bıraktım. Geçmişimi düşündüm. Geçmişteki güzel günlerimi ve hatalarımı. Kendimce bir muhasebe yaptım. Kendi kendime içimi döktüm biraz. İYİ Kİ BLOG YAZMAK TİKSİNDİRMİYOR BENİ…           Tekrar günlük tutmaya geri döndüm. 10 günlük bir aranın ardından. Bir şeyin üzerine çok abanırsam o şeyden tiksiniyorum bir anda. Ve bir daha o tiksintim geçene kadar, özleyinceye kadar yanaşmıyorum o şeye. Tiksintim geçti ve yeniden günlük tutmaya başladım. Böyle yazarken aklıma şu geldi: İyi ki blog yazmaktan tiksinmiyorum.     

Bu dünyaya fatura ödemeye mi geldik?

      “Biz dünyaya fatura ödemeye gelmişiz” diyor Leyla ile Mecnun’daki, Mecnun’un babası. Gel de bu söze katılma şimdi. “Bu dünyaya çalışmak için gelmişiz” diye bir sözüm vardır benim de. Günde 10 saat çalışmak. Çalışmaktan, yaşamaya fırsat bulamamak. KİTAP VİDEOLARINI İZLEMEK…          Bunu daha önce yazdım mı bilmiyorum. YouTube kanallarındaki kitap tanıtım videolarını ve yeni aldıkları kitapları tanıttıkları videoları izlemeyi çok seviyorum. Bu videoları sevmemle, kitap okumam arasında bir paralellik yok maalesef. Bir kitap kurdu değilim. Kendi halinde, kitap okumayı alışkanlık haline getirmeyi çalışan biriyim. ŞARJI ÇABUK BİTİYOR…      “Ben de İphone alacağım” diyen arkadaşına, “Onun şarjı çabuk bitiyor. Boşver alma” dedi. Bir İphone’cu olarak üzülerek bu söylenene katılmak durumundayım. Şu çabuk şarj bitme olayına bir çözüm bulmalılar.           

Blog dünyasında denenmemişi denemek isterdim...

      Ben Fero, heceleyerek rap yaptı. Deyim yerindeyse çarşı karıştı. Adam yeni bir şey yaptı. Herkes ondan bahsetti. Tutmayabilirdi de. Ama sonuçta denedi ve meyvesini aldı. Ben de denenmemişi denemek isterdim. Mesela blog dünyasında.   HABABAM SINIFI ADINA UTANMAK…          Dün akşam Show TV’de, Hababam Sınıfı’nı izledik. Sınıfça öğretmenlerine aşk mektubu yazmaları sırasında her zaman ki gibi onlar adına utandım yine. EKMEK DAHA BİR GÜZEL…      Ekmeği azalttıktan sonra ekmeğin tadı daha bir güzel gelmeye başladı bana. Buna rağmen ekmek bağımlısı olmadığımı düşünüyorum. Sulu yemeklerde ekmek banamamak sıkıntı sadece. ÇOK ÇALIŞMAK EŞİTTİR BAŞARI DEĞİL…      Haluk Tatar, hayatın 12 gerçeği adlı videosunda bahsetti. “Çok emek verdin, çok çalıştın diye başarın garanti değil. Yine de başarısız olabilirsin” dedi. Galiba ben çok çalışınca kesin başarılı olurum diye düşünüyormuşum.

"O, iyi bir insandır" dedirtmek...

      Olayın özü: Senin hakkında birine soru sorulduğunda, “O, iyi bir insandır” yanıtının alınmasıdır. Şu koca dünyada gerisi boş. ÇOK SUSATAN ÇAY…      Son günlerde içtiğim çaylar çok susatıyor beni. Sanki daha önceleri bu kadar susatmıyordu. “ONLAR DA BULUR BELASINI”      Hayvanlara eziyet haberlerini gördüğümde ne diyeceğimi bilemiyorum. Bugün yine öyle bir haber gördüm. Böyle haberlerde babamın söylediği o söz geldi aklıma: “O da bulur belasını” KAÇ KİŞİ?      Şu ülkede kaç kişi, eğer para kazanma mecburiyeti olmasa,   mevcut işlerinde çalışmaya devam eder? KENDİNİ TUTAN BİRİ…      A101 ve BİM, okul ihtiyaçları olan defter, kalem reklamları yapmaya başladı. Gidip defter almamak için zor tutuyorum kendimi.

Dilara Gönder, Show Ana Haberi sunacakmış...

      Dilara Gönder, pazartesi gününden itibaren Show Ana Haberi sunmaya başlayacakmış. Kendisi daha önce spor spikeriydi. Ntv Spor’da çalışmıştı diye hatırlıyorum. Sonra dizilerde oynadı. Tekrar spikerliğe dönmüş ama bu sefer haberlere. Bakalım tutunabilecek mi? AMA NASIL 6’INCI OLDU?      Kanal D Ana Haber, salı akşamı AB grubunda 6’ıncı olmuş. Haberlerden sonra Baht Oyunu dizisi olmasa reytinglerde bu sırayı elde edebilir miydi? “Bu akşam Baht Oyunu var. Kanal D kalsın” diye haberleri açıyor millet. AYLA ÇELİK’TEN ŞARKI ÖNERİYORUM…      Ayla Çelik’ten Yalancılar şarkısını dinledim az önce Süper fm’de. İlk defa dinledim şarkıyı ve beğendim. Bu kadın güzel şarkılar yapıyor. Benim gibi bu şarkıdan haberi olmayanlara öneririm.     

Cin Ali serisinin çizeri Selçuk Seymen hayatını kaybetmiş...

      Cin Ali serisinin çizeri Selçuk Seymen hayatını kaybetmiş. Bu ölüm vasıtasıyla öğrendim ki, kitabın yazarı Rasim Kaygusuz’muş. Cin Ali’nin başlangıcı 1968 yılıymış. Bu arada karakterlerin çöp adam olarak çizilmesi yine yazarın fikriymiş. Ben daha sonradan çizerin kendi fikri diye düşünmüştüm. HIZLI VE ÖFKELİ 10’UN YAYIN TARİHİ…      Hızlı ve Öfkeli’nin serisinin 10’uncu filmi 2023’de vizyona girecekmiş. Herhalde bu seri böyle devam edecek diye düşünürken serinin 11’inci film ile sona ereceğini öğrendim. ERŞAN KUNERİ NE ZAMAN NETFLİX’TE YAYINLANACAK?      Zafer Algöz, Erşan Kuneri dizisinin çekimlerinin 5 Eylül’de biteceğini söylemiş. 2022 mart ya da nisan gibi de Netflix’te gösterime girebileceğini de sözlerine eklemiş. Bakalım Cem Yılmaz’ın bu dizi denemesi ne kadar ses getirecek?

Şuraya bir Bob Ross belgeseli çizelim...

      Netflix, Bob Ross belgeseliyle ilgili tanıtım videosu yayınlamış. 35 saniyecik. 25 Ağustos’ta belgesel yayında olacakmış. Bu belgeseli izlemek isterim işte. SUDOKUNUN BABASI HAYATINI KAYBETMİŞ…      Sudokunun mucidi Maki Kaji hayatını kaybetmiş. Ben sudokuyu bir türlü çözemedim. Birkaç kere inat edip yapmaya çalıştım ama yapamadım. YERİN ALTINDA YAŞAM MI?      Mars’taki yaşam, radyasyon nedeniyle yerin altında olabilirmiş. İlk duyduğumda akla pek yatkın değilmiş gibi geldi. Ama burası uzay. Buranın hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimiz yanında denizdeki damla değil mi? BU SEFER İŞ BANKASI’NA ULAŞILAMIYOR…      00:24 itibariyle İş Bankası’nın hizmetlerine ulaşılamıyormuş. Bu arızalar sırayla bankaları mı dolaşıyor nedir. Önce Akbank, sonra bir banka daha- ismi gelmedi aklıma- şimdi de İş Bankası.

Gregor Samsa bizim evde görüldü...

      Kardeşim geçen gün evde böcek görmüş. “Lan Gregor Samsa sen nerden çıktın?” demiş. Onu öldürmeden bir peçete ile alıp dışarı atmış. OKUMA İSTEĞİM NERELERDESİN?      Kaç gündür kitap okuma isteğim gelmedi. Okumaya bir anda yüklenince böyle oluyor. HANIM AĞA YAPAN HAYAT…      Avrupa Yakası’nın Fatoş’unu, hanım ağa yapan hayat bize neler yapmaz. Şenay Gürler oynadığı karakterin hakkını da veriyor şimdi. Oynadığı karaktere gıcık oluyorum. “BU KALEMLE HER YAZDIĞIMDA”      Yaşar kendine kalem alırken, “Sen de al kendine. Benden” dedi. Ben de mavi bir tükenmez kalem aldım. “Bu kalemle her   yazdığımda seni hatırlayacağım” dedim. BU DİZİYİ İZLEYEMİYORUM…      Kalp Yarası dizisini izleyemiyorum arkadaş. Kötülük, kötülük üstüne.

Sadece köpekleri değil tüm hayvanları hak etmiyoruz...

      İnstagram’da bir paylaşımda gördüm. Bir çocuk yatağına çıkmaya çalışırken evin köpeği gelip ayaklarının altına yatıyor. Çocuk da köpeğin üstüne basıp yatağına çıkıyor. Paylaşımı yapan kişi, “Biz, köpekleri hak etmiyoruz” demiş. Az söylemiş. İnsanlık olarak biz, sadece köpekleri değil, tüm hayvanları hak etmiyoruz. Hatta ve hatta bu dünyayı hak etmiyoruz. “HABERLERİ AÇIP MORALİMİZİ BOZMAYALIM”        Yemeğe oturduk akşam. Kardeşim, “Haberleri açalım mı?” diye sordu bana. Sonra yine, “Aman, boşver açmayalım. Hep felaket haberi var zaten. Moralimizi bozmayalım” dedi. Ben de hak verdim kendisine. Hiç, “Açalım” diye üstelemedim. Televizyonu açmadan, konuşarak yemeğimizi yedik. Akşam haber kanallarında denk geldim yine Kastamonu’ndaki sel haberlerine. Çok üzülüyor insan be.

Hes kodu krizi yaşadık...

      Arkadaşım Yaşar ile birlikte alışveriş merkezine girecektik. Ben hes kodunun daha önce fotoğrafını çektiğim için sorun olmadan geçtim güvenlikten. Yaşar’sa hes uygulamasını açamadığı için dışarda kaldı. Baktım gelemiyor, tekrar çıktım gittim onun yanına. Bir şekilde uygulama açıldı ve sonunda içeri girdik.      Yaşadığı bu zorluktan sonra fotoğrafını çekmek onun da aklına yattı sanırım. Kardeşim ise işi daha ileri götürerek hes kodunun fotoğrafını telefonuna arka plan yaptı. O da İnstagram’dan görmüş onu. “Pratik fikir” deyip o da öyle kullanmaya başladı. İNSANI YÜREĞİNDEN VURAN BİR BÖLÜM…      Cumartesi günleri kanallarda hafta içi yayınlanan dizilerin tekrarları oluyor. Atv’de, Baş Belası dizisinin tekrarı vardı. Cuma akşamı izleyememiştim. Yürek paralayıcı bir cinayet vardı. Cinayeti işleyen kişinin amacı, öldürdüğü kişiyi huzura kavuşturmaktı. Ama kendisi huzuru bulamadı. Detayı sormayın. Uzun hikaye. 9’uncu bölümü izlemeniz lazım bunun için. Anlatmayla olacak gibi

Kaliteli hayat nasıl yaşanır videolarından sihirli formüller beklemek...

      Her kaliteli hayat başlıklı YouTube videosunu bir hevesle açıyorum. Hep aynı şeyleri görüyorum. Uyku, dengeli beslenme falan filan. Daha başka ne göreceğimi umuyorsam sanki. Nedense farklı şeyler görmek istiyorum. Yoksa sihirli bir formül mü bekliyorum. Bir tanesi öyle demişti. “Size bir formül söyleyeceğim. Bir anda her şey olacak diye bekliyorsanız, yanılıyorsunuz” diye.      Galiba ben de böyle bir formül isteyenlerdenim. Uykum düzenli değil. Dengeli beslenmiyorum. Bunlar zaten yapmadığım şeyler. O nedenle her videoda bunları duymak hiç hoşuma gitmiyor. KEMAL SUNAL FİLMLERİ YOUTUBE KANALI…      YouTube’da 24 saat Kemal Sunal filmlerini yayınlayan kanal var. Umarım onun da reklam arası uydu kanallarındaki gibi 1 saat olmuyordur. Uydu kanallarında denk geldiniz mi bilmiyorum. Televizyonda bir şey olmayınca açıp izlemeye başlıyorsunuz bir Kelam Sunal filmini. Bir reklama giriyor.      Reklamın bittiği yok. Bitmeyen reklam yapmışlar. En az yarım saati var bir reklam ku

Hala kendini bulmaya çalışan ben...

      Beğendiğim kelimeleri ve cümleleri not etmeye başladım. Onlardan biri: “Kendini bulma çabaları” Ben hala kendimi bulmaya çalışıyorum da. TELEVİZYONDA BİR ŞEY OLMAYAN AKŞAMLARDAN…        Bu akşam televizyonda bir şey yoktu. Kanal D’de Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 vardı. Bir saat kadar onu izledik. Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canlı yayını başladı kanal D’de. Diğer kanallarda da bir şey yoktu. Bizimkiler Show TV’de, Deliha 2’yi izliyorlardı bir ara. Sonra ne yaptılar bilmiyorum. Ben YouTube’da takıldım.   CESARET…      Fatih Altaylı çatır çatır iktidarı eleştiriyor. Böyle bir ortamda herkes cesaret edemez. ARADAKİ FARK…      Ali Babacan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı anda, farklı kanallarda canlı yayındalardı. Ve o kanalların YouTube yayınlarında 2 bin izlenmeye karşın Erdoğan 16 binlik anlık izlenme ile Babacan’a fark attı.       

Muhabbet başlatayım derken saçmalamak...

      Bazen muhabbet olsun diye saçmalıyorum. Şu huyumu bir türlü düzeltemedim. YENİ JÜRİ MERYEM UZERLİ…          Acun, Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasını yeniden başlatacakmış. Ve ilk anlaştığı jüri üyesi de Meryem Uzerli olmuş. Bunca yıl sonra bu yarışma yeniden ilgi görür mü? Bekleyip göreceğiz. BİR FİSKE İLE YIKILIRIZ…      Kendimizi o kadar büyük insanlar olarak görüyoruz ki. Aslında bir fiske ile darmadağın olacak durumdayız da farkında değiliz. HÜSRAN…      “Ne olacaksa olsun. Artık çekemiyorum” dedikten sonra gerçeklerle yüzleşmek büyük bir hüsran yarattı bende. CIVIĞINI DA ÇIKARMA…      İnstagram’da beğendiğin bir fotoğrafı ya da videoyu gönderiyorsun birine. Sonra o gönderdiğin kişi de seni video yağmuruna tutuyor. Peş peşe videolar gönderiyor. Kardeş her şeyin bir ölçüsü var ama değil mi?     

Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödülü aldı mı?

      Emin Çapa’nın, YouTube kanalında Sineklerin Tanrısı kitabının incelemesini izledim. Ve hayran kaldım. Hiç ekonomi ile uğraşmasın, kitapları anlatarak hayatını devam ettirsin bence. İşte o videoda William Golding’in 1983 yılında, Nobel Edebiyat Ödülü almasını sağlayan eseri olduğunu öğrendim Sineklerin Tanrısı’nın. Yine Emin Çapa’nın dediğine göre, bir yazarın tüm eserleri için verilirmiş Nobel Edebiyat Ödülü. BU KİTABIYLA ALMIŞ ÖDÜLÜ…      Ama söylenene göre sadece bu kitabı nedeniyle verilmiş ödül William Golding’e. 1911 yılında doğan Golding, 1993 yılında hayatını kaybetmiş. Ayrıca kendisine 1988 yılında, “Sir” unvanı verilmiş. İki de filmi çekilmiş. Biri siyah beyaz, biri renkli olmak üzere. Siyah beyaz çekilen film, daha çok kitaba göre gidiyormuş ama sıkıcıymış. Renkli film ise biraz daha kitaptan kopuk olmasına rağmen yine de temelde kitaba bağlıymış.

Hürriyet'te yeni takip etmeye başladığım köşe yazarı...

      Takip ettiğim yazarlar arasına Hürriyet’ten Savaş Özbey de dahil oldu. İlk başlarda yazılarına pek ısınamamıştım ama şimdilerde okuduğum yazarlar arasındaki yerine aldı. MERAKLILARINA VİDEO ÖNERİSİ…           Gizem Avcısı adlı bir YouTube kanalı var. Tuncer’in sahibi olduğu. Yecüc ve Mecüc ile ilgili yaptığı videoyu izledim dün. Gerçekten etkileyici bir video olmuş. Eğer bu konulara ilginiz varsa izlemelisiniz. KÖŞE YAZARLIĞINDA BAŞARILI OLDULAR MI?      Gazetecilik dünyasında da meşhur olanlara köşe yazarlığı yaptırma gibi bir durum var. Zamanında ünlü olan şarkıcıların hepsine dizi yapılması gibi bir şey. Ama köşe yazarlığı başka bir dünya. Daha önce Milliyet’te Beyhan Budak yazmaya başlamıştı. Sonradan yakın zamanda da Hürriyet’te Gülseren Budayıcıoğlu yazmaya başladı. Acaba beklenen başarıyı elde ettiler mi diye merak ediyorum.

Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer hakkında ilk izlenimler...

      Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer hakkında olumlu şeyler duydum. Daha önce onun dekanı olduğu üniversitede okuyan arkadaşlarım çok övdüler. Öğrenci dostu bir dekanmış. Ama bu yapısını bakanlıkta gösteremeyebilir. Çünkü onun düşüncesiyle, hükümetin düşüncesinin karşıt olduğu zamanlar muhakkak olacaktır. O zaman da mecburen hükümetin istedikleri olacaktır. AĞLAYARAK AYRILAN MESSİ…           Messi, Barselona’dan ağlayarak ayrılmış. O zaman niye ayrıldın? Anlattığına göre kendisi ayrılmak istememiş. Ama bir şekilde göndermişler onu. Ne yani, derin Barselona var da onlar mı gönderdiler Messi’yi? KADIN PROGRAMI SUNMA SEVDASI…      Ece Üner, kanal D’de kadın programı sunmaya başlayacakmış. Bir sen eksiktin? Bu kadın haber sunucularının, kadın programı sunma heveslerini bir türlü anlamıyorum. Önce Didem Arslan Yılmaz, şimdi de Ece Üner. Bakalım neler olacak reytinglerde?

İki efsane şarkı...

      Bu akşam Kim Milyoner Olmak İster’de, “Yerine Sevemem” ve “Aldanırım” şarkılarını kimin söylediği soruldu sesli sorularda. Yaşar   ve Gökhan Kırdar tabi ki. İki efsane şarkıdır bunlar. Eğer hiç dinlememiş olan varsa muhakkak dinlemeli. DEVAMLI DÜŞÜŞTESİN BE ALEYNA…      Aleyna Tilki, “Sır” diye bir şarkı çıkarmış. Hiç dinlenilmeyecek gibi değil. Ama popüler hiç değil. Aleyna’nın şarkı seçimlerinde bir problem var. Kendisinin ismini duymamızı sağlayan, o çok popüler şarkılardan yapamıyor artık. Yaptığı her şarkı ile biraz daha düşüyor. KLASİK MÜZİK DİNLE AMA BİLME…      Yine Kim Milyoner Olmak İster’de, klasik müzik sorusu çıktı. “Klasik müzik dinlememe rağmen bilgim yoktur” dedi yarışmacı kız. “Aha, aynı ben” dedim. Ben de klasik müzik dinliyorum ama kim bestelemiş ve ismi ne, dikkat etmiyorum.

Yaşadığımız çağda inzivaya çekilmenin yolu...

      Yaşadığımız çağda inzivaya çekilmek için illaki dağa çıkmaya gerek yok bence. Normal işe git gel yine. Ama farklı olarak sosyal medyayı en aza indir, hatta bırak. Televizyonlarda da haberleri izleme. Al sana inzivaya çekilme. İşte iç huzuru yakalamanın reçetesi. POLİSİYE DİZİ BAŞ BELASI, FİNAL Mİ YAPACAK YOKSA?      Baş Belası dizisini pazar gününden cuma gününe almışlar. Eğer bir dizinin yeri değiştiyse bu, dizinin reytinglerde kötü gittiğinin ve yakında final yapacağının göstergesidir. Bilmeyenler için Baş Belası, Atv’de yayınlanan polisiye bir dizimiz. Ben de izliyorum. İlk başlarda biraz soğuktum diziye ama bölümler ilerledikçe ısındım gibi. İşin içinde cinayet ve katili yakalama olunca ister istemez çekiyor beni dizi.  

Türkçeyi iyi kullanmak için...

      Ahmet Ümit bir röportajında, Türkçeyi iyi kullanmak için bu toprakların yazarlarını okumamız gerektiğini söylüyordu. Ben de bundan yola çıkarak, okunmamış Türk yazar bırakmama düşüncesindeyim. Her yazarın en az bir kitabını okumak istiyorum. Mesela kütüphaneye bu son gidişimde Yekta Kopan’ın, Aile Çay Bahçesi kitabını aldım. Vedat Türkali’nin de Yalancı Tanıklar Kahvesi’ni. İki yazarın da ilk defa kitaplarını okuyacağım. Ve bundan heyecan duyuyorum. ŞÜKÜR Kİ TERMİK SANTRAL YANGINI SÖNDÜRÜLMÜŞ…        Dün gece yatarken yangın termik santrale sıçramış ve santralde patlamalar yaşanmaya başlamıştı. Sabah kalktığımda santraldeki yangının söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarına geçildiğini gördüm. Santralin sadece bir ünitesi zarar görmüş. Neyse ki bu yangını söndürebildik. Darısı diğer ormanlarımızın başına. TÜRKLER OLARAK EĞER Kİ İNANIRSAK…      Ahmet Ümit’in, Kar Kokusu kitabını okuyorum. Kitapta bir davaya, bir ideale kendini adamış Türkler var. Gerçekten bu tür konularda b

Yangınlar bir yandan nefret söylemleri bir yandan...

      Psikolojimi bozan ve eminim sadece benim değil, şu ülkedeki herkesin psikolojisini bozan şeylerden biri de, sosyal medya üzerinden insanların birbirini suçlaması. Muhalif ve yandaşların birbirlerine hakaret etmeleri. Sıradan insanların bile bu nefret söyleminin içine girmek durumunda kalmaları. Okuduklarım çok yaralıyor beni. YANAN ORMAN GÖRMEK…          Psikolojimi bozan diğer bir şey de, İnstagram’a her girdiğimde yanan orman görüntüleri görmek. Artık bitse şu yangınlar. “Ağustosa değil de eylüle girmiş olsaydık” diyorum. Hiç değilse sıcaklar azalırdı da yangınların sönmesinde bir faydası olurdu. BU YANGINLAR ANCAK BÖYLE Mİ BİTECEK?            Korkum ne biliyor musunuz: Yangın söndürme işini beceremeyeceğiz ve bir tane bile yanmamış ağaç ve yanmamış yeşillik kalmayacak. Yanacak bir şey kalmayınca da bitecek bu yangınlar.

Termik santral cayır cayır yanıyor...

      Günlerdir endişe edilen oldu ve yangın Milas’taki Kemerköy Santraline sıçradı. Ve şu anda santral yanıyor. İnstagram’da santraldeki ilk patlamaları da yayınladılar. Korkunç bir ortam var. Arada ne kadar mesafe vardı oysa ki. Ne ara santrale ulaştı bu yangın? Bu nasıl hızlı bir yanmadır. Yangının santrale ulaşacağı varsayılarak daha önceden hidrojen tankları boşaltılmış ve suyla doldurulmuş neyse ki. İşte bu önlem sayesinde nükleer santrallerdeki gibi bir patlama beklenmiyormuş. SANTRALDEN GELECEK HABERLERDE GÖZÜMÜZ…      Ama yine de ünitelerde patlama olursa büyük bir yangın söz konusu. Yine önlem olarak yanıcı ve patlayıcı maddeler boşaltılmış. Ama santraldeki kömür stoğu kaldırılamamış. Bu nedenle yangının daha da büyüme ihtimali varmış. Tüm Türkiye santralden gelecek haberleri bekliyoruz şimdi.

Direk cinayetle başlayan kitap...

      Ahmet Ümit’in, Kar Kokusu kitabına başladım. 100’üncü sayfaya geldim ama güzel mi değil mi, çözemedim. Kitabımız direk cinayetle başladı bu arada. Karların üstünde bir ceset. Karlar erimeden katil bulunacak mı bakalım. BU FİLM İZLENİR Mİ?      Katil, ceset demişken dün akşam Atv’de, Doğu Ekspresinde Cinayet adlı bir film vardı ama izleyemedim. İzleyen varsa aranızda, izlediğime değecek bir film mi? Eğer yorumlarınız olumlu olursa izlemeyi düşünüyorum. SABAHLARI TATLI BİR YOĞUNLUK…      Saat 10:00 gibi kütüphaneye gittim. Ama o saatte bile hava çok sıcaktı. Sabah sabah gitmişken, eve simit almadan dönmek olmazdı. Sabahları lokantaların ve pastanelerin o yoğunluğunu seviyorum. Yeni bir günün başladığının habercisi o yoğunluk. Tatlı bir yoğunluk.

Hangarda yatan uçaklar devreye alınsın çağrısı...

      Yeni başlayan bir kampanya ile Türk Hava Kurumu’nun hangarlarında duran uçakların bakımının yapılıp, yangınlarda kullanılması isteniyor. Bununla ilgili Murat Boz’un bir paylaşımını gördüm mesela. EMRE KINAY’IN YANGIN VİDEOSU GÜNDEM OLDU…           Emre Kınay’ın, yangınlarla ilgili çektiği video çok konuşuldu ve gündem oldu. Neden global çağrı yapıldığından, yangın bitti diye haber yapan TRT’den ve yangın söndürme uçaklarıyla ilgili konulara değindi. ŞAHAN, ŞOV MU YAPIYOR?      Şahan Gökbakar gecenin bu saati olmuş hala İnstagram’dan canlı yayın yapıyor. 00:45 gibi canlı yayındaydı yine. Ve yine ormanlar yanmaya devam ediyordu. Bu arada Şahan’ı bu yayınları nedeniyle şov yapmakla suçlayanlar varmış. Ben hiç öyle düşünmüyorum. Gayet samimi geldi bana.  

Global call tartışması...

      Bir yandan ormanlarımız yanmaya devam ederken bir yandan da tartışmalar devam ediyor. Son tartışma konusu global call çağrısıydı. İnstagram hesaplarından isteyenler bu çağrıyı yaptılar. Ama ilerleyen saatlerde bu çağrı tartışma konusu oldu. Bu çağrının ülkemizi küçük düşürdüğü ve bunun dışında ülkemizi dış ülkelerin müdahalesine açık bir hale getirdiği iddia edildi. Bu çağrıyı yapanlar ise, istenen ibandan, uçak eksikliğinden dem vurup, bu çağrının haklılığını anlattılar. YANGINLARDAN CANLI YAYIN YAPANLAR…      Şahan Gökbakar yangın yerinden canlı yayınlar yapmaya devam etti. Cüneyt Özdemir’de yangın yerine gitti. O da bir canlı yayın yaptı. Fatih Portakal desen o da canlı yayınlar yapıyor. Kanalların yapacakları işleri bu adamlar tek başlarına yapıyorlar.

Haber kanallarının yapması gerekeni Şahan Gökbakar yaptı...

      Evet, haber kanallarının yapması gerekeni Şahan Gökbakar yaptı ve hala yapmaya da devam ediyor. Resmen yangının son durumunu Şahan’dan öğreniyoruz. Haber kanalları sadece saat başları haber veriyorlar. Ondan sonra sessizliğe gömülüyorlar. Sosyal medyada herkes havadan müdahale gerektiğini söylüyor. Hatta Şahan’ın bu yayınları sayesinde bir tane helikopter gelmiş. Ama yeterli olmamış tabi. NİYE BİR AÇIKLAMA YOK?      Sosyal medyada anlık görüntüler paylaşılıyor. Yangın durmuyor. Sanki yanacak tek bir ağaç kalmayıncaya kadar devam edecekmiş gibi görünüyor. Tüm bunlar yaşanırken bir yetkili çıkıp da, “Sosyal medyaya itibar etmeyin, yangın kontrol altında” demiyor. Umutsuzluğa sürükleniyoruz resmen. Şimdi gelen yeni bir habere göre AB’den yardım istemişiz. İspanya ve Hırvatistan’dan yangın söndürme uçakları gelecekmiş.

Ormanlar yanmıyormuş gibi çek kanka...

      Ülkenin dört bir yanında, ülkenin ormanları yanarken, İnstagram’dan insanların sanki hiçbir şey yokmuşçasına paylaşımlar yapmasına üzülüyorum. Sen bu ülkenin insanı değil misin? Ormanlar yanıyor, insanlar ölüyor, hayvanlar ölüyor. Bunlar senin için önemli değil mi? İnsan ülkesine karşı böyle vurdumduymazlık içerisinde olabilir mi? Biraz olsun hassasiyet. HER AY AŞI OLMAYA MI VARACAK BU İŞİN SONU?      Amerika’da yapılan araştırmalara göre korona, birkaç mutasyon daha geçirirse aşıların koruyuculuk oranı tamamen ortadan kalkabilirmiş. Galiba bu işin sonu, her ay ya da birkaç ayda bir aşı olmaya kadar gidecek. İkinci, üçüncü doz derken rakamlar alıp yürüyebilir. Ve şöyle diyaloglara da şahit olabiliriz. “Ben onuncu doz aşımı oldum. Sen kaçıncı dozdasın?”