Blogger buluşması

Blogger buluşması haberim var size. Dahamutluyuz.com bloğu sahibi Yurdagül’ün organizatörlüğünde gerçekleştiriliyor. Yurdagül’ü çoğunuz tanıyorsunuzdur zaten. Kendisi bu buluşma için büyük emek harcadı. Hala da harcıyor. İlk olarak bu yazısında buluşma mekanının bulunduğunu duyurdu. Yetmedi. Mekanın her yerini fotoğrafladı. Menülerine kalana kadar.

Blogger buluşması

     Ben hayatımda oraya gitmedim ama o kadar detaylı fotoğraf çekmiş ki kendisi, gitmiş kadar oldum. Sonra bu yazısında da buluşma tarihini duyurdu. Ağustosun ikinci haftası olacakmış. Herkesin gelebilmesi için bu tarihe karar kılınmış. Dilerim emeklerinin karşılığını alır. Bir çok Blogger’ın katıldığı harika bir gün olur. Bu arada benim gidip gitmeyeceğim belli değil. O hafta belli olacak.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/blogger-text-163101/

Günlükte neler yazılır?

     Günlükte neler yazılır? Ben ilk günlük tutmaya başladığım zamanlar o gün ne yaptıysam onu yazardım. “Arkadaşlarla top oynadım. Televizyona baktım” gibi mesela. Tabi çocukluk günlerime ait günlük tutmamdan bir örnekti. Sonraları içimde yaşadığım duygu fırtınalarını dökmeye başladım günlüğe. Ve hayatımda dönüm noktaları olan olayları yazdım.

Günlükte neler yazılır?

     Feridun Andaç da edebiyathaber.net’de Günlükte ne yazar, ne anlatırız?” başlıklı bir yazı yazmış. Ben keyifle okudum. Bu keyifli yazıyı sizin de okumanızı istedim. İyi okumalar.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/pen-writing-notes-studying-8769/

Tarkan yolla ...

     Tarkan yolla şarkısını dinlemeyeniniz yoktur herhalde. “Dinlemek zorunda mıyım? Belki dinlemedim. Belki adamı sevmiyorum” da diyebilirsiniz tabi. Böyle diyecekleri de göz önünde bulundurarak ben diyorum ki: “Ben şarkıyı dinledim. Pek hoşuma gitmedi. Ama bu adamın işi belli olmuyor. Şarkıları sonradan patlayabiliyor”.

Tarkan yolla
     
     Ama şunu söyleyebilirim. Şarkı belki o kadar tutmamış olabilir ama Twitter’da o kadar çok capsi yapıldı ki. Çok komik ve mizah dolu capsler yapıyorlar yapanlar da. O Tivitleri okurken o kadar keyifli dakikalar geçirdim ki. Hemen o tivitlere bir bakın derim. Şarkıyı da buradan dinleyebilir ve izleyebilirsiniz.


Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/black-headset-hanging-on-black-and-gray-microphone-185030/




Tohumlar fidana...

DOĞAYA SEVGİYİ ANLATAN ŞARKI  
     Tohumlar fidana şarkısını hepimiz biliriz. Belki yeni nesiller bilmeyebilir. Duydularsa da belki Cem Yılmaz’ın filminde duymuş olabilirler. Bu şarkıyı dinleyince ben çocukluğuma gidiyorum. Okullarda ne de çok söylermişiz. Doğaya sevgiyi bu tip şarkılarla çocuklarımıza aşılamalıyız. Şimdi orman yangınları oluyor. Çoğu ya sigara izmaritinden ya da piknikten sonra bırakılan çöplerden çıkıyor. Bu nedenle doğaya sevgi duyan bir nesil yetiştirmeliyiz. Kamu spotlarında bu şarkıya yer verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Yeniden doğaya sevgiyi yeşertmek için. Okullarda müzik derslerinde bu şarkı öğretmeli. Tabi bu iş sadece şarkının öğretilmesiyle olmaz. Aynı zamandan doğa bizim için neden önemli? Neden doğayı korumalıyız? Bunlar ayrı ayrı anlatılmalı.

Beyonce Mevlana ...

     Beyonce Mevlana görünce ne alaka diyenleriniz olmuştur. Beyonce, doğan ikiz çocuklarından birine Rumi ismini vermiş. Rumi biliyorsunuz Mevlana’nın ismi. Diğer çocuklarına ise Sir ismini vermişler. Mevlana’nın bir şiirinde geçen efendim hitabı nedeniyle de diğer çocuklarına Sir ismini vermiş olabilecekleri konuşuluyor. Bahsi geçen şiir ise şöyle:

Beyonce, Mevlana, güncel

Getir aşkın ve özgürlüğün saf şarabını
Ama efendim, geliyor bir fırtına
Biraz daha şarap, öğreteceğiz bu fırtınaya
Bir iki şey, esmek hakkında

Foto kaynak:https://pixabay.com/tr/dans-dervi%C5%9Fler-d%C3%B6nd%C3%BCrmek-havlular-65035/


Challenge yerine, niye meydan okuma demiyoruz?

SUÇ, SADECE YABANCI KELİME KULLANANLARDA MI?    
     Challenge ifadesinin kullanımını hoş karşılamıyordu biri. Blogda mı okudum, yoksa Twitter’da mı, şimdi tam hatırlamıyorum. Niye Türkçe'sini, yani meydan okumayı kullanmıyorlarmış. Özellikle bu ifade youtuberlar tarafından çok kullanılıyor. Bu youtuberlar arasında benim de takip ettiklerim var. Benim takip ettiğim youtuberlar, baya popüler. Muhtemelen onlardan bahsediyor. Tamam, onların bu ifadeyi kullanmalarını eleştir. Peki suç sadece onlarda mı? Maalesef ülke olarak, yabancı olan her şeye karşı bir ilgimiz var. Osmanlı’nın son dönemlerinden beri, bir yabancı hayranlığıdır gidiyor. Giyimde, yaşamada ve tabi ki de dilde. Şimdi bizde mantık, “Bizden bir şey olmaz. Ne varsa Avrupa’da var”. Bu mantık

Yirmilik diş, otuzumda çıktı...

     Yirmilik diş bende hiç çıkmayacak gibi gelirdi. Ta ki bugüne kadar. İki gün önce boğazımın sol tarafında bir ağrı başladı. Belli aralıklarla bende boğaz ağrısı olur. Birkaç gün Dolorex içerim geçerdi. Yine Dolorex içtim. Ama yok, bu sefer fayda etmedi. Doktora gittim. “Boğazım ağrıyor. Geçmedi kaç gündür” dedim. Baktı. Boğaz ağrımın geçmesi için antibiyotik yazdı. Yani doktor boğazımda bir şey olmadığını anlamadı. İlaç yazıp gönderdi. Sonuçta dişçi değil ki, dişime bakıp anlasın. Ama boğazımda bir şey olmadığını görüp, niye antibiyotik yazdı? Neyse antibiyotiği kullanmaya başladım. Yok, yine geçmez. Ağrı yavaş yavaş dişime vurmaya başladı. “Acaba dişim mi ağrıyor. Yoksa ağrım dişime mi vurdu?” dedim.

yirmilik diş, yaşadıklarım

ÇIKMAYA ÇALIŞAN DİŞİM
     Yirmilik diş nedeniyle bu ağrıyı çektiğim aklımın ucundan geçmedi tabi. Benim daha önce çıkmış dişlerimden, arta kalan kökler vardı. “Muhtemelen onlardan ağrıyordur ağrıyorsa” dedim. Ağrı ne ağrısı bunun öğrenmenin tek yolu dişçiye gitmekti. Diş hastanesinin aciline gittim. Bekleyen hasta yok. Kaydımı yaptılar. Odaya geçtim. Hemşire o meşhur dişçi koltuğuna oturmamı istedi. Doktor odasındaymış. Kelli felli ya da yaşını başını almış bir kadın doktor beklerken gencecik, belki de benim yaşımda kadın bir doktor geldi. Onu hemşire sandım ilk. Meğer doktormuş. Baktı. Olayı bir dakika çözdü. Dişim çıkmaya çalışıyormuş. Ucu görünmüş. Ama çıkarken diğer dişe baskı yapıyormuş. Ben şok tabi.
DİŞİM AMELİYAT İLE ÇEKİLECEKMİŞ
     Ancak ameliyatla alınırmış bu diş. “Genel anestezi mi?” diye sordum. Lokal anestezi yapılıyormuş. Sadece o bölge. Ama Düzce’de yapılamıyormuş bu ameliyat. Bolu’ya gitmem gerekiyormuş. Hastanenin adresini yazdı. Ameliyattan sonra konuşmakta zorlanabilirmişim. “E ben çağrı merkezinde çalışıyorum. Ne olacak?” dedim. Gülerek, “Rapor alacaksın bir hafta” dedi. Boğaz ağrısı için Cravit adında antibiyotik kullanıyordum. Daha doğrusu boğaz ağrısı sandığımız aslında diş ağrısı olan ağrı için. Bu doktor da antibiyotik verdi. “Cravit’i bırak” dedi. Largopen adında bir antibiyotik verdi. Birde ağrı kesici. En kısa sürede dişi çektirmemi istedi. Yirmilik diş çekim sürecimi de anlatan bir yazı yazacağım bu arada.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/view-of-clinic-305568/