Bazı şeyleri zor da olsa kabullenmek gerekiyor galiba...


kabullenmek

     Bazı şeyleri kabullenmek gerekiyor galiba hayatta. Olmayınca olmuyor. Vazgeçmesini de bilmek lazım. Kişisel gelişimciler şimdilerde vazgeçmenin de kişisel gelişimin bir parçası olduğunu söylüyorlar. Ne kadar zorlasam da bazı şeyler değişmeyecek. Kabullenmeye karar verdim. Bazı şeyler için geç kaldım. Bunu kabullenmenin hem ferahlamasını yaşıyorum hem de üzüntüsünü. O zaman başlasın kabullenilmiş hayat.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/I8kXlSLooXk


Yorumlar

  1. kabulleniş candır sağlıktır huzurdur 40 tan sonra başlar genelde ve acaip ferahlıktır mutluluktur...

    YanıtlayınSil
  2. "Geç kaldım" ne için olduğuna bağlı ama genellikle çok yanlış bir algıdır, uyarmak istedim.

    YanıtlayınSil
  3. Olmuyorsa eğer daha güzeli olacağı içindir 🤚

    YanıtlayınSil
  4. Bilmiş gibi konuşmak istemem ama hayatta hiçbir şey için geç değildir. Kişisel gelişimcilerin zırvalarını boşverin onlar önce kendi hayatlarını düzeltsinler :)

    YanıtlayınSil
  5. Vazgeçebilmek-Guy Finley in kitabını tavsiye ederim. vazgeçilebilir bazen ama ümitsizlik olmamalı.

    YanıtlayınSil
  6. Çok güzel anlatmışsınız. Bununla ilgili bir düşünürün sözü aklıma geldi:
    “Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver”

    YanıtlayınSil
  7. Ne diyebilirim ki yaşadıklarını tam olarak bilmeden. Yapabileceğin en iyi şey kafana takmamak...

    YanıtlayınSil
  8. Kabullenmek ve vazgeçmek... Bazen hayat zor seçimlere zorluyor. Kabullenmek çoğu zaman zor ama yine de en doğru seçimdir belki de... İçimden geldi, ben de Can Dündar'dan bir şey paylaşayım :)

    "HER TERCİH BİR VAZGEÇİŞTİR, ÇÜNKÜ...
    Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir mis¬kinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat binbir seçeneği da¬yar burnunuzun ucuna... "Ne giysem" telaşından, öğle yemeğinde "Ne alırdınız" diye başucunuzda biten garsona, "hangi kanal¬daki filmi izlesem" kararsızlığından, "bize oy verin" diye bağrışan partilere kadar herşey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.
    Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz. Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köf¬teden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanal¬daki film, o anki ruh halinize daha uygun¬dur.
    Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur.
    Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır.
    Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.
    Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, ba¬zen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kal¬maz.
    Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla pay¬laşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.
    Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
    Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada ba¬zen kaybetmek en doğru seçimdir.
    ...ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir..."

    YanıtlayınSil
  9. Bir demirci ustasıyla başım dertte. Usta sözünde durmadı, işi tamamlamadı. Çok kızdım, öfkelendim ama hiç faydası olmadı. Adam büyük bir iş almış. Olabilir dedim ve kabullendim. Şimdi beklemiyorum bile. Gelirse bana da sürpriz olacak.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı'nın doğuşu:Merhaba Söğüt

Facebook ve İnstagram'da aynı gönderiyi paylaşmak...

İstanbul'dan kaçış...