Kişisel blog yazıları serisi yepyeni bir yazı ile devam ediyor. Bugün çağrı alırken birkaç müşteri sinirlerimi zorladı. Olabildiğince sakin kalmaya çalıştım. Sakin kalmak ne kadar da zor. Akşam yemeğinde kardeşimin getirdiği sıcacık köy ekmeğinden yedik. Akşam saatinde sıcacık ekmek nasıl kaldıysa. Sadece çayla beraber köy ekmeğini yeseniz bile olur. Karnınız doyar. Şükür, bugün de karnımızı doyurduk. Ailecek devamlı tekrar ettiğimiz bir tespitimiz vardır: Eğer şu karınlarımız acıkmasa, kimse de çalışmaz deriz. Gerçekten de öyle. Kanal D’de, Arka Sokaklar dizisini izledik. Tunç’u bu sefer de topal yapacaklar. Bu çocuğun senaristlerin elinden çektiği nedir ya. Bu yazıyı yazmadan önce Neptünlü Cadı’nın, Beni Asla Bırakma kitabı hakkındaki yazısını okudum. Kitabın konusu bana göre hassas bir konu. Ben de hassas bir insanım. Bloğuna bıraktığım yorumda da yazdım zaten. Kitabın yorumu bile beni bu kadar etkilemişken, hayatta bu kitabı okuyamam. İhtiyar Gençlik diye bir kavram varmış. Victor Hugo’ya aitmiş bu kavram. Hani şu meşhur Sefiller kitabının yazarı. Ülkemizde gençler kendilerini ihtiyar genç hissediyorlarmış işte. 19 yaşındaki bir çocuk mesela. Hem çalışıyor, hem üniversitede okuyor. Kendini de 40 yaşında hissediyor. Ülkemin gençleri için üzülüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder