Kişisel Blog Yazıları #268

*Nasıl biri olmak istiyorsan öyle davran diyorlar da. Evet, kulağa hoş geliyor da. Yapması zor ya. Anlamsız geliyor bazen de.

*Tepkikolik’te Burak söylemişti galiba. Salamın üstüne çikolata sürüp öyle yiyormuş. Bayılıyormuş. Hiçbir  zaman bir araya gelmesi düşünülemez iki şey. Ama denemeyi düşünüyorum. Nasıl bir tat ortaya çıkıyor bakalım. Ya bir de ben yeni tatlara açık değilim. Hiç aklıma gelmez. Hevesim de yoktur. “Şu iki şeyi karıştırayım da bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak?” diye de düşünmem.

*Babam da MasterChef jürisine hayran. “Adamlar ne bulursa yiyorlar. Bunu yemeyiz, şunu yemeyiz demiyorlar” diyor. “Eee, şef olmak bunu gerektirir baba” diyorum. Ben de o adamların işlerine olan tutkularına hayranım.

Kişisel Blog Yazıları #267

*Tatil gününün her saatini dolu dolu geçirmek mi? Yoksa bomboş geçirmek mi? İşte bütün mesele bu.

*Turla günü birlik de olsa bir yerlere gitsek mi diye konuştuk kardeşimle. Sadece konuştuk. Kesin bir karar almadık. Akışa bıraktık. Öyle diyorlar ya. Akışa güvenin diye. Biz de güvendik işte.

*Verdiğim tepkilere bakıyorum da. Galiba ben eleştiriye gelemiyorum ben. Hemen parlıyorum.

*Geçen pazar günü saat 11.00 gibi fırına gittim. Simit, poğaça, talaş böreği ne varsa silip süpürmüşler. “Bir şey kalmamış ya” dedim kadına. 4 tane poğaça kalmış. Onları aldım. Bir tane de kabak simit aldım. Bu kabak simit iyi güzel de. Biraz tuzu olsa çok iyi olacak.

Kişisel Blog Yazıları #266

Apple, bu akşam İphone 18’i tanıttı. Yine bilmem kaç para. Bir tanesi yazmış sosyal medyada. “İphone 17 verip telefon alacağınıza hissesini alsaydınız şimdi 80 bin lira kardaydınız” diye. Ben ikisine de varım. Telefonu da alın, hisseyi de. An geliyor insan, tak diye göçüp gidiyor bu dünyadan. Birikim yapın ama her şeyi de gelecekte yapacağım/yaşayacağım anlayışında da olmayın. Tabi bu işin bencesi. Herkesin görüşü farklıdır. Saygı duyarım. Bugün bloğun okunan yazılarına baktım da. Yazdığımı unuttuğum bazı yazılar okunmuş. Sevindim tabi. Ama sonra bir baktım ki. Singapur’dan falan okunmuş. Onlar da botlardır. Zaten öyle de bir haber çıkmıştı. İnsanlardan fazla botlar takılıyormuş internette. Ne günlere kaldık.

Kişisel Blog Yazıları #265

Bu akşam Star’da, Tuzlu Kahve dizisinin tekrarını izledik. Orada hizmetçiyi oynayan kadın, Arka Sokaklar’da, Nazike karakterini canlandırıyordu. Babam, “Arka Sokaklar bitince kadın da buraya gelmiş” dedi. “Ee, hayat devam ediyor baba. Para kazanmaya devam etmesi lazım” dedim. Ama yıllardır Arka Sokaklar’da gördüğüm bir karakteri, başka bir dizide görmek de iç acıtmadı değil. Maç başlayınca TRT 1’e geçtik. Yine geçen seneki gibi mağlubiyetle başladık Şampiyonlar Ligi’ne. Galatasaray deplasmanda Sporting Lizbon’a 3-1 yenildi. Tuzlu Kahve dizisini izlerdik şunu düşündüm: Zenginler deniz kenarı evlerde oturuyorlar. Para derdi de yok. Günlerini nasıl geçiriyorlar, neye sarıyorlar? İlk birkaç hafta iyi, güzel. Peki ya sonra? Gün gelir zengin olursam size bunun cevabını bizzat kendim yazacağım millet. Hadi yine iyisiniz.

Ergun Plak da gitti

Atv’de ilk bölümü yayınlanan Mercan Köşk dizisini izledik biraz. Sarmadı beni pek. O bitti, TRT Spor’u açtık. Fenerbahçe-Beşiktaş maçının özetini izledik. Beşiktaş 2-1 yendi. Ondan sonra da geldim bu yazıyı yazıyorum işte. Saat 23.50 geçiyor. Seksenler dizisinde Ergun Plak karakterini oynayan Serhat Kılıç, sevgilisi tarafından evinde ölü bulundu. Yara, kesik falan yokmuş. Sadece göz çevresinde ve kollarında morluklar varmış. Kesin ölüm nedeni araştırmalar neticesinde belli olacakmış. Ruhi Çenet’in, Amerika’da yaşayan Hasidik Yahudiler videosu Amerika’yı salladı resmen. Hasidik Yahudilere yapılan para yardımları Amerikan halkını ayağa kaldırdı. Videoyu izledim. Ama bu kadar ses getireceğini tahmin etmiyordum. Yine çok iyi bir iş çıkardın Ruhi. Tebrikler.

Kişisel Blog Yazıları #264: Hem uçuyor hem de kaçıyor abicim

En son moda dronlar burada. Gel abi gel. Fabrikadan halka satış. Bu fırsatı kaçırma.

-Hoş geldin abim. Hangi drondan vereyim?

-Kardeşim şu dronun özelliği ne?

-Uçuyor abicim.

-Peki şu dorunun özelliği?

-Kaçıyor abicim.

-Peki şu dronun?

-Hem uçuyor, hem de kaçıyor abicim.

-Garantisi var mı peki?

-Garantisi benim abicim.

-Desene merdiven altı.

-Pazarda ne arıyordun ki abicim.

-Tamam kalsın o zaman. Kolay gelsin.

-Sen bilirsin abicim.

-Mahmut Abi zabıtalar geliyor kaçın.

Hemen büyük bir poşete 4-5 tane dronu koydu Mahmut. Çalışmaya hazır bekleyen drona astı poşeti.

-Oğlum Hakan ben kaçar. Sen de dronla malları her zaman ki yere indir.

Mahmut kaçarken dron da havalanmış, dron da kaçıyordu. Zabıtalar dronun arkasından bakakaldılar.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #263: Tuzlu Kahve: Yıldızlar geçidi gibi bir dizi

Kişisel Blog Yazıları #263: Tuzlu Kahve: Yıldızlar Geçidi Gibi Bir Dizi

Yakında Star TV’de, Tuzlu Kahve adında yeni bir dizi başlayacak. Ama bu dizi öyle böyle bir dizi değil. Tüm bilindik oyuncuları toplayıp, dizi yapmışlar resmen. Eda Ece, Buğra Gülsoy, Nebahat Çehre, Sarp Apak, Cengiz Bozkurt, Şevval Sam, Binnur Kaya… Yazmaktan yoruldum. Daha da bir çok oyuncu var. Artık diğer oyunculara siz internetten bakarsınız. Bu kadar büyük oyuncuların olması büyük bir beklenti yaratıyor tabi. Ama bakarsınız iki bölümde de kalkabilir. Bir dizi, oyuncu ile tutmaz. Diziyi tutturacak olan senaryodur, hikayedir, inandırıcılıktır, oyuncuların birbiriyle oynamaktan zevk almasıdır. Yani işin özü: Bizim seyirciler olarak o dünyaya, inanmamızdır. O zaman bekleyelim ve görelim. Tuzlu Kahve dizisi, bizi kendisine inandırabilecek mi?

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #262: Kar yağmasını beklerken  

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #264: Hem uçuyor hem de kaçıyor abicim