"Sadece kalabalığa karışmak istemiyorum"...


     Saat 19:00 bizim için, işin bittiğinin göstergesidir. Herkes kaçarcasına bilgisayarını kapatıp, bazıları ise hiç kapatmadan çıkışa yönelirler. Bense aheste aheste takılmaya devam ederim. Notlarımı toplarım. Masamı düzene koyarım. Bilgisayarımı kapatırım. Bunları özellikle yaparım. Çünkü o çıkıştaki kalabalığa karışmak istemiyorum. Merdivenlerde bir insan seli. Sıkış tepiş inersin aşağıya.  

     Ne gerek var. 5 dakika geç çıkarım. Ama rahat rahat inerim merdivenlerden. Benim öyle yavaş yavaş hareket ettiğimi görenlerde, “Hayırdır gececi misin?” diye sorarlar. “Yoo. Sadece o insan kalabalığına girmek istemiyorum” derim. Böyle deyince de sanki garipser bir şekilde bakarlar. Ve galiba içlerinden de, “Bu ne biçim bir çocuk ya?” diye geçiriyorlar.

Yorumlar

  1. İş yerleri modern hapishanelerdir insanların kaçarak uzaklaşmasını tuhaf bulmadım. Kişisel etkileşim arzulamama kısmında ise davranışınıza katılıyorum. Az insan, çok mutluluk.

    YanıtlayınSil
  2. ben de hiç sevmiyorum kalabalıkları içim daralır ama mecbur kalıyor bazen insan az nüfusu olan sakin bir yerde doğada yaşamak çalışmak ne keyifli olurdu şehirlerlerin boğucu kalabalığından uzakta...Allah isteyen herkese böyle bir yaşamı nasip etsin inşallah...

    YanıtlayınSil
  3. hahhahhhhaaa aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın ;))

    YanıtlayınSil
  4. Bence hızlı çıkanlar da "kalabalık başlamadan buradan uzaklaşayım" diye düşünüyor olabilirler:)

    YanıtlayınSil
  5. Geç olsun güç olmasın düşüncesi her zaman mantıklıdır. 😁

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Facebook ve İnstagram'da aynı gönderiyi paylaşmak...

Netflix iş ilanı...

Hayalimiz için gerçekten çaba gösteriyor muyuz?