Don't Look Up filminden gözüme çarpanlar... (Spoiler var)

UYARI: Filmi izlemediyseniz bu yazıyı okumayın. Çünkü spoiler var.    

YARISINDA BIRAKTIM…

     Don’t Look Up filmini yarıda bıraktım. Çok sıkıldım. Ama izlediğim kadarıyla gözüme çarpanları da sizinle paylaşmak isterim.

AYNI SENARYODAN GINA GELMİŞ…

     Dünyaya bir şey çarpacak ve Dünya yok olacak temalı filmlerden gına gelmiş artık bana.

BİZ DE OLSA…

     Beyaz Saray’da, Dünya’ya kuyruklu yıldız çarpacak deniyor. Amerika Başkanının iplediği yok. Çok lakayt gösterilmiş Beyaz Saray. Biz de olsa film hakkında soruşturma açılabilirdi.

NEDENİ BU OLABİLİR…

     Ve insanların umursamaması. Belki de filmdeki insanlar da benim gibi, Dünya’ya bir cisim çarpacak ve yok olacak temasından sıkıldıkları için iplememiş olabilirler.

BUNUN FİLMİNİ ÇOK GÖRDÜK…

     Ayrıca filmde de buna hiç değinilmemiş. Biri de çıkıp, “Hep bunun filmlerini izlerdik. Sonunda gerçeğini mi yaşayacağınız yani?” dememiş.

YAPAY BİR SAHNE…

     Kız, sevgilisine, “Dünya’ya kuyruklu yıldız çarpacak ve hepimiz öleceğiz” diyor.

     Adam hemen fenalık geçiriyor, midesi bulanıyor falan. Bana gerçekçi gelmedi.

     Böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığımızda gerçekten böyle bir tepki verebiliriz tabi. Ama o sahne, nedense sahte geldi bana.

EN GERÇEKÇİ SAHNE…

     Bana en gerçekçi gelen sahne: Mindy ve Dibiasky, durumu anlatmak için ilk defa bir televizyon programına çıkıyorlar.

     Program sunucuları söylenenleri umursamıyor. Hatta dalga geçiyorlar.

     Bunun üzerine Dibiasky yani Jennifer Lawrence, bu duruma isyan ediyor.

     Bağırıyor/çağırıyor ve ağlayarak stüdyoyu terk ediyor. Bunun üzerine sosyal medyada capsleri yapılıyor.

     Ama baya komik. İşte bu sahne gerçekti.

    

Konuşurken net olmalısın...

      Konuşmalarında net olmak çok önemli. Kem küm etmeyeceksin konuşurken. Kendinden emin konuşacaksın.

     Çağrı merkezinde de net konuşmalısın mesela. Net konuşursan müşteri ikna olur. Kem küm edersen ikna olmaz.

     En kötü durumu bile tek seferde söylemelisin.

     Bu, karşı tarafta çok büyük etki yapıyor. Ne diyeceğini bilemiyor. Ne diyeceğini şaşırıyor.   

KİŞİSEL GELİŞİM VİDEOSU İLE GÜNE BAŞLAMAK…

     Sabah işe başlamadan önce Hikmet Anıl Öztekin’in videosunu izledim.

     Talip ettiğim birkaç kişisel gelişimciden biridir kendisi.

     2022’yi planlamak için 5 tane öneri veriyordu videosunda.

     Ve ayrıca ocak ayı içerisinde de bunun gibi videoların geleceğini de söyledi.

     Bu tip videoları seviyorum. Güne böyle videolarla başlamak da güzel oluyor benim için.

ROMAN YAZARLARINDAN BEKLENTİM…

     Roman yazarlarından büyük şeyler beklemiyorum ben.

     Hayatın içinde ne varsa, onu yaz sadece. Ya da hikaye yazacaksan, hayattan bir kesiti yaz sadece.

     Uçan kaçan, çok acayip şeyler beklentim yok.

     Hayattan hikayeler istiyorum ben. Senin/benim yaşadığımız şeyler.

     Ya da mahallemizde duyduğumuz şeyler. Ya da televizyonda gördüğümüz şeyler.

DUOLİNGO İLE YENİDEN…

     Duolingo’yu yıllar sonra yeniden indirdim. Kelimeleri baya baya unutmuşum. Daha ilk seriyi geçemedim bir türlü.

     Bunun dışında doğru cevap verdiğinde gelen zil sesini de çok seviyorum.

     Zamanında baya ilerlemiştim. Sonradan da sıkılıp, silmiştim telefondan.

     Hani şu görüntülü yabancı dil konuşulan siteler var ya. Onlardan birine dahil olsam, kalırım öyle. Kelime bilgim çok düşmüş.

    

Eti Negro adını değiştirmiş...

      Eti Negro adını değiştirmiş ve Nero yapmış. Çünkü Negro isminden dolayı incinenler varmış.

     Negro, siyah anlamına geliyor çünkü. Irkçılık yapılıyormuş gibi bir durum ortaya çıkıyormuş.

     Zamanında bu isim konulurken hiç de böyle bir şey düşünülmemiştir elbette.

     Ama yaşananlar konuyu buralara getirdi. Bence çok yerinde bir uygulama olmuş.

     Tebrikler Eti.

TOGG ARABAMIZ HAKKINDA HİSSETTİĞİM…   

     TOGG arabamız ABD’de tanıtılmış.

     Arabamız ile ilgili benim kafamda oluşan algı şu: Sadece tanıtılmak için yapılmış bir araba gibi.

     Sanki hiç seri üretime geçilmeyecekmiş gibi. Hep böyle örnek olarak kalacakmış gibi.

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ KARMAŞASI…

     Asgari ücrette AGİ yani asgari geçim indirimi kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı?

     Dünya meselesi olup çıktı. Kimisi kalktı, kimisi devam ediyor diyor.

     Yahu artık biri çıksın da şu konuyu bir açıklığa kavuştursun.

AHMET HAKAN’IN, MATRİX 4 YORUMU…

     Ahmet Hakan, Matrix 4 hakkında, “Boşuna izleyip hayal kırıklığına uğramayın” diyor.

     Bunu baştan söyledik. Yapmayın, etmeyin dedik.

     Efsaneyi sulandırmayın dedik. Dinlemediler. Olacağı buydu.

     “Çok güzel bir bölümdü” ya da “Seriyi mükemmel bir şekilde devam ettirmişler” diyeni görmedim ben.

YENİDEN BAŞKA BİR ÖNLEM GEREKİYOR…

     Kur korumalı mevduat hesabıyla dolar ve euro düşmüştü. Ama tekrar artmaya başladı. Ama kimse buna değinmiyor.

     Sanki Dolar hala 10 liraymış gibi davranılıyor. Görmezden geldiğinizde sorunlar yok olmuyor ki.

     Kur korumalı hesabın etkisi geçti. Acilen başka hamleler gerekiyor.

 

Haykırın, "İnadına kendim olacağım" diye...

      “Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin” demiş büyük üstat Tarkan. Bundan yıllar yıllar önce.

     Şimdilerde, “Başkası olma, kendin ol” slogan oldu kişisel gelişimcilerde. Ben bu slogana gönülden inanıyorum.

     Ne varsa kendin olmakta var. Haykırmalıyız aslında, “İnadına kendim olacağım” diye. 

ÇOK HIZLI VE KAĞNI GİBİ AKAN SAYFALAR…  

     Peyami Safa’nın, Bir Tereddüdün Romanı adlı kitabını okuyorum bu aralar. Kitap biraz ağır gibi.

     Diğer kitapları gibi değil bu kitap. Bazı sayfalar hızlı hızlı akarken, bazı sayfalarsa kağnı gibi gidiyor. İttire kattıra.

İSMİ HOŞUMA GİDEN KİTABI ALMAYA KALKINCA…

     Kütüphanede kitaplara bakarken, “İsmi hoşuma giden kitabı alayım” dedim.

     İsmi hoşuma giden kitaplardan bir tanesini aldım, baktım ve inceledim. Benim okuyacağım tarzda bir kitap olmadığını gördüm.

     Eğer sadece isme göre almış olsaydım, bir tane kitabı boşuna almış olacaktım.

MARS’A GİTSEK BİLE MASKEDEN KURTULUŞ YOK…

     NASA’yla ilgili bir haber gördüm. Mars’ı yaşanabilir hale getirecekmiş. Haberin görselinde şöyle bir mizansen var.

     Bir baba ve bir çocuk var. Ele ele tutuşmuş geziyorlar. Ama her ikisinin üzerinde de astronot kıyafetleri var.

     Yani dışarıda devamlı o elbise ve başınızda camdan küre ile dolaşacağız.

     Bugünlerde maske takıyoruz, o günlerde de camdan küre işte. Farkında mısınız? Git gide öyle bir hal alıyor ki.

     İnsanlar ne dünyada ne de farklı bir gezegende başlarına ve yüzlerine bir şey takmadan dolaşamıyorlar.

     Dışarıdan soyutlanıyoruz resmen.

     Ben hala aynı düşüncedeyim: Mars’ta, insanlık olarak yaşamamız hayal.

Montaigne ve ben...

     Montaigne, her zaman yanından kitabı eksik etmezmiş. Ama bazı zamanlarda ise kitaplarının kapağını aylarca açmazmış. Buradan açıklıyorum: Ben, Montaigne’nin kafadanım. Bazen kitap okumaya çullanırım, bazense hayatım boyunca bir sayfa kitap okumamış gibi biri olurum, elimi kitaba sürmem.

ÜLKE ÇAPINDA REKLAM YAPTILAR YA…

     Fox’ta bahsettiğim maskeli yarışma vardı ya hani. Kostümlerinin acayipliği ayağına ülke çapında reklamı oldu. Bakalım program bu kadar reklamdan sonra reytinglerde de alıp yürüyecek mi?

BEKLENTİLERİMİZ VE HAYATIMIZ…

     Beklentilerimiz ve yaşadığımız hayatımız. Bunların arasındaki makas büyükse mutsuzluk ortaya çıkıyor. Ama burada önemli olan: Beklentilerimiz gerçekçi mi? Ben de kendime bu soruyu soruyorum arkadaşlar.

ÜLKE GÜNDEMİ DIŞINDA YAZMAK…

     Deep, yazılarının birinde, ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşulları yazı konusu yapmak istemediğini, daha farklı konulardan bahsetmek istediğini yazmış.

     Ağaç Ev Sohbetleri bölümü için yazmış bunu.

     O an ben de şunu düşündüm: “Ülke gündeminden farklı konularda yazabilir miyim? Ben böyle bir şeye kalkışsam nereye kadar yazabilirim?” diye sordum kendime.

     Ama net bir cevap alamadım kendimden.

YABANCI FİLM ÇOK, BANA UYAN YOK…

     Geçtiğimiz Cuma yılbaşı akşamıydı ya. Bu hafta tüm kanallar dizilerinin yeni bölümlerini yayınlamıyorlar.

     Bu akşam büyük kanalların çoğunluğunda yabancı filmler vardı. Ama bana hitap eden bir yabancı film yoktu.

KONUŞUYOR AMA BOŞ KONUŞUYORMUŞ…

     YouTube’da takip ettiğim bazı kanallar var. Kişisel gelişim üzerine konuşuyorlar. Ama boş konuşuyorlar gibi geliyor bana.

     Bugün onlardan birini dinlerken, “Ya ben bu adamı dinliyorum ama bu adam ne anlatıyor?” dedim. Hiçbir şey anlatmıyormuş.

Barış Manço, hayatını 45 saniyede çizerek anlatıyor...

      İnstagram’da dolanırken TRT Arşiv’in hesabında, 1984 yılında Barış Manço’nun katıldığı bir programa denk geldim.

     Orada sunucu, “Kısaca yaşantınızı anlatır mısınız?” diyor. O da, oradaki bir kağıda, kırk beş saniyede hayatını çiziyor.

     Peki ne çiziyor? Muhtemelen bu dediğimi büyük çoğunluğunuz izlemiştir.

     İzlemeyenleriniz varsa eğer, Youtube’a, “Barış Manço hayatını anlatıyor” yazarak izleyebilirsiniz.    

İNSANLARIN ÖZELİNE GİRME HAKKINI NEREDEN ALIYORSUNUZ?

     Beyhan Budak’ın özel telefonunu bir şekilde bulup, adamı gece gündüz arıyorlarmış. Adam rahatsız olmuş tabi.

     İnstagram’dan bu rahatsızlığını dile getirmiş. Adama bir de, “Sert tepki verdin” demişler. Ya bu insanları anlamak zor.

     Adam ne deseydi? Adamın özeline girmişsin. Ne bekliyorsun? Kardeşim yormayın insanı.

     YouTube videosunu izle. Yorumunu yap. Daha da burnunu sokma insanın özeline.

PLAN/PROGRAM YAPMADAN GİRDİM 2022’YE…

     2022’ye girerken geçen seneler ki gibi kendime hedefler belirlemedim.

     Yeni yıl heyecanını yaşamadım mı? Yaşadım. Ama plan yapma, hedef belirleme gibi şeyler yapmadım.

     Bilmiyorum. Gerek görmedim galiba.

KOSTÜMLER NE ÖYLE?

     Fox TV’de, “Maske, Kimsin Sen” adlı bir yarışma başlamış. Twitter onunla yıkılmış.

     Garip garip kıyafetlerle sahneye gelen yarışmacılar şarkılar söylüyor. Jüri de onların hangi ünlü olduklarını tahmin etmeye çalışıyor.

     Konsept olarak güzel. Ama kostüm olayında çok aşırıya kaçmışlar. Ürkütücü kostümler bence. Hele çocuklar için.

     Yüze sadece bir maske taksanız yeterdi. Kostüm işini bu kadar dallanıp budaklandırmaya ne gerek vardı ki?

 

Acun Ilıcalı, NFT işine girmiş...

     Acun Ilıcalı, şimdi de NFT işine girmiş. Eneftio adında NFT platformu kurmuş. Adamın, açılan her yeni alanda var olma çabası hoşuma gidiyor. Adam durmuyor. Devamlı yeni akımların peşinde koşuyor.

DÜZCE’DEKİ SOĞUK DEĞİL…

     İş yerinden arkadaşım Onur, askere gitti. Gittiği de 10 gün oldu. Aradığında kendi söyledi. “Hacı abi Düzce’deki soğuğu unut. Bizim oradaki soğuk değilmiş. Sivas’ta öyle bir soğuk var ki” dedi. Ben de askerliği Çanakkale’de yapmıştım. Orası da soğuktu. Tabi Sivas, hem Düzce’ye hem de Çanakkale’ye bedeldir soğukta.

TAM FİLMİ İZLEMEYE BAŞLAMIŞKEN…

     Don’t Look Up filmini bilgisayardan açıp tam izlemeye başlamıştım ki. Özgür ve Murat’tan telefon geldi. “Gel oturalım. Sohbet/muhabbet edelim” diye. O nedenle filmi izleme hayalim suya düştü. Ya bu akşam fırsat bulursam ya da yarın izleyeceğim.

DİAMOND’UN NE KADAR İZLENDİĞİNİ BULAMADIM…

     Cem Yılmaz’ın son gösterisi Diamond dün akşam yani 31 Aralık 2021’de, Netflix’de gösterime girdi. Bir yerde, dün akşam için çok izlendiğini okudum. Ama ne o haberde ne de başka sitelerde ne kadar izlendiğine dair bir bilgi yoktu.

ATA DEMİRER GAZİNOSUNU ZAPLADIM GEÇTİM…

     Yine dün akşam, yani yılbaşı akşamı Fox’ta, Ata Demirer Gazinosu vardı. Zaplarken denk geldim. Biraz dinledim. Sarmadı beni zaplamaya devam ettim.

TAKVİMSİZLİK VE ÇOK TAKVİMLİLİK…

     Geçen sene yılbaşında hiçbir yerden takvim bulamamıştık. Bu sene ise üç yerden takvim geldi. Olmayınca hiç olmuyor, olunca da birden fazla oluyor.