Yandex, en çok aranan kitapları listelemiş...

     Kitaplar üzerine yapılan araştırmaları her zaman sevmişimdir. Ne zaman kitaplar hakkında bir araştırmaya denk gelsem, kaçırmam hemen okurum. Yine böyle bir araştırmaya denk geldim. Bu araştırmanın sonuçlarını da sizlerle paylaşmak istedim. Araştırmayı yapan Yandex. İnternette en çok hangi kitapları aratıyoruz sorusunun peşine düşmüşler. İlk iki sıradaki isimler, beni hiç şaşırtmadı. Beklenilen bir sonuç. Ama üçüncü kitabı ben ilk defa duydum. Tabi sadece üç kitap hakkında bilgi vermemişler. Arka arkaya on kitabı sıralamışlar. Şimdi isterseniz, birinci sıradan başlamak üzere kitapları ve kitaplar hakkındaki yorumlarımı yazmaya başlayayım. Unutmadan, araştırmanın tarihini de söyleyeyim. Bu araştırma, 1-15 Kasım tarihleri arasındaki aramaları incelemiş.
          1-    Kürk Mantolu Madonna/ Sabahattin Ali: Şu kitabı okuma fırsatını hala ve hala bulamadım. Ama bu kitabı okur okumaz, hemen hakkında bir inceleme yazısı yazacağım. Kitabı daha önceden duymuştum. Ama basından ilk defa, bunca yıl sonra çok satanlar listesine girmesiyle duydum. Bundan çok kısa süre önce de kitaptaki Madonna’yı, şarkıcı Madonna ile karıştıran bir magazin programıyla yeniden gündeme gelmişti.
          2-    Tutunamayanlar/ Oğuz Atay: Bu kitap hakkında daha öncede yazdım. Tam iki kere okumaya kalktım ama ikisinde de yarıda bıraktım. Yok bu kitabı anlayamıyorum. Ama yakın zamanda yeniden okumayı deneyeceğim. Bu kitaba gençlerin ilgisi Poyraz Karayel dizisinden sonra da çok arttı. Devamlı o kitabın dizide gösterilmesi, o kitaptan bir şeyler okunması falan, Poyraz Karayel tutkunlarını ister istemez kitaba yöneltti.
          3-    Harry Potter ve Lanetli Çocuk/ J.K Rowling: Harry Potter’ın neredeyse tüm bölümlerini izledim. Ben bir Harry Potter hayranıydım. Harry Potter’a filmlerinden başladığım için, hiç kitaplarını okumaya yeltenmedim. Çünkü filmde kurduğum Harry Potter dünyası, kitap ile yıkılabilirdi. Bu kitabını ilk defa duydum. Ama dediğim gibi, kitaplarını okumayı tercih etmediğim için bu kitabı da pas geçeceğim.
          4-    Adam / Yılmaz Özdil: Kendisiyle siyasi görüşlerimiz uyuşmaz. Ama buna rağmen, köşe yazısına denk gelirsem okurum. Bu kitabını ilk defa duyuyorum. Elime geçerse okurum. Ama gidip alayım diye özel bir çabam olmaz.

güncel, Yandex, en çok aranan kitaplar
İşte en çok aranan kitaplar

          5-    Darbenin Kayıp Saatleri/ Mete Yarar-Ceyhun Bozkurt: Mete Yarar’ın analizlerini severim. O yüzden bu kitabı muhakkak okumak isterim. Ama Ceyhun Bozkurt ismini ilk duyuyorum.
          6-    Müptezeller/ Emrah Serbes: Emrah Serbes ismini edebiyat sitelerinde çok duydum. Kendi yazılarını da okudum. Kitabını okumak istiyorum. Yazım tarzı, hayata bakışı nasıl merak ediyorum.
          7-    Mor/ Kahraman Tazeoğlu- M.H.Kan: Facebook kullanıp da Kahraman Tazeoğlu ismini bilmeyen yoktur sanırım. Ama hiç kitabını okumadım. Elime geçerse okuyacağımı söyleyebilirim.
          8-    Hayvanlardan Tanrılara Sapiens/ Yuval Noah Hararı: Bizim, yani insan türünün tarihini anlatan bir kitapmış kendisi. Kendi tarihimizi okumayı severim bak.
          9-    Kanadı Kırık Kuşlar/ Ayşe Kulin: Ayşe Kulin favori yazarlarımdandır. Bu yeni çıkan kitabını duyunca çok sevindim. Her kitabı okunmayı hak ediyor bence.
         10-    Kelebek Adası/ Sarah Jio: Hem yazarı, hem kitabı ilk defa duydum. Ama arandığına göre iyi bir kitap olsa gerek.

iETT'den kadınlara özel uygulama...

güncel, İETT, kadınlara pozitif ayrımcılık
Böyle güzel haberlerin sayısı artar umarım

     Bu akşam, haberlerde gördüm. İETT yeni bir karar almış. Gece 22:00’den sonra, şoförlere söylemeleri durumunda kadınlar, durakların dışında, istedikleri yerde de inebilecekler. Bu şekilde kadınların, evlerine daha yakın yerlerde inmeleri sağlanacak. Yani olabildiğince, tehlikelerden onları daha uzak tutmaya çalışılacak bu şekilde. Haberi ilk duyduğumda, “İyimiş” dedim ve gururlandım. Ülkemde böylesi güzel gelişmeler de olabiliyor diye. Dilerim, bu uygulama kısa bir süre sonra son bulmaz, uzun soluklu olur. Hatta genel bir kural haline gelir. O kadar kötü haberler duyuyoruz ki haberlerde. Şu küçücük bir haber bile, insanın yüreğini ferahlandırıyor. 

Kalben, Haydi Söyle şarkısı ile patladı...

     Kalben ismini ilk duyduğumda enteresan gelmişti bana. “Ne biçim bir isim bu?” demiştim. İlk Kral tvde, Saçlar şarkısının klibini izlemiştim. O koca gözlükleri falan, bana doksanlı yıllardaki giyim tarzını hatırlatmıştı. Şarkısını da beğendim. Kendine has bir tarzı, bir kişiliği olduğu belliydi. Sonra Okan Bayülgen’in programına konuk olmuştu. Orada birkaç şarkı daha söylemişti. O şarkılarını da beğenmiştim. Konuşmasını falan dinledim de, bana biraz kendini beğenmiş gibi geldi. En son o programdan sonra kendisinden ses seda çıkmamıştı. Ta ki reklamlarda seslendirdiği şarkılara kadar. Son reklam filminde Haydi Söyle şarkısını söylüyor. Bu reklamdan önce kısa bir şarkı söylediği bir reklam daha vardı.

Kalben, Haydi Söyle şarkısı, güncel
Kalben'in sesinden Haydi Söyle bir başka

                                              HAYDİ SÖYLE ŞARKISI
     Ama Kalben asıl patlamasını, Allianz reklamlarında söylediği Haydi Söyle şarkısı ile yaptı. Haydi Söyle, bilmeyenler için söyleyeyim İbrahim Tatlıses’in şarkısıdır. Kendisi söylemiştir. Söylediği zamanda da çok meşhur olmuştur. Arabesk bir şarkıdır yani Haydi Söyle. Ama Kalben bu şarkıyı öyle bir söyledi ki. Şarkı adeta yeniden patladı. Her reklam çıktığında insan kendini şarkıya kaptırıyor. İnsan, “Şu Kalben’in şarkı söylediği reklam çıksa da dinlesek” der mi? Şarkıyı bu kadar güzel söylerse der. Reklama denk gelmeyenler için buradan reklama bakabilir ve şarkıyı dinleyebilirler. Şarkıyı dinler dinlemez de hemen sıcağı sıcağına yorumlarınızı duymak isterim. İşte yaşadığımız bu durum, reklamların ne kadar da önemli olduğunu gösteriyor.
                              HEMEN DAVET EDİLMESİ GEREKEN KONUK
     Zamanında, “Reklamlar sayesinde firmalara insanların sempatisini kazandırabilirsiniz” diye laflar duyardım. Bir anlam veremezdim. İşte şimdi şimdi anlıyorum, o söz ile ne anlatmak istediklerini. Şimdi, Allianz firmasının ismini duymayan kalmamıştır. Ve ister istemez insanın bir sempatisi oluşuyor firmaya karşı. Reklam bu kadar popüler olmuşken ve dillerde bu şarkı dolaşırken, ben programcıların yerinde olsam hemen Kalben’i programıma davet ederdim. Kendisini daha yakından tanımak için. Eminim böyle bir program ilgi çekici olurdu. Kalben kimdir, kaç yaşındadır, müziğe nasıl başlamıştır, müzik dışında okuyor mudur, konuşması, hali-tavrı nasıldır? Şimdi bunların hepsi merak konusu. Belki hafta sonu yayınlanan sabah programları davet etmiş olabilir. Ben denk gelmedim ama. Denk gelsem muhakkak izlerim.


Altın Kelebelek ödül değil, skandal töreni oldu...

     Altın Kelebek ödül törenine baktınız mı? Ben yarısından itibaren bakmaya başladım. Verilen ödüllerden biri de en iyi komedi dizisiydi. Ödülün açıklanacağı sırada kardeşimle göz göze geldik. “Şu anda komedi dizisi mi var ki ödül verecekler” dedim. Yine de, “Belki benim takip etmediğim bir dizi vardır” dedim ve sonucun açıklanmasını bekledim. Bir de ne göreyim. En iyi komedi dizisi diye Kiralık Aşk’ı seçmişler. “Yazıklar olsun” dedim. Buna kargalar güler ya. Romantik komedi olabilecek bir dizi, nasıl olur da komedi dizisi olur arkadaşlar, sorarım size. Bilmeyenlere örnek vereyim. Özellikle o Kelebek jürisine. Avrupa Yakası bir komedi dizisidir. Ya da ben pek sevmesem de Yalan Dünya bir komedi dizisidir.

Altın Kelebek ödül töreni, Okan Bayülgen, güncel
Bir ödül töreni böyle berbat edildi

                          DİRİLİŞ ERTUĞRUL EKİBİNİN KONUŞTURULMAMASI
     Altın Kelebek ödül töreninde yaşanan skandallardan biriydi bu. Birde Diriliş Ertuğrul ekibinin konuşturulmaması muhabbeti var ki o ayrı bir konu. Birde Cengiz Semercioğlu’nun çıkıp, “Diriliş Ertuğrul ekibi fazla alınganlık gösterdi” demesi yok mu? Tam bir pişkinlik. Adamları iki dakika konuşturmuyorsun. Daha ne alınganlığı olacak? Kasıtlı yapıldı ya da o an bir karışıklık yaşandı bilmiyorum. Ama gerçek olan bir şey varsa oda ayıp edildiğidir. Okan Bayülgen ayrı bir rezaletti. Okan Bayülgen’in sunacağını duyduğumda, “Bu adamla tören iyi mi geçer kötü mü geçer bilmiyorum. Hadi bakalım hayırlısı” demiştim. Tam bir rezalete imza attı.
                                  OKAN BAYÜLGEN ÖDÜL TÖRENİYDİ SANKİ
     Diriliş Ertuğrul ekibinin yaşananlara tepki göstermesinden dolayı birde çıkıp alaya almaz mı onları. Herhalde töreni kendi programı sandı. Kendi programında ne halt yersen ye, ne söylersen söyle. Ama böyle bir törende sana sunuculuk verilmişse, onun ağırlığında davran. Sonra tutmuş programında yaptığı medya arkası gibi bir şeyi törende yapmaya kalktı. Çok çok saçma bir fikirdi. İnsanlar oraya ödül almaya gelmişler. İnsanların yüzlerine karşı onlarla alay geçti. Tören sanki Okan Bayülgen Kelebek ödül töreniydi. Programı sunan kız ise hiç hareket etmeden öylece durdu. Okan Bayülgen kızcağızı yalnız bıraktı. O tek başına ne yapacağını bilemedi. Şu tören işlerinin hakkından bir türlü gelemiyoruz ya. Yine gelemedik. 


Ata Demirer'den yeni film...

     Ata Demirer bu aralar ne yapıyordur diye merak ediyordum. Gerçi İnstagramdan’dan paylaşımlarda bulunuyordu ama ben sanat açısından ne yaptığını merak ediyordum. boxofficeturkiye.com’da yeni filmiyle ilgi bir haber gördüm. Yeni filminin vizyon tarihi belli olmuş. “Ata Demirer yeni filme mi başlamış?” dedim kendi kendime. Yeni filminin adı: Olanlar Oldu. Film ismini pek anlamlı bulmadım. Yani sıradan bir isim gibi geldi bana. Bu arada film 20 Ocak 2017’de vizyonda olacakmış. Bir şey kalmamış şurda. 2 ay gibi bir süre var. Ha para verip gider miyim? Gitmem. Çünkü son filmi Niyazi Gül Dörtnala’da beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Hayal kırıklığı ile ilgili yazıma buradan bakabilirsin.

Ata Demirer, güncel, Olanlar Oldu, BKM
Ata Demirer üretmeye devam ediyor

                        TUVANA TÜRKAY EŞLİK EDECEK BAŞROLDE
     Ama olsun Ata Demirer’in yeni film haberini duymak beni heyecanlandırdı. Her zaman yaptığı filmler dört dörtlük olacak diye bir kanun yok. Elbette arada kötü işler de yapılabilir. Bu sefer filmin vizyon tarihi de doğru bir tarih. Niyazi Gül Dörtnala’yı nisan gibi garip bir ayda vizyona çıkartmıştı. Neyse ki bu hatasından bu filminde dönüyor. Asıl vizyona girmesi gereken tarihte ocakta vizyona sokuyor. Peki yanında kendisine eşlik edecek kadın oyuncu kim? Tuvana Türkay’ı göreceğiz bu sefer yanında. Tuvana Türkay ismini ilk Gani Müjde’nin filmi Bizans Oyunları’nda duymuştum. Filmde üstsüz bir sahnesi olması nedeniyle çok bahsedilmişti. Yani oyunculuğu nedeniyle değil. İşte şimdi oyunculuğundan bahsedilecek bir filmde yer alacak. Bakalım oyunculuğu nasılmış, göreceğiz.
                                AYNI YÖNETMEN VE AYNI YAPIMCI
     Diğer oyuncu kadrosundan da bahsetmek isterim. Eyvah Eyvah serisinde dedesi rolünü oynayan Salih Kalyon bu filmde de kendine yer bulmuş. Sonra Renan Bilek, Ülkü Duru, Toprak Sergen ve Ülkü Duru var. Filmin yapımcısı her zamanki gibi BKM. Her iyi filmin altından bu BKM çıkıyor. Tebrik ediyorum. Yaptıkları işin hakkını veriyorlar. Sinemayı besliyorlar. Yönetmen koltuğunda ise tanıdık bir isim var. Eyvah Eyvah serisinde de o vardı. Niyazi Gül Dörtnala’da da, Berlin Kaplan’ında da. Hakan Algül. Devamlı film çekenlere bakıyorum da genelde hepsi aynı yönetmenle çalışıyorlar. Mesela Şahan Gökbakar. Ocak ayını heyecanla bekliyorum. Bakalım ortaya nasıl bir çıkmış?
     


Huzursuz Bacak kitabını okudum...

     Mustafa Kutlu diye bir yazar duymuş muydunuz? Şahsen ben ilk defa duydum. Arkadaşım Nagehan’ın sayesinde. Bana iki kitabını getirmiş okumam için. Çalışmaya başladığımdan beri doğru dürüst kitap okuyamamıştım. Hafta sonu hemen bana verdiği kitaplardan Huzursuz Bacak’ı okumaya başladım. Kitabın ismi bana acayip geldi. “Huzursuz Bacak ile ne anlatmak istemiştir?” diye sordum kendime. Huzursuz Bacak ifadesini duyuşum ilk değil gerçi. Haberlerde böyle bir hastalık olduğunu duymuştum. Geçen hafta başladığım kitabı bu hafta bitirdim. Kitabın çok sayfalı olmasından değil. Okuma fırsatını ancak hafta sonları bulduğum için ancak bu hafta sonu bitirebildim. Kitap 163 sayfa. Bir günde de çok rahatlıkla bitirilebilir. 

