Ruhi Çenet Ermenistan'a gitti ve Ermenilere bizim hakkımızda ne düşündüklerini sordu...


     Aranızda, bu anda yaşayabilme olayını yapabilen var mı? Geçmişi ve geleceği düşünmeden, sadece anı yaşayan. Bana imkansızmış gibi geliyor.

     Ruhi Çenet (isme tıkla ve videoyu izle) için daha önceki yazımda Ermenistan’a gittiğini yazmıştım. Orada yaptığı röportajları yayınladı. Ermenilerin bize bakışı çok sert. Biri, “Türkler, hayvandır” dedi. Biri, “Senin dedelerin benim dedelerimi kesti” dedi. Çarpıcı bir video olmuş. Bence izlenmeli.

Ruhi Çenet
foto kaynak: medyafaresi.com
     İnternet kablolarının okyanusların altına döşenme hikayesini biliyor musunuz? Eğer sizde benim gibi bilmiyorsanız Barış Özcan’ın (isme tıkla ve videoyu izle) bu konudaki son videosunu izleyebilirsiniz. Gerçekten enteresan.

Barış Özcan hakkında yazdığım yazıları okumak için buraya tıkla.

     Hıncal Uluç (isme tıkla ve yazıyı oku) gerçekten olaylara farklı bir açıdan bakabiliyor. Mesela KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın çok tepki çeken açıklamaları hakkında yazmış. Öyle düşünen sadece cumhurbaşkanı değil halkın geneliyse peki? Düşündüren bir yazı olmuş.

     Bob Marley, daha gencecikken 36 yaşında hayata veda etmiş. Ve hayatımda ilk defa duyduğum bir dine mensupmuş. Ve saçlarının rastalı olmasının nedeni de, dininin gereğiymiş.

Ruhi Çenet hakkında yazdığım diğer yazıları okumak için buraya tıkla.

Sevgililer günü değil de çiçekçiler günü desek...


     Bugün 14 Şubat sevgililer günü. Aslında bu güne sevgililer günü değil, çiçekçiler günü demek lazım. Bugün en çok kazanan çiçekçilerdir desek yanlış olmaz herhalde. İş yerindeki danışma, çiçek bahçesi gibi olur bugün.

     İş güvenliği toplantısı vardı dün. Makara yaparak, gülerek, eğlenerek, az da olsa bir şeyler öğrenerek güzel bir 1 saat geçirdik.

     Bahsettiğim bu iş güvenliği toplantısından çıkışa 15 dakika geldim. O ara takım liderimiz feedback toplantısı yapacağımızı söyledim. Tabi ilaç gibi geldi. Arkadaşım Anıl, “Sevap havuzuna mı düştün lan?” dedi.

sevgililer günü
foto kaynak: unsplash.com

     Burnu büyüklerden, kendini bi halt zannedenlerden nefret ediyorum.

     Bizim iş yerindeki kafeci Şafak, Fenerbahçe’lidir. Son yaşanan gelişmeler üzerine konuştuk. “Aziz Yıldırım’ın kıymetini bilememişiz” diyor.

     Şu meşhur kargocu olayını bugün kardeşim de yaşamış. Bir yere gitmek için evden çıkmış bugün. Kapıda, “Geldik, bulamadık” diye kargocuların bıraktığı kağıt ile karşılaşmış. “Ne kargosu, ne gitmesi ne gelmesi. Ben hep evdeydim. Gelen giden olmadı” diyor.
    
Sevgililer günü kutlanmalı mı? Bu konudaki yazımı okumak için buraya tıklayabilirsin.

Hekimoğlu dizisi tuttu mu?


     Hekimoğlu dizisi gerçekten sevilmiş. Dün akşamki (11.02.2020) bölümü AB grubunda 1’inci olmuş. Total’de de 4’üncü olmuş. Aslına bakarsan orada da iyi izlenmiş. Sanki maya tuttu. Bu dizi alıp yürüyecek gibi. İlk bölümden sonra da bir yazı yazmıştım. O yazımda, “Bana tutmayacak gibi geliyor” demiştim. (O yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsin) Ama yanılmışım. 

Hekimoğlu
foto kaynak: hurriyet.com.tr
     O bölümlerinden sonra bende diziyi izlemeye devam ettim ve sevdim. Salı akşamlarımızı doldurduk artık. Daha önceleri salı akşamları izleyecek bir şeyimiz yoktu. Artık, Hekimoğlu var. Dün akşamki bölümde Hekimoğlu’nun kendisiyle olan savaşı vardı. Yine bölümün sonunda hastalığın nedenini buldu. Bu arada yeni bölümün tanıtımını gördük. Gelecek bölüm çok eğlenceli gözüküyor.

Daha başka hangi diziler hakkında yazdım, okumak istersen buraya tıklayabilirsin.

Yoksa bende telefonda konuşamama fobisi mi var?

     Arkadaşlarımla telefonda konuşamama diye bir durumum var. Daha doğrusu tıkanma. An geliyor, ben susuyorum, karşı taraf susuyor. Ortamda bir sessizlik. İşte benim sevmediğim an, bu an. İşte bu anları yaşamamak için özellikle telefon açıp konuşmaktan çekiniyorum. Bunun yerine mesaj yazıyorum. Birde telefonu ne zaman kapatacağımı kestiremiyorum. Zamanlamayı tam yapamıyorum. 

telefonda konuşamama fobisi
foto kaynak: unsplash.com
     Bu sefer karşımdakinde, “Bu hemen telefonu kapatmaya çalışıyor” izlenimi uyanıyor. O nedenle, “Artık kapatalım” cümlesini ben kurmuyorum. İşte böyle dostlar. Belki bu anlattığım çok saçma bir şey. Ama bu böyle. Ama bu akşam her şeyi göze alıp aradım bir arkadaşımı. Bayadır aramadığım bir arkadaşımdı. Aradım ve konuştum. Ama bu çözüm olmadı tabi. Bu durum, böyle gelmiş böyle gider.

Daha neler neler yaşadım. İstersen buradan okuyabilirsin.

Futbol yorumculuğunu bırakmakta çok geç kaldın be Hıncal abi...


     Hıncal Uluç, 90 A programındaki futbol yorumculuğunu bırakmış. Bence çok geç verilmiş bir karar. Aslında bu kararı 90 Dakika programı bittikten sonra almalıydı. Ama Hıncal Abi durmadı, devam etti. Belki hırsından, belki de futbola olan aşkından. Devamlı programlarda söylerdi. “Bu kötü futbolu izlemek için harcadığım zamana yazık” diye. 

Hıncal Uluç
foto kaynak: milliyet.com.tr
     Her bunu söylediğinde, “Bırak abi o zaman. Tamam, futbol yorumlarını merak ediyorum. Ama ben senin gazetendeki yazılarını da seviyorum. Oradaki filme, sanata, hayata dair yazılarını da zevkle okuyorum. Madem futbol izlemek seni bunlardan men ediyor. Bırak o zaman futbol yorumculuğunu” derdim. Sonunda bıraktı. Ama çok geç bıraktın be Hıncal Abi. Merak ediyorum, acaba bundan sonra hiç mi maç izlemeyecek yoksa sadece yorumculuğu mu bıraktı?

Hıncal Uluç hakkında yazdığım diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

Ruhi Çenet Çin'de mi kaldı? Ruhi Çenet nerede?


     Ruhi Çenet Çin’de mi kaldı? Herhalde orada kalacak hali yok. Benim merak ettiğim asıl Ruhi Çenet, karantinaya alındı mı sorusuydu? Çünkü Çin’den gelen vatandaşlarımız 14 gün boyunca karantina altına tutulacaklar. Eğer 14 gün sonunda yapılacak tahlillerde de temiz çıkarlarsa karantinadan çıkacaklar. Aynı yöntemin Ruhi içinde uygulanacağını düşündüm. 

Ruhi Çenet
foto kaynak: ntv.com.tr
     Hatta bu karantina günlerinden de bir video yapar diye düşünmüştüm. Bizim düşündüğümüz bu durumu elbette ki Ruhi de düşünmüş. Ve Çin’den direk ülkeye dönmeden Ermenistan’a geçmiş. Orada da bir video yapmayı planlıyor. Sanırım bu 14 günlük kuluçka süresini dışarıda geçirecek. Ve ülkeye geldiğinde de karantinaya alınma gibi bir sorunla karşılaşmayacak. Bakalım her şey Ruhi’nin planladığı gibi gidecek mi?

Ruhi Çenet, Çin'e yani korona virüsünün kalbine gitti...


     Ruhi Çenet, Çin’e gitmiş. Millet Çin’den kaçmaya çalışıyor, bizim Ruhi oralara gidiyor. Ruhi kardeşim, ne işin var oralarda? Daha yeni evlisin. Allah korusun virüsü kapacaksın falan. Bu genç yaşında. 

     Ruhi’nin tek sorunu da virüs olmayacak oralarda. Birde Çin yönetimi kendisini gözaltına alabilir. Kara listede olabilir kendisi. Uygur Türkleri ile ilgili bir video yapmıştı. O videoda Uygur Türkleri yaşananları anlatmıştı kamera karşısında. İşte bu nedenle havaalanında gözaltına alınabilir. 

Ruhi Çenet, Çin'e gitti
foto kaynak: cnnturk.com
     “Eğer benden dört gün içinde haber alamazsanız her yere başvurun” diyor. Adam bile bile ateşe yürüyor. Ama Ruhi’nin bu huyunu seviyorum. Çocuk sanki bir haberci gibi. Haber nerede ise orada olmak istiyor. Elinden gelse oraya gittiğinde virüsü kapmış olanlarla bile röportaj yapacak. O kadar gözünü karartmış. 

     Birkaç gün önce de Elazığ’daydı, deprem bölgesinde. Hasarlı bir apartmana girdi. Kardeşim o anda bir artçı olsa ne olacak? O apartman yıkılsa ne olacak? Ruhi’yi kime benzetiyorum biliyor musunuz? 

     Hani korku filmlerinde, “Oraya gitme işte. Bekliyor seni katil” diye ekran başından bağırırız. Ama oyuncu illa da oraya gider. Hem korkar, hem de gitmeden duramaz. İşte Ruhi’yi böyle görüyorum. 

     Son bir not: Ruhi, İnstagram hesabından paylaşım yapmış. “Sorun yok” diyor. İki güne kadar da video gelecekmiş. Kendine dikkat et, sağ salim yurda dön kardeşim.