Kahveyle başlayan bir günün sonunda gelen mektup...

Sabah kalktım. Daha yüzümü yıkamadan ve tuvalete gitmeden, kahve makinesinin düğmesine bastım. Çünkü kahve içmeden kendime gelemezdim.

Aslında hiç böyle adetim yoktur. Hep özenti işte.

Yüzümü bolca suyla yıkadım. Havluyla yüzümü kurularken, acaba başka milletlerde de sabah yüz yıkama adeti var mıdır diye düşündüm.

Kahvemi aldım ve mutfak masasına geçtim. Dumanı tüten kahveme baktım. Bir yudum aldım. Yeni bir gün başlıyordu işte.

Sosyal medyada biraz kaydırma yaptım kahvemi içerken. Yine bir dünya üzücü haber.

Sabahımı berbat etmesine izin veremezdim daha fazla. Kapattım sosyal medyayı.

Blog arkadaşlarımın yazılarını okudum. Yine bir gün biz böyle, Deeptone ve Cherry’nin.

Kahvenin yanında da bir tane kuruvasan yedim. Filmlerdeki gibi bir sabah başlangıcı yaptığıma göre artık işe gidebilirdim.

Akşam eve geldim, kapıyı açtım. Baktım kapının önünde bir mektup.

Kapının altından atmış kim attıysa.

Mektubu aldım, koltuğa geçtim. Merakla açtım. İçinde, kişisel blog yazıları serisi devam edecek yazıyordu.

8 yorum:

  1. Acaba bir sabah uykumdan fedakarlık yapıp bu sabah kahvelerini evde içme ritülenini ben de denesem mi? Kendini nasıl hissettin, gün sonunda nasıldın her zamankinden daha bitik mi uykulu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gün içinde etkisini gösterdi zaten. Bitik oldum. Yap ama tatil gününde yap :)

      Sil
  2. Bu arada blogumdan bahsettiğin ve ziyaretin için teşekkürleeerrrr

    YanıtlaSil
  3. Güzel bir sabah ve günün sonunda gizemli bir mektup.
    Yaşam anbean sürprizlerle dolu.
    Esenlikler diliyorum.

    YanıtlaSil
  4. Böyle günlük tadında yazılan yazıları okumayı pek severim. Kısaydı lakin keyifle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Çok sevindim bunu duyduğuma :)

      Sil