Böyle bir kitap adını ilk defa duyacaksınız...

İlginç kitap isimleri, ilginç blog yazısı başlıkları hemen dikkatimi çeker. 

Kimin çekmez ki? 

Mesela bu ara okuduğum hikaye kitabını, kütüphaneden ismi ilginç geldiği için aldım. 

Kitabın adını yazıyorum, hazır mısınız? 

Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam. 

Yazarı: Doğu Yücel. 

Böyle ilgi çekici yazı başlıkları bulabilsem var ya. 

Dünyada Elon Musk kadar söz sahibi biri olurum. 

Bir sosyal medya alırım. 

Kafama göre at oynatırım. 

Şaka şaka. 

Biliyorum komik değil. 

En fazla bloğumdan birkaç kuruş daha fazla kazanırım. 

Mesela günde 10 kuruş kazanıyorsam bu 15 kuruş olur, bilemedin 20 kuruş olur. 

Yani demek istediğim: ilgi çekici yazı başlıkları bulmak için kafa patlatmak lazım. 

Hem daha fazla okunur yazınız, hem de insanın kendisine güven gelir.

Roman ya da hikaye yazmanın inciği cıncığı çok...

Bu akşam bir tane yazarın yazma sürecine ilişkin anlattıklarını izledim. Dur bakayım, yazarın adı neydi aklıma gelecek mi? Hah, evet. Aslı Tohumcu. Yok yazarken ritüelleri varmış. Kitabın ismini bulmasa yazamazmış. Falan filan. Takıntı abi takıntı. Yani yazar olmak da kolay bir şey değil. İşte bunun gibi bir dünya inciği cıncığı oluyor. O yüzden ne varsa deneme yazmakta var. Roman ya da hikaye yazmak başka bir dünya, başka bir kafa. Benim için varsa yoksa deneme. Bir, iki, üç, deneme. Ses kontrol, deneme. Ama yine de yazarların dünyasından bir şeyleri dinlemek güzel. Kültür sanat haberlerini de dinlemeyi severim. Bir ara Ntv’de, Gece Gündüz diye bir program vardı. Denk gelince izlerdim. Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum. İşte o programı izlerken de seretonin hormonu salgılardım. O hormonu yanlış mı yazdım? Yoksa başka bir hormon muydu? Neyse işte.

Şu anda çok sinirliyim belki de Hulk'a bile dönüşebilirim...

Akşam yatmak bilmez, sabah da kalkmak bilmez denir ya. Galiba birkaç gündür ben böyleyim. Ama kendime haksızlık da etmeyeyim. Sabah birazcık zorlanarak kalkıyorum. Galatasaray içeride Manchester United ile 3-3 berabere kaldı. Bir Galatasaray taraftarı olarak bu akşam galibiyet bekliyordum ben. Bu nedenle biraz sinirliyim. YouTube’da, Olacak O Kadar’ın 1998 yılında, Ramazan ayında yayınlanmış bir programına denk geldim. Hemen daha sonra izleye kaydettim. İlk fırsatta izleyeceğim. Bu ilk fırsat dediğim galiba hafta sonu olur. Bu ara bir hikaye kitabını okuyorum. Doğu Yücel diye bir yazar. İlk defa duydum adını. Hikayeleri iyi gibi. YouTube’da tek sunuculu ve tek konuklu programlardan gına geldi artık.

Neden Fatih Terim fonu deniliyor?

Seçil Erzan’ın futbolcuları dolandırma olayı ortaya çıktığından beri ortada bir Fatih Terim fonu söylenip duruyor. Peki nedir bu Fatih Terim fonu? O kadar haber yapılıyor da, o haberlerin içinde şuna değinilmiyor. Böyle duyunca da insan bir merak etmiyor değil hani. “Ne varmış ki bu fonun içinde?” diye. Böyle bir fon falan yok tabi. Seçil Erzan denen dolandırıcı, Fatih Terim’in adını kullanarak milletten para toplamış. Bu nedenle Fatih Terim fonu denilmiş. Bunu bir örnek ile de açıklamak gerekirse. Futbolcular dışında dolandırılanlardan biri olan İnci Çeviker’e, “Fatih Hoca’nın fonu var. Bu fona gireceksiniz” demiş. Hocanın adını kullanarak, kendisine güven duyulmasını sağlamış. İşin aslı böyleymiş yani.

İcardi'nin yeni şarkısı Başıma Belasın olur mu?

Galatasaray resmi hesabı İcardi’yi paylaşmış. İcardi’yi paylaşırken de müzik olarak, artık efsane olan Aşkın Olayım şarkısını değil Aleyna Tilki’nin, Başıma Belasın şarkısını kullanmış. Şarkıyı duyduğumda, “Aleyna’nın böyle bir şarkısı mı varmış” dedim. Şarkı hoşuma gitti ve YouTube’dan dinledim. Güzel bir şarkıymış. Hem de 2 dakika 26 saniyecik. Bu kadar kısa bir şarkı da olurmuş. Şimdi Galatasaray taraftarı arasında İcardi’nin şarkısı değişsin mi, Aleyna’nın Başıma Belasın şarkısı olsun mu tartışması var. Peki bu tartışmaya son nokta nasıl konacak? Bu akşam içerde Manchester United ile oynayacağız. Bu maçta İcardi gol attığında eğer Aleyna’nın şarkısı çalarsa resmi olarak İcardi şarkısı Başıma Belasın olmuş olur.

Pazartesiyi üç evetle uğurladım...

Pazartesi sendromu yaşayarak işe başladım ve ancak öğlene doğru sendromunun etkisinden çıkabildim. Galiba bu sendromdan kurtulmanın tek şartı, hiç çalışmamak. Hayaller ve hayatlar işte. Kardeşim, A101’den bir çikolata almış ama pek beğenmedim. Kahvenin yanında da pek iyi gitmedi. Kahve olmadan da tek başına da iyi gidebilecek bir hali yok gibiydi. Kardeşime hemen uyarıda bulunmalıyım. Bu çikolatayı bir daha almamalı. Hikaye kitabı okumaya başladım. Konuları işleyiş tarzı bana pek hitap etmiyor. Ama okunmayacak gibi de değil. Zaman zaman sevdiğim tarzın da dışına çıkmalıyım diye düşünüyorum. O yüzden okumaya devam edeceğim. Pazartesiye de üç evetle uğurlarken sizlere de güzel bir hafta dilerim millet.

Hayattan soğutan düşünce...

Zaman zaman rüzgarlı geçen bir pazar günüydü. Daha karla tanışamadık. Tirende Bir Keman kitabını bitirdim. Yeşilçamvari bir son ile bitti kitap. Acının dibine vurduk. İç açıcı ve güzel bir son bekliyordum oysa ki. Yarın yeni bir hafta ve yine işe başlayacağım düşüncesi ara ara geldi aklıma ve hayattan soğudum. Akşam, Kim Milyoner Olmak İster’i izledik. Kitapla ilgili sorular gelince seviniyorum. Hele de sorunun cevabını bilirsem değmeyin keyfime. Okumadığım Ayşe Kulin kitaplarını okumak istiyorum. Ama önce Orhan Pamuk’un Sessiz Ev’ini bulursam onu okuyacağım. Bu Pazar gününde de zamanı iyi yönetemedim. Sözde film izlemeyi düşünüyordum. Hasan Can Kaya, Onedio’nun YouTube kanalına konuk olmuştu. Onu izledim. Adam tam bir film hayranı çıktı. O kadar heveslendirdi ki beni. O hevesle izleyecektim bugün filmi. Artık gelecek hafta sonuna.