Yağmur, Kahve ve Küçük Bir Mola- Kişisel Blog Yazıları #140

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını okumaktasın şu an. Hoş geldin.

Hayal ediyorum: Dışarıda yağmur yağıyor. Bir kafeye sığınıyorum. Hafif ıslanmışım. Oturacak boş bir masa arıyorum.

Hah, buldum. Orası boş işte. Oturuyorum. Şansıma da cam kenarı. Yağan yağmuru izlemek istiyorum.

Gelen giden yok. En sonunda yanımdan geçen garsona bir kahve söylüyorum. Sıcacık geliyor kahvem.

Dışarıyı izlemeye devam ediyorum. Yağan yağmuru izledikçe huzur buluyorum. Uzun zamandır bu kadar huzurlu hissetmemiştim kendimi.

Soruyorum kendime: Hayatta şu ana kadar neler yaptım? Hedeflediğim yerde miyim? Böyle mi devam edeceğim?

Ya geçmişte yapıp da pişman olduğum şeyler? Onlar ne olacak? Onların geri dönüşü yok. O hesapları kapatmam lazım. Ya bu dünyada, ya da öbür dünyada.

Geriye dönüp baktığımda hayatımdan çıkarmak istediğim sahneler var. Onlar olmasa daha huzurlu olurdum.

Diğer masalara bakıyorum. Birinde bir çift var. Aşkla bakıyorlar birbirlerine. Diğer masada kızlardan oluşan bir grup var. Devamlı gülüyorlar. Belli ki çok eğleniyorlar.

Kahvem bitmiş. Yağmur da dindi. Artık gitme vakti.

Hayata küçük bir molaydı bu. Şimdi dışarı çıkacağım. Yine hayatla olan mücadeleye. Kaldığım yerden.

Ben masadan kalktıktan sonra garson masayı siliyor. Ufak bir not kağıdı geçiyor eline.

Notta, kişisel blog yazıları serisi devam edecek yazıyor. Bense çoktan kalabalığa karışmış oluyorum.

*Önceki yazı: Sıradan ve rutin bir gün daha- Kişisel Blog Yazıları #139

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder