Kişisel blog yazıları için yeni bir yazı yazmadan kesinlikle güne başlayamam. Şaka şaka. Nerede o günler? İş/güç var. Ancak akşamları yazabiliyorum yazıları. Sabah kahvaltıda beni bir sürpriz bekliyordu. Bizimkiler acuka yapmış. Bu sefer, güzel de olmuş. Çünkü her zaman tadı tutmayabiliyor. Çayın yanında da iyi gitti. Kardeşim Star’da, İstanbullu Gelin dizisinin tekrarını açmış. Sabah sabah hiç de bu diziyi çekemem. Diğer kanallara baktım. İzlenecek bir şey de yok. Sabahları hayat kurtaracak bir program, dizi, film falan bir şey lazım. Bizim çocukluğumuzda böyle miydi be? Çizgi filmler olurdu her kanalda. Seç beğen al. O zamanlar böyle çizgi film kanalları da yoktu. Kanal D, Show falan çizgi film yayınlarlardı. Hey gidi günler. İşe başladık. Sessiz sakin gidiyordu. Herhalde bugün rahat geçecek derken çağrılar bir gelmeye başladı. Çayımı içemedim, çayım soğudu. Sıcak çay, benim kırmızı çizgimdir. Çay soğuduğu zaman bir şeye benzemez. Çay gurusu gibi konuştum ama değil mi? Burası Türkiye. Bu ülkede yaşayıp da çay gurusu olmayan insan var mı ya? Gerçi son birkaç yılda kahve de baya atak yaptı şimdi inkar edemem. Adım başı kahveci açıldı neredeyse. Nusret bile kapiçino deyip sosyal medyadan paylaştı. Tamam da bu yazıyı nereye bağlayacağız şimdi? Hah, buldum. Siz hangi kahveyi seviyorsunuz? Benim tercihim kapiçino. Nusret dedi diye değil, yanlış anlaşılmasın. Kişisel blog yazıları serisinin bu yazılık da sonuna geldik ama benim de canım kahve çekti. Hadi kahve içmeye o zaman.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder