Organize İşler: Karun Hazinesi dizisi Netflix’te yayınlandı. Dizi hiç beğenilmedi. IMDB’de 2,5 puan almış. Sanki Yılmaz Erdoğan, Organize İşler’i çok zorluyor gibi. Başka iş yap abi. Neden Organize İşler’e bu kadar takıyorsun? Bir Demet Tiyatro gibi bir şeyler yaz. Bir aile dizisi yani. Gerçi şimdi haksızlık etmeyeyim: İnci Taneleri’ni yazdı. O da bir aile dizisiydi. Ama iç karartan cinsten. Bize, Bir Demet Tiyatro gibi iç açıcı bir aile dizisi lazım. Komedi dizisi yani.
Organize İşler'den başka şeyler yaz be abi.
Kişisel Blog Yazıları #287: Mini Günlük (9-12 Ekim 2026)
09.10.2026
*Show
TV’de, Kızılcık Şerbeti’ni izledik. Ünal ailesi, şirketi batırdı. Şimdi fakir
mi olacaklar yani? Zenginlikten fakirliğe düşmek de insanı psikolojik olarak
sarsar be. Peki ya sizce?
*Galatasaray
bu akşam evinde zor zahmet Kasımpaşa’yı 3-1 yendi. Salı akşamı Barselona ile
oynayacağız. 4-5 tane gol yemeden bitirsek bari maçı. 2-0/3-0 yenilmeye razıyım
ben.
*Trump,
Elon Musk’a ödül vermiş. Ayrıca Elon Musk’ı bugünün Tesla’sı olarak tanımlamış.
Bunların araları bozuk değil miydi? Ne ara barıştılar da hatta Trump, ödül bile
verdi? Bir dargın, bir barışık ilişki onlarınkisi.
10.10.2026
*Kanal
D’de, Güller ve Günahlar dizisini izledik. Bu sene nasıl devam ettirecekler
diye düşünüyordum ama biraz izleyince yine gideri var ve izlenir.
*Bizim
burada panayır varmış. Ona gittik. Panayır deyince öyle çok şey de beklemeyin.
Bizim burada kurulan salı pazarının aynısı. Giysi, ayakkabı ve tencere falan
var işte. Değişen bir şey yok. Panayırla alakası olmayan panayır işte. Bir tane
gözlemeci, bir tane köfteci, bir tane de süt mısırcı vardı. Şöyle 10-15 tane
yiyecek yeri olur normalde ama nerde. Lunapark konusuna hiç girmiyorum. Çünkü
yok.
*Gün
geçmiyor ki ABD Başkanı Trump’tan gündem olacak bir açıklama daha duymayalım.
Bu sefer de karşısında oturanlara, “Buraya çıkıp en aptalca şeyleri
söyleyebilirim ama siz yine de alkışlıyorsunuz” demiş. Ya ne olacaktı başka?
Gerçekten bunu eleştirmek için mi söylüyor yoksa gerçekten bu duruma şaşırdığı
için mi söylüyor ya da karşısındakileri aşağılamak için mi söylüyor? Peki ya
sizce?
*Geçen
gün tek başıma kafeye gittim. Kahvemi
içtim çıktım. Ama sıkıldım. İnsan yanında biri olmadan, sohbet muhabbet
etmeden, kendi başına durunca da sıkılıyor. Telefona da bak bak nereye kadar?
Yani her zaman, her şeyi kendin yapmak da güzel olmuyor be.
11.10.2026
*Kanal
D’de, Daha 17 dizisini izledik. Diziye yeni bir karakter katıldı. Zengin ve
maddi açıdan da çok güçlü bir adam. Bakalım dizi bundan sonra senaryo olarak
nereye evrilecek?
*Kardeşimle
otobüsle gelirken en arka tarafta kızlı erkekli gençler vardı. Baya makara
yaptılar. Bir tane kız, çocuğa dedi ki, “İnstagramdan istek göndermişsin kabul
edeyim mi?” Bu sorunun ardından hemen başka bir kız atladı oradan, “At
hırsızlarını kabul etmiyoruz kanka, sen de etme” dedi. Hepsi koptu gülmekten.
12.10.2026
*Bir
pazartesi sendromundan daha sağ çıktık. Artık haftanın geri kalanı çorap söküğü
gibi geçer değil mi? Geçer deyin de içime su serpin millet.
*Kanal
D’de, Uzak Şehir dizisini izledik. Alya, Cihan’a, “Başka biriyle evleneceğim”
dedi. Hani birbirlerini çok seviyordu bunlar. Bir zaman sonra çiftlerin bu hale
gelmesi üzücü be. Sadece dizi için demiyorum. Gerçek hayatta da böyle.
Ayrılmayı bilmiyoruz millet olarak. Birbirimizin canına okuyoruz ayrılırken.
*Kim
Milyoner Olmak İster yarışmasında yine sunucu değişmiş. Oktay Kaynarca diziye
başladığı için sunuculuğu bırakmış. Onun yerine aynı zamanda Atv ana haberi de
sunan Cem Öğretir gelmiş. Bence doğru seçim olmamış. Tabi şimdilik. İlk
bölümden sonra daha netleşir kafamızda görüşümüz. Ayrıca da büyük ödülü 5
milyondan 10 milyona çıkarmışlar. Bu iyi olmuş işte. Enflasyona göre artıyorlar
ödülü de.
Kişisel Blog Yazıları #286: Servisi kaçırıyorum tutmayın beni
Saat çaldı.
Ne
saati ya?
Nostaljik
olarak saat çaldı diyorum.
Telefonun
alarmı çaldı.
Şöyle
bir kalktım, doğruldum, telefonun alarmını kapattım.
Sonra
tekrar kafamı yastığa koymuşum.
Uyandığımda
saat 07:50 geçiyordu.
Saat
08:00’de servis geliyor. Servisi kaçıracağım.
Hemen
yataktan kalktım ve üstümü giyinmeye başladım.
Eğer
yetişemeyecek gibi olursam servistekilerden birini arar, bekletirim servisi,
yoldayım diye.
Pantolonu
giydim önce.
Sonra
bir tişört.
Sonra
da hırkayı giydim.
Tamam.
Telefonu
cebime attım.
Cüzdan
tamam.
Yok
yetişemeyeceğim.
En
iyisi Semih’i aramak. Aradım.
Üç
defa çaldı ama açmadı.
Eğer
zorunlu bir durum olmasa üçüncü çalıştan sonra kapatırım.
O
kadar da görgü kurallarını bilmiyor değiliz.
Ama
zaman görgü kuralına uyulacak zaman değil.
Beşinci
çalışta açtı Semih.
“Ne
var lan sabah sabah” dedi.
“Lan
ne çemkiriyor. Servisi kaçıracağım, servisi beklet” dedim.
“Ne
servisi lan. Bugün pazar. Yat zıbar” deyip telefonu kapattı.
Bir
an durdum.
“Anaaa.
Doğru ya. Bugün pazar” dedim.
Telefonun
alarmını kapatmayı unutmuşum.
Hemen
üstümü çıkardım.
Önce
hırkamı, sonra tişörtümü.
Amannn,
ne fark eder işte, üstümü çıkardım ve yatağa tekrar girdim.
Üstüme
yorganı çektim ve yastığıma mutlulukla kafamı koydum.
Kişisel Blog Yazıları #285: Gitar çala çala yurdu gezmek
Caddede gitar çalan bir adamı görüyorum.
Bizim
buralarda pek gitar çalan kişilere rastlayamazsınız.
Hatta
yetişkinlere hiç rastlayamazsınız.
Genelde
çocuklar flüt falan çalar.
Ya
da mızıka.
Ya
da akordiyon.
O
yüzden bu yaşlı başlı amcayı gitar çalarken görünce şaşırdım.
Muhtemelen
buranın yerlisi değil.
Önünde
de gitarın kutusu.
Gitar
kutusunun bir yanı boş, diğer yanı ise küçük bez bebeklerle dolu.
Hem
şarkı söylüyor hem de bez bebek satıyor.
Şarkı
söylemek yeterli gelmiyor ki ek şeyler satma ihtiyacı duymuş demek ki.
Kalabalık
toplanmış.
Kalabalığın
yanına yaklaştım, durdum ve yaşlı amcayı ben de izledim ve dinledim.
Şarkısı
bitince hep beraber alkışladık.
Ellerimde
Çiçekler şarkısını söylemişti.
Kalabalıktan
biri, “Siz buralı değilsiniz galiba” dedi.
Gitarcı
amca, “Evet, değilim. Gitar çala çala yurdu gezmeye çıktım. Birkaç gün kalıp
sonra yola devam edeceğim” dedi.
Bisikletle
yurdu gezeni gördüm, otostopla yurdu gezeni gördüm.
Ama
her gittiği yerde sokak sanatçılığı yapıp, para kazanıp, yurdu gezeni de ilk
defa gördüm.
Benim
böyle bir arkadaşım olsaydı, yurdu gezerken ona eşlik edebilirdim aslında.
Tüm
illerin en popüler sokaklarında gitar çalmak, gezip/görmek ve her ilin insanı
nasılmış birebir görmek.
Güzel
bir deneyim olurdu.
Peki
siz böyle bir şeye ne derdiniz?
Kişisel Blog Yazıları #284: Ağlayın a dostlar Ömür Usta'ya ağlayın
Now’da, Ömür Usta adında yeni bir dizi başladı. Başrollerinde Nurgül Yeşilçay ve Bülent İnal oynuyor. Oto tamircisi olan Ömür Usta’nın hayatını izliyoruz. Oto tamirciliği erkek işi olarak bilinir. Ama Ömür Usta bu işin altından kalkmayı başarmış. Kocası bırakıp gitmiş. Üç çocuğu ve kayınvalidesi ile ortada kalmış. Kocasının mesleğiymiş aslında oto tamirciliği. Kocasının yanına gide gele öğrenmiş. Demek ki meraklıymış. Üç çocuğu var dedik. Bunlardan biri üniversitede okuyor. Annesinden utanıyor. Kız arkadaşına zengin ayakları yapıyor çocuk. Diğer çocuğunu ise karısı terk etmiş. Bir çocuğu ile kalmış ortada. Torununa da bakıyor. Bu çocuk da kumar bağımlısı. Bir tane de kızı var. Onun da sevgilisi var. Adam evli ve çocuğu var. Ama kız bilmiyor. Adamdan hamile kalıyor. Şimdi ortam böyle. Gelin de Ömür Usta’ya ağlamayın şimdi. Ağlayın a dostlar Ömür Usta’ya ağlayın.
Kişisel Blog Yazıları #283
Bugün gün boyu yağmur yağdı ve hala da yağmaya devam ediyor. Bir hafta böyle yağmurlu gidecek deniyor. Öyle bir yağmur yağıyor ki sanki kara çevirecek gibi. Eylül ayında kar yağarsa biz şok oluruz tabi.
Atv’de,
Türkiye-İtalya futbol maçını izliyoruz. 4-1 yenik durumdayız. Kesin yeneriz
diye düşünüyorduk dört yedik. Kalktım geldim blog yazımı yazmaya.
Fon
skandalı konusunda hala tartışmalar devam ediyor. Önce ödemeler hangi
mağdurlara yapılacak? Bu işin içinde başka tanınmış isimler var mı? Çarşı
karışık yani.
Komedyen
Deniz Göktaş tahliye oldu. 80-90 gün cezaevinde kaldı. Akıllarda iki soru:
Bundan sonraki gösterilerinde cezaevi günlerinden bahsedecek mi? İkinci olarak da
artık suya sabuna dokunmadan mı mizah yapacak?
Kişisel Blog Yazıları #282
*Tuzlu Kahve dizisinde bu sefer de Kavak Yelleri dizisinin nostaljisi yapılacak. Aslı ve Efe, diziye konuk olacak. Bu eski dizilere gönderme işi nereye kadar devam edecek bakalım?
*Trump,
yapay zekaya artık süper zeka denmesini istemiş. Gerçekten dünyada dengeleri
değiştirecek bir adım olmuş bu. Korona zamanı da çamaşır suyu için falan
diyordu. Bir gün başkanlığı bıraktığı zaman akıllarda hep bu açıklamalarıyla
kalacak Trump.
*Bir
tane yazıda- nerede gördüm hatırlamıyorum- kafeye gidip oturun ve insanların ne
yaptıklarını yazın diyordu. İnsanlar yanlış falan anlar ondan sonra al başına
sorunu. Gerçi birkaç blog yazımda kafede otururken hissettiğim duygular ve
gözlemler hakkında yazmıştım. Buradan okuyabilirsin.