Sabah kalktım. Daha yüzümü yıkamadan ve tuvalete gitmeden, kahve makinesinin düğmesine bastım. Çünkü kahve içmeden kendime gelemezdim.
Aslında
hiç böyle adetim yoktur. Hep özenti işte.
Yüzümü
bolca suyla yıkadım. Havluyla yüzümü kurularken, acaba başka milletlerde de
sabah yüz yıkama adeti var mıdır diye düşündüm.
Kahvemi
aldım ve mutfak masasına geçtim. Dumanı tüten kahveme baktım. Bir yudum aldım. Yeni
bir gün başlıyordu işte.
Sosyal
medyada biraz kaydırma yaptım kahvemi içerken. Yine bir dünya üzücü haber.
Sabahımı
berbat etmesine izin veremezdim daha fazla. Kapattım sosyal medyayı.
Blog
arkadaşlarımın yazılarını okudum. Yine bir gün biz böyle, Deeptone ve Cherry’nin.
Kahvenin
yanında da bir tane kuruvasan yedim. Filmlerdeki gibi bir sabah başlangıcı
yaptığıma göre artık işe gidebilirdim.
Akşam
eve geldim, kapıyı açtım. Baktım kapının önünde bir mektup.
Kapının
altından atmış kim attıysa.
Mektubu
aldım, koltuğa geçtim. Merakla açtım. İçinde, kişisel blog yazıları serisi
devam edecek yazıyordu.
Acaba bir sabah uykumdan fedakarlık yapıp bu sabah kahvelerini evde içme ritülenini ben de denesem mi? Kendini nasıl hissettin, gün sonunda nasıldın her zamankinden daha bitik mi uykulu mu?
YanıtlaSilGün içinde etkisini gösterdi zaten. Bitik oldum. Yap ama tatil gününde yap :)
SilBu arada blogumdan bahsettiğin ve ziyaretin için teşekkürleeerrrr
YanıtlaSilNe demek :)
SilGüzel bir sabah ve günün sonunda gizemli bir mektup.
YanıtlaSilYaşam anbean sürprizlerle dolu.
Esenlikler diliyorum.
Çok teşekkürler hocam.
SilBöyle günlük tadında yazılan yazıları okumayı pek severim. Kısaydı lakin keyifle okudum.
YanıtlaSilÇok teşekkürler. Çok sevindim bunu duyduğuma :)
Sil