İnstagram’da slov bir şarkıya denk geldim. Slov şarkı dinlemeyi özlediğimi fark ettim o anda. Slow Türk’ü açtım internetten. Şimdi onu dinliyorum. Show TV’de, Veliaht dizisinin tekrarı vardı. Biraz onu izledim. Güzel bir dizi gibi. Arkadaşım Esra çok beğenmiş. Kardeşim de beğenmiş. Devamlı takip eder miyim bilmiyorum ama. Sonra bizimkiler kanal D’yi açtı Uzak Şehir dizisi için. Bugün hava soğuk ve yağmurluydu ve kapalıydı. Sanki kış günlerinden bir gün gibiydi. Bir tanesi İnstagram’da, “Sonbahardan direk kışa mı atladık nedir” demiş. Bu ara yeni moda: Çocukluk halinle şimdiki halinin sarılmış halini foto olarak paylaşmak. Esra dediğim arkadaşım da İnstagram’da paylaşmış. “Yaramaz bir çocukmuşsun gibi” dedim. O da, “Sayılır” deyip yanına gülücük koymuş.
Slov şarkı, kış ve yeni fotoğraf akımı...
Sinemaya giden mi kaldı?
Cumartesi günü Yaşar’la buluşunca dedim ki: “Sinemada biletler 80 liraymış. Hadi bir filme gidelim.” O da, “Sinemaya giden mi kaldı ya” dedi. Sinemada film izlemenin yerini ne tutar ki?
MEVLÜT
MENÜSÜ…
Babam,
bugün mevlüde gitti. Tavuklu pilav, ayran ve iki tane de tatlı vermişler.
TİPİK
TÜRK MİLLETİ DAVRANIŞI…
Arkadaşa
devamlı diyorum ki, “Parayı bulmamız lazım.” O diyor ki, “Sen devamlı böyle
diyorsun ama bir şey yapmıyorsun. Tam Türk milleti işte.” Doğru söylüyor. Türk
milleti olarak yakınmak hoşumuza gidiyor işte.
GİTMEYEN
KOKU…
Annem
birkaç gündür, “Burnumda bir toz kokusu var, gitmiyor” diyor. Acile gittiler.
Serum takmışlar. Yine geçmedi. Şimdi de hava makinesi var. Onunla ventolin
alıyor.
Demet Evgar'ın ilk dizisi...
Demet Evgar’ın ilk dizisi. Pazar gününden herkese merhaba. Pazar sabahları genelde televizyonda bir şey olmuyor, biliyorsunuz. Anca magazin programları var. Bir şey olmayınca, biz de onlardan birine takıldık. Sanırım TV8’in magazin programıydı. Oyuncuların oynadıkları ilk dizilerden oluşan bir haber yapmışlar. İşte o haberde gördüm. Demet Evgar’ın ilk dizisini. Benim hayranı olduğum ve efsane dizilerden Yedi Numara’da oynamış ilk. Bu bilgi benim için şaşırtıcı değil. Çünkü her Yedi Numara fanı, bunu bilir. Benim bilmediğim, ilk oynadığı dizinin Yedi Numara olmasıydı. Olgun Şimşek ile beraber oynamışlardı. Evet, Olgun Şimşek de bir zamanlar Yedi Numara’da oynamıştı. İşte böyle arkadaşlar. Şimdi pazar pazar alın bu bilgiyi ve ne yaparsanız yapın.
Kişisel Blog Yazıları #23
#kişiselblogyazıları yazmak saati gelmişse yazılmalıdır. O zaman başlayalım. Bugün arkadaşım Yaşar ile buluştuk. Her zaman hamburger yediğimiz, Düzce’nin yerel mekanlarından birine gittik. Bunca yıldır giderim. İlk defa köftesi tam pişmemiş geldi. Yarıda bıraktım hamburgeri. Köftenin az pişmiş gelmesi üzerine yorumlarda bulunduk Yaşar’la. Ben, “Eskiden böyle değildi. Müşteri sayısı arttıkça, kalite düştü” dedim. Bu dediğime yürekten inanıyorum ama. Müşteri artınca kalite daha da artar beklentisi içine girersin ama bir bakarsın ki eski güzel hizmetten de mahrum kalmışsın. Yaşar ise, “Eski çalışanları görmüyorum artık. Hepsi yeni çalışanların. İşi bilmiyorlar. Bu işverenleri anlamıyorum. Eski çalışanlarını bir türlü ellerinde tutmuyorlar. Sonra da böyle oluyor" dedi. Bir kere daha giderim oraya. Eğer yine aynı şeyle karşılaşırsam bir daha da gitmem.
Kişisel Blog Yazıları #22
Kişisel blog yazıları serisine devam edelim o zaman. Sonunda cuma geldi ve bitti bile. Şimdi sıra hafta sonunda. Gelsin planlar. Erkenden uyudum. Gece bir kalktım, saat 00.00 olmuş. Alanyaspor- Galatasaray maçının ilk yarısı bittiğinde ben yatmıştım. Kalkar kalkmaz maça baktım. 1-0 yenmişiz. Ama kimse oyundan memnun değil. Liverpool maçında böyle oynarsak yine 5’lik oluruz. Şarkıcı Güllü, evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Son anına ait görüntüler çıkmış. Kamerada görünüyor. Sonra kameranın görüntü alanından çıkıyor ve bir 30-40 saniye sonra düşüyor. Aklımda soru işaretleri oluştu benim. Arka Sokaklar’a Ali geri döndü ve Hüsnü’yü vurdu. Madde etkisindeymiş herhalde. Fragmandan anladığım o. Nedense bu aralar Arka Sokaklar izlemek istemiyorum. O zaman şimdilik bu kadar millet. Görüşürüz.
Kişisel Blog Yazıları #21
Kişisel blog yazıları yazmanın vaktidir şimdi. Yavaş yavaş gecenin sonuna yaklaşırken. Perşembe gününü de bitirdik. Yoğun bir iş günüydü. Artık gel hafta sonu. Ömrümüz, böyle hafta sonlarını beklemekle geçiyor işte. Bizimkiler Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izliyorlar. Oktay Kaynarca, bu işin de altından kalkmış gibi görünüyor. Günü birlik Kapadokya turlarına bakıyoruz. “Kapadokya, günü birlik gidip gezilecek bir yer değil” dedi bir arkadaşımız. Çünkü kendisi iki günlük tur almış. Sanki bana da günü birlik ziyaret edilecek bir yer değil gibi geldi. Rasim Özdenören’in, yazmak ve yazarlık üzerine yazılarını okuyorum. Yazarlık üzerine bir şeyler okumak her zaman güzel. Yarın haftanın son günü ve moraller yerinde. Sonrasında ver elini hafta sonu. Görüşürüz millet!
Kişisel Blog Yazıları #20
Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısı başlasın o zaman. Bugün iş yoğundu. Saçımı kaşımaya vaktim olmadı bir ara. Çalış çalış nereye kadar bilmiyorum. Kırmızı Saçlı Kadın kitabını bitirdim. Sonu, benim için sürpriz oldu. Hemen yeni bir romana başlamayacağım. Biraz ara vereceğim. Kanal D’de, Uzak Şehir’i izledi bizimkiler. Kim Milyoner Olmak İster’de, Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov karakteri kaç yaşında diye soruldu. Böyle bir soru sormak benim aklıma gelmezdi. Gerçekten tebrikler. Ben cevabı doğru tahmin ettim. Belki siz de tahmin etmek istersiniz. O yüzden cevabı yazmıyorum. Google’dan bir bakın isterseniz soruya. Ertan Özyiğit ve Farah Yurdözü, KRT’ye konuk olmuşlar. O programı izledim. Uzaylılar var mı sorusundan girdiler, Göbeklitepe’den çıktılar. Güzel programdı. Bu konulara ilgisi olanlara tavsiye ederim. Böylelikle bir gün daha biter ve ben çekip giderim. Hadi kalın sağlıcakla.