Bugün 1 Temmuz. Yeni bir aya başlıyoruz. “Hadi temmuz, yap şovunu” demeyeceğim. Çünkü kimsede onu diyecek moral motivasyon bile kalmadı. Sadece temmuz ayında sıcaklık rekorları kırılmasın yeter. Böyle dedim ama. Ülkemizde ejderha sıcakları başladı. Adana’da çocuklar kanallara gidip yüzüyormuş. Çocukken ben hiç yüzmedim kanallarda. Arkadaşların hepsi bir bir peşine atlarlardı kanala. Yüzerlerdi. Ben de onları izlerdim. Kimi zaman bacakları yosunlara takılırdı kimi zaman da küçük kör yılanlara. Zararsız yılanlar diye hatırlıyorum onları. Bilmem doğru hatırlıyor muyum? O zamanlar öyle derlerdi. Küçük bir trafo vardı. Trafonun yanında da çalılıklar. Oralarda soyunurlardı. Oradan da birkaç adım ilerideki kanala doğru koşturup, kanala atlarlardı. Trafonun duvarlarına da sözler yazarlardı. Kalp yapıp, kalpten oklar çıkarıp, okun birine kendi baş harfini, diğer oka da sevdiği kızın baş harfini yazarlardı. O zamanlar sevda demek biraz da duvarlara kalp yapmak demekti.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #227: Muz mu yiyorum yoksa pasta mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder