"Ne olur kanalımı takip edin"...


     Dün akşam takip ettiğim Youtube kanallarından birinde duydum bu ifadeleri. Videonun sonunda her zamanki klasik takip edin anonsunun dışında farklı bir anons yaptı. “Muhakkak takip edin. Videoları arkadaşlarınıza izlettirin. Beğeni tuşuna basmayı unutmayın. Bazı arkadaşlarınız videoları izlemiyor. Onlara da izlettirin” gibi bir şeyler söyledi. 

Youtube

     Sadece bir, “Ne olur takip edin kanalımı” demediği kaldı. Bu kadar düşmeye gerek yok kardeşim. Sen zaten belli bir aboneye gelmişsin. 200 bin küsur abonesi olan bir kişi bu bahsettiğim. Abone sayın gün geçtikçe yükseliyor. Bu şekilde bir şeyler söylemene gerek yok zaten. Böyle yapınca aksine itici oluyorsun farkında değilsin. Hazır senin takipçin de kaçar böyle yaparsan. Benden söylemesi.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/zE3jMxLFCIg

Elif Şafak ve Ayşe Kulin'den hala niye bir açıklama yok?


     
Ayşe Kulin


     Elif Şafak’ın Mahrem, Ayşe Kulin’in Gece Sesleri kitabında pedofili içeren ifadeler varmış. Bugün gün boyu sosyal medyada ilgili bölümler yayınlanıp durdu. Peki bunca kıyamet koparken bu iki yazardan niye hala bir açıklama gelmez aklım almıyor. Hiç sosyal medyayı takip etmiyorlar mı? Hadi onlar görmediler yakınları, arkadaşları onları uyarmıyor mu? “Türkiye sizi konuşuyor” demiyor mu? Merakla bu iki yazarın ne zaman ve nasıl açıklama yapacaklarını bekliyorum.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/gq5PECP8pHE

Ekrem İmamoğlu böyle yaparsa kazanamaz...


     Ekrem İmamoğlu’nun esnafla olan tartışmasını izlemişsindir. Gereksiz yere orada esnafı ikna etmeye çalıştı. Ve yine gereksiz yere kendi de agresifleşmiş oldu. Bunlara gerek yok. Böyle bir şeyle karşılaştığında, “O görüntüleri tekrar izle kardeşim. Ben ne dediğimi bilmez miyim? Bunlar beni karalama kampanyası” deyip, yine esnafın elini sıkıp geçip gidebilirdi. 

Ekrem imamoğlu

     Zaten onu buralara getiren de bu sakin ve hoşgörülü tavrı. Eğer bu tavırdan saparsa seçimin kaybedeni olur. Evet, şu an üzerinde müthiş bir baskı var. Ama her şeye rağmen bu baskıyı kaldırabilmesi gerekiyor. Bu yaşananlardan ders çıkarıp bir daha aynı tepkiyi vermemesi gerekiyor.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/7RtM37cLJ3c

Efsunvari'den yaz mimi...


     Efsunvari sayesinde bir yaz mimi ile sizlerleyim. Kendisinin yazısını buradan okuyabilirsiniz.

1-Yaz mı, kış mı?
Her ikisini de ayrı ayrı seviyorum. Yaz ayında kışı, kış ayında yazı özlüyorum.

2-Hayalinizdeki tatil neresi? Neden?
Buz gibi suyu olan herhangi bir yer olabilir. Zira Afrika sıcakları kapıda.

3-Tatil hakkında en büyük beklentin ne?
Doyasıya dinlenmek. İşle ilgili en ufak bir şey bile duymamak.

yaz mimi

4-Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde… Bunu nasıl kullanırdın?
Yanıma en sevdiğim arkadaşlarımı alır, bir plan yapar, gezmedik yer bırakmazdım.

5-Unutamadığınız bir tatil anınız var mı?
Sıradışı bir anım olmadı hiç.

6-Yazın yapmaktan en çok zevk aldığınız aktivite nedir?
İstediğim saatte uyanmak. Rahat rahat kitaplarımı okumak. Ve tabi rahat rahat blog yazılarımı yazmak.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/k-o9PRL9p4o


Esaretin Bedeli: Bir hapishane ve dostluk filmi...


Esaretin Bedeli

     Esaretin Bedeli, bir hapishane filmi. Tecavüze, şiddete hazırlıklı olun. Bunun dışında harika bir dostluk var. Andy ve Redd’in dostluğu. Ve o dostluk filmin sonunda zirveye çıkıyor. Redd’i oynayan Morgan Freeman’a hayran kaldım. Askerde mesleğin varsa rahat edersin ya. Eğitimden şundan bundan muaf olursun. Bu filmde de Andy, banker olması nedeniyle hapishane müdürünün vergi iadelerini falan yapıyor. Film biraz uzun. 2 saat 20 dakika. Bir ara sıkıldığımı hissettim. Ama sonra film yine hareketlendi. Oradaki dostluk için izlenir bu film.

Nagehan Alçı ne yapmaya çalıştı?



Nagehan Alçı

     Dün akşam Ekrem İmamoğlu Habertürk’teydi. Ona soru soran gazetecilerden biri de Nagehan Alçı’ydı. Ama öyle abuk sabuk sorular sordu ki. Programın bilmem kaç dakikası onun abuk sabuk sorularına gitti. Ne yaptığını anlayan var mıydı dün akşam? Sanki İmamoğlu belediye başkanlığına değil de cumhurbaşkanlığına aday. Öyle sorular yöneltti. İmamoğlu sizin oyununuza gelmiyorum diyerek sorularına cevap vermedi. Ben Alçı’dan çok yerinde sorular beklerdim halbuki.

Kill Bill filminde kana doyuyorsunuz...


     Kill Bill filminde ne anlatılıyor diye yorumlara baktım. Uzakdoğu dövüşünün estetik hali yazıyordu. Uzakdoğu dövüşüyse tamam dedim ya. O zaman izlenir. Bir tanesi da çocukluğumun filmi demiş. Bu filmi çocukların hiçbir şekilde izlememesi gerekir. Çocuklar üzerinde çok ters tepebilir. Bunu diyende nasıl izlemiş anlamadım. Çünkü filmde resmen kana doyuyorsunuz. Bol bol kol ve bacak kesme var. Oda yetmezmiş gibi kafa kesme de cabası. Ve kesilen organların yerlerinden de şelale gibi kan fışkırıyor. 

Kill Bill

      Bu ne biçim bir filmdir. İkincisini izlemem. Ama müzikleri harikaydı. Meğer çok beğendiğimiz, orada burada fon müziği olarak kullanılan müzikler bu filme aitmiş. Unutmadan. Bir şey daha. Filmin başlangıcında çocuğun gözü önünde annesi öldürülüyor. Böyle bir şeyin gerçekte olduğunu düşünmek bile çok çok kötü. Film icabı olsa da o kız çocuğuna o sahneyi nasıl açıkladılar? Umarım o sahneyi o kız görmeden ayrı çekmişlerdir.



Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/_UIN-pFfJ7c