Kişisel Blog Yazıları #96: Pazartesi ve turşu...

Bir pazartesi gününü daha geride bıraktık. Çalsın davullar. Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Yeni bir haftaya başladığımıza göre, haftanın yarısını bitirmiş sayılırız. Hayata biraz felsefe katmak lazım değil mi? Kanal D’de, Uzak Şehir dizisini izledik. Boran, komada yatarken ne güzeldi. Adam bir uyandı. Cihan ve Alya’nın başına bela oldu. Barbunya yapmışlar bizimkiler. Yanında karışık turşu yedim. Marketten alınmış turşu işte. Ne tat var, ne tuz var. Turşu mu turşu işte. Hani Adile Naşit ile Münir Özkul kavga ediyorlardı ya filmde. Turşu suyunun iyisi neyle olur diye. İşte onların dükkanlarındaki turşu, has turşulardır. İşte onların dükkanlarındaki turşular, organik turşulardır. Şimdi nerede öyle turşular? Turşu falan derken bir yazının daha sonuna geldik millet. Kişisel blog yazıları serisine bir yazı daha ekledik. Serinin yeni yazısı için yarın yine buradayız.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #95: Nihilist penguen, devamlı uyuyan romankarakteri ve birkaç günlük not daha

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder