ÜÇ AYLIK ŞEKER ORTALAMASI…
Bir
arkadaşımın yaptırdığı kan tahlilinde üç aylık şeker ortalaması yüksek çıkmış. Dahiliye
doktoruna yönlendirmişler. Şeker hastalığı olabilir diye. Cuma günü tahlil
yapılmış. Doktor, yarın sonuçlara bakacakmış. Daha dün çocuktuk. Lise sıralarında
beraberdik. Yaş ilerledikçe hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. Yaşımız da daha
40 yani. Öyle çok yaşlı da değiliz.
SADECE 6 DOLAR…
Bir
arkadaşım, bir yapay zeka için ücretli üyelik almış. Çok işine yarıyormuş. 6
dolarmış ücreti. Neye vermiyoruz ki diyor.
BASİT BİR ŞEYİ DİKKATE ALMAYINCA…
Otobüste
giderken, otobüsün şoförü yanındaki yolcuya dert yanıyor. “Debriyajla ilgili
bir sıkıntı var. Basit de bir şey. Ama yapmıyorlar. Daha fazla zarar çıkacak”
diyor. Yolcu da, “Sen durumu söylemişsin. Senden çıkmış” diyor. Biz millet
olarak böyleyiz ya. Ufak tefek şeyleri zamanında çözmüyoruz sonra da dağ gibi
büyük bir sorun olarak karşımıza geliyor.
KIZAN ÇALIŞANLAR…
Kafeye
gittik. Arkadaşla oturuyoruz. Siparişimizi verdik. Arkadaş diyor ki, “Şimdi
sipariş verdik diye de kızmışlardır” diyor. “Kesin kızmışlardır” dedim. Çünkü hepimiz
yoğunluk olmadan, bir an önce mesai bitsin diye bekliyoruz. Her yeni gelen
müşteri o nedenle can sıkar. Olayın müşteri ile alakası yoktur bu arada. Olay:
İşini sevmemek olabilir, işini sevip maaşın az olması olabilir, çalışma
şartlarının ağır olması olabilir falan filan.
RİCKY MARTİN, İSTANBUL KONSERİ…
Ricky
Martin, İstanbul’da konser vermiş. Arkadaşa söyledim. “Hala şarkı söylüyor mu o
adam?” dedi. “Evet, söylüyormuş lan” dedim. Efsane olan Dünya Kupası şarkısı
ile tanımıştım onu. Yıl 1998.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #236: Hayalindeki mesleğe kendini adamak