HİKAYE DEĞİL, UZUN HİKAYE       
     Ama ben bir günde bitirmeyi tercih etmedim. Hemen bir günde her şey yaşanıp bitsin istemiyorum. O yüzden arkası yarın yapıyorum. Merak etmek istiyorum yarın ne olacak diye. Tadını da çıkarıyorum diyebilirim. Kısaca konuya değinirsek eğer. Dışarda okumuş etmiş Ömer Faruk’un memlekete döndüğünde yaşadıkları. Ömer Faruk şu andaki bizler gibi eski günleri, sevginin ve saygının makbul olduğu günlerin özlemindedir. Fakat geldiği memleketinde bunlar artık pek revaçta değildir. Bu kitapta yazar, Ömer Faruk ile doğu ile batı arasında kalmış Türkiye’yi irdeliyor diyebiliriz. Huzursuz Bacak aslında bir hikaye. Siz 163 sayfa dediğime bakmayın. Mustafa Kutlu, arkadaşımın dediğine göre hep hikaye yazar ama uzun hikaye olanından.
BİR YANILGININ SONU
     Kitapta mesela yazar Mustafa Kutlu hakkında kısa bir bilgilendirme yapılmamış. Sonra arka kapağında biraz olsun hikayeden alıntı yapılmamış. Ya da kitapta ne anlatıldığına dair ufak bir yazı da yok. Anlatım şeklini çok beğendim. Bazen gülümsetiyor bazen de birkaç damla gözyaşına sebebiyet verebiliyor. Kitabın ilk 100 sayfasını okuduktan sonra Nagehan’a, “Çok sevdim. İnternetten baktım. 15’in üzerinde de kitabı varmış” dedim. “O zaman sana Mustafa Kutlu külliyatını getireyim” dedi. Benim için süper bir teklifti. Hiç itiraz etmedim tabi. Ben bugüne kadar okunabilecek tüm yazarları tanıdığımı düşünüyordum. Ama Mustafa Kutlu’dan sonra yanıldığımı gördüm. Şimdi de, “Daha bilmediğim ve sevebileceğim kaç yazar vardır acaba?” diye soruyorum kendime. 


ÜTOPYA'DAN MİMLİYORUZ...

     Hikaye Kalpli Kadın beni günler öncesinden mimlemişti. Ama ben mimine ancak cevap verebiliyorum. Beni davet ettiği mim yazısına buradan bir göz atabilirsiniz isterseniz. Bu mimin ana konusu mucize. Sorulan üç soru da mucize ile ilgili. O zaman mim sorularını cevaplamaya başlayalım. Bakalım ne cevaplar vereceğim.
          1)    Mucizelere inanır mısınız? Neden?
Bu hangi açıdan baktığınıza göre değişir. Bir an düşünüyorum o kadar çok mucize var ki. Bir anda geliyor düşündüğümde dünyada mucize namına hiçbir şey görmüyorum. Mucize olarak neler görüyorum dünyada? Verdiğim cevaplar çok klasik olacak biliyorum. Aslına bakarsanız ben, bu yazıyı okuyan, dünyadaki her insan bir mucizedir. Dünya desen başlı başına bir mucize. Düşünebiliyor musunuz? Kapkaranlık bir ortamdayız. Buna uzay diyoruz. Bunda da dokuz tane gezegen var. Bunlardan birinde adına dünya dediğimiz topun içinde bizler yaşıyoruz. Ve uzay dediğim bu ortam uçsuz bucaksız bir karanlıktan oluşuyor. İşte dibine kadar mucize.


2) Şu an bir mucize olsa, ne istersiniz?
     Geçmişe gitmek isterdim. Mesela Osmanlı’nın en güçlü olduğu dönemlere. O zamanlar halkın yaşayışı, gelenekleri-göreneklerini gözlerimle görmek ve yaşamak isterdim. Ben ortaokul ve lise döneminde de Osmanlı tarihi derslerini çok severdim. O derslerde ne kadar sosyal hayattan bahsediliyordu şimdi hatırlamıyorum. Belki de devamlı anlatılan savaşları Osmanlı’nın kazanması da hoşuma gitmiş olabilir. Okul sonrasında Osmanlı tarihi ile ilgili okuduğum kitaplarda ve izlediğim tarihi programlarda, Osmanlı’nın sosyal hayatına dair bende hayranlık uyandıracak yeni yeni şeyler öğrendim. İşte tüm bunlardan dolayı Osmanlı’nın sosyal yaşantısına tanık olmak isterdim.
     3) Bu kişi/ olay / yer benim mucizem dediğiniz bir yer var mı?
Ne öyle bir kişi, ne öyle bir olay ne de öyle bir yerim var. Bu soru benim için cevapsız bir soru. İnsanın hayatında bir mucize olmaması sizce bir eksiklik midir? İnsanın hayatına mucize dokunmamışsa o hayat sıradan bir hayat mıdır? Bir insan hayatında bir mucize yaşamamışsa aslında o hiç yaşamamıştır mı demektir? Mucize deyince aklıma bu sorular takıldı.