Kişisel Blog Yazıları #235: Biri beni durdursun

Şezlongda bilgisayarımı açtım ve yazımı yazmaya başladım. Karşımda deniz. Kimileri yüzüyor, kimileri de güneşleniyor.

Şaka şaka. Öyle bir şey yok. Evden yazıyorum. Ama var bi hayalimiz.

Tatilde bile yazısını yazmadan duramayan bir blog yazarı. Zaten bir kişisel blog yazarı da böyle olmalı. Her an ve her koşulda yazabilmeli.

Çok gaza geldim galiba. Biri beni durdursun.

Bu cümleyi hatırlayanlar vardır aranızda. Maske diye bir çizgi film vardı. Sonradan filmi de çekildi. Filminde de Jim Carrey oynamıştı galiba.

İşte o çizgi filmde kahramanımız devamlı, “Biri beni durdursun” derdi.

Hey gidi günler hey. Buradan da muhabbeti nerede o eski bayramlara bağlıyormuşum. Yok yok, bağlamayacağım, korkmayın.

Ama her bayramda da döner bu muhabbet değil mi? İnsanız işte. Hep eskiyi özlüyoruz.

Bazen çocukluk günlerim gelir aklıma, özlemek demişken. -Hiç böyle bir şey istemedim ama yazı ister istemez nostalji özlemine dönüştü-

Düşerdik ve dizlerimiz kanardı. Sonra da o dizlerimiz kabuk bağlardı. O kabukları koparmayı çok severdim. Çocukluk günleri de geride kaldı işte.

Bir cuma akşamından yazıyorum bu yazıyı. Saat 23.04 geçiyor.

KISA HİKAYE…

Toplum içinde hapşırmayı hiç sevmem. Tam o an, tüm gözlerin bana döneceğini bilirim ve bundan çok çekinirim. Ama tüm bu çekinceme rağmen korktuğum başıma geldi ve hapşırdım. Birkaç kişi çok yaşa dedi ve yanımdaki kişi de bana bir tane selpak verdi. Korktuğum gibi olmamıştı işte. Gülümsedim ve içimden, “Bu sendromu da atlattım artık” dedim.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #234: Hayatta ne için varsın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder