Marketteki kahve makinesinden kahvemi aldım ve kasaya geldim.
Amerikano için 40 lira verdim. Daha doğrusu karttan çektirdim.
Genelde kapiçino içerdim ama bu sefer amerikano içeyim dedim.
Marketten çıktım. Oturacak bir yer aradım. Yürüyerek kahve içemem ben.
Gölgelik bir bank buldum ve oturdum.
Yolun kenarında bir banktı bu. Gelen geçen arabaları izledim.
Kahvemden yudumladım ara ara. Amerikano çok acıymış. Benlik bir kahve değil. Benim için en iyisi kapiçino ya.
Yıllardır benimle görüşmeyen bir kız arkadaş İnstagram’dan yazdı ve para istedi. Boşanmış ve bir çocuğu varmış.
Pazartesiye kadar 30 bin lira lazımmış.
“Bu aralar ben de sıkışığım” dedim.
Sıkıldım. Kalktım ve yürümeye başladım.
İlk denk geldiğim çöpe de yarısı içilmiş amerikano kahvemi attım.
Her sıkıldığımda, hangi ortam olursa olursan, “Ben gidiyorum ya sıkıldım diyebilir miyim?” diye düşündüm.
Bunu ilk fırsatta denemeye karar verdim.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #242: Taytlı valinin, Taş Fırın Haluk gibi bir arkadaşı olsaydı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder