Ekmeğin içine peynir ve zeytin koydu. Bir an ekmeğe baktı ve, “Çocukken de böyle yapardık” dedi. Yanındaki arkadaşı, “Bırak şimdi nostaljiyi. Aç karnını doyur. Durma hadi ye” dedi. “Arkamızdan koşturan mı var be mübarek, yiyoruz işte” dedi. Bir yandan da maça bakıyorlardı iki arkadaş. Çay da yapmışlardı. Bir yandan yiyor, bir yandan çay içiyorlar, bir yandan da maçı izleyip yorumlarda bulunuyorlardı. Mutlu olduğunu hissetti bir an. Şimdi arkadaşına mutlu hissediyorum dese, “Moruk, sen de bu akşam ne duygusal takıldın be” diyecekti. İçinde kötülük yoktu biliyordu da ama yine de böyle derse içi burkulurdu. O yüzden o topa hiç girmedi. Sadece içinde bulunduğu anın tadını çıkarmaya baktı.
*Önceki
yazı: Kişisel Blog Yazıları #102: Hayata dair bir pazar günü
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder