Sabah kahvaltıda 360 kanalında, Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın’ın başrollerinde oynadığı Aşk Mabudesi filmini izledik. Daha önce ne kardeşim, ne de ben bu filmi izlememiştik. Ama senaryo bir yerlerden tanıdık geldi. Ediz Hun ve galiba yine Türkan Şoray’ın oynadığı başka bir filmden. Bu arada mabudenin ne anlama geldiğini bilmiyordum. Tanrıça anlamına geliyormuş. Cüneyt Arkın, Türkan Şoray’a, “Benim aşk mabudemsin” diyordu filmde. Yani, “Benim aşk tanrıçamsın” anlamında diyormuş bu sözü. Bu arada Cüneyt Arkın filmde bir yazarı canlandırıyordu. Ama yazarlık Cüneyt Arkın’a gitmemiş. Yazarlık daha çok Ediz Hun’a yakışıyor Yeşilçam’da. Filmin tamamını izleyemedim. İşim vardı. Yarıda bırakmak zorunda kaldım. İlgilisine öneririm. Pazar günü bir film önerisi yapmış oldum böylece.
Aşk Mabudesi filmi...
Atatürk'ün savaşta bile okuduğu kitap...
Sonunda Efendi Dayının Kozalakları kitabını bitirdim. Kitabı beğendim. Bu kitap sayesinde yeni bir yazarla tanıştım. Metin Savaş. Bundan sonra başka kitaplarına denk gelirsem onları da okumak isterim. Şimdi kitap okumaya birkaç gün ara. Sonra yeni bir kitaba başlama. Yeni başlayacağım kitabı da yazayım: Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Okumamış olan birkaç kişiden biri de benim herhalde. Atatürk’ün okunması önerdiği kitaplardanmış bu kitap. Atatürk’ün çok sevdiği diğer kitaplardan biri de Çalıkuşu. Ben de okumuş ve beğenmiştim. Bu kitabı o kadar beğenmiş ki, cephede savaşırken geceleri çadırında bile okurmuş. Anadolu’ya öğretmenlik yapmaya giden Feride’nin hikayesini anlatır Çalıkuşu. Savaş sırasında bile kitap okumak. Gerçekten hayranlık verici.
Yalnızlık, eskisi gibi revaçta değil...
Vural Çelik, videolarından birinde yalnızlıktan dert yanmış. Evinin balkonunda, karşısında boş olan sandalyeyi göstermiş. Artık yalnızlık eskisi kadar kutsanmıyor. Belki de yalnızlık biz Türklere uyan bir şey değil. Elimdeki kitabı bitirebilirsem birkaç gün ara vermek istiyorum okumaya. Okuduğum roman üzerine düşünmek istiyorum. Millet olarak her zaman sorduğumuz bir sorudur: “Ne olacak bu memleketin hali?” diye. Ama şimdi bu soru çok can yakıcı bir soru oldu. Gerçekten ne olacak bu memleketin hali? Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’ye Hamza, Fatih, Evliya ve Gürhan geri döndü. Geri döndükleri bölüm, 178’inci bölüm. Yıllar sonra bu yazıyı okuyacak olanlara da not düşmüş olayım. Onlar gelince sezona, efsane olan iki skeç, Açın Kapıyı ve Mahalle Katkısı ile başladılar. İkisi de çok komik değildi.
Avrupa Yakası'nın Kubilay'ı, Seksenler'in Niyazi'si Vural Çelik hayatını kaybetti...
Akşam saat 20.00 gibi İnstagram’da gezerken son dakika haberi düştü. Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı, Seksenler’in Niyazi’si Vural Çelik evinde ölü bulunmuş. Şok oldum. Daha ölecek yaşta değildi ki. Sanki ölüm yaşa bakıyormuş gibi. Ölüm nedeni daha belli değilmiş. Evinde ölü bulundu dediğine göre herhalde yalnız yaşıyormuş. Üzücü be. Daha 51 yaşındaymış. Efsane dizi Avrupa Yakası’nın senaristi ve oyuncusu Gülse Birsel de, “Kubilay’ımızı çok erken kaybettik. Çok üzgünüz” demiş. Kubilay’ın dışında bir de Gülenay karakterini de canlandırıyordu Avrupa Yakası’nda. O karakter de çok iyiydi. Arabesk şarkıları çok iyi söylerdi. Sesi çok iyiydi. Hayatımıza dokunmuş insanlardan biriydi. Kubilay’ın efsane gülüşü unutulmayacak. Allah rahmet eylesin.
Hababam Sınıfı'nın Ahmet'e yaptıkları rezillikler deli ediyor beni...
Hababam Sınıfı Uyanıyor filmini izleyemiyorum. Sınıf olarak Ahmet’e yaptıkları şeyler deli ediyor beni. Ama Ahmet’e de gıcık olmuyor değilim. Aga bir kere yaptılar anlamadın, ikinci kere yaptılar anlamadın. Üçüncü de anla be Ahmet. Seni pis işleri için kullanıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar sonunda Ahmet mezun oluyor. Gitmeden de Hababam Sınıfı’nı fırçalıyor. Çocuklara göndermeye çalıştıkları şeyler de iğrenç. Ahmet o fırçayı atmakta o kadar haklı ki. O yıllarda liseyi bitiren öğretmen olabiliyormuş baksana. Ahmet liseyi bitirdi ve hemen atandı. Şimdi elini sallasan atanamayan öğretmene çarpıyor. Durduk yere nereden geldi aklına bu film derseniz. Durduk yere aklıma gelmedi tabi. Bu akşam Star’da yayınlandı. Bir şey bulamayınca devamlı yayınlıyorlar zaten.
Dubai çikolatası çılgınlığı...
X’te ve İnstagram’da, Dubai çikolatası diye bir çikolata görmeye başladık. Antep fıstıklı ve kadayıflı bir çikolata. Sosyal medyada gün geçtikçe paylaşımlar arttı ve sonunda Dubai çikolatası patladı. Hatta Ülker ve Bolçi markaları, Dubai çikolatası diye çikolata çıkardı. Tepkikolik’te izledim. Ülker’in çıkardığı Dubai çikolatasına tepki verdiler. Orijinal çikolata ile hiç alakasının olmadığını söylediler. İçlerinden biri Bolçi’nin çıkardığı çikolatayı yemiş. “O, daha güzeldi” diyor. Bu çikolata o kadar meşhur oldu ki. İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, bir pastanenin önünde kuyruk olmuş. Haberlere konu oldu bu durum. Tam 50 metreymiş kuyruk. Bu arada ben daha yemedim. Bir arkadaşım A101 ve BİM’e bakmış ama bulamamış. En azından Ülker’in çıkardığından yemek için. Deneyenler varsa yorumlarda buluşalım.
Kredi kartı limit vergisi...
Kredi kartı limit vergisi. Dünya üzerinde olmayan bir vergi ile daha karşı karşıyayız. Dünün en çok konuşulan konularından biriydi bu. 100 bin TL üzeri limiti olanlardan, her yıl 5 Ocak’ta, 750 liralık kesinti olacakmış. Bu kesintiler bütçeye değil, savunma sanayine aktarılacakmış. Kıyamet koptu tabi. X’te ortalık yıkıldı. Kimisi, olmayan paradan vergi alınamayacağını söyledi. Çoğu kişi de kredi kartı limitlerini 100 bin liranın altına düşürmek için bankaları aradı. Herkes 99 bin liraya düşürdü. Düşürmeye de devam ediyor. Hatta sabah, bununla ilgili Mustafa Sandal bir paylaşım yapmış. Genelde haftaya spor yaparak başlayan Mustafa Sandal bu sefer ilk iş olarak kredi kartı limitini 99 bin liraya düşürmüş. Daha neler göreceğiz bakalım?