Yıllar sonra yine voleybol oynadım. En son ortaokulda oynamıştım. Biraz da basket oynadım.
Bizim
burada spor salonu var. Oraya gittik. Voleybol ve basketbol oynamaktan zevk
aldım.
“Ulan
belki ben de bir basketçi ya da voleybolcu olabilirdim” dedim.
Hemen
aklıma bir basketçinin sözü geldi. Hangisi söylemişti hatırlamıyorum şimdi.
Tam
9 bin başarısız basket attığını söylemişti. Büyük basketçi kolay olunmuyor
işte.
Devamlı
denemek, devamlı pratik yapmak lazım. Bir şeyin üstüne ne kadar eğilirsen o
kadar iyi. O kadar kendini geliştiriyorsun.
Yaptığın
işle kafayı bozmak gerekiyor galiba. Ya da buna yapmaktan zevk aldığın işinle
ya da hobinle kafayı bozmak da diyebiliriz.
24
saatini onunla geçirmek.
Yine
bir filmde. Öğretmen filmiydi.
Filmde
basketbol koçu, öğrencilerinden basketbol topunu her an yanlarında taşımalarını
istiyordu.
24
saat boyunca. İşte böyle şeylere hayranım ben. Bir işe kendini adamak gibisi
var mı ya.
*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #235: Biri beni durdursun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder