*Bugün 23 Nisan. Çocukların bayramı. Bir sürü paylaşım yapılıyor. Siz bizim geleceğimizsiniz falan diye. Peki çocuklara gerçekten öyle davranıyor muyuz? Onlara bunu hissettiriyor muyuz? “Sen çocuksun bilmezsin sus” deriz. Öz güveni yıkar geçeriz. “Sen yapamazsın, çocuksun daha” deriz. Onlara sorumluluk vermeyiz. Onları hayata dahil etmeyiz yani. Bence burada bir sorun var. Bunu konuşmalıyız ve düzeltmeliyiz.
*Kişisel
blog yazıları serisi gibi daha önce seri yapan bloglar var mı diye baktım ama
bulamadım. Zamanında bazı bloglar yapmış. Yapay zekanın yalancısıyım. Peki
göster o zaman onları diyorum. Gösteremiyor. Tanıdık bloglardan seri yapan biri
vardı bak. Bir yılda, her gün yazı yazma serisi. 365 yazı. İşte bunu bir
zamanlar Yine Bir Gün Biz Böyle bloğu yapmıştı. Şimdi de her gün yazıyor ama
seri olarak değil. Tam bir günlük blog işte.
*Mario
Levi’nin bir röportajını izledim bugün. O da zamanında yazarlık atölyesi açmış.
21 yıl kesintisiz ders vermiş. Yazarlık atölyelerini sordular. “Ebru öğrenmek
istiyorsunuz mesela. Bir ustanın yanında yetişmeniz lazım. Ney üflemek
istiyorsunuz. Bir ustanın yanında yetişmeniz lazım. Piyano çalacaksınız. Bir
ustanın yanında yetişeniz lazım. Bütün bunlar yapılırken neden yazarlık için
bunu düşünmeyelim? Benim ki bir çeşit usta/çırak ilişkisi.” dedi. Evet, bu
açıdan düşündüğümüzde çok mantıklı geldi bana da. Evet, eskisi gibi negatif
bakmıyorum artık yazarlık atölyelerine. Ama gerçekten işin ehli olanlardan ders
almak kaydıyla. Zaten röportajda Mario Levi de buna vurgu yapıyor. Önüne
gelenin yazarlık atölyesi açması hakkında. Yani işin özü: Güvendiğim isimlerden
birileri olursa yazarlık atölyesinin başında ve imkanım da varsa o an için yazarlık
atölyesine gitmek isterim artık.
*Kişisel
blog yazıları serisinin yeni yazısında neler mi olacak? Ben de bilmiyorum. Yine
içimden geleni, aklıma takılanı yazacağım bir yazı olacak o kesin.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #142
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder