Kişisel Blog Yazıları #146

Dışarıda harika bir hava vardı. Günlerden Pazar olunca da kendini dışarıya atmamak olmazdı.

Ama kendimi akşam 17:30’da dışarıya attım. Daha erken çıkıp direk güneşe maruz kalmak istemedim çünkü.

Fındık dükkanı olan bir arkadaşım var. Onun yanına gittim.

Hem bu şekilde kişisel blog yazıları serisine yazacak şeylerim olur dedim.

Yandaki kahveden çay söyledi hemen. Çay içtik. Ama çay bayattı. Ulan bayat bayat çayı kakalıyorlar millete.

Arkadaşım yeni bir fındık makinesi alacakmış. Onun telaşı içindeydi.

Oradan çıktım. BİM’e girdim. Trabzon ekmeği aldım. Kornet dondurma aldım 4 tane de. Ama isimsiz markadan. Yıllardır aldığımız marka. Şimdi isim vermeyeyim. Reklama girmesin.

Ordan eve geldim. Kanal D’de, Arka Sokaklar’ın tekrar bölümü vardı. Cuma akşamı izlemediğimiz için onu izledik.

Cuma günü Show TV’de Kızılcık Şerbeti’ni izledik çünkü.

Galatasaray evinde Fenerbahçe’yi 3-0 yendi. Artık şampiyon olduk sayılır.

Kişisel blog yazıları serisi için böyle günlük tarzda da yazmak istiyorum ama genelde her gün aynı olduğu için yazamıyorum.

Bugün farklılık olduğu için yazdım.

Gerçi her günüm farklı olsa da yine de sıkılırdım günlük yazmaktan.

Bir gün günlük, bir gün hikaye, bir gün güncel olaylar, bir gün de hiçbir şey yazmak istemiyorum.

Değişik bir ruh dünyam var bu konuda. Her gün aynı tarzda yazamıyorum.

Saat 23.43 oldu. Belki yatmadan önce şu an okuduğum hikaye kitabından bir hikaye okurum. Sonra da yatarım.

Kişisel blog yazıları serisinde sen hangi yazı tarzımı seviyorsun peki?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #145

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder