Kişisel Blog Yazıları #105: Ramazan reklamları, çocukluk ve sessiz sabahlar

Ramazan ayı reklamları başladı televizyonlarda. Hele ki o sıcacık pideyi ortadan bölmeleri yok mu. Şimdiden canım istedi. Kişisel blog yazıları serisinin bu yazısında biraz Ramazan esintileri göreceksiniz. Ramazanın başlamasına 15 gün falan var. Acaba şimdiden, ufak ufak açlık sürelerine alıştırma yapsak mı ki? Geçen yaşlı bir amca geldi evimize. Hanımıyla beraber Berat Kandili günü oruç tutmuşlar. "Ooo, siz şimdiden Ramazana pratik yapmaya başlamışsınız” dedim. İnsan daha ne ister be. Bu dünyada manevi huzurdan gerisi boş.

Bu akşam kanal D’de, Eşref Rüya’nın yeni bölümünü izledik. Bu bölümde rüya psikoloğa gidiyor. Ya gerçi psikolog, psikiyatri karıştırıyorum onları. Seans yapıyorlar. Rüya, gözlerini kapatıyor. Çocuklukta başından geçenleri hatırlıyor. Çocuklukta travma yaşamış. Çok kötü oluyor tabi. Ben zaten paniğim. Çocukluğa dönünce tekrar bugüne geri dönemezsem diye çekinirim.

Kardeşim işten gelirken markete uğramış ve bir şeyler almış. Evin ihtiyaçları, abur cubur falan. “Neler aldın bakalım. Var mı bir şeyler? Abur cubur gibi şeyler” dedim. Çikolata falan almış. Çocukluğum geldi aklıma. Annem ve babam, dışardan eve geldiklerinde ellerindeki poşetlere bakardık hemen. Bize bir şeyler almışlar mı diye. Hey gidi günler. Çocukluk güzeldi.

Sabah uyandım. Saat 06.00 olmuş. Hava daha karanlık. 1,5-2 saate ortalık aydınlanmaya başlayacak. Karşı apartmanların bazı dairelerinde ışıklar yanmış. Gün başlamış onlarda. Sokaklar hala sessiz. Ama birkaç saate herkes evlerinden çıkacak. Kimisi işine, kimisi okuluna. Hayat koşturmacası başlayacak yani. Tekrar yattım. Kendi hayat koşturması saatim gelene kadar

Kişisel Blog Yazıları #104: Bugünden notlar ve istikrar mucizedir sözü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder