Kişisel Blog Yazıları #181

Kişisel blog yazıları için yeni bir yazı yazmadan kesinlikle güne başlayamam. Şaka şaka. Nerede o günler? İş/güç var. Ancak akşamları yazabiliyorum yazıları. Sabah kahvaltıda beni bir sürpriz bekliyordu. Bizimkiler acuka yapmış. Bu sefer, güzel de olmuş. Çünkü her zaman tadı tutmayabiliyor. Çayın yanında da iyi gitti. Kardeşim Star’da, İstanbullu Gelin dizisinin tekrarını açmış. Sabah sabah hiç de bu diziyi çekemem. Diğer kanallara baktım. İzlenecek bir şey de yok. Sabahları hayat kurtaracak bir program, dizi, film falan bir şey lazım. Bizim çocukluğumuzda böyle miydi be? Çizgi filmler olurdu her kanalda. Seç beğen al. O zamanlar böyle çizgi film kanalları da yoktu. Kanal D, Show falan çizgi film yayınlarlardı. Hey gidi günler. İşe başladık. Sessiz sakin gidiyordu. Herhalde bugün rahat geçecek derken çağrılar bir gelmeye başladı. Çayımı içemedim, çayım soğudu. Sıcak çay, benim kırmızı çizgimdir. Çay soğuduğu zaman bir şeye benzemez. Çay gurusu gibi konuştum ama değil mi? Burası Türkiye. Bu ülkede yaşayıp da çay gurusu olmayan insan var mı ya? Gerçi son birkaç yılda kahve de baya atak yaptı şimdi inkar edemem. Adım başı kahveci açıldı neredeyse. Nusret bile kapiçino deyip sosyal medyadan paylaştı. Tamam da bu yazıyı nereye bağlayacağız şimdi? Hah, buldum. Siz hangi kahveyi seviyorsunuz? Benim tercihim kapiçino. Nusret dedi diye değil, yanlış anlaşılmasın. Kişisel blog yazıları serisinin bu yazılık da sonuna geldik ama benim de canım kahve çekti. Hadi kahve içmeye o zaman.

 

Kişisel Blog Yazıları #180

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısı için herkes toplandı mı? Tamamsak başlıyorum o zaman. Evet, bugün cumartesi olabilir ama ben çalıştım. Hem de baya güzel çalıştım. Hem de baya yoğun çalıştım. Hem de o kadar çok konuştum ki boğazım bile ağrıdı. Cumartesi gününün sonuna geldik ama bir de bana sorun. Küçük Emrah’a bağladım resmen. İşin şakası bir yana bugün gerçekten yoğundu. Akşam yemeğinde bizimkiler makarna yapmışlar. Güzel olmuş. Yanında yoğurt ile beraber güzel gitti. Haberler desen her zaman ki gibi moral bozucu. CHP’nin başına tekrar Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçeceğini kim bilebilirdi ki? Hayat resmen sürprizlerle dolu. Not: Sürprizler her zaman sevindirici olmayabilir. Kesin bilgi, yayabilirsiniz. Bizim burada yeni bir avm açılmış bugün. Millet akın akın gitmiş yeni açılan avm’ye. Daha tam kapasite değilmiş. Daha inşaat halinde olan yerler varmış. Bizim arkadaşın biri gitmiş, görmüş ve bana söyledi. Olay yerinden bildirdi yani. Yeni bir yer açılmaya görsün hemen izdiham oluyor. Milletimiz yeni açılan mekanları, avm’leri, kafeleri vs. seviyor. Yarın pazar ve fena planlarım var. Mesela doya doya uyumak. Böyle dediğime bakmayın. Uyunmuyor. Yarın arkadaşla buluşur, çay/kahve içeriz belki. Kişisel blog yazıları burada bitmiştir. Tabi ki devamı gelecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #179

Kişisel Blog Yazıları #179

Akşam işten geldikten sonra direk yatmıştım. Hem de yemek falan da yemeden. Kalktığımda saat 21.30 olmuştu. Bizimkilerin yanına gittim. Show TV’de, Kızılcık Şerbeti dizisinin sezon finalini izliyorlardı. Ben de koltuğa geçip diziyi izlemeye başladım. Annem, “Yemek yiyecek misin? Bir şeyler hazırlayayım mı?” dedi. “Yok anacım, gerek yok” dedim. Çayın yanında bisküvi yiyorlardı. Gittim kendime bir bardak çay koydum. Çayla beraber bisküvi yedim. Dizi reklam arasına girdi. Tekrar odama döndüm ve tekrar yatağıma yattım. Ama bu sefer uykum gelmedi. Kalktım. Sosyal medyada neler var, neler yok onlara baktım biraz. Sonra telefonu kenara bırakıp yatağa uzandım ve düşündüm. Blogda yazacak yeni konular bulmalıydım. Kişisel blog yazıları serisi bir şekilde devam etmeliydi. Uyuyup kalmışım.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #178

Kişisel Blog Yazıları #178

*Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını yazmaya başlamadan önce bizimkilerle Star’da, Sevdiğim Sensin dizisini izledim biraz. İzlerken de biraz da cips atıştırdım yanında da meyve suyu. Sonra da geldim buradayım işte. Bu yazıyı yazıyorum.

*İnstagram’ın şipşak fotoğraf uygulamasını denedim. Fotoğraf üzerinde hiçbir değişiklik yapamadan paylaşıyorsun. Çoğu kişi özelliği kapatmış bile. Yani görünen o ki, İnstagram’a şipşak fotoğraftan ekmek çıkmayacak.

*Neden bizim ülkemizde dinazor fosili çıkmıyor? Geçen bir videoda bu sorunun cevabını öğrendim. O zamanlar buralar sular altındaymış. Dinazorların yaşamasına uygun bir ortam yokmuş yani. O zamanlar buralar dutlukmuş der gibi oldu bu da.

*Mutlak butlan ifadesini ilk defa üniversitede hukuk dersi alırken duymuştum. O yüzden bu ifade benim için yabancı değil. Ama CHP’nin mutlak butlan davası sebebiyle bütün ülke olarak öğrendik artık. Hukuken yok hükmünde anlamına geliyor mutlak butlan. Yaşadığımız her olaydan sonra millet olarak her şeyi öğrenir olduk.

*Bir söze denk geldim internette. “Kahraman olmak kusursuz olmak değil, kendi hayatının sorumluluğunu almaktır” diye. O zaman şu soruyu soralım kendimize: Hayatımızın sorumluluğunu üstümüze alıyor muyuz?

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümünü hayata dair bir soruyla bitirdik. Yeni yazılarla, yeni sorularla serimiz devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #177   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #179

 

Kişisel Blog Yazıları #177

*Kişisel blog yazıları serisinin bu yazısına Orhan Pamuk’tan bir haberle başlıyorum. Yeni kitabı 15 Haziran 2026 tarihinde çıkacakmış. Ama deneme mi yoksa roman mı olduğu daha belli değilmiş. Denemeyi falan geç ya. Roman istiyoruz roman.

*Esra Erol’un sunacağı Var Mısın Yok Musun, Kurban Bayramı’nın ikinci günü başlıyormuş. Atv’de başlayacak olan yarışma bakalım reytinglerde ne yapacak?

*Mahkeme kararıyla CHP’nin başına tekrar Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Endişeyle izliyoruz işte olanları.

*Türk Dil Kurumu’ndan ödül alan ilk şarkıcı Tarkan’mış. Bunu ilk defa duydum. Şarkılarında deyim ve atasözlerine yer verdiği için bu ödülü almış. Örnek olarak Dilli Düdük şarkısı. Evet, hatırlar gibiyim. Bazıları sadece deyim ve atasözlerinden şarkı yapıyor diye eleştirmişlerdi onu.

*Yakın zamanda kaybettiğimiz İlber Ortaylı’nın doğum günüymüş bugün. Sen de gittin be hocam.

*Ankara’da 85 yaşındaki bekar bir kadın evlenmiş. “Kızlara tavsiyem: Umudunuzu kaybetmeyin kızlar” demiş. Her zaman dediğim gibi: Umut hiç bitmez.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümünde bolca konulara değinmiş olduk. Umarım bir çırpıda ve severek okumuşsunuzdur.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #176  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #178

Kişisel Blog Yazıları #176

*Kişisel blog yazıları için ne yazsam diye bakarken YouTube’da, “Yazmak için hiçbir zaman geç değil” başlıklı bir video gördüm. Daha sonra izle listesine kaydettim videoyu. İlk fırsatta izleyeceğim. Ama motive olmak için bile o başlığı okumak yetti.

*Arka Sokaklar, final kararı almış. Evet, yanlış duymadınız. Hiç bitmeyecekmiş gibi duran Arka Sokaklar dizisi için final kararı alınmış. Ama sonra bir haber daha geldi. Kanal D, eylül ayında karar verecekmiş dizinin durumuna. En sevmediğim şey belirsizliktir. Şimdiden karar ver abi. Niye eylül ayını bekliyorsun?

*Göksel açıklama yapmış. Aldatılmış. Aldatıldığını da çok geç fark etmiş. İnsana en çok koyan da bu geç fark etme durumu olsa gerek. Açıklamanın devamında da kız arkadaşlarıyla adamın helvasını kavurduklarını söylemiş. Terapi için güzel bir yöntem gibi duruyor. Siz ne dersiniz?

*ABD’de yapılan bir araştırmaya göre geçmişe mesaj göndermek teorik olarak mümkünmüş. Yıldızlararası filminde öyle oluyordu ya. Şöyle açıklamalar yaparak heyecanlandırmayın bizi birader. Bu tip şeylerin hiçbir zaman gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Ama yine de bunlar üzerine konuşmak güzel.

*Kişisel blog yazıları serisinin bu bölümüne son verirken sizleri sevgiyle selamlıyorum sevgili okur. Biliyorsunuz ki seri devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #175  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #177

Kişisel Blog Yazıları #175

*Bizim belediyenin 19 Mayıs için düzenlediği fener alayı vardı. Ona katıldık. Sonra dondurma yedik. Sonra da eve döndük. Eve geldiğimizde bizimkiler Atv’de, ABİ dizisini izliyorlardı. Onlarla beraber biraz ben de izledim. Sonra da geldim bu yazıyı yazıyorum işte. Bu yazıyı yazdıktan sonra da yatarım.

*Aselsan ve Türk Telekom, yerli akıllı telefon geliştirmek için bir araya gelmiş. 2027 yılına kadar seri üretime geçilmesi bekleniyormuş. Adı ne olacak, nasıl özellikleri olacak ve tutacak mı? Yeni şeyler heyecanlandırır beni hep. Bekleyip, görelim.

*İnstagram’a yeni özellik gelmiş. Fotoyu çekip, üzerinde hiç değişiklik yapamadan öylece paylaşıyorsun. Bu ne kadar tutar bilemedim. Sizce tutar mı? Yani kullanıcılar olarak biz beğenir miyiz?

*Tarkan sonunda beklenen açıklamayı yapmış. Milli takım için yeni şarkı yapmayacakmış. İşte bu be. Gaza gelip yeni şarkı yapmadı Tarkan. Helal olsun sana, helal olsun. “Bir Oluruz Yolunda” şarkısı zaten efsane olmuş. O yüzden yeni bir şarkıya hiç ihtiyaç yoktu.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #174  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #176