Kayıtlar

Şubat, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cüneyt Özdemir'in YouTube kanalı artık sadece kendi videolarından ibaret değil...

Resim
      Cüneyt Özdemir’in YouTube kanalında artık hafta sonları başka başka videolar görüyoruz? Artık yanında çalışanlar da kanal için videolar çekmeye başladı? Mesela yanında çalışanlardan Alex’in, “İnfluencer nasıl olunur?” videosu. Bunun gibi videolar üretmeye başladılar. Yani anlayacağınız Cüneyt Özdemir’in YouTube kanalı içerik konusunda genişliyor. Artık sadece kendisinin videoları yok kanalda. Böyle böyle büyük bir YouTube devine dönmeyi planlıyor. foto kaynak: unsplash.com HALK KENDİ İÇİNDE KONUŞTUĞU ŞEYİ SENDE GÖRMELİ…      İşte bu tür yeni şeyleri seviyorum. Ortama ayak uydurmak için böyle adımlar atılmalı. İnsanlar sende aradıklarını bulabildikleri sürece varsın. Onların hayatlarıyla paralel gitmen lazım. Onlar ne konuşuyorsa sen de onları konuşmalısın. “Konu ciddiyetsiz, ya da magazin konusu” dememelisin. Bu işi en iyi yapanlardan biri de zaten Cüneyt Özdemir. Bunu zamanında, Şeyma Subaşı’nın çıkardığı kitap için yaptığı video ile de göstermişti. BONUS YAZI: Cüneyt Özd

Erken kalkmak için hayatta bir hedefin olmalı...

Resim
      Az uyumak ya da uyumamak. İşte bütün mesele bu. Kişisel gelişimcilerin anlaşamadığı bir konu da bu: Az uyumak meselesi. Hedeflerimize ulaşmak için erken kalkmamızı öğütlüyorlar. Erken kalkmak, hedeflerimize daha fazla zaman ayırmak demek. Ama kimileri de az uykunun vücut sağlığı için zararlı olduğunu söylüyor. Şimdi bu meseleyi bir kenara bırakalım. Aklımızın bir köşesinde kalsın. Bunu düşünelim ve bununla ilgili araştırma yapalım. foto kaynak: unsplash.com      Anlatmak istediğim başka bir nokta daha var: Bu akşam Youtube’da, erken kalkmanın yollarıyla ilgili bir video izledim. Birkaç madde sıraladı konuyu anlatan. Ama en önemlisi -kendisi de bunu söyledi zaten- “Erken kalkmak için bir nedeninizin olması gerekiyor” maddesiydi. Bir amacınızın olması. Zaten şu dünyada kendinize bir hedef buldunuz mu, çoğu sorununuzu çözmüş oluyorsunuz. BONUS YAZI: Hemen yatıp uyusam bugünden bana ne kalacaktı? ARTIK TUTMAZ DEMİŞTİM AMA…      İbo Show’un yıllar sonra yeniden başlayacağı habe

"İsim düşünmeyi bırak, bloğu aç artık"

Resim
      Bahtiyar- ben kısaca Bahti diyorum- blog açacak. Daha bu pandemi başlamadan iş yerindeyken konuşmuştuk bunun üzerine. Arada kaynayıp gitmişti. Yakın zamanda tekrar konuştuk. “İsim düşüneyim” dedi. Sonra yine ses yok. Artık bugün, “Bırak isim düşünmeyi falan. Direk yazmaya başla. Neler yazacağını merak ediyorum" dedim. foto kaynak: unsplash.com        “O zaman sadece sana yazayım bro. Merakını gidermiş olursun” diyor. Böyle şakalaşmalarımız oldu. Ama yine, “Bunu nasıl açacağız? Anlatsana” demedi. Gerçi blog açmak, çocuk oyuncağı. Bakarsınız, “Açtım ve ilk yazımı da yazdım.” diyerek bir sürpriz de yapabilir.   BONUS YAZI: Deep ile Duo’yu birbirine karıştıracağım diye ödüm kopuyor. TÜM PARANIZI BİTCOİN’E YATIRMAYIN…      Millet bangır bangır bağırıyor, “Bitcoin’e neyiniz var neyiniz yok, yatırmayın. Sonra perişan olursunuz. Sizi sarsmayacak kadar yatırın.”   Hatta bir tanesi, “Bitcoin’e yatırdığınız parayı unutun” diyordu. Unutun derken, bir miktar para yatıracaksın ve o

Haberden çok reklam olan haber siteleri bir şeyler kazanıyorlar mı bari?

Resim
      Bloglar olarak çok küçük miktarlarda reklamlardan kazanıyoruz. Bir yıl boyunca 200 lira limitini ya dolduruyoruz, ya doldurmuyoruz. Peki ya gazete siteleri? Haberden çok reklam olan bu siteler ne kadar kazanıyor acaba? Siteyi baştan aşağıya reklamla donattıklarına değiyor mu? Mesela o gazeteler dışarıdan başka reklam almadan sadece Google Adsense reklamları ile yaşamlarını devam ettirebiliyorlar mı? foto kaynak: unsplash.com BU DEVLETLERE NE CEZA VERİLEBİLECEK?      Stokçuluk iyi bir şey değil. Bunun cezası var. Sıradan vatandaş yapınca cezası var da koca koca devletler yapınca ne olacak peki? ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve bazı ülkeler ihtiyaçlarından fazla aşı sipariş ettiler. Bu fazla alınan aşılar ne olacak? Yine ne çıkar peşindesiniz? UZAYLI OLSAM…      Ben uzaylı olsam, dünyaya hiç bulaşmam. “Zaten bunlar birbirini yok eder yakında. Uğraştığımıza değmez” derdim. İnsanların birbirlerinden başka düşmana ihtiyacı var mı Allah aşkına? Biz itinayla birbirimizi yok ediy

Blog sayesinde iş bulmak...

Resim
      Bloğunuz sayesinde bir işe girebilir misiniz? “Bloğum var diye hangi şirket alır ki beni?” diye sorabilirdim eskiden. Ama şimdi böyle düşünmüyorum. Çünkü önümüzde bir örnek var. Eski zamanlardan beri blog yazan bir blogger , blog sayesinde bir firmada içerik editörü olarak işe başlamış.       Ve yıllardır da bu işi yapıyor. “Bloğum sayesinde ben şimdiki durumuma geldim” diyor. Ben bloğa başladığım zamanlarda, direkt blogdan para kazanmayı düşünmüştüm. Ama blog insana başka kapılar açabilirmiş de. O yüzden bir blog, sadece bir blog değildir. foto kaynak: unsplash.com BELKİ OKUMAK İSTERSİN: “Bloğunun ismi çok klasikmiş.” YENİ BİR KOMPLO TEORİSİ OKUDUM…     Bitmeyen bir virüs yapmışlar. Ve hala ne zaman biteceğini de bilmiyoruz. Ama önümüzde yeni bir sorunumuz daha var. Küresel ısınma. Gerçi bu sorun, bir hafta önce başlamış, yepyeni bir sorun değil. Yıllardır söylenip duruyor. Peki şimdi değişen ne? Artık küresel ısınmanın etkilerini direkt yaşayacakmışız. Ama burada araya g

Clubhouse'da zihin açan yorumlar yok...

Resim
      Clubhouse , ilk başlarda sarmıştı beni. Ama sonradan sıkıldım. Hep aynı muhabbetler dönüyor. Kim bir konuda görüşlerini söylese, “Bunu daha önce duymuştum zaten” diyorum. Yapılan yorumların hepsine aşinayız. Ya o yorumları biz yaptık, ya çevremizden duyduk, ya izledik ya da okuduk. Kafa açan yorumlar yok dostlar. Klasik olacak ama insana farklı açıdan baktıran yorumlar yok. foto kaynak: unsplash.com KORKULARIMI BURAYA NEDEN YAZAMIYORUM?      Her insanın korkuları vardır. Benim de var. Hatta o korkularımı buraya da yazmak istiyorum ama çekiniyorum. Çekincemin nedeni: Bunları sizlerle paylaşmaktan değil, eğer yazdıklarım olursa diye. İstemediğin şeyleri dillendirmek ve yazmak, pek de önerilmeyen bir şey çünkü. KENDİME MEYDAN OKUMA MI?      Kendine meydan okumak diye bir olay var. Kişisel gelişimciler de bunu öneriyorlar. Başkalarına bakıp zaman kaybetme, kendinle uğraş, işin mottosu yani. İyi güzel de. Kendime meydan oku olayı sarmadı beni. Bana anlamsız geliyor. Belki de

Dükkanı açmasa açlıktan, dükkanı açsa koronadan ölecek...

Resim
      Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün açıkladı. Mart ayıyla beraber kademeli olarak açılmalar başlayacakmış. Kafeler ve restoranlarla ilgili açıklama ise önümüzdeki günlerde olacakmış. Bu kısıtlamalar konusunda bütün milletin beklediği tek şey şu: “Kafeler ve restoranlar açılacak mı?” konusu. Şu anda açılması yönünde yoğun bir baskı var. Açılsa bir türlü, açılmasa başka türlü. Adam açmasa açlıktan ölecek, açsa koronadan ölecek. Nasıl bir durumla karşı karşıyayız böyle. Allah beterinden korusun. Gelin sizi ülkemizdeki vaka sayısının sadece 5 olduğu günlere götüreyim. “Vaka sayısı 5 oldu” foto kaynak: unsplash.com BARAJLARIN DOLUP DOLMAMA MESELESİ…       İstanbul’daki barajların doluluk oranı arttı mı, artmadı mı? Merak ettiğimiz başkaca bir konu da bu. Galiba bu senede yırtacak İstanbul. Yani yaz ayını susuz geçirmeyecek. Peki ya seneye? İşte orası hiç belli değil. Bu gidişle tehlike çanları sadece İstanbul için değil, tüm Türkiye, hatta dünya için çalacak. O çok bahsedilen su savaşları

"1987 kışı gibi olacak" demek, daha mı ilgi çekici?

Resim
      İstanbul’a 1987 yılının kışı gelecek diyorlardı. Ama gelmemiş. Öğle haberlerinde Ntv’de izledim. Bırak 1987’yi, 2017’deki gibi bile kar yağmamış İstanbul’a. Ama yine de okullar üç gün tatil edilmiş. Bizim zamanımızda kar yağmaya başlayınca sevinirdik tatil olacak diye. O duygularla yazdığım, “Kar tatili” yazımı okuyabilirsin. foto kaynak: unsplash.com OKULLAR BAŞLAMADAN TATİL EDİLDİ…      8.sınıflar ve lise bilmem kaçıncı sınıflar yüz yüze eğitime başlayacaklardı. İkinci yarıyıl başlamıştı aslında bugün. Yani okullar başlamadan tatil edilmiş oldu. Koronavirüs döneminde bir kez daha yüz yüze eğitim denemesi yapıyoruz. Hayırlısı olsun bakalım. 1987 KIŞI DEMEK, DAHA MI CAZİP?      Bazı şeyleri abartmayı çok seviyoruz. İşin içine böyle sayılar, rakamlar ve eski tarihler girince daha bir ilgi çekici oluyor. Hayatımıza bir heyecan katılıyor sanki. “Bu kış çok sert geçecek” denirse o kadar ilgi çekici olmuyor gerçekten. Ama 1987 kışı gibi bir kış olacakmış deyince daha bir ilgi

Her akşama bir dizi var...

Resim
      Her akşama bir dizi var diye bir seri başlatmak istiyorum. Ara ara bu seriye yazı yazacağım. Gelecekte okurken hatıra olsun diye. Neler izliyormuşuz diye. Yazıya geçmeden önce şunu da belirtmek isterim: Bu yazacağım dizilerin hepsini izlemiyorum. Ben bazılarını izliyorum. Geri kalanını ise ailenin geri kalanı izliyorum. PAZARTESİ…      Öncelikle birkaç hafta öncesine kadar pazartesi günlerimiz boştu. O akşam ne kafamıza yatıyorsa onu izliyorduk. Ama durun bir dakika. Galiba bizimkiler Kim Milyoner Olmak İster’i izliyorlardı. Ama artık pazartesi günlerimiz doldu. Her pazartesi günü, tıpkı bugün gibi Maraşlı günü oldu. Atv’de, Maraşlı dizisini izliyoruz. Maraşlı’yı ben de izliyorum. foto kaynak: unsplash.com SALI…      Salı günleri bizim için Hekimoğlu günüdür. Hekimoğlu’nu ben de izliyorum normalde. Ama son birkaç bölümü izlemedim. Galiba sıkıldım. ÇARŞAMBA…      Gelelim hafta ortasına. Çarşamba günleri TRT 1’de Benim Adım Melek dizisini izliyoruz. PERŞEMBE…   

Dizi sürelerinin kısalması için bir önerim var...

Resim
      Dizilerle ilgili bu önerimi, işin içinde olanlar muhakkak düşünmüşlerdir. Ve neden olamayacağını da biliyorlardır. Ama ben şu an bu bilgiye sahip değilim. O yüzden yine de bu yazıyı kaleme almak istedim. 20 DAKİKALIK DİZİ…      Friends dizisini izlemeye başladım. Dizinin bir bölümü 20 dakika. Hemen geçiyor ve insanı sıkmıyor. Bunu bizim de uygulamamız lazım. Ama şu an için hemen bunu bizim televizyonlarda uygulamamız imkansız. foto kaynak: unsplash.com ÖNERİM NE?      Ama en azında şu olabilir: Dizinin süresi 1 saat olur. Ve her 20 dakikada bir de 10 dakikalık reklam verilir. Bu sayede hem dizinin süresi kısalmış olur, hem dizi daha tempolu olur, hem de kanalların reklamdan kaybı olmaz. GECEYİ BİR DİZİ İLE NASIL BİTİRECEKLER?      Bir geceyi 1 saat dizi ile götüremezler ama. Bunu düşünürsek eğer. Çünkü şu anda bir dizi ile bir akşamı bitiriyor kanallar. Ona da şu şekilde bir çözümüm var: Zaten her yeni bölümden önce 1 saat geçen haftanın tekrarı oluyor. Yine aynı şe

Ankete meraklı tipler...

Resim
      Ankete meraklı tiplerden biri de benim. Facebook ya da İnstagram’da ara ara anketler çıkar ya hani. İşte o anketleri yaparım ben. Sanki o yaptığım anketleri dikkate alacaklarmış gibi. Gerçekten o anketleri dikkate alıyorlar mı acaba? Bunun dışında çağrı merkezlerini aradığım zaman da anketleri kabul ederim. Ama, “Bizim bir anketimiz vardı” demişliğim yoktur. “Nasıl yani?” diyorsanız okumaya devam edin. foto kaynak: unsplash.com ANKETİNİN PEŞİNİ BIRAKMAYAN MÜŞTERİ…      Bazı müşteriler bunu söylüyorlar. İnsanlık hali bazen unutuyorsun. Ankete yönlendirmiyorsun müşteriyi. İşte tam o sırada, “Anket tuşlamıştım” diyor. “Hemen yönlendiriyorum” diyorum. Görüşme bittikten sonra da, “Ankete ne de meraklıymışsın” diyorum. Sonra bir an düşününce, “Sen de ankete meraklısın” diyorum. SORULARI CEVAPLAMAYI SEVERİM…      Evet, ben de ankete meraklıyım. Soruları cevaplamaktan her zaman zevk almışımdır. Yolda sizi durdurup, “ Anket yapalım mı ?” diyenler olur. Eğer benim vaktim olursa ka

Adsense beni ret etmiş...

Resim
      Belki fark edenleriniz olmuştur. Domain aldım. Ve sitemin isminin sonuna com geldi. İşte bu nedenle Google Adsense yeniden sitemi incelmeye başladı. Reklam vermek için uygun muyum, değil miyim diye. Yaklaşık bir hafta inceledi. Sonra mail gönderdiler. İNCELEME SONUCU…      Sonuç: Reddetmiş. Reddetme nedenleri olarak bir sürü şeyler yazmışlar. Neden ret ettiklerini okudum. Ve sonra reklam başvurumu geri çektim. Blogspot zamanında da kaç kere kabul etmemişlerdi. En sonunda, kaçıncı başvurumda kabul etmişlerdi. foto kaynak: unsplash.com REKLAM ONAYLANMA SÜRECİ YORDU BENİ…      Ama şimdi tekrar bu reklam işiyle uğraşacak motivasyonum yok. Motivasyonumun olmaması dışında da bu reklam süreci yordu beni. Mental olarak da yorulduğumu hissediyorum. Kafamı boşaltmam lazım. Şimdilik bunu bir kenara koyuyorum. Belki birkaç ay sonra yeniden başvururum. BEKLEMEDİĞİM BİR SONUÇ OLDU…      Aslında ret cevabını hiç beklemiyordum. İçten içe, “Kesin beni kabul ederler” diyordum. Kaç yı

Clubhouse gibi yeni fikirler lazım bize...

Resim
      Dünyadaki çok popüler uygulamaların Türk versiyonunu yapalım, tamam. Ama sadece bununla kalmayalım. Başka şeyler de deneyelim. WHATSAPP OLAYI…      Özellikle bu Whatsapp olayı kendi uygulamalarımızın olmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiş oldu. Yerli uygulamalarımız muhakkak olmalı. Ama bunun dışında dünyayı etkisi altına alacak sosyal medya uygulamaları da yapmalıyız. En azından bunun için girişimlerde bulunmalıyız. foto kaynak: unsplash.com TÜM FİKİRLER DENENDİ Mİ?      “Peki nasıl? Zaten yapılacak tüm fikirler sosyal medya uygulaması olarak yapıldı. Yapılacak bir şey kalmadı?” diyebilirsiniz. Daha öncesinde buna, “Ben de bilmiyorum. Ama deneyin, farklı fikirler peşinden koşun” derdim. Ama şimdi. Önümüzde bir örnek var: Clubhouse . İŞTE BÖYLE YAPILIR…      Yeni bir sosyal medya uygulaması nasıl tutar gösterdi bize. Bunu aramızdan birileri düşünmüş olabilir. “Tutmaz bu fikir” demiş olabilir ya da bunu hayata geçirecek imkanı bulamamış olabilir. Ama bakın, adam

Eser Yenenler'in, Çok Güzel Hareketler'de sohbet etmesi...

Resim
      Eser’in skeç sunmak için sahneye çıkanlarla muhabbet etmesi ve de seyircilerle muhabbet etmesi hoşuma gitmiyordu. Çünkü seyircilerle muhabbet etme olayı Güldür Güldür’de var. Sen Çok Güzel Hareketler ’sin ona göre düşün. Senin geleneğinde bu yok. Seyircilerle muhabbete hala mesafeliyim.      Biz seyirciler olarak çok dikkat ediyoruz böyle şeylere. O kadar ki o programın yapımcılarından daha çok. Bu konuda Eser’e yazan var mıdır bilmiyorum. Dikkate alması gerek diye düşünüyorum. ESER’İN BEĞENDİĞİM SOHBETİ…      Ama skeç sunmak için çıkanlarla sohbetini sevmeye başladım. Hatta o konuşmalardan yeni skeç fikirleri çıkıyormuş ortaya. Hatta o fikirlerden bir tanesini yaptılar geçen hafta. Çok da güzel olmuş. Geçen haftaya dair izlediğim iki-üç skeçin hepsi güzeldi zaten.      Bazen böyle bir tutturuyorlar. Skeçler hep ardı ardına güzel gidiyor. Bazen de, “Hala bu program nasıl devam ediyor?” diye sordurtan skeçler de izletmiyor değiller. Tabi her zaman maksimum performans serg

Hayatını kaybetmiş birinin İnstagram hesabında dolaşmak...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      İnstagram’da, Vatan Şaşmaz ile ilgili bir paylaşıma denk geldim. Paylaşımı yapan, hala olayın tam olarak çözülemediğinden bahsediyordu. O paylaşımdan Vatan Şaşmaz’ın İnstagram hesabına girdim. Hesabında dolaştım. Son olarak kanal D’de başlayan Çocuklar Duymasın ile ilgili paylaşımlarını gördüm. Çok garip bir duyguydu. Artık hayatta olmayan birinin hesabında dolaşıyordum.

Olacak O Kadar'ı hatırlatan bir skeç...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Çok Güzel Hareketler 2’de, Olacak O Kadar skeçlerini hatırlatan bir skeç izledim. Alt yapı ekibinin yaptığı bir skeçti. Korkunç Bir Skeç adı. Böyle düşünmeme sebep, skeçin sonuydu. Sonunu şimdiden söyleyip izleyeceklerin tadını kaçırmak istemem. Öncelikle izleyin, sonunu bir görün ve sonra da görüşünü yazın. Bakalım siz de benim gibi Olacak O Kadar tadı alacak mısınız?

2021 Ramazan ayı ne zaman başlıyor?

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      İnstagram’da, 2021 yılının üç aylar takvimini paylaşmışlar. Güzel bir tablo halinde. Hikayelerde de paylaştım zaten. Ama aynı zamanda blogda da paylaşmak istedim. Takvime göre üç aylar 13 Şubat’ta başlıyor. Sonra sırasıyla kandiller. Ve en son da on bir ayın sultanı Ramazan verilmiş. 13 Nisan’da oruç ayı Ramazan başlıyor. İnşallah ereriz o günlere.

Clubhouse bildirimlerinde ne fark ettim?

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Clubhouse ile ilgili dikkatimi çeken bir şey var: Bana gelen bildirimlere baktığımda gündüzleri hep yabancılar konuşuyor. Ama bizimkiler hep akşamları konuşuyor. Tabi bu yabancılar arasında saat farkından dolayı gündüze denk gelenler de oluyordur. Buradan ne çıkarabiliriz? Demek ki toplum olarak akşamları ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar muhabbet etmeyi seviyoruz. Gündüzleri sosyal medya yayınları sarmıyor bizi.

Tersine Dünya kitabı...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com       Tersine Dünya kitabı, Orhan Kemal’in . Benim en sevdiğim birkaç roman yazarından birisidir kendisi. Ama bu kitabından beklediğimi alamadım. Çünkü bu romanda kadın ve erkeklerin yerlerini değiştirmiş. Kadınları erkek, erkekleri kadın yapmış. Kitabı okurken, erkekler için olan şeyleri kadınlarda, kadınlar için olan şeyleri erkeklerde hayal etmeye çalıştım. Bu yordu beni. Onun için bıraktım okumayı. Ama hiç bu değişikliği yapmadan yazsaymış yine harika bir kitap olacakmış.

Buz gibi suya girmek...

Resim
      İnstagram’da olsun, haberlerde olsun buz gibi suya çıplak giren insanlar gösteriliyor. Putin de girmişti geçenlerde. Eğer ben girmiş olsam var ya. Saatine kalmaz zatürre olurum. Acaba bilimsel olarak araştırıldı mı ki? İnsan sağlığına yararlı mı, yararsız mı? Bunu sormamın nedeni şu: Buz gibi suya girmeyi dini bir ritüel ya da bir gelenek nedeniyle yapanların dışındaki insanlar da buna heves edecek.  foto kaynak: unsplash.com      Belki de ölmeden önce yapılacaklar listelerine bile koyacaklar. Çünkü hepimiz farklılığın peşinde koşuyoruz. Hayatımızda denemedik şey bırakmayalım istiyoruz. Bu açıdan bakıldığında buz gibi havuza ya da denize girmek de iyi bir alternatif oluyor. Ben girmem şahsen. Peki sizi girer misiniz buz gibi sulara?

Güzel insan Beyhan Budak, Milliyet'te...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com       Beyhan Budak , Milliyet’te yazmaya başlamış. İlk yazısını 4 Şubat Perşembe günü kaleme almış. Onun adına çok sevindim. Kendisini takip ederim ve çok severim. Yazısını okurken sanki videosunu izler gibiydim. Konuşması gibi kalemi de güçlüymüş. Milliyet’ten kim bunu düşünmüşse tebrik ederim. Beyhan Budak ne kadar fazla insanla buluşursa o kadar iyi. Bu arada her perşembe yazacakmış, bilginize.

Whatsapp'ta ses kaydına süre kısıtlaması olmaması ne güzelmiş...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Bu akşam Whatsapp’tan bir arkadaşa sesli mesaj gönderdim. Telefona konuşurken bir yandan da telefona baktım. Ne zaman kayıt süresi bitecek diye. Ama öyle bir şey olmadı. Bitmedi. Yaklaşık iki dakika kadar konuştum. “İnstagram’da olsa çoktan kayıt süresi biterdi. Whatsapp bu açıdan ne güzelmiş ya” dedim. Hakikaten neden İnstagram’da sesli kayıt süresi sınırlı?

Teoman ne ara yeni albüm çıkarmış yahu?

Resim
  foto kaynak: unsplash.com       Teoman yeni albüm yapmış, çıkarmış ve en çok dinlenen yerli albümlerde de ilk sıraya oturmuş. Arkadaşlar bu adam tekrar ne zaman müziğe döndü? Ve ne ara yeni albüm yaptı? Teoman yeni albüm çıkardıysa o şarkılar dinlenir. Umarım bu güvenimizi boşa çıkarak şarkılar yapmamıştır. Gerçi artık efsane olacak tarzda şarkılar da yapılmıyor bu aralar.

Kokteyl aşı...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      İngiltere’de gönüllüler üzerinde birinci aşı farklı, ikinci aşı farklı vurulup etkileri gözlemlenecekmiş. Mesela birinci aşıda Pfizer aşısı oldu. İkinci aşıda ise Çin aşısı olacak. Bu şekilde güçlü bir bağışıklık mı kazanılacak, ona bakılacak. Böyle ortaya karışık aşı yapılmasının nedeni ise: Aşıların tedarik edilememesi. Kokteyl aşılara hazırlıklı olalım. Yarı Çin, yarı Alman olabilirsiniz.

Koronavirüs ne zaman bitecek?

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Gün geçmesin ki koronavirüsün ne zaman biteceğine dair yeni bir tahmin daha duymayalım. Bir tane Amerikalı profesör müydü neydi? 2024 yılında biteceğini söylemiş. Ve o tarihten sonra da grip gibi bir hastalık olacak demiş. Virüs böyle mutasyona uğramaya devam ederse 2024 değil 2044’de biter. Belki de hiç bitmez.

Millet yeni sosyal medya uygulamalarına aç...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Kaç gündür ClubHouse herkesin dilinde. Yeni bir sosyal medya platformu. Ancak davetiye ile katılabiliyorsunuz. Milletteki bu heyecanı anlayamadım. Ama ben de bir heyecana kapıldım. İnsan merak ediyor. Yeni ne varmış o platformda diye. bu platform tutar veya tutmaz. Ama bu ilgi bize bir şey gösterdi ki. Millet yeni sosyal medyalara aç. Artık sıkılmışız İnstagram’dan Twitter’dan falan. Yeni şeyler arıyoruz. İşte tam bu sıralar girişimcilik zamanı. Yapacaksın yeni bir uygulama. Dalacaksın ortama.  

Çift maske takmak, koronavirüse karşı daha mı koruyucu?

Resim
      Yine bir yerlerde araştırma yapılmış. Ve bu araştırmaya göre çifte maske takmak koronavirüse karşı korunmada daha etkiliymiş. Zaten şu anda bile iki maske takanlar var. Çok kalabalık yerlere girerken özellikle iki maske takıyormuş bir tanesi mesela. Devamlı maske takmanın da zararlarını gelecek yıllarda göreceğimizi söyleyenler de var bu arada. Onu da belirteyim. İlerleyen günlerde Bilim Kurulu’ndan böyle bir açıklama gelebilir. foto kaynak: unsplash.com İNSTAGRAM’DAKİ MİZAH AMAÇLI PAYLAŞIM GERÇEK OLMAZ UMARIM…      Herkesten çifte maske takması istenebilir. Bu mesele İnstagram’daki bir paylaşımı getirdi aklıma. Tabi o paylaşım mizah amaçlıydı. Ama inşallah oralara varmaz bu durum. O paylaşımda adamın bir tanesi, bir kutudaki maskenin tamamını takmıştı yüzüne. Bilmem kaç tane maske vardı yüzünde.

İrfan Can transferi sonunda bitti...

Resim
      İrfan Can transferi sonunda bitti. Yine bize gelmek isteyen bir futbolcuyu daha Fenerbahçe’ye kaptırdık. Fatih Terim de bunun üzerinde çok durmuştu. “Eğer oyuncunun gönlü bizden yanaysa daha fazla bastırmalıyız” demişti. Ve yine bir şeyler ters gitti. Sonuç yine hüsran oldu bizim açımızdan. foto kaynak: unsplash.com İÇİNE NASIL SİNECEK?      Peki, “Galatasaray’da oynamak istiyorum” diyen İrfan Can nasıl Fenerbahçe’ye transfer olmayı kabul etti? Peki Fenerbahçe bunu nasıl sindirecek? Kalbi ezeli rakibi Galatasaray için atan bir futbolcuyu takımında nasıl oynatacak? NEDEN BU KADAR ISRAR ETTİ?      Fatih Terim neden bu kadar İrfan Can’da ısrar etti anlamıyorum. Ama konu Fatih Hoca olunca bir şey diyemiyorsun. “Hocanın vardır bir bildiği” diyorsun.