Celal Şengör, cehenneme gideceksin...


     Celal Şengör, Teke Tek programına İlber Ortaylı ile konuk olduğu programlardan biri. Fatih Altaylı gelen mesajlardan birini okuyor. “Hocam seni seviyoruz ama cehenneme gideceğin için üzülüyoruz” diyor mesajda. Bunun üzerine herkes bir kahkaha patlatıyor. Ama özellikle İlber hocaya dikkat edin. O sonradan kahkaha atmaya başlıyor. Enteresan bir kahkahası var kendisinin.


 Video çok kısa bir video ama çok eğlenceli. Ben genelde Teke Tek programını izlerim. Ama bu bölüm gözümden kaçmış. Kaçması da normal değil mi? 21 saniyelik bir video zaten. “Bu videoyu muhakkak paylaşmalıyım, herkes izlesin” dedim. Ben izlemediğime göre çoğu kişinin de gözünden kaçmış olabileceğini düşündüm. Celal Şengör bu mesaja da ilginç bir cevap veriyor bu arada.

Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Yzao8zfKVhk

Sevgili günlük #9...


     Sevgili günlük, bugün Miraç kandili. Şükür bir kandile daha eriştik. Adım adım Ramazan ayına doğru gidiyoruz. Geçen sene oruç nasıl tutmuşum ya. Bu sene çok erken acıkıyorum. Geçen sene Ramazan’ın büyük çoğunluğunda oruç tutmuştum. Bu sene de nasip olursa tutmayı düşünüyorum. Tanıdıklara böyle deyince, “Allah bi kolaylığını verir kardeşim” diyorlar. 

Sevgili günlük

O günlerde insana bir dayanma gücü geliyor gerçekten. Bu akşam eve geldim. Bizimkiler kanal D’ye bakıyorlar. Haberler bitti. Bi baktım, akşam 21:00’da mevlüt yayını varmış. Bunca yıldır kanal D’ye bakarım. İlk defa bu kadar erken saatte mevlüt yayınladığını gördüm. Kanalın el değiştirdiği belli oluyor. Sevgili günlük yarın iş var yine, görüşürüz.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/notes-paper-pen-writer-7073/

Masa dergisi hoşuma gitti...


Masa dergisi, son bir haftadır okuduğum bir dergi. Elimdeki Yusuf Atılgan sayısı. Bizim Elif Aydın almış. Baktım masasında gördüm. “Alabilir miyim?” dedim. Sağolsun, “Sormana bile gerek yok” dedi. Ya hala Yusuf Atılgan’ın bir kitabını okuyamadım. O yüzden onunla ilgili yazıları okumadım. Önce yazarın bir kitabını okumalıyım ki bir anlamı olsun. 

Masa dergisi
Resimdeki adam araba dergisine bakıyor. Bunu buldum idare edin.

Marily Monroe hakkında bir yazı vardı. Çok güzeldi. Sonra daha bugün okudum, yazar Marcel Proust hakkında bir yazı vardı. Oda harikaydı. Ve yine bugün okudum, Onno Tunç’u anlatan bir yazı. Genel olarak dergiyi beğendim. Sevdiğim şairler Cahit Sıtkı Tarancı, Ümit Yaşar Oğuzcan ve Orhan Veli sayısı olduğunda alırım bir Masa dergisi bende.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/man-in-blue-and-white-gingham-print-shirt-reading-car-magazine-129063/

Medium: Yazılarını saatlerce okuduğum blog sitesi...


     Medium nedir derseniz? Blogger gibi bir blog platformu. Blog yazmaya ilk başladığım dönemlerde orada da bir blog açtım. Tabi fazla bir yayınım olmadı. Son bir haftadır oraya yazı girmekle beraber orada yazılanları da takip etmeye başladım. Orada genelde biz blogcuların tarzının dışında bir tarz var. Evet, bizim gibi de yazıyorlar ama genelde kişisel gelişim, girişim ve bilgisayar programları üzerine. 

     Kişisel gelişim ve girişim yazılarını zevkle okuyorum. Hele kişisel gelişim yazıları. Yazının sonunda gaza gelip, “Ben de kişisel gelişeceğim lan” diyorum. O kadar gaza getiriyor yani. Alın size bir örnek. Takip ettiğim kişiler yeni yazı girince bildirim geliyor. Blogger’da niye böyle bir uygulama yok lan. Medium yapmış, Blogger niye yapmıyor?

Medium
Kullana kullana bu tip yazmak üzerine görsel bırakmadım
     Medium uygulamasını telefonuma indirdim. Rahat rahat okuyorum yazıları. Gelen bildirim sonrası yazıyı okumaya bir başlıyorum, yarım saat çıkamıyorum. Oradan oraya vakit geçiyor. Şöyle bir özellik yapmış adam. Hani bizim yazıların sonunda benzer yazılar eklentisi var ya. Bunlar da yazının sonuna benzer yazılar eklentisi eklemiş. 

     Ama o benzer yazılarda, yazısını okuduğun kişinin bir yazısı görülüyor. Diğer ikisi yine aynı konuda yazmış başka blogcuların yazıları. Böylelikle daha fazla kişiyi okuma olanağına sahip oluyorsun. Böyle böyle bir çok kişiyi takip etmeye başladım. Verdiğim linkten bir girin yazıyı okuyun, şöyle bir siteye bakın bakalım. Medium hakkındaki düşünceme siz de katılacak mısınız?

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/closeup-photo-of-black-smartphone-near-black-and-grey-pencil-on-black-spiral-notebook-768474/

Künefe yemeğe gidip, dondurma yemek...


     Künefe, bundan birkaç yıl önce yediğim bir tatlıydı. Ama hoşuma gitmemişti. Ve aramızdaki mevzuu da orada başlamış ve bitmişti. Ta ki geçen aya kadar. İşyerinden Mehmet Abi, ben ve Ogün çıktık akşama doğru. Ogün tutturdu sizi künefe yedirmeye götüreceğim diye. Ulan ben künefe sevmem falan dediysem de adamlara anlatamadım. Soluğu künefeci de aldık. Künefeden başka bir şey yok aga. Teması künefe üzerine kurulu. Bizimkiler aldılar menüleri. Yok şunu alalım yok bunu alalım muhabbeti yapıyorlar. 

Künefe
Künefe fotoğrafı bulamadım millet bununla idare edin

     Bende bir köşede resim amaçlı bakıyorum menüye. Neyse söylediler künefeleri geldi. Bense dondurma söyledim. Çünkü benim aram yok. Bizimkiler afiyetle mideye indirdiler künefeleri. Bense dondurmayı yemekle uğraştım durdum. Birde Ogün demez mi, “Abi sen künefe sevmiyorsun galiba he?” diye. Şimdi mi anladın be kardeşim, helal olsun. Kıyak adammışsın helal olsun. Ulan Yumurcağa bağladım lan. Neyse orada bir karar aldık. Bir dahaki sefere bizim Düzce’nin pide salonu deyince akıllara gelen Ethem’in Yeri’ne gideceğiz.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/bake-baked-baked-goods-berry-357629/

Kimseye inanmıyorum...


     Kimseye inanmıyorum. Ne yaşlı ve bir karış sakallı amcalara, ne de yaşlı teyzelere. Ne gençlere, ne ona, ne buna, ne de kendime. Hangi taşı kaldırsam altından kötülük çıkıyor. Hangi kalbe baksam fesatlık akıyor. Dört bir yanımız menfaat ile sarılmış. Boğuluyoruz, boğuluyorum. Öyle haberler görüyorum ki. Yapmaz dediklerimiz öyle şeyler yapıyorlar ki. Lanet ediyorum. İğreniyorum.

Kimseye inanmıyorum

     “Bu nasıl bir dünya lan?” diyorum. Dünyadan gidecek başka bir yer olsa çekip gidesi geliyor insanın. Bu dünyadan tek çıkış yolu, ölüm. Ölümü ister hale gelir mi insan? Bir kurtuluş olarak görebilir mi? Peygamberimiz, “Gün gelecek insanlar, ‘Şu mezardakinin yerine keşke ben olsaydım’ demedikçe kıyamet kopmaz” demiş. Acaba o günler, bugünler mi? Kimseye inanmıyorum. Tek gerçek sadece ölüm dışında.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/alone-buildings-city-cityscape-220444/

Baştan savma iş yapmak bizim işimiz...


     Baştan savma iş yapmak, bizim ülkenin genlerinde var abi. Bu ülkede kimse işini doğru dürüst yapmıyor. Bir insan işini niye doğru dürüst yapmaz. İşini sevmediği için mi? Yoksa ülkedeki herkes böyle davrandığı için mi? Belki adam işini doğru dürüst yapacak. Ama içinden, “Bir enayi ben miyim lan? Herkes kaytaracak ben mi yapacağım?” diyordur. 

Baştan savma iş yapmak

     İşini hevesle yapmaya başlayanların bile bir süre sonra o hevesleri son buluyor. Onlarda sisteme uyuyorlar. Vatandaş da bunu kabullenmiş. “Burası Türkiye” deyip geçiyor. Bu iş düzelmez. Çünkü böyle diyen vatandaşın kendisi de aynı vurdumduymazlığı yapıyor. Baştan savma iş yapmak, nesilden nesile aktarılan bir davranış olacak bu gidişle.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/adult-architect-blueprint-business-416405/