Kişisel Blog Yazıları #184

*Teyzeoğulları bize oturmaya geldiler. Gelirken de pasta ve kurabiye getirmişler. Çayın yanında iyi gitti.

*Disiplin üzerine bir söz okudum. O sözden kendim bir söz ürettim. “Disiplinli olmak bir anda başarı getirmez ama bir gün getirir”

*ABD’nin ordu ufo ihbarcısı ölümünden önce bir uzaylı ile telepatik bağlantısı olduğunu iddia etmiş. Ben de bunu İnstagram’da paylaştım. Arkadaşlardan biri yorum olarak, “Ama kafamız nasıl güzel” demiş. Çok iyi ve mizahi bir yorumdu gerçekten.

*Özgür Özel, yüzde 60 ile seçimleri kazanabileceklerini iddia etmiş. Evet, kendisine güvenmesi güzel. Ama ben katılmıyorum. Kazansa bile ucu ucuna kazanır.

*YouTube’da, İlayda Bilek’in bir videosunu izledim. Videoda, “Başarmak için kendine deli gibi inan” diyordu. Kendisi her şeyi böyle başarmış çünkü. Düşündüm ben de, “Bir insan kendine deli gibi inanabilir mi? Ben de bunu yapabilir miyim?” diye. Hemen cevap veremedim. Bunun üzerine düşünmem, kafa yormam lazım biraz. Peki ya siz? Kendinize deli gibi inanabilir misiniz?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #183

Kişisel Blog Yazıları #183

*Kişisel blog yazıları serisi tüm hızıyla devam ediyor. Siz okumaya devam ettikçe de seri devam edecek. Seri hakkındaki görüş ve önerilerinize her zaman açığım millet.

*Güne patates kızartması ile başladım. Yanında da çay. İyi gitti. Gece vardiyasındayım. Gece saat 12 olur mu millet?

*Bir arkadaşım dün otobüs yolculuğu yapmış ve kek vermişler. “Hani kek kalkmıştı?” dedim. Yok, kalkmamış. Keki yiyince keyfi yerine gelmiş bizim arkadaşın. Verdiği paranın karşılığını aldığını hissetmiş. Otobüste kek, gelenektir abi, ben anlamam. Her zaman verilmeli vatandaşa.

*Kemal Kılıçdaroğlu, CHP genel merkezinde yaşananlardan dolayı çok üzgünmüş. Muhakkak öyledir. İnandık, inandık.

*Pilli Bebek diye bir müzik grubu varmış. Zehirli Velvet’in yazısında okudum. Sakarya adlı enstrümantal şarkılarını dinledim. Hoşuma gitti.

*Bilgi Üniversitesi kapatılmıştı. Birkaç gün sonra tekrar açılmış. Niye kapanmıştı, niye açıldı? Kafamda deli sorular.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu yazısı için son not: Bir tane dondurmacı da gördüm. El açması baklava siparişi alınır diyor bayram için. Sizce güvenilir olur mu?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #182

 

Kişisel Blog Yazıları #182

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını neden gecenin on ikisine bıraktım da gün içerisinde yazmadım ben ya. Neyse hemen başlayayım yazıya. Arkadaş bizi kahveye çağırdı. “Biz geç kahvaltı yapıyoruz, brunch, gelemiyoruz, size afiyet olsun” diyerek bu teklifi geri çevirmek zorunda kaldım. Çünkü geç uyandık. Yoksa bedava olan bir kahveyi asla kaçırmazdım. Bedava olan bir kahveyi kaçırmak ya da kaçırmamak, işte bütün mesele bu sevgili dostlar. Bu seferlik kaçırdım işte. Ülke olarak da dengeyi, ayarı, ölçüyü –nasıl adlandırırsanız artık- kaçırdık. Zorla CHP genel merkezine girildi, kapılar kırıldı falan. Genel merkez savaş alanına döndü. Bu görüntüler bu güzel ülkeme yakışmadı. Ne pazarın tadı kaldı, ne de yaklaşan bayramın. Tekrar kendi gündemime dönüyorum: Geç kahvaltımızı yaparken Atv’de, ABİ dizisinin tekrarı başladı. İzleyememiştim ben. Yeni bölümün yayınlandığı akşam 19 Mayıs için düzenlenen fener alayına gitmiştik. Dizinin başından beri var olan tüm soruların cevapları ortaya çıktı. Peki şimdi dizi nasıl devam edecek? Merakla gelecek bölümü bekliyorum. Kişisel blog yazıları serisinde bir gün daha bitti.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #181  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #183

Kişisel Blog Yazıları #181

Kişisel blog yazıları için yeni bir yazı yazmadan kesinlikle güne başlayamam. Şaka şaka. Nerede o günler? İş/güç var. Ancak akşamları yazabiliyorum yazıları. Sabah kahvaltıda beni bir sürpriz bekliyordu. Bizimkiler acuka yapmış. Bu sefer, güzel de olmuş. Çünkü her zaman tadı tutmayabiliyor. Çayın yanında da iyi gitti. Kardeşim Star’da, İstanbullu Gelin dizisinin tekrarını açmış. Sabah sabah hiç de bu diziyi çekemem. Diğer kanallara baktım. İzlenecek bir şey de yok. Sabahları hayat kurtaracak bir program, dizi, film falan bir şey lazım. Bizim çocukluğumuzda böyle miydi be? Çizgi filmler olurdu her kanalda. Seç beğen al. O zamanlar böyle çizgi film kanalları da yoktu. Kanal D, Show falan çizgi film yayınlarlardı. Hey gidi günler. İşe başladık. Sessiz sakin gidiyordu. Herhalde bugün rahat geçecek derken çağrılar bir gelmeye başladı. Çayımı içemedim, çayım soğudu. Sıcak çay, benim kırmızı çizgimdir. Çay soğuduğu zaman bir şeye benzemez. Çay gurusu gibi konuştum ama değil mi? Burası Türkiye. Bu ülkede yaşayıp da çay gurusu olmayan insan var mı ya? Gerçi son birkaç yılda kahve de baya atak yaptı şimdi inkar edemem. Adım başı kahveci açıldı neredeyse. Nusret bile kapiçino deyip sosyal medyadan paylaştı. Tamam da bu yazıyı nereye bağlayacağız şimdi? Hah, buldum. Siz hangi kahveyi seviyorsunuz? Benim tercihim kapiçino. Nusret dedi diye değil, yanlış anlaşılmasın. Kişisel blog yazıları serisinin bu yazılık da sonuna geldik ama benim de canım kahve çekti. Hadi kahve içmeye o zaman. 

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #180  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #182

 

Kişisel Blog Yazıları #180

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısı için herkes toplandı mı? Tamamsak başlıyorum o zaman. Evet, bugün cumartesi olabilir ama ben çalıştım. Hem de baya güzel çalıştım. Hem de baya yoğun çalıştım. Hem de o kadar çok konuştum ki boğazım bile ağrıdı. Cumartesi gününün sonuna geldik ama bir de bana sorun. Küçük Emrah’a bağladım resmen. İşin şakası bir yana bugün gerçekten yoğundu. Akşam yemeğinde bizimkiler makarna yapmışlar. Güzel olmuş. Yanında yoğurt ile beraber güzel gitti. Haberler desen her zaman ki gibi moral bozucu. CHP’nin başına tekrar Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçeceğini kim bilebilirdi ki? Hayat resmen sürprizlerle dolu. Not: Sürprizler her zaman sevindirici olmayabilir. Kesin bilgi, yayabilirsiniz. Bizim burada yeni bir avm açılmış bugün. Millet akın akın gitmiş yeni açılan avm’ye. Daha tam kapasite değilmiş. Daha inşaat halinde olan yerler varmış. Bizim arkadaşın biri gitmiş, görmüş ve bana söyledi. Olay yerinden bildirdi yani. Yeni bir yer açılmaya görsün hemen izdiham oluyor. Milletimiz yeni açılan mekanları, avm’leri, kafeleri vs. seviyor. Yarın pazar ve fena planlarım var. Mesela doya doya uyumak. Böyle dediğime bakmayın. Uyunmuyor. Yarın arkadaşla buluşur, çay/kahve içeriz belki. Kişisel blog yazıları burada bitmiştir. Tabi ki devamı gelecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #179  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #181

Kişisel Blog Yazıları #179

Akşam işten geldikten sonra direk yatmıştım. Hem de yemek falan da yemeden. Kalktığımda saat 21.30 olmuştu. Bizimkilerin yanına gittim. Show TV’de, Kızılcık Şerbeti dizisinin sezon finalini izliyorlardı. Ben de koltuğa geçip diziyi izlemeye başladım. Annem, “Yemek yiyecek misin? Bir şeyler hazırlayayım mı?” dedi. “Yok anacım, gerek yok” dedim. Çayın yanında bisküvi yiyorlardı. Gittim kendime bir bardak çay koydum. Çayla beraber bisküvi yedim. Dizi reklam arasına girdi. Tekrar odama döndüm ve tekrar yatağıma yattım. Ama bu sefer uykum gelmedi. Kalktım. Sosyal medyada neler var, neler yok onlara baktım biraz. Sonra telefonu kenara bırakıp yatağa uzandım ve düşündüm. Blogda yazacak yeni konular bulmalıydım. Kişisel blog yazıları serisi bir şekilde devam etmeliydi. Uyuyup kalmışım.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #178  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #180

Kişisel Blog Yazıları #178

*Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını yazmaya başlamadan önce bizimkilerle Star’da, Sevdiğim Sensin dizisini izledim biraz. İzlerken de biraz da cips atıştırdım yanında da meyve suyu. Sonra da geldim buradayım işte. Bu yazıyı yazıyorum.

*İnstagram’ın şipşak fotoğraf uygulamasını denedim. Fotoğraf üzerinde hiçbir değişiklik yapamadan paylaşıyorsun. Çoğu kişi özelliği kapatmış bile. Yani görünen o ki, İnstagram’a şipşak fotoğraftan ekmek çıkmayacak.

*Neden bizim ülkemizde dinazor fosili çıkmıyor? Geçen bir videoda bu sorunun cevabını öğrendim. O zamanlar buralar sular altındaymış. Dinazorların yaşamasına uygun bir ortam yokmuş yani. O zamanlar buralar dutlukmuş der gibi oldu bu da.

*Mutlak butlan ifadesini ilk defa üniversitede hukuk dersi alırken duymuştum. O yüzden bu ifade benim için yabancı değil. Ama CHP’nin mutlak butlan davası sebebiyle bütün ülke olarak öğrendik artık. Hukuken yok hükmünde anlamına geliyor mutlak butlan. Yaşadığımız her olaydan sonra millet olarak her şeyi öğrenir olduk.

*Bir söze denk geldim internette. “Kahraman olmak kusursuz olmak değil, kendi hayatının sorumluluğunu almaktır” diye. O zaman şu soruyu soralım kendimize: Hayatımızın sorumluluğunu üstümüze alıyor muyuz?

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümünü hayata dair bir soruyla bitirdik. Yeni yazılarla, yeni sorularla serimiz devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #177   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #179