Roman karakterine niye yabancı isim koyarsın ki?

Bir Türk yazarın, roman ya da hikayelerindeki karakterlere yabancı isim vermesini yanlış buluyorum. Ali koy, Ahmet koy, Ayşe, Fatma koy. Buranın, bu toprakların hikayesini yaz. İşte hep bu Batı hayranlığımızdan.

GEZMELİ…

Bizim burada Millet Bahçesi açılmış. Baya güzel olduğunu söylüyorlar. Hava güzel olunca şöyle bir gitmeli.

DEĞİŞİK BİR DURUM…

Tatil olduğunda dışarıya çıkmak istemem. Ama çalışırken de dışarıdaki güzel havayı görüp gezmek isterim. Bu ne perhiz ne lahana turşusu değil mi?

AÇ KARNINA MEYVE YEMEK Mİ?

Meyveleri aslında aç karnına yememiz lazımmış. Ben bunu ilk duyduğumda şaşırmıştım. Çayı da yemekten bir saat sonra içmemiz gerekiyormuş. Biz millet olarak hemen içiyoruz. Hep yanlış bilgilerle dolu hayatımız.

 

Dağ gibi olmuş kitaplardan görünmeyen adam...

Masada oturan ama masanın üzerindeki dağ gibi olmuş kitaplardan dolayı görünmeyen adam.

Filmlerde olsun, romanlarda ya da hikayelerde olsun, görmeyi ve okumayı sevdiğim bir sahne.

Bugün okuduğum bir hikayede böyle bir sahne vardı.

O sahnede adam, bir kitabı alıp bakıyor, not alıyor, sonra başka bir kitaba geçiyordu.

İnsanın işi başından aşkın olacaksa böyle olmalı.

Kitaplardan başını kaldıramamalı.

Hatta bir ara masadan kalkıp, kütüphaneden kitap bakıyordu karakter. İşte böyle olmalı.

Tabi böyle bir çalışma herkese nasip olmaz. Yani herkes böyle çalışarak para kazanamaz.

Tam da burada şöyle bir şey geldi aklıma.

Herkese bir imkan sunulsaydı ve hangi işte isterseniz onda çalışabileceksiniz denseydi, siz hangi işte çalışmak isterdiniz?

Elon Musk'tan yine küfür kıyamet...

Elon Musk bayadır açıklama yapmıyordu. Yeni bir açıklamayla gelmiş yine. Bu sefer X’e reklam vermemekle kendisini tehdit eden firmalara seslenmiş, “S*iktirin gidin” demiş. Bu adam Türk olabilir mi?

HER ŞEY BİR ENERCİ DEMESİNE BAĞLIYMIŞ MEĞER…

Dilan Polat davasına dahil olan 12 fenomenin mal varlıklarına el konulmuş. Şimdi hepsi bir ağızdan Dilan Polat’ın kulaklarını çınlatıyorlardır.

YALNIZ İZLEMEM AMA…

Sağ Salim filminin üçüncüsü çekilmiş ve fragmanı yayınlanmış. İlk iki filmini izlemiştim. Kendim olursam izlemem. Ama yanımda arkadaşlar falan varken gideri olan bir filmdi.

BENİM BEKLENTİM…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, tekrar belediye başkanlığı için aday olacakmış. Bu seçimde açık ara farkla kazanmasını beklerim.

 

Akşam yemeklerinde hayatı paylaşmak...

Artık akşam değil gece oldu.

Evlerin ışıkları yandı bir bir.

İşte her bir evde geceyi yaşama zamanı.

Geceler uzun.

Uzun geceleri severim.

Ailecek sohbet etmelere ve beraberce televizyon izlemelere imkan verdiği için. Aileyi daha da pekiştirdiği için.

İşten ya da okuldan gelenlerle beraber, akşam sofrasında bulunmamıza fırsat verdiği için.

O sofrada gün içinde yaşadıklarımızı anlatmamıza fırsat verdiği için.

Çocuklar Duymasın’da çok olurdu bu söylediğim sahne.

Daha ilk sezonlar. Çocuklar daha küçük o zamanlar.

Haluk’la Meltem, çocuklara, “Ee anlatın bakalım. Bugün okulda neler yaptınız?” diye sorarlardı.

Çocuklar da anlatırdı.

Aile olmanın güzel yanı işte bu.

Havuç da bir bölümde, “Matematik öğretmeni gelmedi. Ders boş geçti. Sevindik” demişti. Biz de öyleydik havuç biz de öyle.

Yine bir akşam olmakta...

*Akşam ezanı az önce okundu. Gökyüzü yine kızıla büründü. Yine bir akşam olmakta.

*Avrupa maçlarında Beşiktaş 5, Fenerbahçe 6 tane gol yedi. Türk futbolu için kara bir geceydi.

*Bugüne kadar bavulunuzda neler biriktirdiniz? Bir programda denk geldim bu soruya. Güzel bir soru ama değil mi? Kitap, film, hayat vb.

*Osmanlı eğer Viyana’yı fethetseydi acaba neler değişirdi?

*Kimin geçmişini eşelesen bir rezillik çıkıyor.

*Ekonomik kriz ile toplumun ahlaki çöküntüsü arasındaki bağlantıyı sorgulayan bir video vardı. En iyisi onu izleyeyim ben.

*Can Gürzap hayatını kaybetmiş. En son Kurtlar Vadisi’nden hatırlıyordum kendisini.

*Nurseli İdiz vardı bir de. O ne yapıyor ki şu aralar? Bir ara tüm servetini kaybettiği falan söyleniyordu.

Ölüm de yaşamaya dahil...

Saat 19.04 geçiyor. Yine bir cuma gününden merhaba.

Yine bir hafta sonuna giriş yapıyoruz.

Hayat bir tekrardan ibaret değil mi zaten?

Büyük bir laf etmiş olabilirim bak.

Gerçi hayat üzerine herkes bir laf ediyor.

Herkesi dinleyince kafa, karman çorman olabiliyor.

Birinin iyi dediğine, diğeri kötü diyebiliyor.

Herkesi dinliyorum ve bana güzel gelen ya da beni heyecanlandıran yerleri alıyorum.

Onun üzerine düşünüyorum.

Onları eyleme geçirmeye çalışıyorum.

Sonuçta nasıl yaşarsan yaşa sonu hep ölüm.

Hayatınızı planlarken bir gün öleceğinizi de planlarınıza dahil ediyor musunuz?

Yoksa hayatınızda ölüm diye hiçbir şey yok mu?

Sadece yaşamaktan mı ibaret hayatınız?

Bir şey söyleyeyim mi size: Ölüm de yaşamaya dahil.

Hayattan kısa kısa notlar 62

*Küresel ısınma falan olmadığı zamanlar şimdiye kadar çoktan kar yağmıştı. Taa dizlere kadar. Okullar tatil olmuştu. Hey gidi günler.

*Fatih Terim fonu ile ilgili hala Fatih Terim’den bir açıklama gelmedi. Bakalım bu işin sonunda ne çıkacak?

*Kızılcık Şerbeti tuttu ya. Özgü Namal da türbanlı bir karakter ile dizi dünyasına dönecekmiş. Yeni tutan iş ne ise, hemen taklitleri geliyor. Ülkem beni şaşırtmıyor.

*İyi bir ayakkabıya baktık netten. Blogda, baktığım ayakkabıların aynısı reklamlara boğuldum.

*Poyraz Karayel de ne diziydi be. Sonradan cıvığını çıkardılar ama neyse. İlk sezon efsaneydi.

*Asgari ücret tahminleri 16 bin ile 17 bin 500 lira arasında değişiyor. Aga küsuratlı yapmayın şunu. Tam rakam yapın, olsun bitsin.