*Saat 23.25 geçiyor. Pazartesi günü bitti bitecek. Kişisel blog yazıları serisinde yeni bir yazı girme vakti. Nasılsın dostum? Bu biraz Amerikan filmlerindeki gibi oldu.
*Teyze
oğlu, üniversite zamanında arkadaşları ile çekilmiş fotoğrafları paylaştı
Whatsapp grubunda. Bizim yeğenlerden bir tanesi de fotoğrafları görünce, “Kim
bilir neredeler ve nasıl hayat yaşıyorlar?” dedi. Gerçekten öyle. Evlenip çoluk
çocuğu karıştılar belki. Hala evlenemeyip evde kalmış olabilir içlerinden
birisi belki de. Belki de çoktan bu hayattan kopup gitmiş olabilir
fotoğraftakilerden birisi. Hayat işte. Severim böyle düşünceleri.
*Bu
sabah bir uyandık saat 09.00 olmuş. Normalde o saatte kardeşimin çoktan işte
olması gerekirdi. Hemen kalktı, giyindi ve işe gitmek için yola koyuldu. Ben
mi? Ben gece vardiyasında olduğum için sorun olmadı. Ben uyumaya kaldığım
yerden devam etmek istedim ama olmadı. Bir kere uyanmıştım çünkü. Yatakta dönüp
durmak da istemedim mecburen kalktım.
*Fatih
Altaylı, bir tane YouTube kanalına konuk olmuş. Programı izlerken alnının iki
yanında bant gördüm. “Bunlar ne ola ki?” diye düşünürken cevabımı aldım. Çünkü
sunucu o bantlar hakkında soru sordu. Evet, beyinden ameliyat olmuştu Fatih
Altaylı. O ameliyattan kalma bantlarmış.
*İlber
Ortaylı vefat ettikten sonra Fatih Altaylı ve Celal Şengör ilk programlarını
yaptılar. Celal Şengör çok duygusaldı. “Kapı açılacak da elinde bastonuyla
İlber gelecek diye çok bekledim” dedi. Gerçekten çok seviyormuş İlber Hocayı.
Bu arada Celal Şengör de çok zayıflamış ve süzülmüş gibi geldi bana. Ayrıca bir
konu konuşuluyordu ama Celal Şengör sanki zorla konuşuyor gibiydi. Hiç tadı
tuzu yoktu. Sanki Fatih’e, “Ya Fatih, İlber gitmiş. Sen bana program
yaptırıyorsun” der gibiydi.
*Sosyal
medya diyeti diyoruz ya. Ben hep, İnstagram ve X diyeti olarak anlıyorum bu
diyeti. Hiç YouTube diyeti olarak anlamıyorum. Siz de böyle misiniz? Bu aralar
YouTube diyeti yapmaya başladım ben. Ama bilerek ve isteyerek değil. Canım
istemiyor. Mesela bugün bilgisayarı açıp da, YouTube’dan hiç bir video
izlemedim. Hiç de eksikliğini hissetmedim. Bakalım ne zamana kadar gidecek
böyle?
*Kişisel
blog yazıları deyince bence böyle olmalı. Biraz gündemden ortaya karışık, biraz
da kendinden. Hayat gibi işte. Bir günde neler konuşuyorsak, bu yazılarda da
onlar olmalı. O yüzden tek bir tema üzerinde ilerlemiyor benim yazılar. Daldan
dala denilen türden yazılara güzel bir örnek oluşturur bu yazdıklarım.
*Pazartesi
bitti, kişisel blog yazıları serisinin bu yazısı da bitti. Ama biliyorsunuz ki,
seri devam edecek.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #136