yazarak rahatlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazarak rahatlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #116: Filtresiz bir şekilde içimdekileri yazınca rahatlamak

Dün gece ChatGPT ile konuştuk. Benim psikoloğum gibi sorular sordu bana. Blogda yazmak isteyip de yazamadığım konular hakkında. İnsan aklına geleni yazamıyor sonuçta. Öyle olursa ne olur, nasıl hissedersin, bu sana ne kaybettirir gibi sorular sordu bana. İçimdekileri filtresiz bir şekilde yazınca rahatladım.

Bugün yine uyumalara doyamadım. Akşam 15.00-16.00 gibi kalktım. Bir şeyler yedim. Sonra televizyonda ABİ ve Güller Günahlar dizilerinin tekrarları vardı. Son 15-20 dakikalarını izleyememiştim. Onları izledim.

Bir tane adama denk geldim sosyal medyada. Yarın sabah işe gideceğim diye uyumak istemezdim diyor özel sektörde çalışırken. İşte ben de böyle bir şey yaşıyorum. Ama buna bir çözüm bulmak lazım. Bu iyi bir durum değil, farkındayım.

Sevgililer Günü de bitti. Acaba bu yıl çiçekçiler paraya para dediler mi ki? Sevgililer Günü deyince hemen çiçek gelir çünkü benim aklıma. Umarım kazanmışlardır.

Geçen kuruyemişçiye girdik arkadaşla. İçerisi kalabalık, müşteri var. Dükkandan çıkınca arkadaşa, “Kuruyemiş işine mi girsek la?” dedim. O da, “Saçmalama” dedi. Türk kafası işte. Ne popülerse hemen o işe girme zihniyeti. Kısa yoldan parayı vurma isteği. Bunlar bizim genlerimizde var resmen.

Normalde Pazar akşamları Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izlerim. Ama bu akşam yoktu. Onun yerine yeni başlayan bir dizinin tekrarını koymuşlar. Biz de kanal D’de, Beyaz’la Joker’i izledik. Sevgililer Günü nedeniyle, Mutluyuz filminde oynayan İbrahim Büyükak ve Yasemin Sakallıoğlu konuktu. Baya espriliydi.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #115: Ne yazacağımı bilmiyorum (Ve u da bir yazı)  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #117: Gece vardiyasındayım, bilginize

Yazı yazmak da bir nimet bizler için...

*Sorunlarla yüzleşmek için yazmayı öneriyorlar ya. Bu açıdan bakıldığında, yazmak biz insanlar için bir nimet. Aslına bakarsanız dünyadaki her şey biz insanlar için bir nimet.

*Her yerden korona haberleri geliyor. Bizim komşular korona olmuş. Vakalar yine artıyor. Herkes dikkatli olsun arkadaşlar.

*Dün akşam kardeşim, arkadaşlarıyla beraber kafeye oturmaya gitmişler. Çaya 11 lira vermişler. Kardeşimle geçen hafta beraber gitmiştik aynı kafeye. 10 lira vermiştik. Her hafta, her şeye zam geliyor artık.

*İki gündür kitap okuyamıyorum. “Gece kitap okuyayım bari” dedim. Kitabı okurken uyukladım. Kitap mı beni okudu yoksa ben mi kitabı okudum anlamadım.

*Bizimkiler taze fasulye yapmışlar. Bayadır böyle leziz bir taze fasulye yememiştim.

*Bazen kedilerin miyavladıklarında sorunlarının ne olduğunu anlayamamak çok can sıkıcı. En çok da bu gibi durumlarda söylerim, “Keşke dilleri olsa da konuşsalar, dertlerini söyleyebilirseler rahat rahat” diye.

*Bazen baştan savma iş yapıyorum. Sonradan da çok pişman oluyorum.

*Kardeşim böğürtlen toplamış. Daha bu sene böğürtlen toplamak nasip olmadı bana.

*Papatya ekmeğini çok severim. Hele bir de tazeyse ve güzel yapılmışsa. Yenmeye doyum olmuyor.

*Bu sefer Erdoğan, Putin’i bekletmiş. Bilinçli mi yaptı bilmiyorum. Ama böylece daha önce bekletilmenin rövanşını almış oldu.

*Trakya’da ayçiçeği tarlalarını, “Çayır tırtılı” basmış. İlaçlama falan yapılacakmış. Eğer önlenemezse yağ krizi yine kapımızda demektir. “Bunu da Bill Gates yaptı” diyenler varmış. Bu işte de onun parmağı var mı bilemem. Ama şu var ki, her taşın altından bu adam çıkıyor.

Yazmak rahatlatır. İnanmıyorsan dene...

     Yazmak, duyguların paylaşımıdır. Duyguları paylaşmanın farklı yolları var. En çok kullandığımız konuşmaktır. Ama her zaman konuşmak da istemiyor ki insan. Bazen sadece susmak istiyor. Hiçbir kimseye laf anlatmamak. Hatta kimsenin kendisine, soru sormamasını bile istiyor. O anlarda, soru sorulmasına bile sinir oluyor. İşte bu gibi durumlarda başka bir alternatif yol da, yazmaktır. İnsan konuşmak istemez ama, yine de paylaşmak ister. Kimsenin olmadığı bir odaya geçersin. Yalnız kalırsın. Kalemini kağıdını alırsın önüne. Artık yazmak için her şey hazırdır. Başlarsın yazmaya. Aklını meşgul eden şeyleri. Seni kötü hissettiren şeyleri. Hayata küstüren şeyleri. Yanlış giden şeyleri. Kendine bir dokunduğunda bin yazarsın. Görürsün ki yazmak rahatlatır.

                                   KENDİNE SÖYLEMEKTEN KORKTUĞUN ŞEYLERİ BİLE YAZ
     Bakın, yazmak büyük bir özgürlüktür aslında. O kağıtla baş başa kaldığında, aklına gelen her şeyi ama her şeyi kağıda dökebilirsin. Sınırın yoktur. Kendi hayatında olan veya olması gereken şeyleri, büyük bir rahatlıkla yazarsın. Her zaman rahat da yazamazsın tabi. Kendine bile söylemek istemediğin şeyleri, rahatsız bir şekilde kaleme alabilirsin. Ama o rahatsız olduğun şeyleri yazarken bile, etrafı yine de kolaçan edersin. Aniden biri içeri girer de, yazdıklarını okur diye. Bakın, öyle durumlarda benim bir önerim var. O kimsenin okumamasını istediğiniz şeyi, yine de yazın. Ama sonra saklamayın. O kağıdı yırtın atın. Önemli olan yazıp rahatlamanızdır. “Acaba kimsenin eline geçer mi?” diye tedirginlik duymanız değil.
                                                    YAZARAK DEŞARJ OLMAYI Bİ DENE
     Bazen hayat çok bozuyor, çok bunaltıyor bizi. Doluyor doluyor ve taşıyoruz. İşte bu gibi durumlar, deşarj olmayı gerektiren anlardır. Hani, bazen ağlarsın ve rahatlarsın ya. Bu gibi durumlarda da ya çok yakın bir arkadaşınla dertleşirsin. Saatlerce konuşursun. O en yakınından destek alırsın. O saatlerde rahatlarsın, kendini deşarj edersin. Ve tekrar hayat yoluna devam edersin. Ama yalnızlıkta ihtiyaçtır. Bazen en yakın arkadaşının yanında olması bile kesmez seni. Yalnız kalıp kendin düşünmek, kendin yüzleşmek istersin olanlarla. İşte tam bu noktada, kendinle yüzleşmeni en iyi sağlayacak yollardan biridir yazmak. Yazdıkların ayna tutar içindekilere, kafandakilere ve kalbindekilere. Daha önce yazarak deşarj olmayı hiç denemeyenler varsa eğer onlara, “Bi deneyin” derim. Yazmak rahatlatır.

Foto kaynak:pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com