Vardır bunda da bir hayır huzuru...

*Başına gelen her şeyde, vardır bunda da bir hayır düşüncesinin içinde olmak huzuru getiriyor insana.

*Ali Koç yeniden Fenerbahçe başkanlığına aday olacakmış. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.

*Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yarın tasarruf paketini açıklayacakmış. Bakalım tasarrufu devlet mi yapacak vatandaş mı?

*Bu aralar yine TepkiKolik kanalını izlemek istemiyor canım. Özlemem lazım.

*Kenan Sofuoğlu, milletvekiliği yapmanın hayatının hatası olduğunu söylemiş. Bunu anlayabilmesi güzel. Zaten en başta teklif geldiğinde reddetmeliydi. Siyaset, siyasetin içinden gelmeyen insanların yapabileceği bir iş değil.

*Bilgin Gökberk, “Ülkede Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyulmadığı yerde futbolda adalet bekleyemezsiniz” dedi. Başka söze gerek var mı?

*Aynanın karşısına geçip kendini sevdiğini söylemek saçma geliyor bana.

 

 

Mona Roza'nın, Sezai Karakoç'un mezarını ziyaret etmesi...

*Sezai Karakoç’un, Mona Roza şiirini yazdığı kadın Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç’un mezarını ziyaret edip, dua okumuş. O fotoğrafla ilgili X’te bir dünya yorum yapıldı. Kaç gündür bunun konusu dönüyor X’te.

*Dobra insanları severim. İnsanın yüzüne gerçekleri çarparlar. Gerçekleri yüzüne çarpılan kişi ben olursam eğer çok etkilenirim. Ama her şeye rağmen o insanların söyledikleri üzerine biraz kafa yorarsanız sizin çıkarınıza olur.

*İnci Taneleri’nde Zerre, gitti 100 bin lirayı iddiaya yatırdı. İki katını alacağım diye. Paranın tamamı gitti. Şimdi o para yerine nasıl konacak bakalım?

*Hani konuştuğumuz şeylerin reklamlarını Google’da görüyoruz ya. Acaba düşündüğümüz şeylerin reklamlarını ya da içeriklerini de görüyor muyuz ki? Google işi bu kadar ileri götürmüş olabilir mi?

 

Kendini aramak...

Son 10 sayfası kalmıştı kitabın. Onu da bugün bitirdim. Biraz duraksadım kitap bittiğinde. Ben böyle beklemiyordum sonunu. Mustafa Kutlu’nun kitabı Nur’dan bahsediyorum. Manevi olarak kendini arayan bir kadının hikayesi Nur. Kendini arayış hikayelerini her zaman sevmişimdir. Okumanızı öneririm. Evdekiler TRT 1’de, Bir Sevdadır dizisini izliyorlar. Final bölümüymüş bu akşam. Tüm diziler final yapıyorlar. Dizi kalmadı izleyecek. Bir de yaz ayında da dizi yapılmayacakmış. Ekonomik kriz dizileri de vurmuş. Yaz ayında dizi olmayacak. Ne izleyeceğiz o zaman biz televizyonda? Dizi demişken. Wednesday’ın, 2. Sezon çekimleri başlamış. İlki gibi ses getirmezse izlemem. Twitter’da yer yerinden oynarsa ve capslere konu olursa benim için tamamdır. O zaman izlerim.

Yargı'da kısır yiyorlardı...

Bir pazar gecesinden yazıyorum bu yazıyı. Bizimkiler kanal D’de Yargı dizisini izliyorlar. Ben de onlarla beraber biraz izledim. Dizide kısır yiyorlardı. Kardeşime, “Biz de kısır yapalım” dedim. O kadar iştahla yiyorlardı ki. Hele de biraz pul biberli acılı olursa. Harika gider. Yanına da ayran. Aslında uyumayı planlıyordum. Ama uykuma karşı çıkarak bloglara yorum bıraktım. Şimdi de bu yazıyı yazıyorum. Yarın pazartesi. Yine iş güç falan. Yoğun saatler, başını kaşıyacak vaktinin olmaması falan. Kim çıkardı bu çalışma işini arkadaş J Bu ara kahve içemiyorum. Hiç gitmiyor. Kahve ile ilişkimizin sonuna gelmişiz gibi bir durum var. O zaman şimdi uyku zamanı. İyi uykular J

Günü gelince Yusuf Güney yok olacakmış...

Hava çok güzel gözüküyor. Günlük güneşlik. Ama kardeşim dışardan geldi. Soğuk esiyormuş. Televizyondaki spiker de, “Mayıs ayında yağmur yağıyor diye söylenmeyin. Normali bu” diyor. Dün yağmurluydu hava. Bugün açık ve iç acıcı. Açık hava enerji veriyor insana. Uludağ’a kar yağmış. Bu gidişle yaz ayının ortasında, temmuz ayında kar yağarsa şaşırmayacağız herhalde. Yusuf Güney yine programlara çıkmaya devam ediyor. Taner Çağlı’nın YouTube kanalına konuk olmuş. Taner Çağlı bugüne kadar sorulmadık soruları sordu. Dibine kadar, en ince ayrıntısına kadar. Gün gelip tamamen inzivaya çekilecekmiş ve tüm insanlara kendini unutturacakmış. Bir daha da ortaya çıkmayacakmış Yusuf Güney. İlgilenenler için izlemelerini öneririm. İzleyen olursa yorumlara yazabilir program hakkındaki görüşlerini.

İki seçenek arasında kaldığında bunu yap...

Hava güne başlarken günlük güneşlikti. Tam da dışarı çıkılıp gezilecek hava modundaydı. Sonra yavaş yavaş rüzgar esmeye ve hava kapanmaya başladı. Ardından da yağmur başladı. Zaten dışarı çıkmaya pek hevesli değildim. Yağmur başlayınca hiç evden çıkmadım. Mustafa Kutlu’nun, Nur adlı kitabına başladım. Daha önce sanki bu kitabı okumuş gibiyim. Ama tam da çıkaramadım. İnci Taneleri dizisinin son bölümünü izledim YouTube’dan. Tam bir ev cumartesisi oldu yani. Bu ifade de şimdi aklıma geldi. Şu an uydurdum. İnci Taneleri’nde hoşuma giden bir sahne: Cihan, babası Azem’e gelir ve zor bir durumda olduğunu ve iki seçenekten birini seçmeye zorlandığını ve ne yapması gerektiğini sorar. “O zaman sen de kendine üçüncü bir seçenek yarat” der Azem. Tolstoy’un kitaplarının birinde geçiyormuş bu söylediği.

Yargı, final yapıyor...

Yargı dizisi de bitiyor. Neyse ki bir diziyi reytingleri yüksekken final yapıyorlar. Diziyi rezalete dönmüş bir senaryo ile bitirmek zorunda kalmamaları güzel. Üç Kız Kardeş de final yapıyormuş. Bak bundan haberim yoktu. Kardeşlerim dizisi ise devam edebilirmiş. Yahu daha neyi devam ettireceksiniz? Dizide ölmeyen adam mı bıraktınız? Kimle, hangi konuyu devam ettireceksiniz? Arka Sokaklar’a Mesut geri döndü. Son fragmandan da gördük ki gelecek hafta da Selin dönüyor. Sezon sonuna, sanki yeni sezona başlıyormuş gibi gidiyor Arka Sokaklar. Şevket Çoruh, bir çok dizide oynadı ve onların hiç biri tutmadı. Şimdi de geri döndü. Bazen oyunculara böyle fırsat vermek lazım. Bir hava alıp gelsinler.