Yanii arama motoru ile ne amaçlandı?


     Yanii arama motoru uygulamasına bu akşam bir göz gezdirdim. Google’dan değişik farklı bir yanını göremedim. Sadece ana ekranda yeme-içme, haberler, hava durumu ve filmlerin kısa yollarını yapmışlar. Bulunduğunuz ildeki sinemalarda hangi filmlerin olduğunu gösteriyor. Ya da yeme-içmeye tıkladığınızda ilinizdeki mekanları gösteriyor. Bunu Google’dan da yapabiliriz. Ne farkı var? Ben böyle girişimlere karşı değilim. Ama orjinali olan bir şeyi niye yapıyoruz? Niye yeni bir şeyler yapmıyoruz? Dünyanın en iyisi Google var zaten. Ben Yanii’ye niye ihtiyaç duyayım? Elbette benim düşündüklerimi Turkcell’de düşünüyordur. Para kazanamayacakları bir şeye yatırım yapmazlar herhalde. Bu uygulamanın geleceği nasıl olur? Bunu bize zaman gösterecek. Çevremde bu uygulamayı indirip kullanan var mı? Daha soramadım.

Yanii arama motoru

     Yani arama motoru uygulamasını ilk duyduğum zaman, “Başka yapacak bir şeyler bulamadılar mı?” dedim. Bu sanal dünyada nedense bir taklitçilik var. Bilmiyor muyuz mu ki taklitler orjinalini yaşatırlar. Bir ara da Twitter’ın da benzerini yapmışlardı. Bir ara haberleri yapıldı. Sonra unutulup gitti. Bu tür işlerde orjinalliğin peşinde koşmamız lazım. Her gün sosyal medyadayız. İnternetsiz hayat bizim için vazgeçilmez. İnsanlar böyle internetin tam göbeğindelerken neye ihtiyaç duyarlar? Nasıl bir uygulama yaparsak Türkiye’de patlayıp dünyaya yayılır? Bırakın Facebook’u, onu bunu. Yeni bir şeyler düşünelim. Twitter’ın taklidini yapıp başarısız olmaktansa, yeni bir fikir düşünüp yaptığım uygulamadan başarısız olmak benim için daha evladır. 

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/close-up-of-text-on-wood-327186/

Sevgili günlük #5...

sevgili günlük

     Sevgili günlük bir haftadan sonra yine sana yazıyorum. Geçtiğimiz hafta pazartesi itibariyle Bab-ı Esrar kitabını okumaya başladım. Kitap çok güzel gidiyor. Abi bu adam işi biliyor ya. Yazıyor, okutuyor. Blogda 200 bin okunma sayısını geçtim.  Tabi popüler bloglara göre bu hiçbir şey. Ama blog yazmaya başladığımda 200 bini hayal edemezdim. Şimdi ise hedefim daha fazla okunma. Ama günlük okunma sayım çok az. Okunma oranlarımı yükseltmem lazım. Adsense kabul edildiğim bir ayı geçti. Ama doğru dürüst bir şey kazandığımız yok. Bununla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum. Ayrıca bloğa reklam yerleştirme ile ilgili de bir yazı gelebilir. Bu konularda söyleyeceklerim var çünkü.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/person-writing-notes-on-white-ruled-paper-164666/

Beyaz Show iyi başlamadı...

     Beyaz Show dün akşamki bölümü ile sezonu açtı. Ben başından beri bakamadım. Gece vardiyasındaydım bu hafta. Yarısında eve geldim. Konukları; Acun ve Simge Sağın’dı. İlk programı hiç mi hiç beğenmedim. Beyaz’ın yaptığı espriler hiç yerli yerinde değildi. Bir kişi, Survivor’a katılmak için bilmem nereden yürümeye başlayıp İstanbul’a gelmiş. Acun’un yanına. Meğer bu Survivor’a alınmadan önce kişiler sağlık kontrolünden geçiyorlarmış. Bu adamı da sokmuşlar teste. Koşma da sıkıntısı varmış. Böyle bir durum varken Beyaz tutmuş adamı programa çıkarmış. Acun’a emrivaki yaptı. Acun kıramayıp Survivor’a katılmasına onay verdi. Şimdi orada adama bir şey olsa ne olacak? Beyaz ne yaptığının farkında mı acaba?

Beyaz Show

     Beyaz Show için dün akşamdan söylenebilecek diğer bir konu: Şeyma Subaşı. Beyaz onunla beraber skeç çekmiş. Şeyma’nın yeteneği varmış bunu gördük. Ama skeç için öyle diyemeyeceğim. Bir noktadan sonra, “Ne zaman bitecek artık bu?” dedim. Stüdyoya gelince. Seyircilerin oturduğu yer güzel olmuş. Şarkıcı için özel bir yer yapılmış. Oda güzel olmuş. Ama konukların oturduğu yerin arka tarafı hiç iyi olmamış. Yıllardır şu stüdyo işini bir türlü çözemedi. Ve bitiş. Finalde bir kapanış videosu yapmışlar. Onu da beğenmedim. Şarkı yapılmak için şarkı yapılmış. Kısacası: Dün akşam için hiçbir şeyini beğenmedim. Ama biliyorum ki. Programlar ilerledikçe Beyaz’ın espri kalitesi artacak ve ortaya iyi programlar çıkacak.



Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/crowd-in-front-of-people-playing-musical-instrument-during-nighttime-196652/

Serdar Ortaç Acun Ilıcalı olayı ne?

Serdar Ortaç Acun Ilıcalı

     Serdar Ortaç Acun Ilıcalı hakkında bir açıklama yapmış. Konuk olduğu bir radyo programında. Zamanında, daha O Ses Türkiye başlarken Acun aramış. “Bir yarışmaya başlıyorum. Kenan’la seni istiyorum” demiş. Olumsuz yanıt vermiş Serdar. İşte bunu anlatarak, “Allah benim belamı versin” demiş. Pişmanlığını böylece dile getirmiş. Belki o zaman, Acun’un bu işin altından kalkamayacağını düşünerek hayır demiş olabilir. Böyle düşündüğü için de yargılamamak lazım. Her şarkıcı böyle düşünebilirdi o dönem. Şimdi ise Acun’un teklifine hayır diyecek şarkıcı yoktur. Peki kabul etseydi başarılı olur muydu? Mesela Yıldız Tilbe. Olmuş mu sizce? Bence o üçlünün yanına hiç yakışmadı. Ben dahil herkes, “Süper olur” dedi. Ama hiç de öyle olmadı. Serdar’ı da görmek lazım. 

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/man-using-brown-and-black-electric-guitar-while-singing-167446/

Ezgi Mola Jason Statham ne akala?

Ezgi Mola Jason Statham

     Ezgi Mola Jason Statham diye bir ifade görürsünüz Google trend aramalarında. “Bu ne alaka?” deyip girdim. Bizim sevimli ve sempatik kızımız, Jason Statham’ın İnstagram hesabına Türkçe yorumlar yapmış. Ama ne kadar samimi ve güzel yorumlar yapmış. Yorumları görünce insan ister istemez gülümsüyor. “Yapmış bu kız yine yapacağını” diyorsunuz. İlgili instagram yorumlarını görebilmeniz için şuraya bırakıyorum. Ben en çok, “Kim üzdü benim paşamı” yorumu hoşuma gitti. Fotoğrafı gördüğünüzde yorumun anlamı, daha da bir yerine oturacak. Bu abimizin Taşıyıcı filminin tüm serisini ardı arkasına izlemiştim. Daha önce hiçbir filmine bakmamıştım o zaman. Sabahtan akşama bir günü öyle geçirmiştik arkadaşlarla. Arkadaşlarla film izlemekte çok güzel oluyor bu arada.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/board-cinema-cinematography-clapper-board-274937/

Çay mı kahve mi?

Çay mı kahve mi?

     Çay mı kahve mi? Daha eskilerde bu sorunun cevabı netti. Tabi ki çaydı. Ama son zamanlarda bu üçü bir aradalar ile kahve bir adım öne geçti diyebilir miyiz? Gençler arasında diyebiliriz. Kahve için bir sıcak su yetiyor. Çay gibi yok çaydanlıkları temizle. Çayı demle. Bunlar çok iş. Hayat hızlı akıyor artık. Bir genç çayı sevse bile, bu kadar uğraş vermiyor. Tamam da poşet çay var. Poşet çay var da. Demlemesi gibi olmuyor tabi. Aynı tadı alamıyorsun. Ama kahve öyle değil. Standart bir tadı var onun. Ben mi? Ben çayı tercih ediyorum. Üçü bir arada bir içmiyor muyum? Arada. İçmesem de aramam yani. 

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/black-ceramic-cup-with-smoke-above-41135/

Blog okumak artık popüler değil mi?

     Blog okumak, bloğun ilk çıktığı zamanlarda çok popülermiş. Ama artık öyle değil. Bir arkadaşıma söyledim, “Blog yazıyorum” diye. “Blog okuyan mı var artık ya” dedi. Sahiden yazdığımız yazıları kimler okuyor. Yine biz blogcular okuyoruz. Galiba blog eskisi kadar genele hitap etmiyor. Artık sosyal medya var. Paylaş ve çık. Sonra beğeniler gelsin. Bu kadar. Birkaç kelime ile paylaşım yapmak. Evren Günlüğü’nde Evren Soyuçok bu konu hakkında, blog sohbetlerinin birinde konuşmuştu. Blog okumayan kesime, blogları nasıl okutabiliriz diye. Galiba blogculardan başka kimseye, blogları okutmak çok zor. Bir kimsenin bir yazıyı okuması için, o yazının bir dakika ya da bir dakikadan az bir süre içermesi gerekiyor. Bu da blog okunmasını zorlaştırıyor. 

blog okumak

     Blog okumak ile ilgili merak ettiğim bir başka konu da. Acaba bloğu olmayıp da blog takip edenler var mı? Mesela ben. Daha önce blog dünyasından haberim yokken, sadece köşe yazarlarını takip ederdim. Gerçi hala takip ediyorum ya. Blog dünyasından haberim olduktan sonra, hemen bir blog açtım kendime. Hemen yazmaya başladım. Ve hemen diğer blog yazarlarının yazılarını takip etmeye başladım. Ama ben yazmayı sevmeseydim. Ya da köşe yazılarını okumaya alışmış biri olarak, sadece kendim, günlüğüme arada sırada yazı yazsaydım. “Blog gibi uğraş verici bir şeyle uğraşamam” diye düşünseydim. Yine de blog takip eder miydim? Etmezdim gibime geliyor. Sanırım blog yazılarını okumak için, bir blog yazarı olmak gerekiyor.  

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/NsWcRlBT_74