Kişisel Blog Yazıları #136

*Kişisel blog yazıları serisinin hafta sonu yazısından merhaba. Nasıl gitti pazar günü? Yani tatil gününüz. Haftanın yorgunluğunu ve stresini atabildiniz mi? Ben mi? İnanın anlayamadım. Stresi mi attım mı? Yoksa daha da mı stres yüklendim, bilemedim.

*Benim bilgisayar çok ağırlaştı. Galiba yavaştan beni yenile der gibi gibi.

*Bizim buranın otobüs fiyatlarına zam geldi. 50 liradan bir anda 70 liraya çıkarttılar. Fiyatlar uçuyor resmen. Zamanında 5-10 lira artış yaparlardı tepki çekmeyelim diye. Ortam öyle bir ortam oldu ki. Bir anda 20 lira zam yapabiliyorlar artık.

*Kafede içtiğimiz çay fiyatlarını da söyleyeyim: Geleceğe not olsun. Normal bardakta çay 50 lira, fincan da çay 70 lira. Artık eskisi gibi fiyatları çok önemsemiyorum. Ne kadarsa parası, parayı verip çıkıyorum. Bir bardak çay 50 lira olur mu normalde? Olmaması lazım ama ortam enflasyonist bir ortam. Kafe sahibi de, “Benim de giderlerim arttı. Ben ne yapayım?” kardeşim diyor. Adama ne diyebilirsin ki?

*Hani bir söz vardır ya. Krizi, fırsata çevirin diye. Bu sözü söyleyenlere sesleniyorum: Hadi buyrun. Ne yapalım da krizi, fırsata çevirelim. Yol gösterin. Altın mı alalım? Bitcoin’e mi dalalım? Gümüş alıp, unutalım mı?

*Okuduğum köşe yazısında, 90’lar müziklerinin bu kadar çok dinlenmesinin nedeni olarak, bugünden kaçmak istememiz olarak gösteriliyordu. Peki ya sizce? 90’lar bizim için bir kaçış noktası mı?

*Güller ve Günahlar dizisinde Berrak karakterini oynayan Oya Unustası’nın ilk dizisi, İzmir Çetesi diye bir diziymiş. O dizide, Kadir İnanır’ın kızını oynuyormuş. Oyunculuk dünyasına Kadir İnanır gibi bir devle adım atmış yani.

*Dün arkadaşla marketten alışveriş yaparken, arkadaşım, hemen kasanın yanındaki raftan bir markanın Dubai çikolatasını aldı. “Sen de ister misin?” dedi. “Tamam, bana da al” dedim. Uzun süre sonra yine Dubai çikolatası yedim. Özlemişim resmen. Şimdi marka adını vermeyelim. Reklama falan girer derler, başımıza bir sorun çıkmasın.

*Dün arkadaşla pideciye gittik. İkişer lahmacun söyledik. Birini yiyemedim ben. Arkadaşa dedim, “Sen yer misin?” diye. O da, “Senin yüzünden ben de iki tane söyledim. Neden söylediysem. Zar zor yiyorum benimkini” dedi. “Ne biliyim lan. Kendimi çok aç hissettim. O yüzden iki tane söyledim. İnsanın gözü doyacak işte” dedim. Neyse, paket yaptırdım. Eve getirdim. Akşam yedik. Ziyan olmasına gönlüm razı gelmezdi.

*Bizim bir komşu. Artık evde yoğurt yapamadığını ve bu nedenle marketten yoğurt almaya başladığını söylemiş. Öyle bir noktadayız ki. Artık kimse bir şeylerle uğraşmak ve emek vermek istemiyor. Komşumuz özelinde söylemiyorum. O biraz rahatsız. Eskisi gibi yoğurt yapmakla uğraşamayabilir. Yani artık sağlıklı beslenme falan çoğu kişinin umrunda değil. Karın doyurmak değil mi mesele. Doyuralım gitsin işte düşüncesinde çoğunluk. Bence böyle tabi. Peki sence? Yoksa ben mi abartıyorum?

*Bugün okuduğum bir kişisel blog yazısında köfteyi çok sevdiği yemeklerden biri olarak yazmış arkadaşımız. Şimdi kendisinden izin almadığım için ismini yazmıyorum. Evet, ben de köfteyi severim. Ama ızgara köfteyi. Evde yapılan köfteler asla ızgaranın yerini tutmuyor. İlle de ızgara köfte.

*Bir arkadaşım bazı konularda yapay zekaya danıştığını söylüyor. “Yapay zekanın her söylediğine güvenme. Bazen yalan yanlış bilgiler veriyor” diyerek uyarıyorum onu. Hele ilk başlarda doğru bir şey söylediği yoktu. Baya kendini geliştirdi yapay zeka. Çok büyük ilerleme kaydetti. Ama yine de çok önemli konularda yapay zekadan alınan bilgilerle hareket etmemek lazım. O bilgileri teyit ettikten sonra kullanmak lazım.

*Kafede arkadaşla oturmuş bir şeyler içerken önümüzde bir işe alıma şahit olduk. Yeni işe başlayacak bir kız, -personel müdürüydü herhalde- bir yetkiliden bilgi alıyordu. Şöyle yapacaksın falan diye. Kafedeki düzeni anlatıyordu. “Gelen müşterilere hoş geldin” falan diyeceksin diyordu. Onlar konuşurken gelen müşterilere, müdürle beraber işe yeni başlayacak kız da, “Hoş geldiniz” diyordu. Heyecanını yüzünden okuyabiliyordum. Umarım bu kafede çalışmaktan mutlu olur. Güzel bir iş ortamı olur. En azından daha iyi bir iş bulana kadar.

*Kişisel blog yazıları serisinin pazar günkü yazısı da bitti. Ama seri devam edecek. Görüşürüz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #135

 

                                      

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder