Kişisel Blog Yazıları #286: Servisi kaçırıyorum tutmayın beni

Saat çaldı.

Ne saati ya?

Nostaljik olarak saat çaldı diyorum.

Telefonun alarmı çaldı.

Şöyle bir kalktım, doğruldum, telefonun alarmını kapattım.

Sonra tekrar kafamı yastığa koymuşum.

Uyandığımda saat 07:50 geçiyordu.

Saat 08:00’de servis geliyor. Servisi kaçıracağım.

Hemen yataktan kalktım ve üstümü giyinmeye başladım.

Eğer yetişemeyecek gibi olursam servistekilerden birini arar, bekletirim servisi, yoldayım diye.

Pantolonu giydim önce.

Sonra bir tişört.

Sonra da hırkayı giydim.

Tamam.

Telefonu cebime attım.

Cüzdan tamam.

Yok yetişemeyeceğim.

En iyisi Semih’i aramak. Aradım.

Üç defa çaldı ama açmadı.

Eğer zorunlu bir durum olmasa üçüncü çalıştan sonra kapatırım.

O kadar da görgü kurallarını bilmiyor değiliz.

Ama zaman görgü kuralına uyulacak zaman değil.

Beşinci çalışta açtı Semih.

“Ne var lan sabah sabah” dedi.

“Lan ne çemkiriyor. Servisi kaçıracağım, servisi beklet” dedim.

“Ne servisi lan. Bugün pazar. Yat zıbar” deyip telefonu kapattı.

Bir an durdum.

“Anaaa. Doğru ya. Bugün pazar” dedim.

Telefonun alarmını kapatmayı unutmuşum.

Hemen üstümü çıkardım.

Önce hırkamı, sonra tişörtümü.

Amannn, ne fark eder işte, üstümü çıkardım ve yatağa tekrar girdim.

Üstüme yorganı çektim ve yastığıma mutlulukla kafamı koydum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder