Bu nedenle mi parayı bulamıyorum acaba?

     Okuduğum kitaptaki genç delikanlı, kendisine miras kalınca ailesini beğenmez oluyor. Ben de kendime soruyorum: “Acaba parayı bulunca ben de böyle sapıtacağım da o nedenle mi Allah bana parayı vermiyor?” diye.

BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORLAR DÜŞÜNCESİ…

     Romantik dizileri izlerken düşünüyorum da, “Ne boş şeylerle uğraşıyorlar. Dünyada bu kadar açlıktan, susuzluktan ölen insanlar varken, bunların uğraştıkları şeylere bak” diyorum. Belki yanlış düşünüyorum ama hissiyatım böyle.

AŞK, ŞANSLI KİŞİLER İÇİN GALİBA…

     Twitter’da ünlülerden biri aşkı hiç tatmadığı için memnuniyetsizliğini dile getiriyordu. Aşk, gerçekten herkese nasip olan bir duygu değil. Şanslı kişiler yaşayabiliyor bu duyguyu galiba.

VERİMLİ ÇALIŞMIYORUM BEN DE…

     Çok çalışmak değil, verimli çalışmak diye bir şey var. Ben de hayatımı gözden geçirdim. Ben de çok çalışmayı değerli görüp, verimli çalışmayı pas geçenlerdenim. Bunun üzerine biraz düşünmem lazım. Hatta hayatımı buna göre planlamam.

Aşı manyağı olacağız...

     Koronavirüsten korunmak için aşı olmamız gerektiğimizi öğrendiğimde bir aşı olacağız ve bu iş bitecek diye düşünmüştüm. Ama bir tane yetmiyormuş. En az iki tane aşı olmamız gerekiyormuş. Sonra bu iki aşının da yetmediğini öğrendik. Üçüncü bir aşı daha olmamız gerekiyormuş. Ona da hatırlatma aşısı diyorlar. Bununla da bitmedi. Bir de her yıl aşı olmamız gerekiyormuş. Virüs bitene kadar. Şimdi aşı manyağı olacağız demekte haksız mıyım?

AŞI DEĞİL, BİLDİĞİN TUZLU SU…

     Bundan birkaç gün önce arkadaşım ile aramda geçen bir diyaloğu yazmıştım. “Aşı yerine tuzlu su enjekte ederler” diye söylemişti kendisi. İşte bu olay gerçek olmuş. Arkadaşım bu haberi gördükten sonra mı benle konuştu bilemiyorum. Hindistan’da sahte bir aşılama merkezinde insanlara tuzlu su enjekte etmişler. İnsanlık, kayda geçirilmemiş bir kötülük bırakmamak için canla başla uğraşıyor resmen.

Best Model yarışması mı, köle pazarı mı?

     Best Model Türkiye’nin final elemelerinin fotoğrafını gördünüz mü? Tam bir köle pazarı gibi. Filmlerdeki köle pazarı sahneleri geliyor insanın aklına fotoğrafı gördüğünüzde. Erkekler dizleri üstlerine çökmüşler. En arkada kadınlar. Erkekleri böyle köleler gibi yerde çöktürmeye ne ihtiyaç vardı ki? O erkeklerden biri de çıkıp, “Ne iş bu aga?” dememiş. İster istemez sineye çekmişlerdir tabi. Sonuçta Kıvanç Tatlıtuğ da, Kenan İmirzalıoğlu da buradan çıktı. O yüzden her şeye eyvallah çekiyorlar.

TELEVİZYONDA TARTIŞMA DAVETİ…

     Kemal Kılıçdaroğlu devamlı Recep Tayyip Erdoğan’ı televizyonda tartışmaya davet eder. Şimdi de bu davet işine Muharrem İnce başlamış. O da Kılıçdaroğlu’nu davet ediyor. Artık bırakın bu televizyonda tartışma işlerini. İlk kim söylediyse bunun ekmeğini zamanında o yemiştir. Ama artık eskidi bu taktik. Bunu söyleyerek kimseden artı bir puan aldığınızı düşünmüyorum. Artık başka taktikler bulmalısınız.

 

Twitter işte bu yüzden Twitter...

     Akbank’ın yaşadığı sorun nedeniyle ne atm’lerden para çekilebildi ne de çağrı merkezine ulaşılabildi. Meşgule düşüyordu çağrı merkezini aradığınızda. Merak edip ben şahsen aradım. İşte Akbank’ın bu durumu ile ilgili arkadaşım Onur ile mesajlaştık. Komik paylaşımları attık birbirimize. “Millet ne biçim espriler yapıyor. Gülmekten öldüm” yazdı.

KEYİFLİ VAKİT GEÇİRTEN TWEETLER…

     Twitter hep böyle. Bu tip olaylarda özellikle bu tür paylaşımlar için girerim Twitter’a ve çok güler, eğlenirim. İşte Twitter bu yüzden Twitter ya. Yaşanan olumsuz olaylara rağmen, mizahın dibine vurabilmek. Olaya farklı açılardan bakabilmek. Çok hoşuma giden tweetleri de anında retweet ederim ki görmeyen görsün ve gülümsesin. Tarkan’ın, kar topu atarken ki fotoğrafına, “Akbank, siber saldırıya böyle karşı koyuyor” diye yazmışlar. Çok iyi paylaşımlardan biriydi bu.

Ekmek yiyerek kendi mezarımı kazıyormuşum...

     Bugün İnstagram’da ekmeğin zararları üzerine bir paylaşıma denk geldim. O paylaşımı okuduğumda dehşete düştüm. Ekmek tüketimi, kan şekerini ani düşürüp/yükselttiği için şeker hastalığına neden oluyormuş. Ve ayrıca kolon kanserine neden oluyormuş. “Ben ne yapıyorum? Ekmek yiyerek resmen kendi kuyumu kazıyormuşum” dedim. Daha önce de ekmeğin zararlarından haberdardım.

DAHA ÖNCE DE BİLİYORDUM ZARARLARINI AMA…

     Daha önce de ekmeği azaltma çalışmalarım vardı. Ama okuduğum bu hap gibi bilgiler, ekmeği bıçak gibi birden kesmeme neden olacak bilgilerdi. Bir şekilde ilk başta muhakkak ekmek tüketimini azaltmam lazım. Sonra da ekmek tüketimini tamamen sıfırlamam. Günde bir dilime düşürebilsem ilk başta çok iyi bir başlangıç olur aslında.

Aşı hakkında böyle düşündüğü için arkadaşımı yargılayamam ki...

     “Bizimkilerin yapacağı Turkovac aşısı çıkmadan ikinci aşımı da olmam lazım” dedi arkadaşım. “Neden ki?” dedim. Çünkü kendisinden bomba bir cevap alacağımı biliyordum. “Aşı diye tuzlu suyu bize verirler” dedi. Ben de bunun üzerine, “Ona bakarsan müsilaj ne güne duruyor” dedim. “Yani, o kadar müsilajı ne yapacaklar?” dedi. İşin makarası bizimki tabi. Salgın bitecek bizim aşı daha ortalarda yok. En son ekim ayı verildi tarih olarak. O tarihe de yetişirse.

KAPATILAN O KURUMUN YENİDEN AÇILMASINA VESİLE OLUR UMARIM…

     Böylelikle aşının önemi anlaşılmış oldu. Bir tane aşı üreten kurumumuz varmış, onu kapatmışız. Umarım bu yaşadıklarımız tekrar o kurumu açtırır bize. Arkadaşımın aksine ben gönül rahatlığıyla bizim aşıdan olabilirim düşüncesindeydim. Ama bugünkü konuşmamızdan sonra aklımda soru işaretleri de oluşmadı değil. Maalesef kimseye güvenimiz kalmadı. O nedenle böyle düşündüğü için arkadaşımı asla yargılayamam.

Kimse için mesleğinizden vazgeçmeyin...

     Sizi mesleğiyle kendisi arasında seçim yapmak zorunda bırakan insanları çıkarın hayatınızdan. Baş Belası dizisinde böyle bir sahne vardı. Adamın ailesi müstakbel gelinlerini polis diye istemiyorlarmış. Adam da kadına çıkışıyor. “Mesleğini bırak gel. Çalışmaya ihtiyacın yok” diyor. Kadında olması gerektiği gibi adama yol verdi. Bu devirde kimseye güven olmaz.

YARINI DA DÜŞÜNMEK LAZIM…

     “Artık çalışmama gerek yok” diye işi bırakırsın. Sonra gün gelir ayrılırsınız. Olmaz mı? Olabilir. Meslek de elden gitti. Sonra kalırsın ortada. Kimse için mesleğinden vazgeçmeye değmez. Zaten çalışmaya alışmış bir insan evde oturamaz. Ev basar o tip insanlara. Çalışmayı sevmeyen ben bile evde otura otura sıkıntıdan patlayacaktım. Varın gerisini siz düşünün.