Kişisel Blog Yazıları #168

*Kişisel blog yazıları serisinde yeni bir yazı, farklı konular ve hepsi kısa kısa. O zaman başlayalım.

*Ali Congun, Düzce’ye geliyormuş. Belki gideriz. Mahşer-i Cümbüş ise neredeyse iki ayda bir Düzce’de. Bir kere gitmiştik geldiklerinde. Her zaman her zaman da gidilmez. Sıkılırım ben.

*Her zaman gidilmez demişken. Ne zaman bir arkadaşın yanına sık sık gitmeye başlasam hemen bizimkiler, “Fazla muhabbet tez ayrılık getirir” demeye başlarlardı.

*Bir ara pikniğe gitmiştik. Kardeşim pikniğe giderken coco pops da getirmiş yanında. Diğerleri hemen dalga geçtiler, “Piknikte coco pops ne alaka?” diye. O da, “Bunlar iri taneli. Atıştırmalık çok güzel gidiyor” demişti. Hala aramızda konusu döner.

*Bir arkadaşım, “Michael” filmine gidip gitmediğimi sordu. Gitmediğimi söyledim. Hem gitsem bile tek sarmayacağını söyledim. O zaman o da, daha önce izlemesine rağmen, “Seninle gelirim” dedi. Çünkü kendisi Michael Jackson hayranı. “Eğer kendisini seviyorsan sıkılmazsın” dedi. O zaman şöyle bir durdum. Çünkü fanatiği değilim. Sevmeme ihtimalin yüksekti. O yüzden gitmedim filme.

*Kişisel blog yazıları serisinden bugünlük de bu kadar. Yeni yazılar da gelecek. Yolda.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #167  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #169

2 yorum: