Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını neden gecenin on ikisine bıraktım da gün içerisinde yazmadım ben ya. Neyse hemen başlayayım yazıya. Arkadaş bizi kahveye çağırdı. “Biz geç kahvaltı yapıyoruz, brunch, gelemiyoruz, size afiyet olsun” diyerek bu teklifi geri çevirmek zorunda kaldım. Çünkü geç uyandık. Yoksa bedava olan bir kahveyi asla kaçırmazdım. Bedava olan bir kahveyi kaçırmak ya da kaçırmamak, işte bütün mesele bu sevgili dostlar. Bu seferlik kaçırdım işte. Ülke olarak da dengeyi, ayarı, ölçüyü –nasıl adlandırırsanız artık- kaçırdık. Zorla CHP genel merkezine girildi, kapılar kırıldı falan. Genel merkez savaş alanına döndü. Bu görüntüler bu güzel ülkeme yakışmadı. Ne pazarın tadı kaldı, ne de yaklaşan bayramın. Tekrar kendi gündemime dönüyorum: Geç kahvaltımızı yaparken Atv’de, ABİ dizisinin tekrarı başladı. İzleyememiştim ben. Yeni bölümün yayınlandığı akşam 19 Mayıs için düzenlenen fener alayına gitmiştik. Dizinin başından beri var olan tüm soruların cevapları ortaya çıktı. Peki şimdi dizi nasıl devam edecek? Merakla gelecek bölümü bekliyorum. Kişisel blog yazıları serisinde bir gün daha bitti.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #181
*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #183
Ama sen hep bedava kahveleri kaçırıyorsun olmuyor böyle :)))
YanıtlaSilBence de olmuyor böyle. Kendime gelmem lazım :)
SilYayınların arka arkaya yayınlandı blogrollda, ben de dün tüm gün boyunca yazılarını yayına aldın sandım haliyle. Herhalde bloglarda bir çalışma oldu yine.
YanıtlaSilDün sabahtan itibaren berbat bir gündü ülkem adına.. yazık!
Ben bir şey yapmadım ki :) Kafasına göre yayına almış demek ki. Ahh ahh! Genel merkezi öyle görmek üzdü :(
Silbenim yeraltı da yaz molasına girdi :)
YanıtlaSilOnu sevemedim ben Deep :) Sana iyi seyirler :)
Sil