Kişisel Blog Yazıları #147

Saate baktı. Daha saat 03.30 geçiyordu. Kalktı, tuvalete gitti.

Sonra mutfağa yöneldi. Kahve içmek istedi canı. Düşünmek istiyordu.

Kahve hazırlanırken camdan dışarıya baktı.

Karşı apartmanda bir iki dairenin ışığı yanıyordu. Belki onların da kendisinin ki gibi uykuları kaçmıştı.

Kahvesini aldı ve masaya geçti.

Kişisel blog yazıları serisinin bu akşam ki yazısını yazamamıştı. Aklına konu gelmişti. Yorgundu da.

O yüzden yazmalıyım diye tutturmadan gidip yatağına yatmıştı.

Hazır kalkmışken yazımı yazayım dedi. Ama yine aklına konu gelmiyordu.

Kahve çok güzel olmuştu. Kahvenin güzel olması, o an için mutlu etti onu. Küçük mutluluklar dedikleri bu olsa gerekti.

Yazmak onun için hobiydi. Belki de hobiden de öte.

Kişisel blog yazıları yazarak hobisini en güzel şekilde gerçekleştirmiş oluyordu.

Bugüne kadar hiç evlenmemişti. Bu saatten sonra da evlenmezdi zaten.

İşi gidip geliyor, hobi olarak da bloğunda yazılar yazıyordu. Hayatı bu kadarcıktı işte.

Ne kadar da rutin bir hayat diye düşündü. İşe git, gel. Hayat, çalışmaktan ibaret gibiydi.

Hayat üzerine çok mu düşünüyordu?

Hayat üzerine çok mu kafa yoruyordu?

Acaba bu kadarı fazla mıydı?

Çok da inceleme işte, yaşa gitsin. Bazısı böyle diyordu. Bu kadar kolay mıydı yani?

Kahvesi bitmişti.  Saate baktı. 04.30 olmuştu. Bardağı mutfak tezgahına koydu. Yatağa doğru yöneldi.

Artık yatmalıydı. Ne de olsa yarın iş vardı.

Hiç iş olmasaydı. Yarın istediği saatte kalkabilseydi. Ne güzel olurdu. Zenginlik dedikleri bu olsa gerek diye düşündü.

Yarın akşam, kişisel blog yazıları serisine muhakkak bir yazı yazmam gerek diye düşünürken gözleri kapanıyordu.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #146

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder