Kişisel Blog Yazıları #144

Dışarıda pala pala kar yağıyordu. Camdan yağan karı izlemenin huzuru vardı içinde.

Gitti hemen bir kahve yaptı kendine. Yine geldi camın kenarına. Elinde kahveyle izlemeye başladı bu sefer yağan karı.

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını yazacaktı.

Ama şimdi bu keyfini bozmak istemiyordu. Birazdan yazardı yazısını. Hem de bu anı yazardı. Konu da çıkmış oldu işte böylece.

Geçmişini, şimdiyi ve geleceğini düşünüyordu. Kişisel gelişimciler her derler ya, “Anı yaşayın” diye. O iş öyle olmuyordu işte.

Sadece şimdiyi, şu anı düşünmek tam bir delilikti. İnsan denen varlığı sadece şimdi ile sınırlayamazdınız.

Çünkü insan, geçmişi, şimdiyi ve geleceği beraber düşününce rahatlardı ancak. En azından şimdilik bu şekilde düşünüyordu.

Gün gelir de sadece şimdiyi düşünebilirse bunu da açık yüreklilikle kendisine itiraf ederdi. Onun değişmez dediği düşünceleri yoktu.

Sabah sabah bunları düşünmek ve sıcacık bir kahve çok iyi gelmişti.

Kedisi, sırt üstü koltukta uzanmış yatıyordu. Bu kedilerin ne ilginç yatış şekilleri var diye düşündü. Gidip sevmek istedi ama sonra vazgeçti. Çünkü severse muhakkak uyanırdı. Onu yazı yazarken rahat bırakmazdı sonra. En iyisi hiç ellememekti.

Kahvesinin son yudumunu da içti ve kahveyi bitirdi. Bardağı masasına koydu. Ama içi rahat etmedi.

İşi biten şeyin etrafında olmasını istemiyordu. Boş bardak, yenilmiş çikolata kabı falan gibi. Gitti, mutfağa bıraktı bardağını. Tekrar içeri geldi ve masasına oturdu.

Artık kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını yazmaya başlayabilirdi.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #143

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder