Kişisel Blog Yazıları #100: Yoğunluk, salata ve gidenler

Bugün çok yoğundu. Resmen nefes alamadık. O kadar çok aradı ki müşteriler. Haftayı kapattık ama pestilimiz de çıktı. Kanal D’de, Arka Sokaklar’ı izledik. Annem, çoban salata yapmış. Salatanın görünüşünden çok güzel olduğu belliydi resmen. Yiyince de yanılmadığımı anladım. Ya zaten bir yemek, yiyecek, salata artık neyse. Görünüşünden belli ediyor kendini. “Bu çok güzel olmuş belli” diyorum ve yanılmıyorum. Altın ve gümüş çakılmış. Bir yerden sonra çakılacakları belliydi. Acayip yükselmişlerdi çünkü. Dün haberlerde gördüm. Bir kadın kuyumcuya çeyrek altın almaya gitmiş. “Bir saattir sırada bekliyorum ve hala da gelmedi” diyordu. Tam bir çılgınlık hali yani. Fatih Ürek, günlerdir yoğun bakımdaydı. Bu akşam haberi geldi. Hayatını kaybetmiş. Hadi Hadi adlı şarkısı çıktığı dönemde resmen patlamıştı. Zamanı gelen gidiyor işte.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #99: Şarj olmam lazım

Kişisel Blog Yazıları #99: Şarj olmam lazım

Uykum var. Dün akşam doğru dürüst uyuyamadım. Erken yatsam iyi olacak. Dün akşam TRT 1’de, Manchester City- Galatasaray maçını izledik. 2-0 yenildik. Uykusuz kaldığımıza değmedi. İş desen, bugün yoğundu yine. Uykusuzluğa, iş yorgunluğu da eklenince pilim bitti. Şarj etmem lazım kendimi. Biz insanların da şarj olma yöntemi: Uyumak. Bu arada uyumak niye var ki? Bunun hikmeti ne ola ki? Perşembe akşamları televizyonda bir şey yok zaten. Bir şey yok derken, dizi anlamında bir şey yok yani. Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyoruz biz de.  Altın ve gümüşten sonra şimdi de bakır popüler oldu. Millet neye yatırım yapacağını, neyden alacağını şaşırdı. Bir tanesi sosyal medyada, “Periyodik cetvelde ne varsa satıyorlar” demiş. Hakikaten doğru ha.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #98: Hafta sonunu bekleyerek ömür mü geçer?

Kişisel Blog Yazıları #98: Hafta sonunu bekleyerek ömür mü geçer?

Bugün baya yoğundu ya. Konuşa konuşa bi hal oldum. Akşam kanal D’de, Eşref Rüya’yı izledik. Aslına bakarsan başka da bir şey yok. Sıradan, rutin günlerden biriydi. Çarşambayı bitirmek güzel. Hafta sonuna kaldı iki gün. Bir ihtimal, hafta sonu iş arkadaşlarıyla buluşup çay/kahve içebiliriz. Adıyaman diye hatırlıyorum ama yanlış da hatırlıyor olabilirim. Göbeklitepe’deki T sütunlarına benzer sütunlar bulunmuş. Bu büyük bir keşif bence. İki ilin arasındaki bağlantı ne acaba? Bununla ilgili yakında YouTube videosu çekerler. Heyecanla bekliyorum. Heyecan demişken. Galiba benim hayatımda heyecan yok ya. Günler öylesine, sıradan ve rutin geçiyor işte. Siz de böyle hissediyor musunuz? Hafta sonunu bekleyerek ömür mü geçer arkadaş. Ama geçiyor işte.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #97: Salı Gününden Dağınık Notlar   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #99: Şarj olmam lazım

Kişisel Blog Yazıları #97: Salı Gününden Dağınık Notlar

Bizimkiler mercimek çorbası yapmış. Tatsız tuzsuz. Sonradan tuz ekleyince de aynı tadı alamıyorsun. Tuz atıyorum atıyorum bir türlü tuzlu olmuyor. Bu nasıl bir şeydir? Tuz attıkça tuzu emiyor sanki çorba.

Babamla, Ruhi Çenet’in, Hong Kong’daki tabut evler videosunu izledik. Yarısında kapattırdı. Biraz rahatsız edici bir videoydu. İnsanlar gerçekten o küçücük yerlerde nasıl yaşıyorlar? Zor bir yaşam. Ama insanın yapısı böyle. Her zorluğa alışıyor.

Atv’de, ABİ dizisini izledik. İlk başta dizinin tutmayacağını düşündüm ama şimdi dizi akıp gidiyor. Yani izleniyor, izletiyor.

Kız kardeşim, daha önceleri pastilin hiçbir işe yaramayacağını düşünürmüş. Ama şimdilerde her zaman yanında bir pastili var. “Düşündüğüm gibi değilmiş. Boğazımı rahatlıyor” diyor.

Nihilist penguen hakkında yapılan videolar bitmiyor. Penguen Sivas’a gidiyormuş, Düzce’ye gidiyormuş gibi bir sürü video yapıldı. Bir tane video da da kadın, penguene dolma yedirmeye çalışıyor. “Ye de öyle git, nereye gideceksen” diyor. Ulan nihilist penguen. Kalplerimize dokundun be. Artık penguenler benim için sıradan hayvanlar değiller. Bundan sonra ne zaman bir penguen görsem aklıma hemen nihilist penguen gelecek.

Altından sonra gümüş de patladı. Şimdi de bakır patlayacak diyorlar. Dünyadaki belirsizlik ortamı kıymetli madenlere akın başlattı resmen. Herkes yatırım aracı olarak kıymetli madenlere yöneliyor.

Kardeşimin aldığı pastilden ben de attım ağzıma bir tane. Acı geldi. içeriğine baktım. İzmir kekikli, Afrika sardunyalı diyor. Bu nasıl bir karışımdır abi?

Öyle böyle salı gününü de bitirdik. Gelsin çarşamba günü. Yani hafta ortası.

Finansal özgür olmanın yollarını araştırın ve finansal özgür olun millet. Her sabah işe gitmek zorunda kalmayın. Ben daha finansal özgür olamadım. Mesele zengin olmak değil, finansal özgür olmak. Ulan bu da nereden çıktı şimdi? Hiç aklımda yoktu bu konuyu değinmek ha. Neyse, demek ki bunu da yazmam gerekiyormuş.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #96: Pazartesi ve turşu

 *Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #98: Hafta sonunu bekleyerek ömür mü geçer?

Kişisel Blog Yazıları #96: Pazartesi ve turşu...

Bir pazartesi gününü daha geride bıraktık. Çalsın davullar. Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Yeni bir haftaya başladığımıza göre, haftanın yarısını bitirmiş sayılırız. Hayata biraz felsefe katmak lazım değil mi? Kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izledik. Boran, komada yatarken ne güzeldi. Adam bir uyandı. Cihan ve Alya’nın başına bela oldu. Barbunya yapmışlar bizimkiler. Yanında karışık turşu yedim. Marketten alınmış turşu işte. Ne tat var, ne tuz var. Turşu mu turşu işte. Hani Adile Naşit ile Münir Özkul kavga ediyorlardı ya filmde. Turşu suyunun iyisi neyle olur diye. İşte onların dükkanlarındaki turşu, has turşulardır. İşte onların dükkanlarındaki turşular, organik turşulardır. Şimdi nerede öyle turşular? Turşu falan derken bir yazının daha sonuna geldik millet. Kişisel blog yazıları serisine bir yazı daha ekledik. Serinin yeni yazısı için yarın yine buradayız.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #95: Nihilist penguen, devamlı uyuyan romankarakteri ve birkaç günlük not daha  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #97: Salı Gününden Dağınık Notlar

Kişisel Blog Yazıları #95: Nihilist penguen, devamlı uyuyan roman karakteri ve birkaç günlük not daha

Bugün tüm sosyal medyada nihilist penguen vardı. Dünyada viral oldu. X ve İnstagram’da her yerde o vardı. Kolonisini bırakıp, yaşamayı bırakıp, dağlara giden o penguen. Hele o son bakışı yok mu. Beni derinden etkiledi. Onun dışında sıradan bir pazar günüydü. Bir haftadır kitap okumuyordum. Sonunda sahalara döndüm. Bir 10 sayfa da olsa kitap okudum. Akşam Kim Milyoner Olmak İster’i izledik. Yarın yine iş var. Yine mi pazartesi? Saçlarım baya uzamıştı. Saçlarımı kestirdim. Kafam ferahladı resmen. Bu kadar mı fark eder? Şu an okuduğum kitaptaki karakter gibi olmak isterdim. Uyanıyor. Yaşadıkları hakkında düşünüyor. Sonra yorulduğunu hissedip tekrar yatıyor. Uykuyu merkeze alan bir hayat resmen. Uyku candır, gerisi heyecandır. O zaman iyi uykular herkese. Kişisel blog yazıları serisinde bir haftanın daha sonuna geldik böylece. Yarın, haftanın ilk yazısıyla görüşmek üzere.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #94: Ya gereğini yap, ya da vicdan yapma   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #96: Pazartesi ve turşu

Kişisel Blog Yazıları #94: Ya gereğini yap, ya da vicdan yapma

*Hayatta ikilemde kaldığım konular oluyor. Bugün yine onlardan biri takıldı aklıma. Ya dedim niye bunu kendine yük ediyorsun Cem? Ya gereğini yap, yapmıyorsan da konuyu kapat ve vicdan yapma.

*Her zaman içtiğim kapiçino bugün gitmedi, içemedim. Dubai cup diye bir tatlı söyledim. İlk defa yedim, onu da beğenmedim. Sonra çay söyledim. Onun da tadını bulamadım. Bugün benim ağzımın tadı yoktu herhalde.

*Bugün bir arkadaşım dedi ki, “Benim fazla para da gözüm yok. Azıcık aşım kaygısız başım” Bence de mutluluğun formülü bu. En azından benim için.

*Kanal D’de, Güller Ve Günahlar dizisini izledik. Saat 23.18 oldu. Bir cumartesi gününün daha sonuna geliyoruz. Şimdiden iyi pazarlar ve bol güneşler.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #93: Gündemin kenarından notlar  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #95: Nihilist penguen, devamlı uyuyan roman karakteri ve birkaç günlük not daha