Kişisel Blog Yazıları #290

*İnstagram’da, 10 yıl önceki fotoğrafını paylaş akımı başlamış. Ben nedense fotoğrafımı paylaşmayı sevmiyorum. O yüzden bu akıma katılamıyorum. Kusura bakma İnstagram. Ama akıma katılan arkadaşlarımın 10 yıl önceki hallerine merakla bakıyorum.

*Bu akşam kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izledik. Alya başkasıyla evlendi, Cihan başka bir kadınla nişanlandı. Hani birbirlerini çok seviyorlardı. Artık dizi biraz saçmalamaya başladı diyebilir miyiz? Artık bu sene bitirin diziyi. Daha da zorlamayın bence.

*Milletin gözü kulağı kademeli emeklilikte. Seçime yakın çıkma olasılığı yüksek gibi bence. Bu gidişle ülkede emekli olmayan bir kişi bile kalmayacak. Elini sallasan emekliye çarpacaksın. Ama şöyle bir şey olacak: Hem emekli, hem çalışan kaynayacak her yer. Emeklilik maaşı, ek gelir gibi bir şey olacak.

 

 

Kişisel Blog Yazıları #289

*Ahmet Çakar’dan büyük iddia: “Uzaylılar, Tesla ve Da Vinci gibi isimlerin beynine girip ileri teknolojiyi insanlığa sundu” Bu gibi iddialar hep gündemde. Özellikle eski dönemler için. Mesela Göbeklitepe için. Ama Tesla ve Da Vinci iddiasını ilk defa duydum ve şaşırdım.

*Elon Musk açıklama yapmış ve Mars’ın, Amerika’nın bir parçası olacağını söylemiş. Amerika’nın yeni eyaleti olacak yani öyle mi? Biz  de de il sayısı 100’e çıkacak ne var yani. Amerika bizi kıskanıyor.

*Son haberde ilginç bir haber. Bir tane sinema zinciri, 30 tane sinema aşığı kişiyi hipnoz edip en sevdikleri filmi unutturacakmış. Sonra o filmi tekrar izlettirip sanki ilk defa izlemiş hissi yaşatacaklarmış. Mesela Matrix gibi. Hipnoz işi sakat iş ya. Filmden zevk alacağım diye insanın başına başka bir iş gelir falan. Hiç girmeye gerek yok böyle toplara.

Kişisel Blog Yazıları #288

*Şimdi de kovada waffle, popüler olmuş. Millet olarak her şeyi kovaya koyma merakımız nedir abi? Kovada pilav, kovada tavuk, kovada waffle. Bir gün her şey kovaya girecek bu gidişle. Mesela kovada kuru fasulye, kovada tantuni falan.

*Bizim burada otobüsler 70 liradan 90 liraya çıktı. Düz hesap 100 lira yaparlar diye düşünüyorduk ama 90 lira yaptılar. 100 lira yapmak için yeni yılı ve asgari ücreti bekleyecekler herhalde.

*Ülkemizde 15 yaş altına sosyal medya açma yasağı bugün başladı. Üç çocuğu olan bir abimiz var. “Devletin yerinde olsam İnstagram, Tiktok ne varsa hepsini kapatırım. Sadece Whatsapp yeter. Mesajlaşıyorsun, görüntülü de konuşuyorsun. Daha ne olsun. Milletin ahlakını bozdu bunlar” diyor.

Organize İşler'den başka şeyler yaz be abi.

Organize İşler: Karun Hazinesi dizisi Netflix’te yayınlandı. Dizi hiç beğenilmedi. IMDB’de 2,5 puan almış. Sanki Yılmaz Erdoğan, Organize İşler’i çok zorluyor gibi. Başka iş yap abi. Neden Organize İşler’e bu kadar takıyorsun? Bir Demet Tiyatro gibi bir şeyler yaz. Bir aile dizisi yani. Gerçi şimdi haksızlık etmeyeyim: İnci Taneleri’ni yazdı. O da bir aile dizisiydi. Ama iç karartan cinsten. Bize, Bir Demet Tiyatro gibi iç açıcı bir aile dizisi lazım. Komedi dizisi yani.

 

Kişisel Blog Yazıları #287: Mini Günlük (9-12 Ekim 2026)

09.10.2026

*Show TV’de, Kızılcık Şerbeti’ni izledik. Ünal ailesi, şirketi batırdı. Şimdi fakir mi olacaklar yani? Zenginlikten fakirliğe düşmek de insanı psikolojik olarak sarsar be. Peki ya sizce?

*Galatasaray bu akşam evinde zor zahmet Kasımpaşa’yı 3-1 yendi. Salı akşamı Barselona ile oynayacağız. 4-5 tane gol yemeden bitirsek bari maçı. 2-0/3-0 yenilmeye razıyım ben.

*Trump, Elon Musk’a ödül vermiş. Ayrıca Elon Musk’ı bugünün Tesla’sı olarak tanımlamış. Bunların araları bozuk değil miydi? Ne ara barıştılar da hatta Trump, ödül bile verdi? Bir dargın, bir barışık ilişki onlarınkisi.

10.10.2026

*Kanal D’de, Güller ve Günahlar dizisini izledik. Bu sene nasıl devam ettirecekler diye düşünüyordum ama biraz izleyince yine gideri var ve izlenir.

*Bizim burada panayır varmış. Ona gittik. Panayır deyince öyle çok şey de beklemeyin. Bizim burada kurulan salı pazarının aynısı. Giysi, ayakkabı ve tencere falan var işte. Değişen bir şey yok. Panayırla alakası olmayan panayır işte. Bir tane gözlemeci, bir tane köfteci, bir tane de süt mısırcı vardı. Şöyle 10-15 tane yiyecek yeri olur normalde ama nerde. Lunapark konusuna hiç girmiyorum. Çünkü yok.

*Gün geçmiyor ki ABD Başkanı Trump’tan gündem olacak bir açıklama daha duymayalım. Bu sefer de karşısında oturanlara, “Buraya çıkıp en aptalca şeyleri söyleyebilirim ama siz yine de alkışlıyorsunuz” demiş. Ya ne olacaktı başka? Gerçekten bunu eleştirmek için mi söylüyor yoksa gerçekten bu duruma şaşırdığı için mi söylüyor ya da karşısındakileri aşağılamak için mi söylüyor? Peki ya sizce?

*Geçen gün tek başıma  kafeye gittim. Kahvemi içtim çıktım. Ama sıkıldım. İnsan yanında biri olmadan, sohbet muhabbet etmeden, kendi başına durunca da sıkılıyor. Telefona da bak bak nereye kadar? Yani her zaman, her şeyi kendin yapmak da güzel olmuyor be.

11.10.2026

*Kanal D’de, Daha 17 dizisini izledik. Diziye yeni bir karakter katıldı. Zengin ve maddi açıdan da çok güçlü bir adam. Bakalım dizi bundan sonra senaryo olarak nereye evrilecek?

*Kardeşimle otobüsle gelirken en arka tarafta kızlı erkekli gençler vardı. Baya makara yaptılar. Bir tane kız, çocuğa dedi ki, “İnstagramdan istek göndermişsin kabul edeyim mi?” Bu sorunun ardından hemen başka bir kız atladı oradan, “At hırsızlarını kabul etmiyoruz kanka, sen de etme” dedi. Hepsi koptu gülmekten.

12.10.2026

*Bir pazartesi sendromundan daha sağ çıktık. Artık haftanın geri kalanı çorap söküğü gibi geçer değil mi? Geçer deyin de içime su serpin millet.

*Kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izledik. Alya, Cihan’a, “Başka biriyle evleneceğim” dedi. Hani birbirlerini çok seviyordu bunlar. Bir zaman sonra çiftlerin bu hale gelmesi üzücü be. Sadece dizi için demiyorum. Gerçek hayatta da böyle. Ayrılmayı bilmiyoruz millet olarak. Birbirimizin canına okuyoruz ayrılırken.

*Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında yine sunucu değişmiş. Oktay Kaynarca diziye başladığı için sunuculuğu bırakmış. Onun yerine aynı zamanda Atv ana haberi de sunan Cem Öğretir gelmiş. Bence doğru seçim olmamış. Tabi şimdilik. İlk bölümden sonra daha netleşir kafamızda görüşümüz. Ayrıca da büyük ödülü 5 milyondan 10 milyona çıkarmışlar. Bu iyi olmuş işte. Enflasyona göre artıyorlar ödülü de.

 

Kişisel Blog Yazıları #286: Servisi kaçırıyorum tutmayın beni

Saat çaldı.

Ne saati ya?

Nostaljik olarak saat çaldı diyorum.

Telefonun alarmı çaldı.

Şöyle bir kalktım, doğruldum, telefonun alarmını kapattım.

Sonra tekrar kafamı yastığa koymuşum.

Uyandığımda saat 07:50 geçiyordu.

Saat 08:00’de servis geliyor. Servisi kaçıracağım.

Hemen yataktan kalktım ve üstümü giyinmeye başladım.

Eğer yetişemeyecek gibi olursam servistekilerden birini arar, bekletirim servisi, yoldayım diye.

Pantolonu giydim önce.

Sonra bir tişört.

Sonra da hırkayı giydim.

Tamam.

Telefonu cebime attım.

Cüzdan tamam.

Yok yetişemeyeceğim.

En iyisi Semih’i aramak. Aradım.

Üç defa çaldı ama açmadı.

Eğer zorunlu bir durum olmasa üçüncü çalıştan sonra kapatırım.

O kadar da görgü kurallarını bilmiyor değiliz.

Ama zaman görgü kuralına uyulacak zaman değil.

Beşinci çalışta açtı Semih.

“Ne var lan sabah sabah” dedi.

“Lan ne çemkiriyor. Servisi kaçıracağım, servisi beklet” dedim.

“Ne servisi lan. Bugün pazar. Yat zıbar” deyip telefonu kapattı.

Bir an durdum.

“Anaaa. Doğru ya. Bugün pazar” dedim.

Telefonun alarmını kapatmayı unutmuşum.

Hemen üstümü çıkardım.

Önce hırkamı, sonra tişörtümü.

Amannn, ne fark eder işte, üstümü çıkardım ve yatağa tekrar girdim.

Üstüme yorganı çektim ve yastığıma mutlulukla kafamı koydum.

Kişisel Blog Yazıları #285: Gitar çala çala yurdu gezmek

Caddede gitar çalan bir adamı görüyorum.

Bizim buralarda pek gitar çalan kişilere rastlayamazsınız.

Hatta yetişkinlere hiç rastlayamazsınız.

Genelde çocuklar flüt falan çalar.

Ya da mızıka.

Ya da akordiyon.

O yüzden bu yaşlı başlı amcayı gitar çalarken görünce şaşırdım.

Muhtemelen buranın yerlisi değil.

Önünde de gitarın kutusu.

Gitar kutusunun bir yanı boş, diğer yanı ise küçük bez bebeklerle dolu.

Hem şarkı söylüyor hem de bez bebek satıyor.

Şarkı söylemek yeterli gelmiyor ki ek şeyler satma ihtiyacı duymuş demek ki.

Kalabalık toplanmış.

Kalabalığın yanına yaklaştım, durdum ve yaşlı amcayı ben de izledim ve dinledim.

Şarkısı bitince hep beraber alkışladık.

Ellerimde Çiçekler şarkısını söylemişti.

Kalabalıktan biri, “Siz buralı değilsiniz galiba” dedi.

Gitarcı amca, “Evet, değilim. Gitar çala çala yurdu gezmeye çıktım. Birkaç gün kalıp sonra yola devam edeceğim” dedi.

Bisikletle yurdu gezeni gördüm, otostopla yurdu gezeni gördüm.

Ama her gittiği yerde sokak sanatçılığı yapıp, para kazanıp, yurdu gezeni de ilk defa gördüm.

Benim böyle bir arkadaşım olsaydı, yurdu gezerken ona eşlik edebilirdim aslında.

Tüm illerin en popüler sokaklarında gitar çalmak, gezip/görmek ve her ilin insanı nasılmış birebir görmek.

Güzel bir deneyim olurdu.

Peki siz böyle bir şeye ne derdiniz?