Kişisel Blog Yazıları #74: Biraz şiir, biraz televizyon, biraz da yapay zeka...

Ahmet Kutsi Tecer şiirlerinden birkaç tanesini okudum bugün. Çok hoşuma gitti şiirleri. Başbaşa, Besbelli, Ölü ve Selam Olsun şiirlerini beğendim. Bir de hani hepimizin bildiği bir şiir vardır. Orda Bir Köy Var Uzakta. İşte bu şiir de onunmuş.

Beyaz’la Joker, tutar mı?

Akşam kanal D’de, Beyaz’ın yeni başlayan yarışma programı Joker’i izledik. Beyaz’ın esprilerini özlemişim ama bu program devam etmez. Beyaz, bu yarışma programını sunmayı nasıl kabul etmiş, anlamıyorum. Eğer ben bir bilgi yarışması izleyeceksem, Kim Milyoner Olmak İster’i izlerim. Taklitleriyle zaman kaybetmem.

Bikini Giydir komutuna engel…

X’in yapay zekası bu sefer, fotoğraftaki kişilere bikini giydirmesi ile gündemde. Komut veriyorsun, fotoğraftaki kişiye bikini giydiriyor. İlk başta çok makarası yapıldı ama sonradan işin tadı kaçtı. Bikini giydir komutları, Türkiye’den erişime engellenmiş. Bence yerinde bir karar. İnsanların izni olmadan fotoğrafları üzerinde oynamalar yapmak hiç hoş değil, ahlaki değil ve de hukuki de değil.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #73: Sıradan bir cumartesi...

Kişisel Blog Yazıları #73: Sıradan bir cumartesi...

Evet, bir günü daha sonlandırmak için buradayım. Aslında bir çok şeyler yaptım. YouTube’da videolar izledim. Televizyonda bir şeyler izledim. Ama onlardan bahsetmek gelmiyor içimden. Sıradan bir cumartesi günüydü işte. Evde geçen günlerden biriydi. Ama durun, okuduğum kitaptan bahsedeyim. Düş Kesiği kitabını okumaya devam ediyorum. Bu roman hakkında ne demeliyim bilmiyorum. Bir adamın sanrıları denebilir. Sevmediğim roman tarzı bu. Ama hemen bırakmak istemiyorum bu sefer. Gittiğim yere kadar gideceğim. Sonunu nereye bağlayacak bakalım yazar. YouTube’da izlediklerimden bahsetmeyeceğim dedim ama. Bundan bahsetmeden olmaz. Tarih Obası kanalında Ceren’in, Lale Devri’ni anlattığı videonun ilk 20 dakikasını izledim. Ceren, gerçekten ilgi çekici anlatıyor. Müsait zamanda kaldığım yerden devam edeceğim. O zaman yarın, yani pazar günü görüşmek üzere.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #72: Nejat İşler uygun mu, CMXXIV neden şimdi konuşuluyor?

Kişisel Blog Yazıları #72: Nejat İşler uygun mu, CMXXIV Neden Şimdi Konuşuluyor?

Ahmet Ümit’in, İstanbul Hatırası kitabı dizi olacakmış. Başkomiser Nevzat rolü için de Nejat İşler’e teklif götürülmüş.

Bu rol için Nejat İşler uygun mu bilemedim. Eğer teklifi kabul edip oynarsa, bi izleriz, değerlendiririz. Niye tereddüt ettim derseniz.

Nejat İşler’in özel hayatında evlilikle, çoluk çocukla işi olmaz. Adamın kendi tercihi. Ama Başkomiser Nevzat, evliydi ve çocuğu vardı.

Kendi kafamda hayata böyle bakan birinin, evlenmiş, çocuğu olmuş ve onların acısını çeken bir adam rolünü oynayacak olması oturmuyor. Belki de saçmalıyorum. Neyse işte.

Taşacak Bu Deniz: Sevdiğim replikler…

Taşacak Bu Deniz dizisinin sevdiğim tek şey replikleri: “Esme, esme da” diğeri de “Koçari, geber da”

Diziyi neden sevmiyorum peki? Somut bir şey söyleyemem. Diziyi izlerken sıkılıyorum.

Bazı sahneler olması gerekenden çok uzatılıyor falan işte. Bir türlü yıldızımız uyuşmadı işte.

Cem Yılmaz’ın CMXXIV gösterisi ne zaman başladı?

Cem Yılmaz’ın, CMXXIV adlı gösterisi yılbaşı gecesi Netflix’te yayınlandı. Bugün 2 ocak. İki gündür Cem Yılmaz’ın bu gösterisi konuşuluyor.

Akıllarda tek soru: Cem Yılmaz’ın bu gösterisi ne zamandır var? Tüm Türkiye, bu gösteriyi izlememiş. Yılbaşı akşamı izlemiş.

Yani demişler ki, “Yılbaşı akşamı Netflix yayınlar nasıl olsa, bekleyelim. Olur da yayınlamazsa o zaman nereden izleyeceğimizi düşünürüz” demişler. Benim anladığım bu.

Gösteriyi ne zamandır sergiliyor patlamamış, yılbaşı akşamı yayınlanınca gösteri patlıyor. Yani Cem Yılmaz, gösterinin ekmeğini asıl şimdi yiyecek, yiyor.

Gösteri ne zaman başlamış diye de baktım. 7 Şubat 2024 tarihinde başlamış.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #71: Yılın İlk Gününden Notlar…         

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #73: Sıradan bir cumartesi...

 

 

 

 

Kişisel Blog Yazıları #71: Yılın ilk gününden notlar...

Bu akşam Show TV’de, Tur Rehberi filmini izledik. TV’de ilk kez yayınlandı. Filmin başrollerinde Cem Gelinoğlu ve Eda Akalın var. Film, ilk çıktığı zamanlarda fragmanını izlemiş ve beğenmemiştim. Sırf o nedenle filmi izlememiştim. Ama kardeşim daha önceden izlemiş ve beğenmiş. “Gel izleyelim, sen de beğenirsin” dedi. İzledim ve beğendim. Merhaba, ben Cem. Bloğuma hoş geldin. Kişisel blog yazıları serisinin yeni bir yazısını okuyorsun şu anda. Bu seride kendinden parçalar bulursun umarım.

NEDEN YENİ YIL MESAJI GÖNDERMEDİM?

Bazı arkadaşlarıma yeni yıl mesajı atmaktan çekindim. Çünkü bazılarının bu konuda hassasiyeti olabilir. Daha önce bu konu üzerine hiç konuşmamıştık. O nedenle yeni yıl mesajı atmadım onlara.

OLMADI GROK…

X’in yapay zekası Grok beni hatırlamıyor. Şöyle ki: Daha önceleri yazdığımda hemen beni tanıyordu ve selam Cem diyordu. Şimdi ise hatırlamıyor. Nedenini sordum. Böyle programlanmış. Olmadı Grok dedim. Her zaman sana aynı şeyi anlatmam. Olmadı Elon Musk. Buna bir ayar çek. Böyle giderse bir daha Grok’u kullanmam. Elon’un da çok da umurunda değil mi?

O ZAMAN YIL BOYU YATACAK MIYIM?

Yılın ilk gününü nasıl geçirirsen, yılın geri kalanı da öyle geçermiş. Yılın ilk günü yani bugün işte çalışmadım. Yılın geri kalanında işte çalışmayacağım o zaman doğru mu? Rüyalar gerçek olsa değil mi?

2026 NE SÜRPRİZLER HAZIRLIYOR ACABA?

Evet, bir şekilde yılın ilk gününü geride bırakıyoruz. Bakalım 2026 hayatlarımıza neler getirecek?

Kişisel blog yazıları serisinde yarın akşam neler getirecek bakalım?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #70: Hoş geldin 2026…                          

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #72: Nejat İşler uygun mu, CMXXIV  neden şimdi konuşuluyor? 

Kişisel Blog Yazıları #70: Hoş Geldin 2026...

Hoş geldin 2026. Umarım bize 2025’i aratmazsın. Kişisel blog yazıları serisinde 2025’in son yazısı ile buradayım. Ben Cem. Bloğuma hoş geldin.

Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’in yılbaşı özel bölümü vardı. Geceye bu programla başladı. ilk iki konuk: Ali Congun ve Seda Sayan’dı. Onları izledik. Sonra TV8’e geçtik. O Ses Türkiye Yılbaşı Özel programına. Jüri: Hadise, Murat Boz, Gupse Özay ve Giray Altınok’tu. İyi mi iyi işte. İzlemek adetten olmuş.

Saat 23.32 oldu. Artık 2026 için son 28 dakika. Bazıları eleştirmiş. Bu kadar anlam yüklemeyin falan. Sadece yıl değişecek cart curt. Milletin bi yılbaşı heyecanı var. Onun içine de turp sıkmayın. Biz de biliyoruz. Diğer günlerden farkı yok. Bu akşamın da, yarın akşamın da. Maksat muhabbet olsun. Hayatımıza bir gecelik de olsa renk olsun.

Bu arada, Güray Süngü’nün, Düş Kesiği adlı kitabını okumaya başladım. Oğuz Atay Roman Ödülü’nü almış. Umarım Oğuz Atay’ın, Tutunamayanlar kitabı gibi değildir. Çünkü o kitabı, iki kere yarıda bırakmıştım. Bi 25 sayfa okudum. Evet, Tutunamayanlar’a benzer bir tarzı var. Ama devam etmemi engelleyecek, anlaşılmaz bir yanı yok. En azından şimdilik.

Gizli Sayılar filminin son 20 dakikasını bugün izledim. Son 20 dakikası iyiydi ve heyecanlıydı. Böylelikle uzun bir aradan sonra film izlemiş oldum.

2026, ülkemize güzellikler getirsin. Kaybolmaya yüz tutmuş olan umudumuzu tekrar yeşertsin. Tabii ki olmazsa olmazlarımız. Sağlık, para, huzur, aşk vb. Her şeyin gönlünüzce olduğu bir yıl olsun.

Kişisel blog yazıları serisinde 2026’nın ilk yazısı ile yarın akşam görüşmek üzere.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #69: Bir Yıl Daha Yaşlanırken…                      

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #71: Yılın ilk Gününden Notlar...

Kişisel Blog Yazıları #69: Bir Yıl Daha Yaşlanırken...

Dışarıda rüzgar var. Saat 22.10 geçiyor. Günlerden salı. Yarın, 2025 yılının son günü.

Babam, “Bir yaş daha yaşlanacağız” dedi. İnsan belli bir yaş aldıktan sonra her yılbaşına böyle bakıyor herhalde.

Kişisel blog yazıları serisinde 2025’in son iki yazısından birini okuyorsun şu anda. Diğeri de yarın akşam yayında olacak. Okumak istersen beklerim. Bloğuma hoş geldin.

Beşinci Kuşak kitabını sonunda bitirdim. Bu kitapta aşk da var, bir çocuğun okumak için verdiği mücadele de. Yılın bu son kitabını ben beğendim. Yılı böyle bir kitapla bitirmek güzel oldu. Bu arada kitapta anlatılarlar gerçek bir hikayeye dayanıyor. Zaten kitabı yazan da kahramanımızın kendisi.

Akşam televizyonda bir şey yoktu. Kanal D’de, Kemal Sunal’ın, İnek Şaban filmi vardı. Onu izledik. Normalde Kemal Sunal’ın sevdiğim filmlerinden biri değildir. Ama bir şey olmayınca mecbur izledik.

Birkaç gündür yine doğru dürüst uyuyamıyorum. Sanki hiç uyumamış gibi kalkıyorum. Ondan sonra gün içinde de esneye esneye bir hal oluyorum.

Dünden, Gizli Sayılar filminin son 20 dakikası kalmıştı. Sıkılıp son 20 dakikasında kapatmıştım filmi. Söz de onu izleyecektim bugün. İzlemek içimden gelmedi. Gereksiz uzatmışlar filmi.

Yazı bittikten sonra ışığı kapatıp yatarım ben de. Dışarıdaki rüzgar sesiyle beraber düşünürüm. Bugünümü, yarınımı falan. Böyle düşünmek iyi geliyor.

Bazen çok uyuşukluk ediyorum, salıyorum kendimi. Hiçbir şeyi umursamıyorum. “Boşver” diyorum.

Kişisel blog yazıları ile sizlerle paylaşıyorum içimdekileri. Yarın akşam, 2025’in son yazısı ile paylaşmaya devam edelim o zaman.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #68: Ayazlı bir gece yazısı…                            

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #70: Hoş geldin 2026...

 

Kişisel Blog Yazıları #68: Ayazlı bir gece yazısı...

Kar yağışı durdu ama fena ayaz var. Ayaza çekiyor derler bizim burada.

Kişisel blog yazıları serisi yoluna devam ediyor. Hoş geldin.

Yılbaşı haftası olduğu için dizilerin yeni bölümleri yok. Bu akşam normalde kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izlerdik. Ama onun yerine Derinlerdeki Dehşet diye bir yabancı film koymuşlar.

Kanalların genelinde yabancı filmler var zaten. Atv’de, Jackie Chan’in ilk defa gördüğüm, Kızıl Hare adındaki filmi vardı. Onu bıraktık en son. Hiç yoktan iyidir. Ama ne yaşlanmış Jackie Chan be.

Beşinci Kuşak kitabına devam ediyorum. Artık son sayfalara doğru yol alıyorum. Sonu nasıl bağlanacak bakalım.

Düzce’de ve 10’dan fazla ilde okullar tatildi bugün. Kardeşime dedim, “Okullar tatil de sizin iş niye tatil olmuyor?” diye. “Biz, okul değiliz” diyor. Maksat muhabbet olsun işte.

Bir kız arkadaş, şimdiden üzümleri hazırlamış. Yılbaşı gecesi masanın altına geçip dilek tutacakmış. Geçen seneye kadar yoktu böyle bir şey. Yoksa vardı da benim mi haberim yoktu? Size sorayım: Daha önce var mıydı böyle bir şey?

Hidden Figures- Gizli Sayılar adındaki filmi izledim. Son 20 dakika kala kapattım. Sıkıldım. Yarın son kalan 20 dakikayı da izlerim.

Yapılan bir araştırmaya göre son 10 yılda, insanların yeni yıl heyecanı azalmış. Ne bekliyordunuz ki? Zombi saldırısı ve uzaylıların gelmesi dışında her şey oldu.

Kişisel blog yazıları bu akşam da bitti. Yarın akşam görüşürüz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #67: Gündemden aklımda kalanlar…          

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #69: Bir Yıl Daha Yaşlanırken...