Sabahın altısında uyanmıştı. Gün çoktan aydınlanmıştı. Evde herkes uyuyordu. Kimsecikler ayakta yokken yazısını da yazmak istedi. Kahve makinesinden kendine bir kahve hazırladı. Daha kahvaltı bile yapmamıştı. Bir de kahve mi içecekti? Olay, kahve içmek değildi. Yazmak için ortamı hazırlamaktı sadece. Az önce açtığı bilgisayar anca kendisine gelmişti. Sonuçta yılların bilgisayarıydı. Yazarlıktan güzel bir para kazanabilirse kendisine yeni bir bilgisayar alacaktı. Aslında ne zamandır sabah yazısı yazmayı istiyordu. Erkenden uyanınca bu fırsatı da yakalamış oldu. Yazmak için her şey hazırdı. Kahvenin mis gibi kokusu geldi burnuna. Hemen bir yudum aldı ve yazmaya başladı. Yazmak ya da yazmamak. İşte bütün mesele bu.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #231: Sahaflar Çarşısı sel, NATO tartışması vebirkaç not daha
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #233: Bazen hiçbir şey sarmıyor beni
Yazmak önemli, pek getirisi olmasa da kendi için yazar insan. :)
YanıtlaSilKesinlikle :)
SilAh bir de o an kuş cıvıltıları eşlik edecekti ki deme işte o zaman o yazının keyfine :)
YanıtlaSilAynen :)
SilAma ben kahveyi azaltmaya calısırken senin kahveli yazıların :)))) kahve ve yazı muhteşem ikili
YanıtlaSilKahveli yazılarıma ara veriyorum o zaman :)
SilYazmaya güzelleme olmuş bu yazı :D
YanıtlaSilEvet, Momentos :)
Sil