Kişisel Blog Yazıları #166

*Kişisel blog yazıları yazmak ya da yazmamak. İşte bütün mesele bu. Şaka şaka. Yazmamak gibi bir durum yok. Bütün meselemiz sadece yazmak. O zaman yazalım.

*Kardeşim, lahmacun almış gelmiş. Lahmacunun içi, sanki pideye konulması gereken iç gibiydi. Ama yine de öyle böyle yedik. Yine de iyi gitti. Yanında da ayran.

*Bizimkiler solunum testine gitmişler. Testi yapan kadın söylenip duruyormuş. “Bugün ne yoğunluk var böyle. Bir dinlenemedim” diye. Kabul edelim, kendi işlerimizde çalışırken bizler de böyle söyleniyoruz.

*Bizim bir kız arkadaş var. Her sabah işe, “Bugün istifa edeceğim” diye başlıyor. Böyle demesine bakmayın. İki yıl oldu işe başlayalı ama hala çalışıyor. Böyle söylenenler de hep uzun süreli çalışıyorlar nedense. Ters etki mi yapıyor nedir?

*Geçen haberlerde gördüm. Türlünün içine katılan malzemeler ne kadar pahalandı diye haber yapmışlar. Patlıcan, patates falan. Haberi izlerken fark ettim ki bayadır biz de türlü yemiyoruz. Bizimkilere söyleyeyim de yapsınlar da yiyelim.

*Kişisel blog yazıları bu akşamlık da bitti. Ama biliyorsunuz ki, devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #165  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #167

8 yorum:

  1. Geçen bir haber okumuştum. Sakarya civarı en çok at eti kullanılan yerlermiş. Etli ürünlerde de güvenilir yerleri tercih etmek lazım.

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. akciğerlerin kapasitesini ölçmek için yapılan bir test Deep.

      Sil
  3. ne güzel yazılar öyle günlük tutar gibi
    sevdim
    samimi ve yalın
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin gibi eski bir Blogger'dan bunları duymak çok güzel Mavi Anne. Teşekkürler :)

      Sil
  4. Yazmayı çok boşladım bende ama yeniden döndüm yazmaya. Yazmak dünyada en iyi şeymiş. Güzel yazı olmuş ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil