Kişisel Blog Yazıları #154

*Bazı arkadaşlarıma İnstagram’dan komik videolar gönderiyorum. Görüyor ama hiçbir cevap falan vermiyor. Gülme emojisi falan da yok. Acaba video göndermemden mi rahatsız oldu diyorum. Sonra bakıyorum bu defa kendisi bana göndermiş. Abi, bi hissiyatını belli etsene ya. Nedir bu gizem?

*Bir tane arkadaşım da, bir kilo altını olsa yatağın üstüne yayıp, altınların üstüne yatmak istediğini söyledi. “Kardeşim bu nasıl bir fantezidir?” dedim. “Sen ne yaparsın?” diye sordu bana da. “Bir kısmını nakite çeviririm. Kalanı ile de yatırım yaparım yine” dedim. Bu devirde yatırım candır, gerisi heyecandır.

*Dua Lipa, vanilyalı dondurmanın üzerine zeytinyağı ve deniz tuzu ekleyerek yiyormuş. Tepkikolik’te buna tepki verdiler. İki kişi beğendi, diğer ikisi de beğenmedi. Beğenenler de bir daha olsa yemeyiz dediler. Ölüp bitmediler yani. Benim hiç aklıma böyle şeyler gelmez. “Yok şunu, şuna karıştırayım da yeni bir tat elde edeyim” diye düşünmem. Siz düşünür müsünüz?

Kişisel Blog Yazıları #153

Evet, yine geldik buradayız. Ama yine aklımda yazacak bir konu yok. Ama gelmemek de olmaz, bloğu boş bırakmak olmaz. Kişisel blog yazıları serisi bir şekilde devam etmeli. Bugün sözde 4 mayıs. Ama dışarıda rüzgar var. Saatlerdir yağan yağmur var. Gören de kışa giriyoruz zanneder. Yeni açılan bir dükkandan hamburger yaptırmış kardeşim. Köftesi kokuyor gibi geldi bana. Belki de kokmuyordu bana öyle geldi. Kardeşim beğenmiş. Ben kolay kolay beğenemiyorum. Biraz seçiciyim. Kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izliyor bizimkiler. Benim de biraz uykum var. Belki bu yazıdan sonra direk yatarım ben de. Her gün aynı şeyler işte. Yarın yine kalk ve çalış. Böyle böyle ömür bitiyor. Kişisel blog yazıları serisi bugün de bitti. Görüşürüz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #152

Kişisel Blog Yazıları #152

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısı için geldim ama aklımda ne yazacağıma dair en ufak bir fikrim yok.

Saat 21.49 geçiyor ve dışarıda rüzgar var.

Bizimkiler, Star’da Çirkin dizisini izliyorlar.

Onlarla beraber biraz da ben izledim.

Sonra da yazımı yazmaya geldim işte.

Hafta içi boş bir günümde sağlık ocağına gidip bir tahlil yaptırmak istiyorum.

Hani sosyal medyada çok konuşuluyor ya.

Magnezyum, D vitamini, Bi vitamini falan.

Bakalım değerlerim nasılmış?

Magnezyum için doktor bir şey verirse en azından onu kullanırım.

Finansal özgürlük için, ek gelir getirecek işler yapmak lazımmış.

Bu ek gelirleri de yatırıma yönlendirmek gerekiyormuş.

Parayı çalıştırıp, para kazanmak yani.

Ek gelir getirecek işler neler olabilir?

Şimdi biraz bunları incelemem lazım.

Kişisel blog yazıları serisinde benim de tuzum bulunsun dersen yorum yapabilir ya da bir emoji koyabilirsin.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #151

 

Kişisel Blog Yazıları #151

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümü için aslında başka bir yazı yazmıştım. Ama beğenmedim yeni bir yazı yazdım. İşte o yazı da, bu yazı.

*Bugün yine finansal özgür olmak üzerine YouTube’dan videolar izledim. Finansal özgür olabilmem için daha kırk fırın ekmek yemem lazım.

*Alzaymır olan yaşlı bir teyze vardı. Vefat etmiş. Haberi duyunca kurtuldu dedik. Hem bakan kurtuldu, hem de kendisi. Bu dünyada her işini kendin görebilmen ve kimseye muhtaç olmamak büyük nimet.

*Kanal D’deki, Güller ve Günahlar dizisi sıkıyor artık beni. İlk başlardaki o heyecan kayboldu gitti.

*Bu akşam bizimkilerle konuşurken, “Artık çaydan da eskisi gibi tat alamıyorum” dedim. Bizimkiler de, “Bizim ağzımızın tadı yok” dediler. Bizim de ağzımızın tadı yok, yediğimiz içtiğimiz şeylerin de tadı yok.

*Bazen, hem tatil günümü en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum. Hem de doğru dürüst bir şey yapamadan tatil günümü yiyip bitiriyorum. Bu nasıl bir ikilemdir?

*Kişisel blog yazıları serisinde, hayatımdan birkaç noktaya değindiğim yazım da böylece bitti. Eğer bu yazımı sevdiysen yorum yapabilir, yorum yapamam dersen sadece emoji de koyabilirsin.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #150

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #152 

 

Kişisel Blog Yazıları #150

*Moral olarak hemen çabuk düşen ve çabuk yükselen bir yapım var. Bir davranış, bir sözden dolayı hemen modum düşer ve bunu yüzümden hemen fark edebilirsiniz. Kişisel blog yazıları serisinde biraz da kendimden bahsedeyim değil mi? Güncel konular hakkında yaz yaz, nereye kadar?

*Evet, söylemişlerdi. Mayıs ayının ilk haftası soğuk olacak diye. Bugün 1 Mayıs. Dışarıda yağmur var, hava kapalı ve soğuk. Kış gününden bir gün sanki. Kar da yağacak demişlerdi. Bakalım yağacak mı?

*İnsanın morali bozuk olduğunda hiçbir şey canı istemiyor. Ne bir şey yemek içmek, ne de bir yerlere gitmek. Yalnız kalmak istiyorum ben de. Uyumasam bile yatmak istiyorum. Uyuyunca geçer derler ya. Belki de yatmak istememin nedeni de odur.

*Google’ın yapay zekası Gemini, televizyonlara reklam vermiş. Bu akşam gördüm. Eskiden sosyal medya uygulamaları televizyonda reklama ihtiyaç duymazlardı. Şimdi işler değişti. Televizyona reklam verme işini de ilk olarak TikTok’da görmüştüm.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümünün de sonuna gelirken herkese iyi hafta sonları dilerim millet.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #149   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #151

 

Kişisel Blog Yazıları #149

*Kişisel blog yazıları serisindeki yazılar artık daha kısa olacak gibi. Uzun yazı yazmak biraz zahmetli oluyor ve çok kafa patlatmak gerekiyor.

*Yarın 1 Mayıs. İşçinin ve emekçinin bayramı. Yani, benim ve senin bayramın. Ama boş. İşçinin hakları törpülenirken ne bayramı?

*Erken seçim olacak söylentileri iyice ayyuka çıkmaya başladı. 2027’nin kasım ayında erken seçim yapılacağı iddia ediliyor. Siyaset ısınıyor.

*Bu arada mayıs ayının ilk haftası yurdumuz, soğuk hava dalgasına girecekmiş. Hatta kar bile yağabilirmiş. Mayıs ayında yağacak bir kara hazır mısınız?

*Bazen, nedenini bilmediğim bir şekilde hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.

*Geceleri, ışık kapalıyken televizyon izlemekten nefret ediyorum. Bu da şey gibi oldu. Hani bir tane şirin vardı. Her cümlesinde nefret ederim derdi. Adı gelmedi aklıma. Tıpkı onun gibi hissettim kendimi.

*Evet, bir gece daha bitti. Kişisel blog yazıları da bitti. Tabi bu akşamlık. Devamı gelecek. To be continued.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #148   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #150

Kişisel Blog Yazıları #148

*Kişisel blog yazıları serisinin bu yazısına Trump ile başlıyorum. Ağzında devamlı geveleyip duruyor. Uzaylılarla ilgili elinde belgeler varmış. Açıklayacakmış falan. Açıkla artık kardeşim. Bitsin bu gizem.

*Mesaj geliyor telefonuma. İphone’da indirim yapıyormuş telefon operatörüm. Kardeşim, ne kadar indirim yapsan da yine de çok pahalı oluyor İphone. Aslında alınan devasa vergiler olmasa bu kadar pahalı olmayacak. Ama işte burası Türkiye dediğimiz yerlerden biri de bu vergiler.

*Dünyadan başka bir gezegene gidip yaşama şansımız sıfır. Bakmayın yaşanır falan dediklerine. Şimdilik hepsi teori. Bazıları bu durumu, “Dünyaya hapsolduk” diye nitelendiriyor.

*Çirkin dizisindeki Ferhat karakteri, “Çocukken çok aç yattım. O yüzden şimdi yemek yemeyi seviyorum” diyor. Ahh ulan garibanlık, fakirlik. İnsanın çocukken o kadar hassas bir yüreği oluyor ki. O yüreği inciten şeyler bir ömür boyu unutulmuyor.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümü biraz kısa oldu. Ama hiç yazmamaktan iyidir değil mi?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #147   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #149