Yılbaşında izlenecek 2 program...

       Yılbaşı ekranında gözüme çarpan iki program oldu.Biri Kanal D’de Ben Bilmem Eşim Bilir, diğeri ise tv8’deki O Ses Yılbaşı.Yılbaşı programı dediğin eğlendirecek.Yoksa sıra sıra şarkıcıların çıkıp şarkı söylemesi beni sarmıyor.O iş tek kanallı dönemlerin bir ürünüymüş.Bence o zamanlarda da kalmalı.Gerçi gördüğüm kadarıyla bazı kanallar yine bu taktiği izleyecek.Şarkı dinlemek istesem kanala mı ihtiyaç duyarım.Bunca alet edevat varken.

       Artık şarkıcıların şarkı söylemesini merak etmiyoruz.Onları şarkıcılıktan başka yanlarıyla da tanımak istiyoruz.İşte bunu göz önüne alıp yapılan yılbaşı programları tadından yenmez oluyor.Ve reytingleri de doğal olarak alt üst ediyor.Ben Bilmem Eşim Bilir bu akşam da tam da bunu yapıyor.Demet Akalın,İrem Derici,Keremcem ve Ümit Besen konukları.Tek tek eşleriyle tanışma hikayelerini anlatacaklar daha ne olsun.

      O Ses Yılbaşı ise bir klasik halini almış yılbaşı programını yapıyor.Eline hiç mikrofon almamış,başka alanlarda başarılı olmuş ünlülere şarkı söyletiyor.Bu da çok enteresan bir program türü.İlgi çekici.Bu formatı Acun mu buldu bilmiyorum ama harika bir konsept kim bulduysa.Bana göre bu gece bu iki programdan sorulacak.Yarın tahminim doğru mu reyting listelerinde görürüz ne de olsa.

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

foto kaynak:www.gazetea24.com


Yüksek Sadakat:İyi müzik yapan adamlar

yuksek sadakat
      Dün akşam Mesut Yar’la Burada Laf Çok’da,performans konuğu Yüksek Sadakat’ti.Söyledikleri tüm şarkıları biliyordum.Daha önce duymadığım bir şarkı söylemediler.Bu da demek oluyor ki yaptıkları her şarkı tutuyor.Yoksa söyledikleri her şarkıyı nerden bilebilirdim ki?Ben ki,o kadar müzik dinlemeyen birisiyim.Benim bile bilmediğim bir şarkıları yoksa gerçekten iyi şarkı yapıyorlar demektir.

                                                 
                                                    Foto kaynak:www.bugunbugece.com

       Şarkıları canlı okumalarına rağmen sanki playbackten dinliyormuş gibiydim.Bir müzik kanalı açmışım da şarkıyı dinliyormuşum gibi söylüyorlardı.Bu nasıl bir performanstır böyle.”İşte hakiki müzik adamları bunlar”dedim.Çoğu kişi canlı okuyamıyor.Ve buna rağmen kendilerini şarkıcı olarak adlandırıyorlar.Zaten bizim ülkede herkes kendini bir şey olarak adlandırır.Kendimizi bir şey zannetmede üzerimize yoktur.
      Yüksek Sadakat’in solistinin sesi bir harika.Bundan önceki diğer iki solistin de sesleri çok iyiydi zaten.Bu kadar iyi sese sahip solistleri nasıl buluyor bu grup gerçekten hayret ediyorum.Sırf bu yüzden bir tebriği hak ediyor Yüksek Sadakat grubu.Grupta,solistler neden tutunamıyor o da ayrı mesele.Ama ben yine de bir müzik dinleyicisi olarak memnunum.Çünkü her yeni solist ile çok iyi sesler dinleme imkanı bulduk.Bir müzik dinleyicisi daha ne ister ki?



Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com


Yılın ilk karı sonunda geldi...

        Kaç günden beri,”Gelecek” dedikleri kar sonunda geldi.Sabah uyandığımızda kiremitler tamamıyla olmasa da beyaza boyanmıştı.Daha önceki yıllarda olsa şimdiye kadar çoktan kar yağmış olurdu.Ama son yıllarda küresel ısınmadan olsa gerek mevsimler birbirine girdi.Kışın ortasında sıcaktan yanabiliyoruz ya da haziran ortasında donabiliyoruz.Lise zamanında 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramına hazırlanırken daha o zamandan sıcaklar yakmaya başlardı bizi.
        Geçen sene temmuz ayına kadar doğru dürüst sıcak çıkmadı bile.Haziran ortasında insan üşür mü?Üşüdük.İşte bu,mevsimlerin nereden nereye geldiğinin göstergesidir.Kendi elimizle dünyanın sonunu getireceğiz herhalde.Kar,Bolu Dağı’na kadar geliyordu ama bir türlü aşağıya inmiyordu.Haberlerden hep duyuyorduk,”Bolu Dağı’nda kar başladı”diye.Biz de Düzce’liler olarak,”Eli kulağındadır.Bugün yarın bize de uğrar”diyorduk.Ama yok gelmedi.Sonunda bu sabah yılın ilk karı,”Merhaba”dedi.
       Kar gelince bir de,”Soğuk hafifler”derler.Yok,ne hafiflemesi.Dışarısı donuyor.Bir ara dışarıya çıktım ellerim dondu.Ama yerleri çok hafif kar kaplamış.Öyle kar topu yapılacak bir kar yoktu yani.Şu anda yağmaya devam ediyor.Yarın sabaha kadar herhalde kar her yeri doldurur.Kar öyle doldurmalı ki.Adeta kar topu oynamaya çağırmalı sizi.


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com



Onlara şampiyonluk hiç bir şey kazandırmadı...

      Şampiyon olmak büyük hoca olmak için yetmiyor.Daha önce böyle bir düşünce vardı.”Üç büyüklerden birinde şampiyon olursan büyük hoca sınıfına girersin”diye.Ama bunun böyle olmadığını bizzat yaşayarak gördük.Hem de bir örnek ile değil.Tam üç örnek ile bu olayı deneyimledik.Fatih Terim büyük hocadır.Mustafa Denizli büyük hocadır.Son yıllarda bunların yanına bir ismi daha yazabildik mi?
     Ertuğrul Sağlam bir ilke imza atarak bir Anadolu kulübünde,Bursaspor’da şampiyon oldu.Bu Türk futbolu için bir devrimdi.Peki şu anda nerede Ertuğrul Sağlam?Büyük hoca sınıfına girebildi mi?Yanlış anlaşılmasın ben Ertuğrul Sağlam’ı çok severim.Ama şu bir gerçek ki başladığı yere geri dönmüş oldu.Aykut Kocaman,üç büyüklerden birinde Fenerbahçe’de şampiyon oldu.Aykut Kocaman’ı nasıl hatırlıyoruz peki şimdi?Konyaspor’un GS’a 5-1 yenilmesinden sonraki capslerle.Şampiyon olmuş bir hoca böyle olmamalıydı.

      Son olarak da Ersun Yanal.O da Fenerbahçe’de şampiyonluk yaşadı.Peki şampiyon oldu da ne oldu?Hiç bir şey.Ersun Yanal hakkında fikrilerimiz değişmedi.Onu büyük hoca olarak görmüyorum.Ama iyi hoca.Üçünün de ortak noktası şampiyon olmaları.Fakat şampiyonluk kariyerlerine bir şey kazandırmadı.Sanki bir Türkiye Kupası kazanmış gibi yazıyor şampiyonluk kariyerlerinde.

Ertuğrul Sağlam foto kaynak:www.goal.com

Aykut Kocaman foto kaynak:www.sporx.com

Ersun Yanal foto kaynak:www.haberler.com

Blog   linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Kış ayının güzellikleri...

       Kış ayı sizin için ne ifade ediyor?Benim için gürül gürül yanan bir soba ve üzerindeki kaynayan çaydanlıktır.Dışarıda kar alabildiğine yağarken ben sobamın yanında ısınırım.Bir de kaynayan çaydanlığın sesi gelir ya.Bu ayrı bir zevktir.Çayınızı koyar ve demlersiniz.Çayı koyarken sakarlık yapıp bir de çayı sobanın üzerine dökerseniz,odanın içini mis gibi çay kokusu sarar.
      Foto kaynak :www.renkliweb.com

      Bir de o sıcak odanın içinden dışarıda yağan karı izlemek yok mudur?Huzur demektir benim için.Hatta mutluluğun resmidir diyebilirim.Aslında hayatımızda mutluluğun resmi olan o kadar çok anımız vardır ki.Ben,benim hayatımdaki mutluluk tablosundan birini anlatıyorum size.Kar lapa lapa yağar ya.Karı lapa lapa yağarken izlemek bir ferahlık verir bana.Sanki bir tabloya bakarmış gibi izlerim o karı.

       Bir de karda yürümek çok güzeldir.Giyinirsin sıkı sıkı.Ayağına geçirirsin botlarını.Ve çıkarsın o beyazlığa.Yürürken her adımında bir de o kara has ses çıkar ya.İnsanın hayatı boyunca duymak istediği seslerden biridir.Her adımdan sonra da botlarınızın izi çıkar kara.Bunlar karda yürümenin ritüelleridir.Kışı yaşamak güzel.Yazı yaşamak güzel.Bu güzellikleri tadabilmek,bu güzelliklerin farkında olmak ise en güzeli.

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Kış ayının güzellikleri...

Mucize,vizyona bir ilke imza atarak giriyor...

Mucize filminde Mahsun Kırmızıgül gözleri şaşı olarak harika oynamış.Filmin fragmanında gördüğümüz kareler bile yeterli oluyor böyle düşünmek için.Sadece şaşıyı oynamakla kalmamış.Sempatik bir şaşıyı canlandırmış.Bir insan,hem şaşı,hem de sempatik birisi nasıl olur?Mahsun Kırmızıgül bunun cevabını veriyor.Mucize filminden ilk gözüme çarpan Mahsun Kırmızıgül’ün bu harika şaşı rolüydü.Filmin oyuncularından Metin Yıldız,”Mahsun şaşı olarak kalacak diye korktum”diyor.Düşünsenize çekimlerde şaşı olarak dolaşıyorsunuz.
     
Foto kaynak:www.beyazperde.com

       Fragman çıktıktan sonra film çeşitli programlarda konu oldu.Ve film hakkında da ek bilgiler verdiler.Onlardan biri.Türkiye’de ilk defa bir film tam 930 kopyayla vizyona girecek.Bu gerçekten büyük bir olay.Ne kadar çok kopya,o kadar çok kişiye ulaşması demektir filmin.Bu uygulamayı diğer filmler de takip edecektir.Bu da demek oluyor ki 10 milyon izlenme rakamlarına ulaşmamız yakındır.
      Mucize filmi,şarkısı sayesinde daha film vizyona girmeden çok iyi bir reklam yapmış oldu.Bu da bir yönetmen becerisi olsa gerek diye düşünüyorum.Şarkının adı bir kere ilgi çekici.Deh diyin kızlar deh diyin.Köylülerden kurulmuş harika bir koro.Ve söyleyenlerin hepsinin yüzünden mutluluk okunuyor.Bu da ekrana geçiyor.Ek bir bilgi daha vereyim.Bu şarkıyı daha önce Burhan Çaçan okumuş.




Blog link:yasamdanyazilar.blogspot.com


Türk futbolunu kurtaracak proje...

       Futbolla yatıp futbolla kalktigimiz için ister istemez ben de düşünüyorum,"Türk futbolu ne yapılırsa daha iyiye gider?"diye.Benim önerim:Futbol Federasyonu ülkede futbolun nasıl oynanacagini belirlesin.Ve istisnasiz her takim da ona göre oynasın.Mesela desin ki,"Artık her takım hücum futbolu oynayacak".Bir dusunsenize.Harika olmaz mı?Zevkle maç izlemez miyiz o zaman?
         Foto kaynak:www.ses32.com

       Hep yorumcularin ağzından duyarız,"Bizim futbolcular defans yapmayı bilmiyor,yapamıyor"diye.Madem oyun karakterimiz bu.Niye futbol sistemimizi buna göre kurmuyoruz?Neden futbolumuzu A'dan Z'ye buna göre dizayn etmiyoruz?Tüm takımlarımız hücum futbolu oynasın.En azından bir görelim bakalım neler oluyor?Hiç bir şey yapmamaktan iyidir diye düşünüyorum.Onemli olan ortaya bir fikir koyulmasi.Beyin jimnastiği yapmaya başlamamiz.
          Dedigim projeye örnek olarak İtalyan futbolunu verebilirim.Italyan futbolu deyince akla savunma gelir.Onlar karakterlerine uygun sistemi bulmuslar.Sira bizde.Bu iş için çok çok gec kaldık.Ama ne demişler,"Zararın neresinden donersen kardir".Önemli olan ilk adımı atmaktir.Bir şeyler yapmaya somut olarak baslamaktir.Ilk adımı attığımız gün,bugünden daha iyi bir gelecek bekliyor olacak futbolumuzu.

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com