Bugün çok yoğun bir gündü. Müşteriler bugün durmadılar. Aradılar da aradılar. Konuşmaktan boğazım aradı. Ara ara su içip, ıslattım boğazımı. Çünkü bir eğitmenimiz öyle demişti.
Merhaba
ben Cem. Kişisel blog yazıları serisini okuyorsun şu an. Hoş geldin.
Bir
arkadaşım, bu seriden bir tane yazımı okumuş. “Günlük tarzı yazmaya
başlamışsın. Bu daha güzel oldu” demiş. Evet, ben de beğeniyorum. Ama her zaman
günlük tarzı yazamıyorum. Sıkılıyorum. O yüzden farklı farklı tarzlar denemeye
çalışıyorum.
Mesela
dün akşam, kısa bir hikaye yazdım. Bana göre komik bir hikayeydi yazdığım. Zira
ben hikaye yazarı olsam, galiba böyle komik şeyler yazardım.
Bu
akşam bizim evin hemen karşısında asker eğlencesi vardı. 2-3 saatlik. Asker
çocuğa kına yakıldı. En sonunda da askeri, havaya atıp tuttular. Neyse ki bir sakatlık
çıkmadı. Çocuk, sağ salim yere indirildi.
Bu
ara bloglara bakıyorum da. Yorumlarda bir hareketlilik var. Her açtığım blog
yazısında, 15-20 yorum görüyorum. Seviniyorum böyle olunca. Yaşasın bloglar.
Bana
yorum yapmış olan blog arkadaşlarımın yazılarına döndüm. 10-15 blog vardı
herhalde. Yazıları okuyup, yazılara yorum bırakmak yaklaşık bir saat sürdü. Ben
yavaş okuyorum ya. Kelime kelime okuyorum.
Okulda
yapılan hızlı okuma yarışmalarında da pek iyi değildim pek. Bizim bir teyzeoğlu
vardı. O baya hızlı okurdu.
Kişisel
blog yazıları serisi bu akşam da perdelerini kapatıyor efenim. Sağlıcakla
kalın.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #77: Gece 3’te İşlenen Suç: Bisküvi Pastası…