*Kardeşimle yürüyüşten eve geldiğimizde bizimkiler kanal D’de Eşref Rüya dizisinin final bölümünü izliyorlardı. “Sonunu tam bağlayamamışlar” dedi babam. Zaten apar topar yapılan bir finalden ne beklenebilirdi ki?
*Hiç
hesapta yokken gece bisiklete bindim. Gece bisiklete binmek benlik değil.
Tedirgin oldum. Işık olmayan yerlerden geçiyorsun ya. Orada bir şey var mı
göremiyorsun. Kedi, köpek, tümsek, taş falan filan işte.
*Bizim
Mustafa anlatıyor. Atv, utv gibi motorlu araçlardan falan. Bu araçlarla hiç
işim olmaz. Bunları kullanmak için bir gram olsun hevesim de yok. Ama Mustafa
bu araçlara aşık. Tutkulu bir şekilde anlatıyor. İşte o tutkulu bir şekilde
anlatması yok mu? Hiç anlamasam bile dinliyorum işte. Sırf o tutku yüzünden.
*Bazı
şeyleri açıklamaya çalışmıyorum artık. Karşı taraf nasıl anlarsa anlasın. Artık
uğraşacak, kendimi açıklayacak mecalim yok. Hem böyle daha iyi ya. En azından
şimdilik. Negatif bir yan etkisini görmedim daha.
*Son
dönemde yazdığım yazılara bakıyorum da. Güncelden daha çok, kendi hayatımdan
yazmaya başlamışım. Yoksa ben gerçek bir kişisel blog olmaya mı başladım?
Gündemden moralim bozuluyor çünkü. Mecburen kendi hayatımdan yazmak zorunda
kalıyorum.
*Bu
akşam biraz hava serin gibiydi. Ama yine de gidip dondurmacıda dondurma yedik.
Üzerimde hırkayla, bu serin havada, dondurmacıda ne yapıyorum ben dedim.
Şirinler denen, mavi dondurmadan aldım bu arada. Hiç mi hiç, beğenmedim.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #201
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder