Atatürk posteri diye kriz mi olur?



     Konuşulan parti CHP ise olur. Kaç günden beri bununla yatılıp, bununla kalkıyor. Fındık kabuğunu doldurmayacak bir tartışma. İşte böyle tartışmaların peşinde sürüklendiği için iktidar olamıyorlar ya.
      Alınan sok karar, Aylin Nazlıaka disiplin kuruluna sevkedilmiş. İşin içinden daha da çıkılmaz bir hal alıyor. "Beni kim diye sıkıştırıp duruyorlar. İlkeli duruşum gereği söylemem" demiş.
      Pardon da neyin ilkesi. Anlamıyorum ki. İsmi açıklamayacaksan niye böyle bir şey söyledin ki. Baştan sona tutar bi yanı yok. Partiyi karıştırmaktan yollamışlar disipline. E haklılar. Ne diyeyim.
      Bir milletvekili de çıkmış. Anlatılan kişi benim. Ama Atatürk posteri indirme diye bi şey yok demiş. Ya bu ne demek. Sizin mantığınız alıyor mu? İlk olarak bu olayı duyduğunuzda aklınıza ne geliyor. Evet, saçmalık.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
    


Cnn Türk tartışma programlarında lider...

    Haber kanallarının tartışma programlarına baktığınızda Cnn Türk öne çıkıyor. Bi zamanlar durum böyle değildi. Ntv daha öndeydi. Gerçi o zamanlar Ntv her şeyiyle öndeydi. İlk haber kanalı olmasının sorumluluğunun bilincinde yeniliklere imza atıyordu. Ama sonra ne olduysa, o performansını kaybetti. Tartışma programlarında liderliği ele Habertürk aldı. Tartışma programları Habertürk'ten sorulur oldu. Didem Arslan Yılmaz ve Ece Üner gibi çok iyi, iki moderatöre de sahipti. Kısa sürede kanal çok yol aldı. Onları yönlendirdiği tartışmaları izlemek gerçekten keyif verici. Eğer onlar da değil de o koltukta sen, ben otursak konuklara tam da o soracağı soruyu sorardık. İşlerini çok iyi yapıyorlar gerçekten.
      Sonra Cnn Türk'te adından bahsettirecek tartışma programları yapmaya başladı. Özellikle de Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge'den çok manşet çıkmaya başladı. Ve de Şirin Payzın. O da çok iyi bir moderatör. Konunun içinde, biliyor. Bazen o kadar tartışılan konudan bi haber moderatörler oluyor ki. Ekran başında asabınızı bozuyorlar. Ama saydığım bu isimler müstesna. Ahmet Hakan'ı seven vardır, sevmeyen vardır. Ben programını seviyorum. Programında gerçekten programın ismi gibi,  tarafsız davrandığını düşünüyorum. O da konuklara çok basitçe sorular sorarak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Bir de direkt konuğa, "Şimdi ne anlatmak istiyorsunuz bununla" sorularıyla, anlamsız konuşmaların önüne geçiyor. Gündem belirleyen tartışmaların hep Cnn Türk'ten çıkması nedeniyle, Cnn Türk haber kanalları arasında tartışma programlarında lider durumdadır.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


Sıla, yeni Sezen Aksu mu?

      Tabi ki Sıla farklı, Sezen Aksu farklı. Burada anlatılmak istenen,  tarzları. Yoksa dünyada herkesten bir kişi var. En hazzetmediğim şeylerden biridir hatta, şu şunun veliahtı diye söylenmeler. Ama bu farklı.
       İkisi de çok şarkı yazıyorlar. Çoğunlukla duygusal şarkılarla damgalarını vuruyorlar. Ama hareketli şarkılarda da, bir o kadar maharetliler. Herkes onların şarkılarına kendilerini kaptırıp dans ediyor.
        İkisi de pek televizyonda, orda burda görünmeyi sevmiyorlar. Şarkılarını yapıyorlar. Ne kadar çok ortak yönleri var değil mi? Ekol olarak, tarz olarak. Ben bu nedenle başlıktaki soruya evet diyorum.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


Kötü Kedi Şerafettin vizyonda...

      Beklenen gün geldi. Sonunda bugün Kötü Kedi Şerafettin vizyona giriyor. Vatana millete hayırlı olsun.
      Bu animasyon filminden çok bahsediliyor. Animasyonun kalitesi yerlere göklere sığdırılamıyor. Amerika ile yarışacak tipte olduğu söyleniyor.
      Şimdiden dört ülkeye satılmış bile. Tahminler tam 50 ülkeye satılması yönünde. Eğer beklenen gişe olursa ikincisinin senaryosu hazırmış bile.
      Bu proje tam 10 yıldır konuşuluyormuş. Çok emek verilmiş. Filmdeki kamyon sahnesi için tam iki ay çalışılmış. Filmde kazıncı yokuşu bile varmış. Cihangiri görecekmişiz filmde yani.
      Şerafettin tam 20 yıldır hayatımızda. Dergi sayfalarından beyaz perdeye geçti diye üzülmeyin. Yeni hikayeleriyle dergi sayfalarında yer almaya devam edecek. İyi seyirler.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


Başkanlık muamması bitmeli...

    Başkanlık sistemine geçecek miyiz, gecmeyecek miyiz? Artık bir an önce karar verilmeli. Ülkenin aklı buna takılı olduğu için ileriye rahat bakılamıyor. Herkes Başkanlık sistemine geçilip gecilmeyeceğini bilsin. Herkes gelecek için ona göre planını, programını yapsın.
         BAŞKANLIK VE EKONOMİ
     Bilinmezlik hiç bir zaman iyi değildir. Hem ekonomi için, hem de insan psikolojisi için. Başkanlığa geçilirse ekonomide ona göre adımlar atılır. Yok geçilmezse, ona göre atılacak adımlar farklı olur. Belirsizlik ekonominin en nefret ettiği şeydir. Yatırımcı önünü görmek ister.
            REFERANDUM VAKTİ
      Vatandaş olarak biz de önümüzü görmek istiyoruz. Artık bu Başkanlık meselesi daha fazla uzatılmamalı. Bir an önce referanduma götürülmeli. Ve en son karar merci halk kararını vermeli. Ben toplumda yeterince tartışıldığını düşünüyorum. Artık altyapı olarak hazır. Son hamlede referanduma gidilen dönemde olacaktır. Kimin eteğinde ne taş varsa herkes dökecektir. Bu tartışmalar vatandaşın son kararını vermede etkili olacaktır.
           BAŞKANLIK ÇEKİNCESİ
       Başkanlık sistemine dair çekincelerimiz var. Çekincesi olanlar arasında, Ak Parti'ye oy vermiş vatandaşlarimiz da var. Çekincenin en büyük nedeni: Başkanlık=federasyon algısı. Bunun sonucunda da bölünme endişesi. Bu nedenledir ki referandumda, "Yüzde yüz evet çıkar" diyemiyoruz. Ak Parti bunu göz önüne alarak, nasıl bir Başkanlık sistemi istediğini, ayrıntılı ve en sade şekilde halka anlatmalı.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


Böyle hukuk mu olur?

       Aşırı sevgiden dolayı, 16 kere bıçaklamiş diye, bir gerekçeli karar olabilir mi? Bu nasıl bir hukuk sistemidir? Bu kararları veren de, bir insan değil mi? Peki, bu insanların vicdanları yok mu? Onlar bu yazdıklarına inanıyorlar mi? Geceleri,  başlarini yastığa rahat koyabiliyorlar mı?
       Hatice Kaçmaz davasında katil,  aşırı sevgiden öldürdü diye,  cezasında indirim aldı. Bunu hangi vicdan kaldırabilir?
       Hükümetten biri, çıkıp da demedi ki, "Hükümetimiz kurulur kurulmaz,  bu işe el atacağız. Artık olmadık nedenlerle, cezalarda indirime gidilmeyecek". Yasa mı, kanun mu,  ne ise yapın artık. Ben ülkemde bir daha, böyle kahredici bir haber duymak istemiyorum.
       Şimdi her olayda böyle indirimler yapılırsa, kadın cinayetlerinin önüne nasıl geçilecek,  söyler misiniz? Böyle bir suçu işleyenin, bir daha dışarıyı görmemesi gerekir. Görmeyecek ki,  herkes ibret alsın.
        Zaten, ilk savcı müebbet istemiş. Ama dava müebbetten, aşırı sevgiden bıçaklamaya kadar gelmiş. Verilen bu karar, toplum vicdanını yaralamıştır. Hukuka olan güveni sarsmiştir.
       Hatice Kaçmaz gibi, başında manyak olan, kim bilir kaç kadın vardır. Şimdi bu karardan sonra, o kadınların, nasıl bir psikolojiye girdiklerini düşünsenize.
       Bir de, o kadınlara musallat olan manyakları düşünün. Bu karardan sonra, kim bilir, nasıl daha da cesaretlenmişlerdir.

       Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


% 49, nefreti bitirir mi?

       Ak Parti, % 49 aldı diye, bütün sorunlar bitecek mi? Yok. Yine bazilari, Ak Parti'ye oy atanlar için, "Koyun" diyecekler. Ak Parti'liler de buna karşılık, " Koyun dediniz, koyduk" diyecek. Yani, değişen hiç bir şey olmadı. Olmayacak.
       Aradaki nefret bitmedikten sonra, hiç bir şey değişmez. E, nefret de bugünden yarina geçebilecek bir duygu değil. Zaten kimsenin de, nefreti sonlandırma gibi bir düşüncesi de yok.
       Alınan % 49, nefreti bitirmeyecek evet. Peki neyi bitirecek? Belirsizliği bitirecek. Kim kimle koalisyon yapacak sorusunu bitirdi. E ekonomi kötüye gidecekti. Çalkantılı bir dönem olacaktı yani. Şimdi bunların önüne geçilmiş oldu.
       Ülke, Ak Parti'yi sevenler ve Ak Parti'yi sevmeyenler olarak, ikiye ayrılmış durumda. Aslında ayrimin adı bu değil. Ayrimin adı: Erdoğan'ı sevenler ve Erdoğan'dan nefret edenler. Yoksa, Erdoğan'dan nefret edenler arasında bir anket yapılsa, "Aynı şekilde, Davutoğlu'dan da nefret ediyoruz" diyeceklerini sanmıyorum.
        Alınan bu % 49, ekonomiyi kurtardı. Ama, ya bu nefret ortamı ne olacak? Her iki taraftandan da, hakaretler devam eder. Her iki taraf da, birbirinin yanlış yapmasını bekler. Yanlışı yakalayınca da, en ağır hakaretlere başvurur. Sonra Cumhurbaşkanı dava açar. Ötekiler, "Basın özgürlüğü" diye bağırır. Berikiler, "Cumhurbaşkanına hakaret edilemez" der. Bu böyle devam eder, durur.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com